Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/828 E. 2026/1508 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/828
Karar No
2026/1508
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/828

KARAR NO: 2026/1508

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/02/2023

NUMARASI: 2018/1354 Esas - 2023/87 Karar

DAVA: Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026

Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı 08.11.2018 tarihli dilekçesinde; müvekkil şirketin, ... marka logolu ... (...) ağacından üretilmiş ... (...) malzemesinin 655 Euro * KDV karşılığında satın alınması hususunda davalı şirketle mutabakata vardığını, bu çerçevede davalı şirkete 110.302 m3 ... karşılığı 83.300 Euro ödeme yaptığını, süreç içerisinde de müvekkil şirkete toplam 74 812 m3 malzeme teslim edildiğini, müvekkilin talebine rağmen davalı şirketin, ... marka logolu ... ağacından üretilmiş ... ilişkin kalite sertifikalarını ve test raporlarını müvekkiline vermediğini, bunun yerine ... başlıklı 09.06.2016 tarihli eski bir belgeyi müvekkil şirkete teslim ettiğini, müvekkilin bu durumdan şüphe duyarak malların orijinal olup olmadığı hususunda araştırma yaptığını ve bu kapsamda ... ... ve ... ... firmalarının Türkiye'deki temsilcileriyle temasa geçildiğini, nihayetinde davalı şirketin sahte ... marka ürünü müvekkiline sattığının tespit edildiğini, bu nedenle henüz müvekkiline teslim edilmemiş 35.49 m3 ... siparişinin iptal edildiğini, iptal edilen 35.49 m3 ürünün hali hazırda devam eden .... A.Şi .......işinin yapım işinde acil ihtiyaç duyulması ve davalının bedeli iadeye yanaşmaması isebebiyle ... markalı ürün yerine peşin ödenen 83.300 Euro'dan bakiye kalan 26.801,98 Euro karşılığında ... marka ürün alındığını, netice olarak müvekkiline teslim edilen ve orijinal olmadığı belirlenen 74812 m3 miktarlı sahte ürünlere 56.498,02 Euro ödendiğini, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/239 D. iş sayılı dosyasında tespit davasının ikame edildiğini, bilirkişiden alınan raporda davalının gönderdiği 74.812 m3 ... ürünün orijinal olmadığının tespit edildiğini öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi zararın tazminine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı cevabında; davacı şirketin 02.07.2018 tarihli e-malinde, kendisine yöneltilmiş olan teklifte “... ...” marka ürünleri hiçbir kayıt ileri sürmeden kabul ettiğini, davacı şirkete teslim edilen 74.812 m3 ürün kullanıldığını ve hiçbir şekilde TTK m.23/1-c de belirtilen malın ayıplı olduğu ihbarında bulunulmadığını, davacı şirketin 74.812 m3 siparişi teslim aldıktan sonra 01.08.2018 tarihine kadar bu ürünleri tükettiğini, sonrasında sebebi bilinmeyen bir şekilde gönderilen ürünün orijinal olmadığından kaynaklı zarar ileri sürdüğünü, davacı şirketin, huzurdaki davanın oluşmasına sebebiyet veren Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/239 D, iş sayılı dosyasında emsal olarak sadece gönderilen ürünün %13üne tekabül edecek miktarı inceleme konusu yaptığını, davacının, müvekkil şirketten aldığı ürünleri, yaptığı inşaatlarda kullanarak tükettiğini, müvekkilin ürünlerinde ayıp olmadığını vekaleten savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından davacıya teslim edilen bir kısım malın sözleşmede belirtilen niteliklere uygun olup olmadığı, malların hepsinin teslim edilip edilmediği, teslim edilmeyen mal yerine başka bir marka bir mal verilip verilmediği, verilmiş olması halinde başka marka mal ile sözleşmede kararlaştırılan mal arasında bedel farkı bulunup bulunmadığı, davalının edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirip getirmediği, getirmemiş olması halinde davacının bundan dolayı maddi ve manevi zararı uğramış olup olmadığı noktasındadır.

Tarafların incelenen defter ve kayıtlarına göre karşılıklı alacak ve borçlarının olmadığı,Davalı tarafından davacıya 10.07.2018 tarihinde ... nolu irsaliye ile 37,406 m3 ürün teslim edilerek 28.249,01 € fatura düzenlendiği faturanın davacı ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında kurulan sözleşmeye göre davalının ... marka ürünleri davacıya temin borcu altına girdiği, dava konusu edilen ürün üzerinde .... Üniversitesi-... Fakültesinde yaptırılan labaratuvar incelemesinde hazırlanan rapora göre dava konusu taklit etiketli ürünün orijinal etiketli ürünle karşılaştırıldığında, taklit ile orijinal olarak etiketlenen ürünlerin aynı olmadıkları yani davacıya orjinal olmayan ürünlerin temin edildiği, dava konusu üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, ürünler üzerinde tespit yaptırılarak makul sürede iş bu davanın açıldığı davacının tazminat talebinde haklı olduğu, denetlenebilir mahkememizce de benimsenen 11/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre yapılan hesaplama neticesinde davacının bedelde indirim isteme hakkını kullanarak fiyat farkı olarak talep edebileceği tutarın toplam 7.062,25 € olabileceği, davacının davalıdan çeklerden dolayı oluşan kur farkından 188.766,93 TL talep edebileceği, manevi tazminatın ise iş bu davada şartlarının oluşmadığı değerlendirildiğinden davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kusuru ve tazmin yükümlülüğü olmadığını, dosyada yer alan tüm bilgi, belge ve bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen raporlarla açıkça kanıtlandığı üzere, davacı ile müvekkili davalı arasında oluşan alım satım sözleşmesinin konusu ... marka ve davacının belirttiği nitelikteki 110,302 m3 ... ürünün davacıya KDV hariç 640 Avro bedelle satışı ve teslimi olduğunu, davacının bu ürünleri sipariş ettiğinde, satışında ve tesliminde “... ... ve ... ...” üretimi ürün istediğini ortaya koyan hiç bir delili olmadığını, davacıya iletilen ilk teklifte “ithalatı yapılan ürün” açıklamasıyla “... üretimi ... marka ... ağacından” ürün için verilen fiyat ile sonrasında sözleşmeye bağlanan ikinci teklifte “ithalatı yapılan ürün” ve “Ukrayna üretimi” açıklaması olmaksızın tanıtılan ... marka ... ağacından ürün için belirlenen m3 fiyatı arasında 96 Avro fark olduğunu, bu ürünün kullanıcısı olarak davacının sözü edilen farkın sebebini bilmediğinden söz edilmesine olanak olmadığını, davacı “... marka, ... ağacından üretilmiş, her iki yüzü 120 gr. film tabakası ile kaplı, kenarları epoksi ile yalıtılmış 13 katman birinci sınıf logolu, 1250 x 1250 x 18 mm ebatlarında ...” talep edildiğini, davacıya, Türkiye’de tescilli ve hukuki koruma altında bulunan “...” markasıyla üretilmiş ve talep ettiği nitelikleri tam olarak karşılayan ürün tedarik edilip, satılmış ve teslim edildiğini, davacıya satılan ve teslim edilen ürünün, davacının “orijinal” olarak nitelendirdiği ve herhalde yurt dışında üretilen “... ve amblem” işaretli ürünün taklidi olmadığını, tam aksine davacı, sözleşmeye uygun olarak ve Türkiye’de tescilli ve hukuki koruma altında bulunan “...” markasıyla üretilmiş, talep ettiği nitelikleri tam olarak karşılayan, hatta “orijinal” olduğunu ileri sürdüğü üründen daha iyi performansa sahip ürünü edindiğini, davacının bu ürünü numunesini görüp, kontrol ederek aldığını, teslim edildiği andan itibaren faaliyetinde kullandığını, kusurlu işlevi gördüğü iddiasıyla hiçbirini iade etmediğini, teknik özellikleri ve niteliği karşısında bu ürünün “taklit” olduğundan söz edilemeyeceğini, istinafa konu karara dayanak oluşturan bilirkişi raporunda, ilk olarak müvekkilinin tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için ürünlerin taklit olduğuna, gizli ayıp içerdiğine ve ağır kusur bulunduğuna hükmedilmesi halinde maddi zarardan söz edilebileceği belirtilerek, davacının ürün için ödediği birim fiyat ile “afaki” olarak ortaya konulan, dayanağı piyasa araştırmasının kaynaklarının açıklanmadığını, karşılığı ürünün niteliği ve niceliği belirsiz şekilde 560 Avro/m3 esas alınarak, bu “sözde” piyasa bedeli ile davacının ödediği tutar arasındaki fark maddi zarar kabul edilerek 7062,25 Avro olarak hesaplandığını, Bilirkişi raporuna bu yönüyle itirazlar dikkate alınmadığını, piyasa araştırması yapılmadığını, fiyatının 560 Avro/m3 olduğu iddia edilen ürün ile müvekkilinin satışını gerçekleştirdiği ürünün “aynı” olduğu belirlenmemiş olup, zarar hesabının tümüyle temelsiz ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca ödemenin çek ile yapılmasına, çekin ödeme aracı olmasına, çekin teslimi ile ödemenin tamamlanmasına, tahsil tarihine göre kur farkından doğan artışın ise müvekkili davalı yönünden gelir olduğu ve kur farkı faturası düzenlenerek vergi yükümlüğü açısından beyanı gerektiği gözetilmeden, yabancı para cinsinden çek kullanılarak yapılan ödeme nedeniyle kur farkı hesabı ve bunun zarar olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2.2.2023 tarihli, E:2018/1354, K:2023/87 sayılı kararın hukuka ve usule aykırı olarak davacının maddi tazminat isteminin kabulüne ait kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, orijinal olmadığı iddia edilen ürünler nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, verilen kabul kararına karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Taraflar arasında ... satışı konusunda satım sözleşmesi kurulduğu, davalının ... marka ürünleri davacıya temin etme borcu altına girdiği, dosyaya sunulu e-posta yazışmalarında teklif edilen ürünün ve teyit edilen siparişin "..."marka ... (...) ağacından üretilmiş her iki yüzü 120 gr film tabakası ile kaplı kenarları epoksi ile yalıtılmış 13 katman birinci sınıf logolu ... olduğu, davalı tarafından davacı hakkında 11.7.2018 ve 20.7.2018 tarihli faturalar düzenlenerek 74,812 m3 ürünün davacıya teslim edildiği, davacı tarafından da davalıya ...Şubesine ait 29.08.2018 tanzim tarihli 25.000 Euro, 31.08.2018 tanzim tarihli 58.300 Euro tutarlı çek verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça, ... marka logolu ... ağacından üretilmiş ... (...) malzemesinin satın alınması hususunda davalı şirketle anlaşmaya varıldığı ancak davalı şirketin, ... marka logolu ... ağacından üretilmiş ... ilişkin kalite sertifikalarını ve test raporlarını vermediği, bu durumdan şüphe duyulması üzerine teslim edilen malların orijinal olup olmadığı hususunda araştırma yapılması sonucunda davalı şirketin sahte ... marka ürün sattığının tespit edildiği belirtilerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuş; davalı tarafça ... marka ... ürünlerinin dava dışı .... A.Ş.'den temin edildiği, davacı şirkete teslim edilen ürünün davacı tarafından kullanıldığı, teslim edilen malların ayıplı olduğu ihbarında bulunulmadığı , sonrasında sebebi bilinmeyen bir şekilde gönderilen ürünün orijinal olmadığından kaynaklı zarar ileri sürüldüğü, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/239 D. iş sayılı dosyasında emsal olarak sadece gönderilen ürünün %13üne tekabül edecek miktarın inceleme konusu yapıldığı, teslim edilen ürünlerde ayıp olmadığı savunularak davanın reddi talep edilmiştir.

Dosyaya sunulu Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) 01.03.2018 tarihli 2016/281 Esas ve 2018/130 Karar sayılı kararında, '...' ve '... ...' markalarının gerçek hak sahibinin ... .... ve ... ... firmaları olduğu, davalı .... A.Ş.'ne yönelik davanın kabulü ile davalının gerçek hak sahiplerinin marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile bu haksız rekabetin ve tecavüzün önlenmesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek, temyiz edilmeksizin 04.01.2022 tarihinde kesinleştiği, yine dosyaya sunulu İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/239 D.İş sayılı kararında 29.08.2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine davacının 1 alet (25 adet) orijinal ürün ve 1 palet (25 adet) sahte olduğu iddia edilen ... plaka üzerinde yapılan inceleme sonunda davalının davacıya gönderdiği ... markalı 74,812 m3 ... ürünün orijinal ürünler olmadığına dair rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır.

Dosyaya alınan bilirkişi heyet raporunda, ... Üniversitesi-... Fakültesince hazırlanan test raporunda taklit etiketli kontrplağın 13 Katlı, 17,901 mm kalınlığında ... ağacından yapılmış olduğu ve ... logolu olduğunun tespit edildiği, ... Üniversitesi-... Fakültesince hazırlanan rapora göre dava konusu taklit etiketli ürünün orijinal etiketli ürünle karşılaştırıldığında, taklit ile orijinal olarak etiketlenen ürünlerin aynı olmadıkları ancak teknik verilere göre taklit olanın orijinal olana göre dayanımının daha iyi olduğu, davacının ürünlerin orijinal olmadığını olağan bir muayene ile tespit etmesinin mümkün olmadığı, ayıbın türünün gizli ayıp olduğu , piyasa araştırmasına göre aynı dönemde ..., 13 katmanlı, film kaplı yerli üretim (veya taklit) ürünün fiyatının 560 €/m3 olduğu belirlendiği, aradaki farkın 80,00 €/m3 olduğu ve piyasa şartlarına göre makul olduğu, davacıya satılan 74,812 m3 ürünün 560 €/m3 birim fiyat üzerinden toplam bedelinin 41.894,72 € + KDV toplam 49.435,77 € olduğu, davacının bedelde indirim isteme hakkını kullanarak fiyat farkı olarak talep edebileceği tutarın 5.984,96 € + KDV toplam 7.062,25 € olabileceği, faturalara kur değerlemesi uygulanmaması kaydı ile davacının davalıdan çeklerden dolayı oluşan kur farkından 188.766,93 TL talep edebileceği belirtilmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 219.maddesinde ayıptan sorumluluk , "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.

Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nun 222.maddesinde satış sözleşmesi sırasında alıcının bildiği ayıplar" Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir.Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur" şeklinde düzenlenmiştir.

TBK'nın 227.maddesinde alıcının ayıp durumunda alıcının hakları sıralanmıştır. Buna göre, Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, bu seçimlik haklardan birini kullanabilir: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Somut olaya gelindiğinde davalının satıma konu "..." marka ürünü dava dışı .... A.Ş.'den tedarik ettiği ve taraflar arasında satım sözleşmesi kurulmadan önce, '...' ve '... ...' markalarının gerçek hak sahibinin ... .... ve ... ... firmaları olduğu ve ürünün tedarik edildiği şirketin gerçek hak sahiplerinin marka hakkına tecavüz etmek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve tecavüzün önlenmesi yönünde mahkeme kararının bulunduğu , dosyaya sunulu delil tespiti raporları ve ... Üniversitesi-... Fakültesince hazırlanan test raporuna göre de davacı ile davalı arasındaki satım sözleşmesine konu ... ürününün orijinal ürün olmadığı anlaşılmaktadır.

..., sözleşmede kararlaştırılan ve borçlanılan edimden tamamen farklı bir şeyin ifa edilmesi halinde meydana gelmekte olup, sözleşmeye aykırılık halini oluşturur. Bu durum ayıp olmadığı için ayıp ihbarında bulunulmasına da gerek yoktur. Mahkemece somut durum gizli ayıp olarak nitelendirilmiş ise de esasen somut olayda aluid teslim durumunun söz konusu olduğunun kabulü gerekir.(Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi 2017/3797 Esas, 2019/1557 Karar)

Hükme esas alınan 11.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalının davacıya 74,812 m3 ürünü 640,00€/m3 birim fiyatla 47.879,68 € + KDV toplam 56.498,02 € bedelle sattığı, 31.08.2020 tarihli ek raporda belirtilen piyasa araştırmasına göre, aynı dönemde ... ağacından 13 katmanlı, film kaplı yerli üretim ürünün m3 fiyatının 560 €/m3 olduğu , aradaki farkın 80,00 €/m3 olduğu ve piyasa şartlarına göre makul olduğu, davacıya satılan 74,812 m3 ürünün 560 €/m3 birim fiyat üzerinden toplam bedelinin 41.894,72 €+ KDV toplam 49.435,77 € olduğu, davacının fiyat farkı olarak talep edebileceği tutarın 5.984,98 € + KDV toplam 7.082,25 € olabileceği tespit edilmiş olup, anılan miktarların piyasa araştırması yapılarak oluşturulan hüküm kurmaya, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre belirlenmesine göre sözleşmeye aykırılık (aluid ifa) nedeniyle davacının fiyat farkından kaynaklı maddi zararının oluştuğu anlaşılmakla mahkemece 7.062,25 Euro üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur

Diğer yandan kur farkı, yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır.

Somut olayda davacı, aluid ifa nedeniyle sözleşmeden dönmediği gibi davacının, döviz cinsinden düzenlenen faturaya karşılık yine döviz cinsinden çek keşide etmesi nedeniyle kur farkı riskini üstlendiği gözetildiğinde çekin ifa yerine geçen ödeme aracı olması sebebiyle çek bedelinin ödenmesiyle birlikte davacı, kur farkından kaynaklı olarak davalıdan zarar talebinde bulunamaz. Bu durumda davacının kur farkına yönelik zarara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak manevi tazminata yönelik hüküm istinaf konusu olmadığından bu konuda hüküm tekrarı yapılarak Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 7.062,25 EURO alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanun 4/A kanunu gereğince devlet bankalarının EURO için bir yıl vadeli mevduata ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Manevi tazminat talebinin REDDİNE,

3-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 9.623,02 TL harcın, davacı tarafından yatırılan 1.024,65 TL peşin harç, 5.451,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.475,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.147,37 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 179,90 TL harcın, davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5- Davacı tarafından yatırılan 1.024,65 TL peşin harç, 5.451,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 6.475,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 9.499,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 4.058,92 TL'sinin davalıdan tahsili ile davcıya ödenmesine, bakiyesinin davacının üzerine bıraklımasına,

7-Davalının dosyada yargılama gideri olarak sarf ettiği 2.065,00 TL'nin davanın ret oranına göre 1.182,62 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine bakiyesinin davalının üzerine bırakılmasına,

8-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Ret olunan manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 9.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-Ret olunan maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

11-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333. Madde ve Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,

12- İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

b-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan 492,00 TL başvuru harcı ile 107,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 599,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/828, K. 2026/1508, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-828-e-2026-1508-k-96c2baa3e3ab