Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1218 E. 2026/1375 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1218
- Karar No
- 2026/1375
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1218
KARAR NO: 2026/1375
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2023
NUMARASI: 2017/140 Esas - 2023/750 Karar
DAVA: Tespit
KARŞI DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı - karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... yılında kardeşleri ..., ..., ... ve ... ile birlikte ortaklaşa ..... Ltd. şirketini kurdukların, ancak şirketin müvekkili ... ile ... adına tescil edildiğini, Her ne kadar ... yılında ortaklık dağılmışsa da 2005 yılında Kardeş ...'in ortaklık teklifi ile firmanın yeniden faaliyete geçirildiğini, söz konusu anlaşmaya göre Müvekkilinin ağabeyi ... ile her ne kadar şirketin büyük bir kısmı müvekkilinin üzerinde resmi olarak görünse de - Müvekkilinin şirket karı üzerinde %10 ve giderler konusunda da ortaklaşa olarak anlaştıkları bir ortaklık sürecinin başladığını, Kardeşler arasında 2015 yılının Şubat ayına kadar sorunsuz devam eden bu ortaklığın, yılın ilk çeyreğinde Müvekkilinin anlayamadığı bir nedenle ...'in ortaklığı bitirmek istemesiyle yeni bir sürece girdiğini, yapılan toplantıda geriye doğru hesap yapılarak kimin ne kadar alacağı olduğuna karar verileceğinin karara bağlandığını, Her ne kadar Müvekkilinin şahitler huzurunda varılan bu anlaşma gereği kararlaştırılan her bir hususu yerine getirmiş ve hesaplamanın yapılmasını beklemişse de aradan geçen zamana rağmen hesaplama masasından birçok kez kalkıldığı gibi; ağabey ... tarafından kendisine hisse payı bedeli ödememe adına gerçeğe aykırı gerekçelerle davalar açıldığını, müvekkilinin .... Noterliğinin 12.03.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi" ile resmiyette sahibi olduğu ..... Ltd. Şti. hisselerinin tümünü Davalı ...'e devrettiğini ve bu zamana kadar da fiiliyatta %10 kar ortaklığına düşen hissesine ilişkin hisse bedellerini para olarak almadığını,
Ayrıca şirkete çeşitli vesilelerle verdiği şirket muhasebe kayıtlarında da görülecek bedelleri devir esnasında alamadığını, Devir tarihi olan 12.03.2015 tarihi itibariyle ..... Ltd.Şti.'nin tüm resmi defter kayıtlarının incelenerek şirketin aynı tarih itibariyle hisse bedellerinin tespit edilmesi, kayıtlarda müvekkiline olan şirket borçlarının da tespit edilmesi ile, tespit edilen miktarların kendisi paylarına düştüğü oranda davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26/05/2023 tarihli dilekçesi ile tespit talebini eda davasına dönüştürmüştür.
CEVAP:
Davalı - karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: 1999 yılında kardeşler arasındaki ortaklığın sona ermesi üzerine şirketin tamamen dava dışı ...'e bırakıldığını, şirketin tek hissedarı ve yetkilisinin ... olduğunu ancak kardeşler arasında mevcut güven ilişkisine istinaden ticaret sicil kayıtlarında hisse ve yetki devri gerçekleştirilmediğini, farklı bir ifade ile kağıt üzerinde ... ve davalı ...'in ortak olarak kalmaya devam ettiğini, 2002 yılına gelindiğinde farklı sektörde faaliyet gösteren ...'in işlerinin kötü gitmesi üzerine dava dışı ..., ...'i şirket muhasebesine ve bir kısım işlere yardımcı olması için %10 kar ortaklığı ile davet ettiğini, davacı karşı davalı ... tarafından teklifin kabul edildiğini, 2015 yılına gelindiğinde Şirket'e ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığı, şirket banka hesaplarından bir kısmı davacı ... hesaplarına olmak üzere, yüklü miktarda para çıkışları yapıldığı, şirket karının büyük bir bölümünün şirket hesaplarında bulunmadığının tespit edildiğini, bu tespit üzerine ...'in müdürlük görevine son verildiğini, kendisine ait payların ...'e 50.000 TL bedel ile devri sağlandığını, kayıtlar üzerinde yapılan incelemeler sonucu 5.000.000 USD nin üzerinde açık olduğunun tespit edildiğini, bu açığın; ... ...'e ait banka hesaplarından karşılıksız para çıkışları, ...'in şirkete ait tahsilatları şahsi hesapları üzerinden yaparak, kayıt dışı gelirin yok edilmesi,
Şirket müşterilerine kesilen faturaların düşük bedelli kesilmesi, gerçek bedel ile fatura bedeli arasındaki farkın kayıt dışı tutulması gibi yöntemlerle oluşturulduğunu, yapılan bu tespitler üzerine hukuki sürecin başlatıldığını, davacının noter huzurundaki beyanı ile devir bedelinin tamamını aldığını beyan ederek ... hakkında yapılmış olan suç duyurusu ve sunulan banka hesap hareketleri, ...'in kaçma şüphesi ve alacağın niteliği itibari ile doğumu ile muaccel bir alacak olması dikkate alınarak, müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçmek için İİK md. 257/1uyarınca, davacı-karşı davalı ...'in yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarının harca esas değer olan 300.000,-USD bedel ile ihtiyaten haczine, asıl davanın reddine, Karşı davanın kabulü ile HMK md.107 uyarınca zarar tespit edildiğinde artırılmak üzere şimdilik 300.000,- USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı - karşı davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerekir. Bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalı tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerekir.
Aksi takdirde enflasyon ve kur farkı da dahil olmak üzere şirketin uğramış olduğu her türlü işletme zararının yöneticilerden tahsili imkanı doğmuş olur ki, böyle bir sonuç, yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin düzenlenme amacıyla bağdaşmadığı gibi ticari işletmenin kar edebileceği gibi yapmış olduğu faaliyetin taşıdığı ticari riskler nedeniyle zarar etme
ihtimalinin de bulunması, özelliğiyle de bağdaşmaz. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Şirkette resmi olarak üzerinde %62,50'lik hisse devrinin .... Noterliği'nin 12.03.2015 tarih ve ... Sayılı Yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile yapıldığı, sözleşmede; "...şirket ortaklarından ... devreden ... adına geçen şirketteki 50.000,00TL (Elli bin lira) payımın şirket resmi kayıtlarına işlenmemiş ve bilançolarında gözükmeyen borçlar haricinde, şirketin aktifinde ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ... isimli kişiye 50.000,00TL bedel karşılığında devir ettim. devir bedelini kendisinden nakden ve tamamen aldım." ifadeleri ile devir bedelinin tamamen alındığının noter huzurunda ... tarafından beyan edildiği, yapılan tespitte ...''in devretmiş olduğu hisse bedelini tamamen aldığını noter huzurunda kendi özgür iradesi ile beyan ettiği ve devir işleminde herhangi bir usulsüz işlemin olmadığı, bu haliyle davacı –karşı davalının hisse devri bedeli olan 50.000 TL almadığını ispatlar nitelikte bir belge tespit edilemediğinden ve şirket bilanço değerinden hisse devrini kendi özgür iradesi ile devir etmediği, davacı-karşı davalının iddiasının soyut kaldığı, TTK mad.618/III/c hükmü gereği sorumluluk davası açması için istinaf kaldırma kararları dikkate alınarak heyetçe 05/03/2020 tarihinde bu konuda ara karar kurulduğu ve yasal süresinde eksikliğin tamamlandığı, genel kurul kararının sunulduğu, eda davasına alarak yapılan ıslaha hisse bedeli devri sırasında bedelini aldığı açıkça kendi özgür iradesi ile bildirdiğinden ve yapılan hisse devrinin hukuki ve yasal şartları taşıdığı anlaşıldığından reddine ve şirkette alacaklı olduğu iddiasının ise alınan bilirkişi raporlarına göre hesap hareketlerinin dava dışı ...'in hesap hareketleri üzerinden yapıldığı, davalı şirket uhdesinde kayıtlı bedelin hesap hareketleri ile de raporlarda tespitinin yapılamadığı anlaşılmakla Limited şirket müdürlerinin zarar bakımından kusurlarının bulunmadığını ispatlamakla yükümlü Olduğu, davacı-karşı davalı tarafından şirket hesaplarından yapılan para aktarmalarının davacının şirketteki görevini ifası kapsamında yapılıp yapılmadığı, bu paraların şirket için şirket menfaatine harcanıp harcanmadığının tespit edilemediği,
davacının karşılıksız para çıkışı yaptığı miktarların nereye harcandığına dair bir delil sunmadığı, Limited şirket müdürlerinin zarar bakımından kusurlarının bulunmadığını ispatlamakla yükümlü olduğu, Kök, ek ve 2. ek raporlarda; davacı/karşı davalının müdürlük döneminde, 2011 yılı ortaklar caride kendi hesabının kapanış bakiyesi ile 2012 yılının açılış bakiyesinin aynı olması gerekirken arada 4.353.254,09 TL'lik bir artış olduğu tespitlerine yer verildiği,
Davacı/karşı davalının müdürlük görevinin sona erdiği 2015 yılının sonunda ise ortaklar carideki davacı/karşı davalı ...'in bakiyesi 3.125,06 TL olarak tespit edildiği, bu haliyle davacının istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar verilmiş, Karşı dava yönünden, 22.11.2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu ile tespit edilen 2.833.155,24 USD şirket zararının davacı-karşı dava davalısı ...'den tahsili ile .......Şti'ne ödenmesine karar verilerek faiz bakımından taleple bağlı kalınarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı asıl davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davaya ilişkin karar gerekçesinin; akla, mantığa, hayatın olağan akışına, kanuna, Yargıtay ve mahkeme kararlarına göre hatalı olduğunu, somut olayda, noter sözleşmesinde hisse bedeli 50.000-TL olarak gösterildiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle beraber, asıl hükümde şirketin uğratıldığı zarar olarak gösterilen meblağın 2.833.155,24 USD olduğunu, bu çapta bir şirketin talep edilen hisse bedelinin 50.000-TL olduğunun kabulünün, tamamen gerçek dışı olduğunu, yargılama sürecinde, hisse bedelinin 127.553,00-TL olduğu ve müvekkilin de şirket nezdinde kayıtlı 1.881.645,00-TL alacağının olduğu kayıt ve raporlardan ortaya konulduğunu, hisse devrinin taraflarının, kardeş, amca ve yeğen olduğunu, yakın akraba olduklarını, bu itibarla, müvekkilin davalı ...'den talep ettiği hisse bedelinin tespiti gerektiğini, müvekkilin davalı şirketten, ortaklığı sürecinde kendisine ödenmeyen alacaklarının tahsili talebine ilişkin olarak mahkeme hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, karşı davadaki talebin, limited şirket müdürünün (yönetici ortağın), şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan bir sorumluluk davası şeklinde kabul edildiğini, ancak dava dilekçesindeki talebin esasen bu kapsamda olmadığını, müvekkilin açtığı davada; istediği hisse bedeli ve alacak talebine karşılık olarak, ortakların şirketten mevcut alacaklarının ne kadar olup olmadığı hususunun belirlenmesi talebini içerdiğini, ayrıca müvekkilinin haksız rekabet yaptığı iddialarına dayalı bir kısım farazi zararlar nedeniyle tazminat talebinde bulunulduğunu, davadaki hukuki nitelendirme başından sonuna kadar eksik, hatalı ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu,
HMK'nın 26. Maddesi kapsamında mahkemenin taleple bağlılığı kuralına da aykırı karar verildiğini, hükmedilen miktara göre, müvekkilin bu kadar büyük bir miktarı teminat olarak bulmasının mümkün olmadığını ve karşı tarafça karar kesinleşmeden icraya geçildiğini, müvekkilin geri getirilemeyecek zararlara uğraması söz konusu olduğunu, karşı davadaki taleplerin; şirketin müvekkil ortağından bir alacak talebi mi yoksa şirketi zarara uğratma nedeniyle tazminat talebi mi olup olmadığının bile açıklanmadığını, buna göre değerlendirilme yapılmadan, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar cevaplanmadan, bir ön rapor şeklinde düzenlenen bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini, dava konusu şirket ortaklarının kardeş olması, resmiyette ve gerçekte ortaklarının farklı kişiler olması, bu itibarla ödemelerin ve gelen paraların farklılığı nedeniyle şirketin kayıtlarında karışıklık ve yanlış nitelendirmeye sebep olabilecek durumlar ortaya çıktığını, bunun nedeninin ise ...'in gayri resmi olarak şirketi yönetme faaliyetleri olduğunu, karşı davaya cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, bu itibarla da açılan sorumluluk davasının kanuna aykırı olarak açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davanın reddi gerektiğini, sorumluluk davası açılmasına ilişkin 6 aylık bu hak düşürücü sürenin, hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken dava şartlarından olduğunu, zamanaşımı defiinden farklı olarak yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da dava şartı noksanlığı halinde resen dikkate alınması gereken hususlardan olduğunu, sonradan geriye dönük işlem yapılması ile dava diriltme işlemi yapılmasının da esasen usule aykırı olduğunu, müvekkilin ortaklık ve yöneticilikten ayrıldıktan 2 yıl sonra bu şekilde bir sorumluluk davası açılması konusunda genel kurul kararı alınamayacağını, müvekkil görevden ayrıldıktan 5 yıl sonra genel kurulda sorumluluk kararı alınamayacağını, alındığı iddia edilen bu kararın usulüne uygun bir karar olarak kabul edilemeyeceğini, karşı dava yönünden, yalnızca şirket ticari defter kayıtlarına göre şirketteki alacak ve borç durumları değerlendirilmek suretiyle karar verildiğini, ancak, bu değerlendirmelerin de mahkemece yanlış anlaşıldığını ve yanlış değerlendirildiğini, şirket yöneticisinin şirketi zarara uğrattığı iddia ediliyorsa, öncelikle somut olarak hangi işlem ve eylemlerle şirketin zarara uğratıldığının ortaya konulması gerektiğini, müvekkilin şirketten ağabeyi ... tarafından, habersiz ve birden bire uzaklaştırıldığı için, müvekkilin şirket kayıtlarını alamadan ayrıldığını, kayıtlara ulaşamadığını, şirket kayıtlarında bilgisayar ortamında kayıt silmeler de yaşandığını, gerçek kayıtlara ulaşılmasının da engellendiğini, müvekkilinin şirket hisselerini devrettiği süreçte 234.000,00-TL USD ve şirkete ait bir aracı da ağabeyi ...'e teslim ettiğini, yabancı para (USD) üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kararın BK 99. Maddesi ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Asıl dava; davacının davalı şirkete ait hisseleri devrettiği diğer davalıdan hisse devir tarihindeki değer belirlenerek tahsili ve davacının şirket kayıtlarında bulunan alacaklarının davalı şirketten tahsili, karşı davanın ise davalının şirkette yönetici olduğu dönemde şirket hesaplarından usulsüz olarak zimmetine geçirdiği bedeller nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Limited Şirketlerde pay devri TTK 595 – 598 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre; pay devri dört aşamada gerçekleşmektedir. Öncelikle pay devir alan ile devreden arasında yazılı şekilde bir sözleşme yapılmalı ve sözleşmedeki imzaların noterde onanmalıdır. İkinci aşamada ana sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı müddetçe TTK 595/2 maddesi gereği genel kurulun hisse devrine onayı vermesi gerekir.
Devir bu onay ile geçerlilik kazanmaktadır. Genel kurulun onamasına kadar devir sözleşmesi askıdadır. (TTK 595 gerekçesi) TTK 595/3 maddesi gereği başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onay verilmiş sayılır. Miras, mal rejimi ve icra yoluyla hisselerin geçmesi halinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın esas sermaye payını iktisap edene geçer.
Buna rağmen şirket onayı reddedebilir (TTK 596/2 vd.) Üçüncü aşamada genel kurulca devre onay verilmesi halinde devralanın pay defterine ortak olarak kaydı yapılır. Pay defterine kayıt kurucu olmayıp açıklayıcı nitelikte bir işlemdir. Pay devri ortaklar genel kurulunun onay kararıyla gerçekleşmekte olup pay defterine kayıt pay sahipliğinin şirkete karşı ileri sürülmesi bakımından durumun tespitini sağlayan işlemdir. Dördüncü aşama ticaret siciline tescil işlemidir. (TTK 598) Tescil için şirket müdürü tarafından ticaret sicile başvurulması gerekmektedir. Başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortak adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine ticaret sicili müdürü şirkete iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir. Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur. Ticaret siciline tescil işlemi pay devri yönünden kurucu bir etkiye sahip olmayıp açıklayıcı bir etkiye sahiptir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı HMK'nın Senetle ispat zorunluluğu başlıklı 200. Maddesi "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." düzenlemesini içermektedir.
Davacı/karşı davalı sözleşmede belirtilen bedelin kendisine ödenmediğini, ayrıca hisse değerinin bu miktar olmadığını gerçek değerin tespiti ile hisse devralandan tahsilini talep etmiştir. Davacının şirkette resmi kayıtlarındaki %62,50'lik hissesini .... Noterliği'nin 12.03.2015 tarih ve ... Sayılı Yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalı ...'e 50,000 TL bedelle devrettiğini, devir bedelini nakden ve tamamen aldığını resmi memur önünde beyan etmiş ve resmi senet bu şeklide düzenlenerek imza altına alınmıştır.
Davacı/karşı davalı gerçek bedelin bu olmadığı gibi bu bedelinde kendisine ödenmediğini iddia etmiş ise de 6100 sayılı HMK 200 ve devamı hükümlerince senede karşı iddiaların ancak senetle ispatlanması gerektiği, davalı tarafça böyle bir belgenin ve kesin delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davacının bu talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davacının şirket kayıtlarında bulunan alacağının tahsili talebi yönünden yapılan değerlendirmede: dosyaya toplanan deliler ve hükme esas alınan 22/11/20222 tarihli bilirkişi heyet raporu ile: (...-... –... ... ) Banka TL-USD-EURO Hesapları incelenmesi - irdelenmesi - Karşılıklı olarak Karşılaştırmalı olarak ilişkisinin net –sarih ve somut olarak tablolar halinde sunulması ile yapılan çalışmada,
Tüm parasal kaynağın ...Ticari ilişkisinden kaynaklı olduğu, Gerçekleşen ticaretin resmi-gayri resmi olması sebebiyle kayıtlara olduğu gibi tam yapılamaması, Gerçekleşen ilişkinin resmi olarak gerçekleşmemesi, Emanet olarak şirket müşterisinden paraların gelmesi ve emanetlerin ödenmesi ,gerçekleşen parasal trafiğin kanuni kayıtlarla birebir örtüşmediği, Şirket ...Müşteri kaynaklı para hareketinde şirket hesabı yanında ... ve ... özel Hesapları kullanıldığı, ... kendi özel hesabından şirket müşterilerinden tahsilatlar yaptığı, emanet paralar geldiği, ödemeler gerçekleştirildiği anlaşıldığı, Şirket Hesabına yatan-giren-çıkan gibi açıklaması net sarih olarak açıklanamayan tüm parasal hareketleri şirket yetkilisi olarak ...in gerçekleştirdiği , Şirket Hesapları-... Hesapları-... Hesaplarında Euro-TL Hesaplarında uyumsuzluk ve uyuşmazlık tutarları somut tespitleri bulunamadığı,
Üçlü hesaplar arasındaki uyuşmazlıkta parasal hareketin alım yekünü ile parasal hareketin ödeme yekünü arasında tarafların beyan ve iddiaları açısından irdelendiğinde- karşılaştırma sonucunda ; Davacı tarafın iddia ve beyanları cihetiyle ...in uhdesinde kalan : 3.314.127,44 USD, Davalı tarafın iddia ve beyanları cihetiyle ...in uhdesinde kalan : 2.833.155,24 USD Parasal Hareketin uyumsuz-noksan ve açıklaması somut olarak izah edilemeyen tutarlar olarak tespit edildiği,
Şirket muhasebe kayıtlarında cari hesapların devir tutarlarının uyumlu olmadığının mevcut kök ve ek bilirkişi raporlarında tespit edildiği şekli ile heyetimizce de yapılan incelemelerde ortaklar cari ... hesabının 2011 kapanışı ile 2012 açılış kaydı bakiyesi arasındaki fark ile oluşan şirketin parasal kayıp işleminin, muhasebe kaydı yolu ile gizleme olarak değerlendirilebileceği, Bakiyenin eksik –noksan kaydedilmesi ile de şirket aktif parasal değerlerin kayba uğratıldığı, iş bu kayıpta USD Hesaplarında gerçekleştirildiği tespit edildiği..." rapor edilmiştir. Bu durumda davacı/karşılık davalının şirketten herhangi bir alacağı bulunduğu ispat edilmiş olmadığından bu talep yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
YÖNETİCİNİN SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN KARŞI DAVA YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:
Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu, 6762 sayılı TTK da olduğu gibi, 6102 sayılı TTK’nda da anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçektende, TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.
Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.
Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.
Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
Bilindiği gibi; Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta dava açan şirket tarafından ortağa yönelik dava açmak ve açılan davaya muvafakat veren genel kurul kararının dosyaya ibraz edildiği, az yukarda bahsedilen denetime elverişli dosya içeriğine uygun bilirkişi raporu ve diğer deliler ile davacı/karşılık davalının şirket hesaplarından 2.833,155,24 USD'yi haksız olarak uhdesinde tuttuğu sabit olmakla davanın kabulüne karar verilmesinde ve USD cinsinden oluştuğu anlaşılan zararın bu para cinsinden hüküm altına alınmasında da bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişen istinaf istemin de yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı/karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
ASIL DAVA:
2-Davacı-karşı davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 462,15 TL istinaf karar harcının davacı karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
KARŞI DAVA:
3-Davacı-karşı davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 175.631,05 TL harcın, alınması gerekli olan 702.524,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 526.893,14 TL istinaf karar harcının davacı karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı-karşı davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026