Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/487 E. 2026/1374 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/487
Karar No
2026/1374
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/487

KARAR NO: 2026/1374

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/12/2025

NUMARASI: 2023/429 Esas - 2025/809 Karar

DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin donatanı ve davalı ... A.Ş’nin sigortacısı olduğu ... IMO no’lu Türk bandıralı “...” gemisi, 20.12.2012 tarihinde, ... Limanı’ndan hareket ettikten sonra saat 22:30 sularında ana makinesi riziko kapsamında arızalandığını, söz konusu rizikonun meydana gelmesinin akabinde davalı sigorta şirketine konu hakkında bildirimde bulunulduğunu ve bu çerçevede hasarın/zararın tespit edilerek sigorta tazminatının tespit edilmesi ve ödenmesi talep edildiğini, ancak olay tarihinden itibaren 5 ay gibi süre geçmesine rağmen hala rizikonun/ hasarın/sigorta tazminatının tespiti sağlanmadığından ve bu hususta müvekkili şirkete herhangi bir bilgi de verilmediğinden, müvekkili şirket tarafından .... Noterliği’nin 14.06.2013 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ... A.Ş.’ne gönderildiğini, davalı tarafından bu süreçte ...A.Ş.’ye 858.000 USD’lik ve .... Şti.’ye 163.500 USD’lik iki kısmî ödeme yapıldığını, müvekkili şirkete ait ... IMO no’lu “...” gemisi bu süreçte tamir ettirilemediğini, tersanede atıl vaziyette bekletilmek zorunda kaldığını ve işletilemediğini, bahse konu dönemde gemi dava dışı ... A.Ş tarafından sağlanan finansman desteği ile satın alınmış olduğundan ve yine aynı bankanın gemi üzerinde ipoteği bulunduğundan, geminin sigortası bankanın kendi grup şirketleri bünyesinde bulunan ... A.Ş’ye yaptırıldığını, davalının hasarın gerçekleştiği dönemde tespitleri hasar tespiti ve diğer bağlantılı süreçlerde yalnızca ... A.Ş ile iletişim kurmuş olup müvekkilinin hasar tespiti konusunda bilgilendirmediğini, davalı tarafça riziko ve hasar tespitine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve müvekkilini de herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine tarafımızca .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını ve takibe karşı yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/176 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen 2020/378 K. sayılı ve 23.12.2020 tarihli karara karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulduğunu, bunun üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/2801E 2022/8278K. sayılı 23.11.2022 tarihli kararı ile takibe konu mahkeme kararının onanmasına karar verildiğini, dosya halen karar düzeltme incelemesinde olmakla beraber verilen karar; davalı sigorta şirketinin poliçe hükümlerine aykırı hareket ettiğini ve sigorta tazminatını ödemekle yükümlü olmasına karşın bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu cihetle müvekkiline karşı haksız fiil işlediğini ispatladığını, 05.02.2015 tarihinde, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası tahtında sigorta poliçesi tahtındaki sorumlulukların yerine getirilmemesi nedeniyle haksız fiile dayalı olarak ... gemisinin bakım, tutum, idaresi ve gelir/ kazanç kaybı için 3.204.000,00.-TL bedelli icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine de davalı sigorta şirketi tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak devam eden süreçte müvekkili şirketin içerisinde bulunduğu mali güçlük nedeniyle dava harcı temin edilemediğinden itirazın iptali davası açılmadığını beyanla ikame edilen işbu belirsiz alacak davası çerçevesinde dava değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda dava değeri arttırılmak üzere şimdilik birlikte (HMK md. 107 muvacehesinde iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına maruz kalmaksızın dava değerinin arttırılması hakkı saklı kalmak kaydıyla) 41.000-USD'nin 03.02.2013 tarihinden fiili ödeme gününe kadar işleyecek Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa ait Türk bayraklı “...” isimli gemisinin, müvekkili şirket tarafından 17.10.2012 başlangıç tarihli Tekne ve Harp Sigorta Poliçesi ile 3.500.000 USD bedelle sigortalandığını, davacı beyanına göre, sigorta konusu gemi 21.12.2012 günü Çanakkale, ...Limanı’nda 1.400 MT hurda yükünün tahliyesini bitirip boş halde İstanbul’a hareket ettiğini, aynı gün 23.30 sularında ana makine arızası nedeniyle denizde hareketsiz kaldığını ve çekilerek ...’ya getirildiğini, hasar tespit çalışmaları sonrasında düzenlenen 19.09.2013 tarihli Ekspertiz Raporu ile poliçe kapsamında talep edilebilecek zararın 858.000 USD olduğu belirlendiğini, tespit edilen bu tazminat tutarı geminin ipotek alacaklısı ve poliçede dain-i mürtehin olarak görünen ... A.Ş.’ye ödendiğini, geminin ...’ya çekilmesi için ise çeki firmasına 163.500 USD ödeme yapıldığını, davacı taraf, sigorta sözleşmesi kapsamında karşılanması gereken zararının ödenen tutardan daha fazla olduğu iddiası ile 1.299.068,USD USD ek tazminat talebiyle müvekkili aleyhine .... İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasından müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibin itirazları ile durması üzerine de İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/495 esas sayısında kayıtlı dosyasından itirazın iptali davası açtığını, mahkemece aktif husumet ehliyeti yokluğu gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay’ca görevsizlik nedeniyle bozulduğunu, takiben verilen görevsizlik kararı doğrultusunda İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/176 esas sayılı dosyasında görüldüğünü ve dava 689.687,81 USD alacak yönünden kısmen kabul edildiğini, hüküm Yargıtay’ca onanmış olup dosya karar düzeltme incelemesinde olduğunu, davacı tarafın maliki bulunduğu bir taşınmaz mal bulunmadığı gibi, tek malvarlığı olan gemisini de 2021 yılında sattığını, bunun öncesindeki dönemde borca batık olduğu da, dosyaya sunduğumuz gemi sicil kaydı suretinden anlaşıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp görülmesi mümkün olmadığını, dava konusu hasarın 20.12.2012 tarihinde meydana geldiğini, davacı tarafça “eksik olduğu” iddia edilen tazminat ödemesinin de 06.11.2013 tarihinde yapıldığı ihtilafsı olduğunu, bu durum karşısında dava konusu talebin zamanaşımına uğradığı ve davanın sırf bu nedenle reddinin gerektiğini, TTK m. 1409 gereği sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen poliçede “kazanç kaybı”nı ya da geminin olması gerekenden daha düşük bir bedelle satılmasına dayalı zararı kapsar bir teminat verilmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin de davacıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dava konusu olay nedeniyle aynı tararlar arasında İstanbul 17. ATM'nin 2019/176 Esas ve 2020/378 K. sayılı dosyasında görülüp kesinleşen davanın gerekçeli kararında; sigorta tazminatı alacağının 07.02.2013 tarihinde muaccel olduğu kabul edilmiştir. TTK m. 1472/f.4 gereğince davalının bu tarihte temerrüde düştüğü belirlidir. Geminin tamiratının gerçekleştirilememesi olgusuna dayanan aşkın zarar talebi TTK m. 1472/f.4 gereği, en erken sigortacının temerrüt tarihi olan 07. 02. 2013’de muaccel olacağından 10 (on) yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihte başlayıp 07.02.2023’de dolmuş olacaktır. Bu nedenle davacının talebinin 26. 09. 2023 olan dava tarihi itibariyle zaman aşımına uğradığı kanaatine varıldığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, davaya ilişkin hukuki nitelemesi ve bu bağlamda davanın zamanaşımı süresinde açılmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, zarar yükümlüsünün kim olduğunun ve hukuki sorumluluğun varlığının, ancak Yargıtay onama kararı ile kesin olarak öğrenildiğini, haksız fiil ve zararın, icra dosyasından tahsilatın yapıldığı tarihe kadar devam ettiğini, somut olayın, adi bir para borcunun geç ifası ya da salt “aşkın zarar” talebi olarak nitelendirilemeyeceğini, temadi eden haksız fiillerde zamanaşımının fiilin ve zararın sona erdiği tarihten itibaren başladığını, somut olaydaki talebin “aşkın zarar” olarak nitelendirilmesi hâlinde dahi zamanaşımı başlangıcının hatalı tespit edildiğini, aşkın zarara ilişkin zamanaşımının, asıl alacağın ödendiği tarihten itibaren işlemeye başladığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak icra dosyasındaki reddiyat tarihi olan 06.02.2023 tarihinin esas alınması gerektiğini, munzam/aşkın zararın, asıl alacağa ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle ortaya çıkacağının ifade edildiği içtihatlar olduğunu, bu halde de 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının Yargıtay onama tarihi olan 23.11.2022 olarak esas alınması gerektiğini, bir an için aşkın zarar talebinin, en erken TTK M. 1472/2 gereği sigortacının kısmi ödeme ve/veya diğer bir deyişle temerrüt tarihi olan 07.02.2013’de muaccel olacağından 10 (on) yıllık zamanaşımı süresinin de bu tarihte başladığı kabul edilse dahi davacı tarafça .... İcra Müdürlüğü’nün ... e. sayılı dosyasında 30.01.2015 tarihinde ve de 05.02.2015 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası tahtında haksız fiile dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, bu kapsamda bu davaya konu edilen talepler bakımından zamanaşımının 30.01.2015 ve de 05.02.2015 tarihinde kesildiğini, bilirkişi kök ve ek raporları arasındaki açık çelişki giderilmeden, davacı tarafın itirazları karşılanmadan ve denetime elverişli bir gerekçe oluşturulmadan hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; sigorta tazminatının geç ödenmesinden kaynaklı, geminin tamir edilememesi nedeniyle; gelir/kazanç kaybı, geminin atıl kalması nedeniyle değer kaybetmesi ve 25/08/2021 tarihide olması gereken değerinin altında satılması nedeniyle değer kaybı ve geminin tersanelerde atıl bekleme süresi boyunca oluşan bakım, tutum ve bekleme giderlerinin ödetilmesine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı istinaf isteminde bulunmuştur.

Davacının donatanı olduğu “...” isimli geminin olay tarihi olan 20.12.2012 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi nezdinde 17.10.2012 başlangıç tarihli Tekne ve Harp Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, gemi üzerinde ... A.Ş. Nin 4.500.000 USD alacağı teminen 1. sırada ipotek hakkı sahibi olduğu, rizikonun gerçekleşmesi üzerine daini mürtehin tarafından tazminatın sigortalıya ödenmesine muvafakat edilmemesi nedeniyle davalı sigorta şirketince 858.000 USD tazminatın daini mürtehin ... bankasına ödendiği, davacı tarafça ödenen bu miktar ve muafiyet tutarı 50.000 USD mahsubundan sonra kalan 1.299.068 USD hasar bedelinin ve 155.888,00 USD faiz olmak üzere 1.454.956,00 USD nin ödenmesi için ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz ile takibin durduğu, itirazın iptaline ilişkin 8.5.2015 tarihinde İstanbul 17. ATM'de açılan dava sonucunda 2019/176 Esas ve 2020/378 Karar sayılı ilam ile “sigorta tazminatını talep hakkının sigorta poliçesinin lehdarı ve ipotek alacaklısı olan ...'na ait olduğuna, sigorta tazminatı alacağının 7.2.2013 tarihinde muaccel olduğuna, olay tarihi itibarıyla sigorta poliçesinin lehdarının ... olduğuna; davacının sigorta şirketine karşı talep ve dava hakkının ipoteğin temlik edildiği dava dışı ...'ün muvafakati ile doğduğuna; hasar bedelinin 1.650.375 USD olduğuna; bundan ipotek alacaklısına ödenen 858.000 USD ile muafiyet tutarı olan 100.000 USD ve sovtaj bedeli olan 2.688 USD'nin indirilmesinden sonra kalan 689.687,81 USD'nin davalıdan tahsiline; koşulları oluşmadığından icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine” karar verildiği, Yargıtay 11. HD'nin E. 2021/2801, K. 2022/8278 sayılı kararı ile onandığı, karar düzeltme talebinin Yargıtay 11. HD'nin E. 2023/1823, K. 2023/7305 sayılı kararı ile reddedildiği hükmün 12.12.2023 tarihinde kesinleştiği, dosya borcunun 6.2.2023 tarihinde tamamının ödenmiş olması nedeniyle infazen kapatıldığı anlaşılmaktadır.

Davada vakıaların anlatımı taraflara talebin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye aittir. (YİBK. 04.06.1968, 15/6 sayılı )

Davacının talebi sigorta tazminatının zamanında ödenmemesi nedeniyle geminin tamir edilememesinden kaynaklı olduğu iddia edilen zarar kalemlerine ilişkindir. Davacı tüm yargılama sürecinde davalının sorumluluğunu haksız fiil sorumluluğuna dayandırmıştır. Mahkemece HMK 31 kapsamında hukuki tavsifin mahkemeye ait olduğu, davacının iddiasının temerrüt faiziyle karşılanamayan aşkın zararın tazmin istemine ilişkin olduğu ve TBK 146. Maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunun kabulü gerekmiştir.

Rizikonun meydana gelmesinden sonra; davalı sigortacının sigorta tazminatı ödeme talebini reddetmesi, hasar ekspertizi sonucunda belirlenen tutarı ipotekli alacaklı bankaya ödemesi, tazminatın tutarına ilişkin uyuşmazlık sonucunda davacının icra takibi başlatması, takibin itiraz üzerinde durması, itirazın iptali davasında ödenmesi gereken tazminat tutarının mahkeme kararı ile belirlenmesi, söz konusu tutarın icra dosyası kapsamında ödenerek dosyanın infazen kapatılması, mahkemenin dava konusu alacağın yargılamayı gerektirdiğini ve likit olmadığını değerlendirerek icra inkar tazminatı talebini reddetmesi, hasar ve tazminat tutarları konusunda sigortacı ile sigortalının anlaşamaması vakıalarının hiçbirinin hukuka aykırılık teşkil ettiğinden bahisle haksız fiil oluşturduğunu kabul etmek mümkün değildir. Davalı sigorta şirketinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fili ile uygun illiyet bağı içinde davacıyı zarara uğrattığından söylenemeyeceğinden haksız fiilin unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.

Sigorta tazminatı bir para borcu olduğundan, para borcunun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle sigortalının uğradığı iddia ettiği zararının tazmini, kural olarak temerrüt faiziyle karşılanır. Borçlunun temerrüde düştüğü andan tazminatının ödendiği ana kadar işleyen temerrüt faizini talep edebilir. İlk derece mahkemesince davacı talebinin temerrüt faizini aşan zararın tazminine yönelik aşkın zararın (munzam zarar) tazmini niteliğinde olduğuna yönelik kabulü yerinde olup davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.

Aşkın zarar TBK m.122'de ;"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiştir.

Davacının talebi para borcunda temerrüt faiziyle karşılanamayan aşkın zararın tazminine yönelik kabul edilmiş olmakla gecikme tazminatına ilişkin zamanaşımı TBK m. 146’daki genel zamanaşımı süresi olup, 10 (on) yıldır. Aşkın zarar, sigortacının temerrüdü ile uygun illiyet bağı içerisinde olan, faizle karşılanamayan zarardır. Bu nedenle temerrüt ortaya çıkmadan talep edilemeyeceği gibi, temerrütten önce aşkın zararın tazminine ilişkin zamanaşımı da işlemeyecektir. Sigortacının sigorta tazminatında temerrüdü anında ortaya çıkan ve var olanlar bakımından temerrüt tarihinden itibaren; temerrütten sonra doğacak her bir zarar kalemi bakımından ise zararın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır.

Davacının iddia ettiği ve diğer zarar kalemlerinin varlığının bağlı olduğu ilk ve temel zarar kalemi “geminin tamiratının gerçekleştirilememesi” olduğundan, sigortacının temerrüdü anından itibaren on yıllık süre içerisinde tamiratın gerçekleştirilememesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen aşkın zararın tazmini talep edilebilir. Geç ödeme olgusu sigorta tazminat alacağı bakımından en erken temerrüt tarihinde oluşacağından, faizle karşılanamayan aşkın zarar da en erken ilk bu anda doğacak ve muaccel olacaktır. Sigorta tazminatının miktarının daha sonra mahkeme kararıyla faiziyle birlikte belirlenmesi aşkın zararın miktarının tespitine etki etmekte ancak doğmuş olan aşkın zararın varlığına ve buna ilişkin talebin zamanaşımı süresinin başlamasına etki etmemektedir. TBK m. 114/2 atfıyla uygulanacak olan TBK m. 50/2 zararın miktarının tam olarak belirlenmesini davanın açılması için bir zorunluluk olarak aramamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta sigorta tazminatı alacağının 07.02.2013 tarihinde muaccel olduğu, TTK m. 1472/4 gereği davalının bu tarihte temerrüde düştüğü,10 (on) yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihte başladığı, zamanaşımı süresinin 07/02/2023’tarihinde dolduğu anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/487, K. 2026/1374, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-487-e-2026-1374-k-920f98584c68