Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/689 E. 2026/1529 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/689
Karar No
2026/1529
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/689

KARAR NO: 2026/1529

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/01/2023

NUMARASI: 2019/678 Esas - 2023/2 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilimin davaldan olan alacağı nedeniyle davalı borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takip işlemleri başlatıldığını, ancak borçlu vekili aracılığı ile 13.01.2019 tarihinde itiraz dilekçesi ile itirazın durduğunu, bunun üzerine taraflarınca 25.02.2019 Tarihinde ... Başvuru Numarası ile .... Arabuluculuk Bürosuna müracaat ettiklerini ve yapılan arabuluculuk görüşmesi sonunda anlaşmaya varılamadığını, her iki tarafın da cari hesap ekstrelerine yansıyan iş bu borcun varlığının açıkça bilinmesine rağmen davalı borçlunun söz konusu itirazı haksızve kötü niyetli olduğunu belirterek; davanın kabulünü, itirazın iptalini, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık % 19,50 avans faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda avans faizi ile birlikte takibin devamını, % 20 İcra İnkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında imzalanan mezkur sözleşme hükmünce ''İstanbul Mahkemeleri'' yetkili kılınmış olup mahkemenin yetkisine itiraz etmelerinin hasıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. Maddesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra dairelerinin yetkili kılındığını, bunun yanı sıra müvekkilin adresinin; ... Mah. ... Sok. No:... .../ İstanbul olduğunu, genel yetki kuralı davanın davalının yerleşim yeri adresinde açılması olduğundan davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkili yayınevi sıfatı ile ürünlerin tedarik ve teslimini üstlendiğini, buna karşılık ürünlerin satış ve dağıtımı bayii sıfatı ile davacı taraf olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği üstlendiği sorumlulukları yerine getirdiğini, takibin haksız ve hukuka aykırı olarak başlatıldığını, müvekkilinin; sözleşmenin ''4. Fiyat - İskonto - Ödeme'' başlıklı maddesi hükmünce "tedarik ve tesliminden sorumlu olduğu ürünler karşılığında davacı yandan 60.000 (altmış bin) TL tutarında evrak alacaktır." Aynı maddenin devamında ''Bayi vermiş olduğu evrak tutarınca ürün almayı kabul ve taahhüt eder.'' hükmü yer almakla bayi ödemesi yaptığı kadar ürünü teslim alma yükümlülüğünü kabul ve taahhüt ettiğini, bayinin sezon içerisinde siparişleri tamamlayamazsa kendi seçeceği ya da yayıncı tarafından belirlenecek ürünler ile kalan miktar kadar malı teslim alır şeklinde sözleşmeye eklenen madde hükmünce bayinin ödemesini yaptığı 60.000 (altmış bin) TL tutarındaki ürünlerin tamamının teslimi öngörülerek tarafların hak kaybına uğramasının önüne geçilmek istenildiğini, her iki tarafın rızası ile imza altına alınmış sözleşmede yer alan açık hükme göre davacı yan müvekkilden teslim alacağı ürünlerin bedellerini ödemeyi üstlendiğini, davacının imza altına aldığı sözleşmedeki açık hükümlere aykırı davrandığını, .... İcra Müdürlüğü ... E. Numaralı dosyası ile başlatılan takipte 27.385,45 TL tutarlı asıl alacak, faiz ve ferilerine tarafımızca usulüne uygun olarak itiraz edildiği belirtilerek davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı , sunulan deliller, yapılan incelemeler ve alınan denetime elverişli ve hüküm kurmaya açık bilirkişi raporu Taraflar arasında tam iki tarafa borç yükleyen bir bayilik sözleşmesi imzalanmış ve iş bu sözleşme, kararlaştırıldığı üzere alım tutarı kadar evrakın davalı yayıncı firmaya teslimi ile yürürlük kazanmıştır. Bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır. Sorun, bayinin iadeleri ne zamana kadar yapabileceği, iade edebileceği miktar ve iade sonunda davacı bayinin haklarının ne olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır. Sözleşmenin açık hükmüne göre, Bayi'nin vermiş olduğu 60.000 TL tutarındaki değere denk gelen yayın alma mecburiyeti vardır.

Eksik alım durumunda, bayi, yayıncının diğer ürünlerinden almak suretiyle bu miktarı (60.000 TL tutarında ürünü) tamamlayacaktır. Bir başka açıdan iadeye de üst sınır getirmişler ve ürün iadesinin en fazla %8 tutarında (4.800 TL) olabileceğini kararlaştırmışlardır. Açık olan bir husus, ürün iadesi ya da eksik sipariş durumunda davalı yayıncının para (TL) iade edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine siparişlerin eksik kalması durumunda, bunun yine mal ile telafi edileceği, bir diğer ifadeyle davacı bayinin iade edilen ürünler yerine yeni ürünler alabileceği kararlaştırılmıştır.

Bir diğer açıdan, davacı bayinin %8'in üzerinde ve iade süresinin de dışında 13.755,74 TL tutarında ürün iade ettiği ve bu iadenin de davalı yayıncı tarafından kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ürünlerin bir kısmını iade eden davacı Bayinin, bunun karşılığında davalı yayıncı şirketten TL cinsinden para alacağı bulunmayıp, aynı tutarda yayıncının ürünleri arasından ürün almak hakkına sahip olmalıdır.

Açıklanan tüm bu nedenler ile davacının alacağını ispat edemediği, incelenen icra dosyası , dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde ve alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığına kanaat edilerek davanın reddine, davacı aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin bazı hükümlerinin taraflarca farklı bir uygulama ile değiştirildiğini, ancak bilirkişiler tarafından sadece sözleşme metnine göre değerlendirme yapılarak uygulamaya dikkat edilmediğini, tarafların sözleşme hükümlerinden karşılıklı olarak ayrıldığını, bayilik sözleşmesinin yenilenmediğini, davacının çalıştığı ... Bölgesi için yayıncı başka bir firma ile bayilik sözleşmesi yaptığını, 2018 senesi sonuna kadar da aralıklarla elde kalan ürünlerin davacı tarafından iade edildiğini, yayıncının iadelerin ilk kısmını kargo ile diğer kısmını elden hiç itiraz etmeden imza karşılığı aldığını ve bu miktarı ödeyeceğini beyan ettiğini, davalı tarafın piyasada pazar payı olmamasına, kitaplarını yenilememesine rağmen mahkemece bu yönde bir rapor aldırılmadığını, yerel mahkemenin gerekçesinde de; davacının alacağına karşılık kitap talep edilmesi halinde ve tarafların kitap seçimi konusunda anlaşmaması durumunda kitapların değerinin talep edilmesi gerekeceğinin belirtildiğini, devamında da benzer bir mahiyette aynı alacak için başka bir dava açılacağını, bütün bunların da usul ekonomisine aykırı olduğunu, davalının pazardaki yeri ve kitaplarının satılıp satılmadığı hususunda alınacak bir raporun bütün bunların önüne geçeceğini, sadece sözleşme metnine bağlı kalarak uygulamayı hiç dikkate almadan hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ayrıca son itiraz dilekçesinde davalı tarafın pazardaki yeri ile ilgili ek bir rapor alınmaması sonucunda eksik inceleme ile hukuka aykırı bir karar verildiğini, böyle bir inceleme yapılmış olması durumunda ürün çeşidinin olmadığı, mevcut ürünlerin de güncel olmadığı, (ders kitaplarında müfredatın ne kadar sık değiştiği de göz önüne alınırsa da) yayınevinden alınacak ve satılacak ürün olmadığının ortaya çıkacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğu iddiasıyla bayinin başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı tarafça davalı hakkında .... İcra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile "cari hesap ekstresi" borcun sebebi gösterilerek 27.385,45 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak üzere itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açıldığı görülmektedir.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasındaki yazılı sözleşme hükümlerinin sözlü olarak tadil edilip edilmediği noktasındadır. Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir. Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır. Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir.

Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda ismiyle düzenlenmediğin -den isimsiz sözleşmelerdendir.

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin uyuşmazlığı ilgilendiren hükümleri şöyledir; Sözleşmenin süresi ve sona ermesi başlıklı 3. Madde: Sözleşmenin süresi, imza ve gerekli şartların yerine getirilmesi tarihi ile başlayıp 31.12.2017 tarihine kadar geçerlidir. Fiyat - iskonto - ödeme başlıklı 4. Madde; Yayıncı Temmuz ayında, ürünler ile ilgili sezon içerisinde geçerli olacak fiyat listesini belirleyip Bayi'ye bildirecektir. Belirtilen fiyat listesi üzerinden Bayi'ye (kargo ödemesi Bayi'ye ait) iskonto %50 şekilde iskonto uygulanacaktır.

Bayi sezon içinde Yayıncı'ya 60.000 TL (altmış bin Türk Lirası) evrak verecektir. Sezon Evrakları 2017 yılının 10, 11, 12 aylarına sıralı şekilde verilecektir. Sözleşme Bayi'nin taahhüt ettiği evrakı Yayıncı'ya vermesi halinde geçerli olacaktır. Bayi vermiş olduğu evrak tutarınca ürün almayı kabul ve taahhüt eder. Sezon içerisinde siparişleri ile bu miktarı tamamlayamaması halinde kendi seçeceği veya yayıncının belirleyeceği ürünlerden kalan miktar kadar ürün bayiye sevk edilir. İade başlıklı 6. Madde: İade dönemi 2017 Aralık ayıdır. Bayi'nin 31.12.2017 tarihinden sonra yapacağı iadelerin Yayıncı tarafından kabul edilmez. İade tutarı verilen evrak tutarının %8 ini geçemez.

Diğer hükümler başlıklı 7. Madde: Tarafların işbu sözleşmeden doğacak bütün uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkisini kabul etmişlerdir. Davacının iddiası davalıya sözleşmede belirtilen 60.000 TL tutarlı evrakı verdiği, sözleşme süresi içinde alamadığı ve iade ettiği mallardan kaynaklı 27.385,45 TL alacaklı bulunduğudur. Davalı taraf davacının verdiği evrak kadar mal alma yükümlülüğü olduğunu, davacının bunu karşılamadığını ve ürünlerinde sözleşmede belirtilen süresinde sonra iade edildiğini savunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

Dava konusu miktar itibariyle HMK'nun 200. Maddesi uygulama alanı bulmaktadır. HMK'nun 200. Maddesi gereğince bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasın ( 2017 yılı için 2.590,00 TL geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. HMK'nın 201. maddesi uyarınca, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktar olsa bile tanıkla ispat olunamaz.

Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince davacının 60.000 TL tutarlı alım taahhüdü bulunup bunu karşılamadığı, eksik alımlar olması halinde davalının para iade edeceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, açıkça başka mal alması gerektiğinin düzenlendiği, iade miktarının %8 geçemeyeceğinin düzenlendiği, iade olması halinde para iadesi yapılacağına dair de bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Ticari hükümlerin uygulanmasında sıra; emredici hükümler, sözleşme hükümleri, ticari hükümler, ticari örf ve genel hükümler olarak kabul edilmektedir. (Prf. Dr. İsmail Kayar, Ticaret Hukuku 4. Baskı sayfa 99) Tarafları tacir ve işin ticari işletmeleri ile ilgili olan eldeki uyuşmazlıkta emredici hükümlerden sonra sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Davacının sözleşme hükümlerince davalıdan almadığı ürünler için para iadesi isteme imkanı yoktur. Bu aşamada davacı tarafça davalıdan ürün talep edilip davalının ürünleri teslim etmede temerrüde düştüğü de iddia edilmemiş olmakla TBK 125/2 gereği tazminat isteme hakkı da yoktur. Davacı sözleşme hükümlerinin uygulama ile değiştirildiğini idda etmiş ise de yazılı sözleşme hükümlerinin değiştirildiğinin ispatı HMK 201 hükmünce ancak yazılı belge ile ispatlanabilir.

Yada uzun süreli olarak sözleşme hükmüne aykırı bir uygulama devam etmesi halinde bu değişikliğe olan güven korunur. Eldeki uyuşmazlıkta sözleşme hükmünün değiştirildiğine dair yazılı bir belge olmadığı gibi davacı tarafça teamül haline gelmiş bir uygulamada ispatlanmış değildir.

Bu durumda davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/689, K. 2026/1529, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-689-e-2026-1529-k-6879eeaa1329