Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/467 E. 2026/1389 K. – Ticari Şirket

Konu: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/467
Karar No
2026/1389
Karar Tarihi
Konu
Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/467

KARAR NO: 2026/1389

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/11/2025

NUMARASI: 2025/570 Esas - 2025/789 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, ...şirketinin diğer pay sahiplerinin, salt müvekkilinin pay sahipliği haklarını kullanmasını engellemek, kar payı ödememek, azınlık haklarının kullanımını engellemek gibi işlemlerle müvekkilinin sahip olduğu ... Şirketini ...bünyesinde pasif bir duruma sokma gayesi içerisinde olduğunu, müvekkilinin davalı ...nezdindeki hisselerinin TTK mevzuatı kapsamında haksız yere düşürülmesi ve şirket değerlemesi üzerinden müvekkiline hiçbir şekilde bu hisse değerlerinin karşılığının verilmemesinin de işbu davaya konu haklı sebep olgusunu oluşturduğundan müvekkilinin ...nezdindeki hissesinin % 12,89 olması gerektiğinden bahisle TTK madde 531 kapsamında şartlarının sağlandığının kabulü gerektiği, davalı şirketin feshine yada müvekkilinin çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebep mevcut olup kanunen gerekli şartların oluştuğunu, müvekkili ile diğer pay sahipleri arasındaki husumet ve kişisel sebepler ortalığı çekilemez bir hale getirdiğini, ...AŞ nin kitle fonlamasından gelen yatırımı amacı doğrultusunda kullanmadığını, müvekkilinin yönetici olduğu döneme ilişkin faaliyet raporları incelendiğinde şirketin ivmesinin yukarı gittiği ancak yöneticilik görevinden ayrıldığı tarih sonrası şirketin zarar etmeye başladığı ve kötü yönetildiğinin görüleceğini, ...AŞ organlarının TTK hükümlerine uygun çalışmadığını, azınlık hakkına halel getirdiğini, ... AŞ ile yapılan birleşme sürecinin incelenmesi gerektiğini, müvekkiline kar payının ödenmediğini, fesih yerine çıkma kararı da verilebileceğini, davalı şirketin yönetimi için kayyım atanmasını talep ettiklerini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise denetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, şirketin genel kurul, yönetim kurulu , pay gibi ticari defter ve kayıtlarda muvazaalı ve usulsüz işlem yapılabileceğinden bunlara derhal el konularak mahkeme veya kayyum gözetiminde işlem yapılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, TTK madde 531 gereği şirketin feshine karar verilmesi halinde şirket tasfiye sürecine gireceğinden tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesi incelendiğinde Şirket'in feshini, TTK md. 531 çerçevesinde yargı kararları ile belirlenen haklı sebeplerden çok duygusal motivasyonlar ile talep ettiği anlaşıldığını, davacının dilekçede devamlı surette kendisine belli şartlar dikte edildiğini, birleşme ve sermaye artırımlarına onay vermek zorunda bırakıldığını, şirketteki hisselerinin seyreltildiğini iddia etmekte ise de bu işlemlere ilişkin gerçekleştirilen genel kurul toplantılarında alınan kararlara karşı olumsuz oy kullanmadığını, muhalefet şerhi bırakmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrası, ... ile gerçekleştirilecek birleşmeye ilişkin birleşme raporu ve birleşme sözleşmesinin onaylanması gündemi ile gerçekleştirilen 05.12.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında da alınan tüm kararlara olumlu oy verdiğini, huzurdaki davada adeta feveran ederek anlattığı “hisselerinin seyreltilmesi” iddiasına karşın, ...şirketi ile gerçekleştirilecek birleşme sonrası meydana gelecek pay sahipliği yapısını gösterir 15.10.2024 tarihli Birleşme Sözleşmesi'nin onaylanmasına ilişkin 5 numaralı karara olumlu oy verdiğini, ...hisselerinin ... tarafından para karşılığında satıldığını, aslında 965 oranındaki hissenin kendisine ait olduğunu iddia eden davacı, bu iddiasına dayalı olarak da bugüne kadar herhangi bir aksiyon almadığını, dava ikame etmediğini, birleşme işlemlerine karşı herhangi bir dava açmayan, bu suretle huzurdaki davayı açmak için birincil şart olan Şirket sermayesinin % 10'una dahi sahip olmadığı anlaşılan davacının, salt dilekçesindeki soyut iddialarına binaen Mahkemenizce nasıl Şirket'e denetim kayyumu atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğinin anlaşılamadığı -nı, davacının huzurdaki davayı ikame etmek yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın aktif husumet ehliyeti sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği yönünde hüküm olduğunu, bu doğrultuda sayın Mahkemenizce 07.08.2025 tarihli, Müvekkil Şirket'e denetim kayyumu atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının derhal kaldırılması ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, TTK md. 531 uyarınca fesih davası açmak için sahip olması gereken sermayenin onda biri nisbetinde şirket hissesi bulunmadığını, mahkemenizce davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Şirket'te mevcut 718.475,44-TL itibari değerde hissesi bulunduğunu, şirket pay sahipliği yapısı çerçevesinde pay sahipliği oranı % 4,29 olduğunu, davacının, TTK md. 531'de yer alan “kapalı şirketlerde sermayenin en az onda birine sahip olmak” şartını sağlamak amacıyla iki iddia ileri sürdüğünü, bunlardan ilkinin ... ile birleşme öncesi % 7,89 pay oranına sahip olması, ikincisi ise... yöneticilerine bilabedel devredilmesi gereken % 10 oranındaki Şirket hissesinin % 5'inin kendisine ait olduğu iddiası olduğunu, ...ile ...'in birleşmesinin, 02.01.2025 tarihli, ... sayılı Türkiye Ticaret Gazetesi'nde yayımlanarak tamamlandığını, öte yandan davacı, ...tarafından ...'ın devralınması sürecinde... yöneticilerine bilabedel % 10 hisse devredileceğinin kararlaştırıldığını ancak bu hisselerin ... tarafından para karşılığında satıldığını, 05 hissenin aslında kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının bu anlaşmaya ilişkin pay sahipleri sözleşmesi ve sair herhangi bir yazılı delil sunamadığını, % 5 hissesinin... yöneticilerine, vekalet vermeksizin yahut bizzat hisse devir sözleşmesi imzalanmaksızın nasıl devredildiğine bir açıklama getiremediğini, davacının, devralmanın gerçekleştiği 2017 yılından bu yana hisse devir bedelinin tazmini yahut hisse devrinin iptali ve kendi adına tescili amacıyla dava ikame etmediği göz önüne alındığında bu iddianın da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından aktif husumet ehliyeti yaratmak adına ileri sürüldüğü anlaşıldığını, şirkete denetim kayyumu atanması koşullarının oluşmadığını beyanla Mahkemenizce Müvekkil Şirket'e denetim kayyumu atanmasına yönelik 07.08.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile HMK md. 389 ve 390/1I'de yer alan şartları sağlamayan tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davacı ...'ın davalı ...aleyhine açtığı fesih, tasfiye ve davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına talebine ilişkin davanın; davacının davalı şirketteki hissesinin TTK m.531 maddesinde belirtilen 1/10 oranının altında olduğu, bu nedenle azınlık haklarını kullanma hakkının bulunmaması sebebiyle, açılan fesih ve tasfiye davasının aktif husumet yönünden anonim şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebin anonim şirketlerde ortağın, ortaklıktan çıkmasına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı ancak hisselerin devri yoluyla ortaklıktan çıkma koşulları oluşmadığı benimsenmekle ortaklıktan çıkma talebinin reddine, davacı, davalı şirket mal varlığının korunması için yönetim ya da denetim kayyımı atanmasını talep etmiş ise de, asıl davanın reddedilmiş olması, şirketin yönetim kurulunun bulunması, denetim kayyımı atanmasına ilişkin istemin dayanağı olayların sorumluluk davalarına konu edilebileceği dikkate alınarak; yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, mahkememizin 2025/570 Esas ve 07/08/2025 günlü denetim kayyımı atanması kararının değişen yeni durum ve koşullar dikkate alınarak, itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin kaldırılmasına, denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine ve ticaret sicilde tescil ve ilanına ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, eksik inceleme ve yetersiz araştırma neticesinde hatalı karar verdiğini, Mahkeme, müvekkilinin davalı Şirket nezdindeki pay sahipliğinin yapısını incelememiş, bilirkişi incelemesine konu etmemiş, pay sahipliği hususundaki iddialarının ve usulsüz payların seyreltilmesi iddialarını dikkate almamış ve eksik inceleme ile hukuka aykırı ve hatalı karar verdiğini, davalı şirketin, usulsüzlüklerini gizlemek amacıyla denetim kayyımına ticari defter ve kayıtlarını sunmadığını, denetim kayyımı, görevini gereği gibi yerine getirmediğinden müvekkilinin pay sahipliği oranının da usulünce tespit edilemediğini, denetim kayyımının , görevi gereği usulsüzlüklerin var olup olmadığını tespit edebilecek iken davalı Şirket’in TCK md.256 kapsamında kalan eylemleri sebebiyle rapor hazırlanamadığını ve denetim kayyımı da görevini yapamadığını, mahkemenin ise görevlendirdiği denetim kayyımının davalı Şirket ticari defter ve kayıtlarını inceleyememesi hususunda bir önlem almadığını, müvekkilinin davalı Şirket nezdindeki gerçek pay sahipliği oranı ve hisselerin usulsüz seyretilip seyreltilmediği, Şirket içinde özellikle kitle fonlama sürecinde gelen yatırımcılara karşı usulsüzlük yapılıp yapılmadığı, Şirket malvarlıklarının kötü yönetilip yönetilemediği tespit edilemediğini, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin hak kaybına uğratıldığını, mahkemece fesih yerine ortaklıktan çıkma kararı da verilebilecek olmasına rağmen davanın usulden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin, denetim kayyımı ara kararı ile haklı sebeplerin oluştuğuna dair yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, ortaklıktan çıkma kararı için %10 pay sahipliğinin aranmadığı yönünde görüş bildirmiş ise de anılan gerekçeyle davanın usulden reddedilmesinin çelişkili, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı, hatalı, çelişkili ve hukuka aykırı olduğundan istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kanuna ve hukuka aykırı kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin KDV’si ile birlikte davalıya tahmiline, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, anonim şirketin haklı nedenlerle feshi, olmadığı takdirde davacının ortaklıktan ayrılma istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince fesih ve tasfiye davasının aktif husumet yönünden reddine, ortaklıktan çıkma talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı, proje sahibi ve kurucusu olduğu beyan ettiği .... Şti.’nin davalı şirket ile birleşmesinin istendiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ile yapılan görüşmelerde kendisine %20 hisse verilmesinin kararlaştırıldığını ancak 13.12.2017 tarihli ve 875 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere birleşme sonrası davalı şirkette %15 hisse sahibi olduğunu, davalı şirkete zaman içerisinde yapılan sermaye artırımları ile hissesinin %7,89 oranına, ... A.Ş. ile davalı şirketin birleşmesi sonrasında hissesinin %4,29 oranına indiğini, aslında davalı şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından habersiz bir şekilde satılan %10 luk hissenin davacının payı olan %5’lik hissesi de dâhil edildiğinde ... A.Ş. İle birleşme öncesinde davalı şirkette %12,89 oranında hissesinin mevcut olduğunu ileri sürmüştür.

Ticaret sicil kayıtlarına göre .... Şti.’nin sahibi ve yetkilisinin ... olduğu, ....Noterliğinin 22.01.2016 tarih ve ... sayılı tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ...'in hissesini davalı şirkete devrederek ortaklıktan ayrıldığı , 02.01.2025 tarihli ve ... sayılı ilana göre davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş.'nin birleştiği ve birleşme kararının 31.12.2024 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır.

6102 sayılı TTK'nın 136 ve devamı maddelerinde şirket birleşmesi düzenlenmiştir. TTK'nın 136. Maddesinde, şirketlerin bir şirketin diğerini devralması veya yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri yoluyla birleşebileceği, birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı karşılığında, bir değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir.

Dosyaya sunulu 15.10.2024 tarihli birleşme sözleşmesinin incelenmesinde, davacının davalı şirkette %12,80 oranında hisse sahibi iken, birleşme yoluyla varlıkları devir alan davalı şirketin birleşme sonucu sermayesine göre davacının davalı şirkette %4,30 oranında hisse sahibi olacağının belirtildiği, yine dosyaya sunulu davalı şirketin 05.12.2024 tarihinde yapılan 2023 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde, dava dışı ... Anonim Şirketi”nin TTK'nun ilgili maddeleri gereğince bütün aktif ve pasifi ile birlikte bir kül halinde devralınmasına ve bu hususta iki şirket arasında akdedilen ve birleşmeye esas teşkil eden 15.10.2024 tarihli birleşme sözleşmesinin kabul ve tasdikine karar verildiği, davacının kararın alınmasında olumlu oy kullandığı anlaşılmaktadır.

Anonim ortaklığın haklı sebeple feshine ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531. Maddesinde yer alan ‘Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler.

Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir."şeklindeki hüküm uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshi davası açma hakkı sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerine ait olup, haklı sebeple fesih davasının açılması anında davacı pay sahibinin sermayenin en az yüzde onunu temsil eden payların sahibi olması gerekir.

Somut olayda davacının davalı şirketteki pay oranının TTK'nın 531. maddesinde öngörüldüğü şekilde sermayenin 1/10 oranında pay sahibi olma koşulunu sağlamadığı ve dava ve karar tarihi itibariyle davacı tarafça hisse oranına ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı gözetildiğinde davacı şirketin feshi yönünden eldeki davada aktif husumete sahip değildir. Bu durumda mahkemece bu talep yönünden davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmayıp, davacının hisse oranlarına ilişkin olarak davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmamış olmasının sonuca etkisi yoktur.Diğer yandan anonim şirket ortaklığından çıkma Türk Ticaret Kanununda düzenlenmemiştir.

Limited şirkete ilişkin ortaklıktan çıkmaya ilişkin hükümlerin anonim şirketler hakkında uygulanması mümkün değildir. TTK'nun 531.maddesine göre ise Mahkemece haklı sebeple fesih koşullarının bulunması halinde fesih yerine davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip, davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilecektir.

Anonim şirketlerde haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklıktan çıkma talebinde bulunabileceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle fesih davalarında, haklı nedenin bulunmaması halinde, alternatif çözüm yolu olarak ortaklıktan çıkmaya da karar verilemez.

Somut olayda TTK'nın 531. Maddesi uyarınca haklı nedenle fesih davasının görülme ön şartı olan, anılan kanun maddesinde aranılan azanlık pay oranı şartı gerçekleşmediğinden davacının bu dava kapsamındaki alternatif çözüm yöntemlerinden olan ortaklıkta çıkma talebi de davanın reddi gerekçesi içinde erimiş olmaktadır. O halde ilk derece mahkemesince ortaklıktan çıkma talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı tarafça istinaf dilekçesinde denetim kayyımının davalı şirket ticari defter ve kayıtlarını inceleyememesi hususunda bir önlem almadığı, şirket içinde özellikle kitle fonlama sürecinde gelen yatırımcılara karşı usulsüzlük yapılıp yapılmadığı, şirket malvarlıklarının kötü yönetilip yönetilemediği hususlarında itirazda bulunulmuş ise de şirketin feshi istemi yönünden aktif husumeti bulunmayan davacının bu itirazlarının eldeki davada değerlendirilmesi mümkün değildir .

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/467, K. 2026/1389, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-467-e-2026-1389-k-7d1f8a48dab5