Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/577 E. 2026/1481 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/577
- Karar No
- 2026/1481
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/577
KARAR NO: 2026/1481
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2023
NUMARASI: 2022/395 Esas - 2023/88 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu takibin ... İcra Dairelerinde yapıldığını, müvekkilinin adresi itibariyle yetkili mahkemenin de Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olması sebebiyle yetkisiz mahkemede davanın açıldığını, takip ve dava konusu faturaların sunulmadığını, müvekkilinin de davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, fatura konusu edilen mallarında tamamının müvekkiline teslim edilmediğini savunarak haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davalı taraf tacir şirket olup basiretli davranmak zorundadır. Sevk irsaliyesindeki imzanın hile ile attırıldığı iddia edilmiş ise de sevk irsaliyesi düzenleme tarihinin 17.06.2020 olduğu görülmekle davalının ticari defterlerine kayıt ettiği ve ödeme yaptığı fatura konusu malların tesliminin hile ile yapıldığı iddiasını 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerekirdi.
Kaldı ki imza inkar edilmemiş olup davalı çalışanına ait olduğu sabittir. Hile ile teslim iddiasına dair karar tarihine kadar da davacı tarafa ve davalı çalışanına karşı yapılmış bir ceza şikayeti de yoktur. Davacı taraf delil listesinde ticari belgelere dayanmış olduğundan sonradan delil ikamesi de mevcut değildir. Tüm bu nedenlerle teslim olgusu ispatlandığından ve her iki taraf ticari defterlerine göre davacının 71.154,00 TL alacaklı olduğu mali rapor ile tespit edildiğinden davanın KABULÜ ile takibin 71.154 TL üzerinden devamına, asıl alacak 71.154 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak likid ve belirli olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 14.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süresinden sonra sunulan ve muvafakatlerinin olmadığı bir delile dayanılarak malın fiilen teslim edildiğinin ispatlanmış sayılmasının hukuka uygun olmadığını, davalı şirketin teslim almadığı 17.06.2020 tarihli fatura içeriği ürünlerin tutarının davacının alacak talebinden daha fazla olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, mahsup işlemi yapıldığında davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davacının tek bir sevk irsaliyesi ile 4060 adet mafsallı duş seti ile 10.000 adet sürgülü duş setini tek seferde teslim ettiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, faturanın tek başına malın teslim edildiğini ispat etmediğini, faturalarda belirtilen işin tam ve eksiksiz yapıldığının ayrıca ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın, alacağın varlığını ispat edecek delilleri dava dilekçesine eklemediğini, davacı sevk irsaliyesini teslim almaya yetkili olmayan ...’a hukuka aykırı şekilde ve hile ile imzalattığını, ...’ın davalı şirkette satış elemanı olarak çalıştığını ve daha evvel düzenlenen sevk irsaliyelerinde isim ve imzasının hiç bulunmadığını, ...’ın mal teslim alma yetkisinin bulunmadığını, yasal süreç başlamadan önce, davacıdan işbu ürünlerin teslim edilmesi istenmesine rağmen, davacının, söz konusu ürünleri önce parça parça teslim edeceğini beyan ettiğini, sonra ise teslim etmekten imtina ederek kötü niyetli olarak takip başlattığını, davacının, davalıya teslim etmediği malların bedelini haksız olarak talep ettiğini, malı teslim etmekle yükümlü olan davacının borcunu ifa etmedikçe, daha sonra oluşan borcun davalı tarafından ödenme zorunluluğu bulunmadığını, davacının öncelikle kendi edimini yerine getirmeden kötü niyetli olarak icra takibine giriştiğini, davalı lehine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme kararının dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının dava konusu açık hesaptan kaynaklı hüküm altına alınan miktar kadar alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " cari hesaptan kalan alacak" borcun sebebi gösterilerek 71.154.00 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.
Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.
Somut olayda; Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında alım-satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı taraf bir kısım malları kendisine teslim edilmediğini savunmaktadır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile taraf ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya düzenlediği tüm faturaların ve davalının yaptığı ödemelerinin birebir taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının vergi dairesini verdiği BA formunda da aynen bildirilmiş olduğu, davalının teslim almadığını savunduğu ürünlere ait sevk irsaliyesinin davalı çalışanı ... tarafından teslim alan bölümünde imzanın bulunduğu, tarafların ticari defterlerine göre bire bir uyumlu olarak davalının davacıya takip tarihi itibarıyla borcunun 71.154 TL TL olduğu, bu haliyle davacının düzenlediği fatura içeriği malların davalıya teslim edildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.825,29 TL harcın, alınması gerekli olan 4.860,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.035,24 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/07/2026