Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/572 E. 2026/1380 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/572
- Karar No
- 2026/1380
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/572
KARAR NO: 2026/1380
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2025
NUMARASI: 2023/766 Esas - 2025/603 Karar
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı .... A.Ş. Aleyhine açılan davanın zaman aşımı def'i nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; smüvekkili şirkete ait ... (eski plaka numarası ... olan) plakalı aracı kullanmakta olduklarını, 2014 bayi çıkışlı, bayi servis ve garanti paketli ... model aracı 26/08/2014 tarihinde 859.002,95-TL bedelle ... A.Ş. yetkili ...Şubesinden satın aldıklarını, dava konusu aracın satın alımından itibaren müvekkilinin düzenli olarak aracı yetkili teknik servise götürdüğünü, bakımını yaptırdığını, 2023 yılına gelindiğinde çeşitli arızalanmalar sebebiyle servise gösterildiğini ve tamiratı yapılarak teslim edildiğini, ancak benzer arızalarından ötürü defaatle tamire götürülen aracın nihayetinde motor arızası nedeniyle halen teknik serviste bekletildiğini, motor yağında çapaklanma, çalıştırıldığında motordan sesler geldiği ve motorun açılmasının gerektiğini akabinde yeni bir motorun takılmasın gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin satın aldığı aracın benzer sorunlar nedeniyle birçok kez yetkili servise götürülmesine rağmen araçtaki sorunun giderilemediği gibi müvekkili şirketin de satın almış olduğu işbu dava konusu aracı verimli olarak kullanamadığını, aracın hali hazırdaki durumunun delil mahiyetinde tespiti için Bakırköy 10.Sulh Hukuk Mahkemesine başvuru yapılıp 2023/176 D.İş sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, dosyada henüz raporun düzenlenmediğini, müvekkili şirketin, aracını olması gereken ve beklenen performansla kullanamadığını, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun (TKHK) 4.maddesi uyarınca davalılara yöneltmiş oldukları aracın ayıpsız olanı ile değiştirilmesi veya müvekkilin servis bakımı masrafı ve arızalardan kaynaklı zararlarının tazmini taleplerine davalılardan olumsuz yanıt gelmesi nedeniyle dava açma gereğinin ortaya çıktığını beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu ayıplı otomobilin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4.maddesinin 2.fıkrası gereği ayıpsız olanı ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde, (Şimdilik) 70.000,00-TL onarım masrafı ile birlikte aracın tamirde geçirdiği süreler gözetilerek (Şimdilik) 1.000,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 71.000,00-TL'nin tamir tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ......A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Usule ilişkin olarak, öncelikle davacı tarafın asli talebi olarak davaya konu aracın ayıpsız misli ile değişimini talep ettiğini, ancak dava değerininin 71.000,00-TL olarak göstermek suretiyle bu bedel üzerinden peşin harç ödediğini, davacının asli taleplerinden birinin aracın ayıpsız misli ile değişimi olduğu nazara alındığında, dava konusu aracın fatura bedeli üzerinden hesaplanacak harcın tamamlanması gerektiğini, dava konusu araca ilişkin olarak davacı taraf ile müvekkil şirket arasında herhangi bir alım - satım ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu aracın satışı müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmediği gibi müvekkil şirketin dava konusu araç ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafından müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, husumete yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla, davacı şirket tarafından mevzuatın aradığı süreler dahilinde usulune uygun olarak ayıp ihbarında bulunulmamış olması sebebiyle, hak düşürücü süre itirazlarının ve uyuşmazlığa ilişkin olarak zamanaşımı itirazlarının da mevcut olduğunu, Esasa ilişkin olarak; dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir ayıp yer almadığını, aracın motoruna ilişkin şikayetin bütünüyle aracın yaşı ve yapmış olduğu km'den, bir diğer ifadeyle kullanıcıdan kaynaklandığını, dava konusu araçta imalattan kaynaklı hiçbir arıza veya şikayet bulunmadığını, bu doğrultuda davacı tarafın misli ile değişim talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Bakırköy 10.Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/176 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun, bilirkişinin soyut kanaatlerinden oluşan, eksik ve hatalı olduğu için taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın asli talebi olan misli ile değişim talebinin taraflarınca kabulü mümkün olmadığı gibi feri taleplerinin de taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, dava konusu aracın 2014 model olup garanti kapsamı dışında olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın onarım masrafı talebinde bulunmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, bunun yanı sıra, dava konusu aracın servise her girişinde davacı tarafa ikame araç desteği sağlandığını, bu doğrultuda davacının ikame araç bedeli talebinin de haksız olduğunu, davacı tarafın bu talebine ilişkin olarak herhangi bir belge, delil vs. de sunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda, müvekkil şirketin aracın değeri nispetinde uğrayacağı zarar ile aracı sorunsuz olarak kullanan davacı tarafın elde edeceği yarar arasında orantısızlık meydana geleceğini, tüm beyan ve itirazları saklı kalmak kaydıyla, Mahkemece aksi kanaatin oluşması durumunda, ilgili mevzuat, doktrin görüşleri ve Yargıtay kararları doğrultusunda, Mahkememizce semen tenzili yoluna gidilmesi gerektiğini, dava konusu araç üzerindeki takyidatların sorgulanması ve araç üzerinde herhangi bir takyidat bulunması halinde değişim kararı verilemeyeceği hususu özellikle dikkate alınması gerektiğini beyanla davacının asli talebi dikkate alındığında, dava değerinin aracın fatura bedeli olduğu göz önüne alınarak harcın tamamlatılmasına, davanın müvekkil şirket bakımından öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafça hak düşürücü süreye ve zamanaşımı süresine riayet edilmediğinden dolayı davanın reddine, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığından, araçtaki motor şikayeti aracın yaşı ve yapmış olduğu km'den kaynaklandığından dolayı her halükarda davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Usule ilişkin olarak, dava konusu aracın trafik sicil kaydının celb edilerek dava konusu araç üzerinde mülkiyet hakkını kısıtlayan rehin ve/veya takyidatların olup olmadığının tespitini, takyidat var ise davacıya bu takyidatın kaldırılması için kesin süre verilmesini, kesin sürede gerekliliklerin yerine getirilmemesi halinde davanın reddine karar verilmesini, davada yer alan iddiaları kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte- davacı yanın, ihbar yükümlülüğüne uymadığını, davacı tarafından yasalar nezdinde aranan şekilde ve sürede ayıp ihbarında bulunulmamış olması ve hak düşürücü süreye riayet edilmemiş olması nedeni ile huzurdaki davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde yer alan taleplerin zaman aşımına uğradığı bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile de reddi gerektiğini, zira dava konusu aracın 2014 yılında satın alınmış olduğu ve TBK ve mevzuat kapsamında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğunu, müvekkil şirketin huzurdaki davada taraf sıfatı bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkil şirketin acente konumunda olduğu daya konu aracın üreticisi ve ithalatçısı olmadığından davanın bu yönüyle müvekkil şirket açısından husumetten reddi gerektiğini, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin merkezinin mersis kayıtlarından da tespit edilebileceği üzere ... Mah. ... Blv. No:... ... Antalya olduğu, davada yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Antalya Mahkemeleri olduğunu, bu bağlamda davanın yetki itirazları doğrultusunda usulden reddi ile dosyanın yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından yaptırılan tespitin usule ve yasalara aykırı olduğu, huzurdaki davada esas alınmaması gerektiğini, bu nedenle Bakırköy 10 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/176 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespiti ve bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından araç ve motor üzerinde yapılmış bir incelemenin mevcut olmadığını, bu şekilde tanzim edilmiş bir raporun hukuken kabulünün de mümkün olmadığını, davacının iddia ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydı ile- davacının dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin hukuka, hak ve nesafet ilkesine aykırı olduğu, ayrıca bu talebin kabulüne karar verilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, dava konusu aracın kat ettiği km ile piyasa değeri "0" km bir aracın değerine göre önemli ölçüde düştüğünü, davacının taraf asli talebi olarak davaya konu aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmiş, ancak dava değerini 71.000,00-TL olarak gösterdiği ve bu bedel üzerinden peşin harç ödediğini, davacının asli talebi aracın ayıpsız misli ile değişimi olduğundan dava konusu aracın fatura bedeli üzerinden hesaplanacak harcın tamamlanması için davacıya kesin süre verilmesi ile kesin süre içerisinde harcın tamamlanmaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak; dava konusu aracın 26/08/2014 tarihinde satın alındığını, yaklaşık 10 yaşında olduğu ve 370.000KM ' yi aşkın yol katettiğini, aracın yaşı ve kilometresi dikkate alındığında davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçek dışı haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının arıza iddialarının kullanıcı kaynaklı olarak meydana geldiğinin açık olduğunu, davaya konu aracın yasal garantisinin de sona erdiğini, davada ayıpsız misli ile değişim talebi nezdinde koşullarının oluşmadığını, dava dilekçesinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a atıfta bulunmuş ise de huzurdaki davada, davacının iddialarını tüketici mevzuatına dayandırmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın tacir olup TKHK ve ilgili mevzuat kapsamında hak iddia edemeyeceğini beyanla davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... T.A.Ş.vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Usule ilişkin olarak, dava konusu ...Model, ... şasi no.lu ...Tip ... plaka araç davalılardan ... A.Ş.'den davacı tarafça satın alındığını, dava konusu aracın üreticisi ve ithalatçısı ise ...firması olduğunu, müvekkil şirketin yalnızca ... markasının yetkili servisi olduğunu, müvekkil şirketin yalnızca servis hizmeti verdiğini, uyuşmazlık bakımından müvekkil şirketin ne satıcı ne de üretici-ithalatçı konumunda olmadığını, bunun yanı sıra, davacı tarafın TTK hükümlerine göre tacir olduğunu, dolayısıyla dava dilekçesinde TKHK'na atıfta bulunmak suretiyle iddialarını tüketici mevzuatına dayandırabilmesinin mümkün olmadığını, huzurdaki davada davacı tarafın asıl talebi ayıpsız misli ile değişim iken dava değerini 71.000,00 TL olarak göstermek suretiyle eksik harç yatırıldığını, aracın fatura bedeli üzerinden harcın tamamlanması gerektiğini, bu hususta davacı tarafa aracın fatura bedeli üzerinden hesaplanacak harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesi gerektiğini, kesin süre içerisinde harç yatırılmadığı takdirde işbu davanın usulden reddi gerektiğini, davanın taraflarının tüzel kişi tacir olduğunu, davacı tarafın işbu aracı 2014 tarihinde satın aldığı ve sorunsuz bir şekilde 10 yıla yakın bir süre kullandığını, bu süre zarfında herhangi bir şikayeti olmayan davacının oldukça fazla km yapmış bir araç ile ilgili olarak arıza sebebiyle gizli ayıp iddiasını ortaya atmasının abesle iştigal olduğunu, davacı tarafın kanunda öngörülen ayıp ihbar sürelerine kesinlikle riyaet etmemiş olduğunu, tacir olan davacının ayıp ihbar sürelerine uymaması karşısında artık talepte bulunma hakkının ortadan kalktığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini, dava konusu aracın 2014 yılında satın alınmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu ve davacının talep hakkının bulunmadığının açık olduğunu, hu hali ile huzurdaki davanın zamanaşımı bakımından da reddi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak; dava konusu aracın 2014 model olduğu, davacı tarafça diğer davalı ...'den satın alındığını, bahse konu aracın uğradığı iddia edilen arızanın yaklaşık 370.000 KM'de meydana geldiğini, 10 yaşında ve 370.000 KM'de olan bir aracın arızalanmasının artık ayıba bağlanabilmesi mümkün olmadığını, araçta meydana gelen motor arızası imalat kaynaklı değil kullanıcı kaynaklı olduğunu, davacı tarafın yaptırdığı Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/176 D.İş sayılı delil tespitinde alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, incelemeyi yapan bilirkişi tarafından aracın motoru üzerinde gerekli incelemelerin yapılamadığını, bu haliyle davacının iddialarını delil tespiti dosyasından alınan bilirkişi raporuna dayandırabilmesi mümkün olmadığını, yeterli inceleme yapılmadan tanzim edilen tespit raporunu kesinlikle kabul etmediklerini, ayrıca, yeterli olmayan tespit raporuna işbu davada delil teşkil edebilmesinin de mümkün olmadığını, dava konusu araçta meydana gelen arızanın tümüyle kullanım kaynaklı olduğu, 370.000 km gibi uzun bir mesafe kateden ve uzun süre kullanılan araçta arıza meydana gelmesinin olağan olduğunu, bu arızanın imalat kaynaklı olduğu iddialarının yersiz ve dayanaksız olduğunu, davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin reddi gerektiğini, söz konusu aracın garanti kapsamı dışında olduğundan, davacının ücretsiz onarım hakkının da bulunmadığını, ayrıca, davacı tarafın ikame araç bedeli talebi yönünden de zararını belgelendiremediğini dolayısıyla ispat edilemeyen iddia ve taleplerin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin servis hizmetini eksiksiz şekilde gerçekleştirdiğini, müvekkil şirket nezdindeki servis kayıtlarının 2022 yılından başladığı ve aracın satın alındığı tarihten bu yana periyodik bakımlarının yetkili serviste yapılıp yapılmadığının da meçhul olduğunu beyanla haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...eldeki davada davacı taraf, kendilerinin ... (eski plaka numarası ... olan) plakalı aracı kullanmakta olduklarını, 2014 bayi çıkışlı, bayi servis ve garanti paketli ... model aracı 26/08/2014 tarihinde 859.002,95-TL bedelle ... A.Ş. yetkili ...Şubesinden satın aldıklarını, dava konusu aracın satın alımından itibaren kendilerinin düzenli olarak aracı yetkili teknik servise götürdüğünü, bakımını yaptırdığını, 2023 yılına gelindiğinde çeşitli arızalanmalar sebebiyle servise gösterildiğini ve tamiratı yapılarak teslim edildiğini, ancak benzer arızalarından ötürü defaatle tamire götürülen aracın nihayetinde motor arızası nedeniyle halen teknik serviste bekletildiğini, motor yağında çapaklanma, çalıştırıldığında motordan sesler geldiği ve motorun açılmasının gerektiğini akabinde yeni bir motorun takılması gerektiğinin belirtildiğini, kendilerinin satın aldığı aracın benzer sorunlar nedeniyle birçok kez yetkili servise götürülmesine rağmen araçtaki sorun giderilemediği gibi kendilerinin de satın almış olduğu aracı verimli olarak kullanamadığını, aracın hali hazırdaki durumunun delil mahiyetinde tespiti için Bakırköy 10.Sulh Hukuk Mahkemesine başvuru yapıldığını, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun (TKHK) 4.maddesi uyarınca davalılara yöneltmiş oldukları aracın ayıpsız olanı ile değiştirilmesi veya kendilerinin servis bakımı masrafı ve arızalardan kaynaklı zararlarının tazmini taleplerine davalılardan olumsuz yanıt gelmesi nedeniyle eldeki davayı açtıklarını iddia etmiş, davalılar ise davanın reddini savunmuştur. Öncelikle davaya konu araç olan ... (eski plaka numarası ... olan) plakalı aracın davacıya ait olduğu ve 2014 yılında satın alındığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf ise, yukarıda detaylı olarak belirtilmiştir. Davalılar ... A.Ş. İle ... ... A.Ş. Yönünden, dava dilekçesinin ekinde sunulan faturadan da anlaşılacağı üzere faturanın taraflarının davacı şirket ile .... A.Ş. - ... Şubesi olduğu görülmektedir. Davalı .... A.Ş., diğer davalı .... A.Ş.'nin yetkili acentesidir. Keza diğer davalı şirket olan ... A.Ş. ...markasının yetkili servisidir, davaya konu aracın üreticisi ve ithalatçısı ise .... A.Ş.'dir. Bu nedenlerle Mahkememizce davalılar ... A.Ş. İle ... ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davalı .... A.Ş. Yönünden ise, davacı taraf, her ne kadar Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun (TKHK) 4.maddesi uyarınca davalılara yöneltmiş oldukları aracın ayıpsız olanı ile değiştirilmesi veya kendilerinin servis bakımı masrafı ve arızalardan kaynaklı zararlarının tazmini taleplerine davalılardan olumsuz yanıt gelmesi nedeniyle eldeki davayı açtıklarını iddia etmiş ise de, davacı taraf tacir olup Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun hükümlerinden faydalanabilmesi mümkün değildir. Yine davacı tarafın, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davaya konu aracı 2014 yılında alıp 2023 yılına kadar kullandığı, ilk kez 2023 yılında araçta yaşanan sorunlar nedeniyle yasal merciler olan Mahkemelere başvurarak delil tespitinde bulunduğu, delil tespitinde keşif kararı verilen ve keşif tarihi olan 07/10/2023 tarihi itibariyle aracın satın alınmasından itibaren 9 yıl geçtiği ve aracın 372.000 km'de olduğu, davacının tacir olarak basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğu, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünde olan davacının 9 yıl boyunca kullandığı ve 372.000 km'ye gelen araçta üretim/imalat hatasının olduğu/ayıplı olduğu, işbu aracın ayıpsız olan misli ile değiştirilmesi, işbu talebinin yerinde görülmemesi halinde kendisinin onarım masrafı ile ikame araç bedeli alacakları taleplerinin TTK md.18/f.2 ve MK md.2'ye aykırı olduğu, aracın ayıplı olması halinde dahi davacının davaya konu aracı artık mevcut haliyle kabul ettiği kanaatine varılarak dava tarihi de nazara alınarak davacının ayıp ihbar külfetlerini süresinde yerine getirmediği davalı .... A.Ş.'nin süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zaman aşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından Mahkememizce davalı .... A.Ş. Aleyhine açılan davanın zaman aşımı def'i nedeniyle reddine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında zamanaşımı hususunu irdelemediğini, soyut olarak davalılardan ...'in zamanaşımı itirazında bulunduğunu belirttiğini, davaya konu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı yönünde mahkemenin bir araştırma yapmadığını, gizli ayıp olmadığına dair mahkemece dava konusu araçta bilirkişi inceleme yaptırılması gerektiği halde tanık anlatımları ile yetinilerek zamanaşımı itirazı nedeniyle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verildiğini, TBK.m.231/2 hükmünde 'Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz' olarak ifade edildiğini, gizli ayıbın müvekkili tarafından bilinmesi mümkün olmayıp ancak işinde uzman kişilerce yapılacak inceleme ile ortaya çıkabileceğini, bu hususun araştırılmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını, mahkeme tanık anlatımları ile yetinerek aracın servis kayıtlarını istememiş, araçta bilirkişi incelemesi yaptırmadığını, bu sebeple mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, öte yandan mahkeme bir kısım davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmişse de hangi sebeple husumet yokluğunun bulunduğunu belirtmemiş olmasının yerinde olmadığını, dava konusu olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava değeri 71.000 TL olarak belirtilmesine rağmen 132.260,41 TL olarak nispi vekalet ücretine takdir edilmesinin de yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/766 E. 2025/603 K. Sayılı 18.09.2025 tarihli hükmünün kaldırılmasına, dosyanın ayrıntılı teknik bilirkişi incelemesi yapılmak üzere mahkemeye iadesine veya Bölge Adliye Mahkemesi'nce bilirkişi incelemesi yaptırılıp esastan karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ayıplı araç satımından dolayı davaya konu aracın ayıpsız olan misli ile değiştirilmesi, bu talebin yerinde görülmemesi halinde onarım masrafı ile ikame araç bedelinin tazmini istemlerini ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davalılar ... A.Ş. İle ... A.Ş. Aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı .... A.Ş. Aleyhine açılan davanın zaman aşımı def'i nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı, satın alınan aracın teslim alındığından bu yana bakım ve kontrollerinin düzenli olarak yetkili servise yaptırdığını, 2023 yılında çeşitli arızalar sebebiyle aracı servise götürdüğünü, aracın tamiratı yapılarak teslim edildiğini ancak benzer arızalarından ötürü defaatle tamire götürülen aracın nihayetinde motor arızası nedeniyle halen teknik serviste bekletildiğini, motorun açılması ve akabinde yeni bir motorun takılması gerektiğinin belirtildiğini ancak araçtaki sorunun giderilemediğini iddia etmiş, davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını, aracın ayıplı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden davacının dava konusu aracı 26.08.2014 tarihinde davalılardan ... A.Ş.'den satın aldığı , aracın üreticisi ve ithalatçısının davalı ...A.Ş. olduğu, davalı ... A.Ş'nin yetkili servis olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23.maddesinde bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219.maddesinde "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü mevcuttur.
TBK'nın 227.maddesinde satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme yönünden seçimlik haklardan birini kullanabileceği, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 231/1 maddesinde, "...Satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının, satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı bu sürenin geçmiş olmasında ortadan kalkmaz." TBK 231/son maddesinde; "Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklananlar ışığında ayıba karşı sorumluluk, satıcının satış sözleşmesine dayalı bir yükümlülüğüdür. Üreticinin sorumluluğu ise garanti süresi ve garanti sözleşmesindeki şartlarla sınırlıdır.
Eldeki davada davacının dava konusu aracı 2014 yılında satın aldığı, dava konusu aracın üreticisi ve ithalatçısı olan davalı ...A.Ş. yönünden garanti süresinin ve/veya TBK'nın 231. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle sona erdiği gözetildiğinde aracın garanti kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle davalının süresi içerisinde zamanaşımı defi yerinde olduğundan mahkemece davanın davalı...A.Ş yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Diğer yandan sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacı, aracın ayıplı olduğu iddiası nedeniyle ayıpsız olan misli ile değiştirilmesi, bu talebin yerinde görülmemesi halinde onarım masrafı ile ikame araç bedelinin tazmini talebini, satım sözleşmesinin tarafı olan satıcısına karşı ileri sürebilecek olup, dosya kapsamından davacı ile davalı ... A.Ş. arasında araç satışının gerçekleştiği açıktır. Bu durumda davaya konu talepler hakkında davalıya husumet yöneltilebileceği anlaşılmakla mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca davacı tarafça dava dilekçesinde ayıp iddiasına dayanılmış iken cevaba cevap dilekçesinde yetkili servisin verdiği hizmetle ilgili ayıplarından sorumlu olduğundan bahsedilmiş olup, HMK'nın 31. Maddesindeki “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir” düzenlemesi gereği davacıya, yetkili servis olan davalı ... A.Ş yönünden hangi hukuki sebebe dayandığının açıklattırılması, bu açıklamaya göre toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve ayıbın niteliği de belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davacı vekilinin sair istinaf sebebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026