Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1555 E. 2026/1599 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1555
- Karar No
- 2026/1599
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1555 - 2026/1599 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1555 KARAR NO : 2026/1599
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 09.06.2026 NUMARASI : 2026/405 Esas
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 19.06.2026 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 05.08.2026 KARAR TARİHİ : 05.08.2026 YAZIM TARİHİ : 05.08.2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde, 28/01/2026 tarihinde, davacı ... sevk ve idaresindeki 41 ... 108 plakalı araç ile davalı ...'ın sevk ve idaresindeki 26 ... 555 plakalı aracın çarpışması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre davalı sürücünün asli kusurlu, davacının ise kusursuz olduğunu, kaza sebebiyle pelvis, ayak, kalça ve el bileğinde ağır derecede hayati fonksiyonları etkileyen kırıklar oluşan davacının ameliyatlar geçirdiğini, tedavisinin devam ettiğini, vücudunda büyük ölçüde işlev kaybı ile bakıcı ve kazanç kaybı zararlarının doğduğunu, davalı Türkiye Sigorta A.Ş.'ye yapılan zorunlu mali sorumluluk sigortası başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını beyan ederek öncelikle davalıya ait 26 ... 555 plakalı araç ile varsa üzerine kayıtlı gayrimenkuller, banka hesapları ve maaşına tedbiren teminatlı/teminatsız ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 09.06.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen 09.06.2026 tarihli ara kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu kazada davacının hiç bir kusurunun bulunmadığını, maddi ve manevi yıkıma uğradığını, her ne kadar ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebi nedeniyle bedensel zararın mahiyetini ve talep edilebilir zarar tutarını gösteren bir kayıt sunulmadığını bu haliyle yargılamayı gerektirdiğini teminen talebi olarak değerlendirilip kabul edilemeyeceği ve bu nedenle de ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verildiği belirtilmiş ise de dava dilekçeleri ekinde delillerini sunduklarını, dosya muhteviyatında ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile gerekli olan kaza tespit tutanağı, hastane raporlarının mevcut olduğunu, verilen kararın eksik inceleme ile verildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen 09.06.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada verilen ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararına itiraz istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 406 maddesinin 1.fıkrasında, mahkemece geçici hukuki koruma olarak, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebileceği, 2.fıkrasında, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Geçici hukuki koruma tedbirlerinin özel ve yaygın bir türü olan ihtiyati tedbir 6100 sayılı HMK’nun 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, ihtiyati tedbirin şartlarını belirten 1. fıkrasında; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. İhtiyati Haciz ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İ.İ.K'nun 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir. Yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz geçici hukuki koruma tedbirleridir. Hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz geçici hukuki koruma tedbirleri olmakla birlikte kanuni dayanakları, koşulları, sonuçları ve etkileri birbirinden farklıdır. İhtiyati hacizde söz konusu olan para alacağıdır. İhtiyati tedbir ise para alacağı dışında kalan mal, hak ve diğer talepleri de kapsamaktadır. İhtiyati haczin amacı asıl olarak teminattır. İhtiyati tedbirde öne çıkan amaç ise korumadır. İhtiyati haciz, borçlunun diğer mal varlığı değerleri üzerinde de icra edilebilir. İhtiyati tedbirin ise, uyuşmazlığın konusu olmayan sair mal varlığı değerleri üzerinde tatbiki mümkün değildir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir farklı hukuki kurumlar olup, birbirlerininin yerine ikame edilemezler. Farklı hukuki kurumlar olmalarından dolayı hukukumuzda "ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz" yahut "ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir" şeklinde geçici hukuki koruma tedbiri bulunmamaktadır. HMK 406. Maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere“ihtiyatî tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz” ya da “ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir” gibi kavramlardan uzak durulması ve bu kavramların kullanılması hâlinde talepte bulunandan, ihtiyatî tedbir mi yoksa ihtiyatî haciz mi istediği konusunda talebini HMK 31. maddesi gereğince somutlaştırması istenmelidir. (Yargıtay HGK 2017/1796 esas). Açıklanan nedenlerle mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında geçici hukuki koruma talebinde bulunan davacı tarafa talebinin ihtiyati tedbire mi yoksa ihtiyati hacize mi ilişkin olduğu açıklattırılarak, davacının talebinin niteliğine göre yasal şartları ve mevcut delil durumu da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin "ihtiyati tedbir mahiyetinde haciz" olarak adlandırdığı talebinin ihtiyati haciz talebi olarak nitelendirilerek verdiği "ihtiyati haciz talebinin reddine" ilişkin ara kararı eksik inceleme ile verilmiş olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinaf olunan ara kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve talebin yeniden değerlendirilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/405 esas sayılı dosyasından verilen "davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine " ilişkin 09.06.2026 tarihli ara kararın HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Talebin yeniden değerlendirilmesi için dosyanın Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine, 5-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05.08.2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*