Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/574 E. 2026/1501 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/574
- Karar No
- 2026/1501
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/574
KARAR NO: 2026/1501
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/10/2022
NUMARASI: 2021/407 Esas - 2022/602 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı .... Şti. ile davalı... arasında... plakalı araç için....Noterliğinin 8.11 2019 tarih ve ... Yevmiye numaralı ve ... plakalı araç için....Noterliğinin 8.11 2019 tarih ve ...Yevmiye numaralı taşıt Kira sözleşmeleri ile taşıma sözleşmesi kaynaklı borç alacak ilişkisi oluşmuş, davalı taraf sözleşmelere konu olan plakalı araçlar ile davacı tarafın taşıma hizmeti vermiş olduğu firmada çalışmış ve çalışma karşılığı olan hakediş ödemeleri de yapıldığını, davacı tarafından işin gereği olarak sözleşmelere konu olan araçlara lift takılması, tavan branda, branda dijital baskısı yapılmış, davalı taraf söz konusu araçlarını çalıştırmaması akabinde, araçlara yapılan lift bedelleri, tavan branda bedeli, araçların kasko bedelleri, akaryakıt yansıtma bedelleri fatura cari hesaba işlenmiş, davalı taraf işbu faturalara istinaden herhangi bir itiraz da bulunmadığını, doğmuş olan alacağa istinaden İstanbul ....İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 64.909,031 TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapılmış olup, davalı taraf aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, davalının haksız olarak yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibin devamına, davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekelat ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf, davacı tarafından gönderilen ödeme emrine 25/02/2020 tarihinde itiraz ettiğini, davalı ile davacı arasında... plakalı araç için....Noterliği 08/11/2019 tarih ... yevmiye nolu ve ... plakalı araç için....Noterliği 08/11/2019 tarih ...yevmiye nolu taşıt kira sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşme bitim süresi 01/08/2021 tarihine kadar devam edeceği ve sözleşmenin noter kanalı ile fesihnamenin bir nüshasının T.C......Bakanlığına bir nüshasını diğer tarafa göndermek kaydıyla feshetmedikçe bir sözleşmenin geçerliği aynı süre kadar uzar denilmekte, anılan sözleşmede lift satışı, tavan branda, branda dijital baskı vs.bedellerinin kimlere ait olacağı belirtilmediği, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde “sözleşmenin nasıl feshedileceği belirtilmiş olmasına rağmen davacı tarafından haksız olarak fesh edilmiş olup, bu nedenle davacı şirkete 28.02.2022 tarih ile ....Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilerek sözleşmeye aykırı olarak müvekkile ait olan araçları çalıştırmadığını, davalıya ait araçların şirkette çalıştırılmaya devam ettirilmesini ve davalı tarafın uğramış oluğu şimdilik 100.000 TL tazminat talep edildiği, davacı taraf davacı tarafından gönderilen ihtarnameye 10/03/2020 tarihinde ....Noterliği ... Yevmiye nolu ihtarneme ile cevap vererek afaki beyanlarla davalının eşinin araçların çalışmasına engel olduğunu beyan ettiği, davayı ve alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıya tebliğ edilmiş usulüne uygun herhangi bir fatura mevcut olmadığı, haklı nedenlerle icra takibine itiraz edilmiş, davalı taraftan icra inkar tazminatı talebinde bulunulmaması, davanın öncelikle süresinde açılmaması nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddi ile yargılama masrafları ile vekelat ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacının defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davalıya ait cari hesaba ilişkin hareketleri ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedilmiş olduğu görülmüş ve muavin defter dökümünde yevmiye defter tarih ve kayıt notlarına yer verildiğini, davacı tarafın incelenen ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle, 2019 ve 2020 yıllarına ait açılış ve kapanış kayıtlarında davalı tarafın 64.909,03 TL borç bakiyesi ile kayıtlarda yer aldığını, davalının defterlerinde yapılan inceleme neticesinde, davacıya ait cari hesaba ilişkin hareketleri ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedilmiş olduğu görülmüş ve muavin defter dökümünde yevmiye defter tarihlerine yer verildiğini, davacı tarafın incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle, 2019 ve 2020 yıllarına ait açılış ve kapanış kayıtlarında davacı tarafın 20.891,03 TL alacak bakiye ile kayıtlarda yer aldığı, davacı ve davalı tarafların dava dosyasına delil olarak beyan etmiş olduğu 2019-2020 yıllarına ait Muavin Defter ve İşletme Defteri kayıtlarına göre cari hesaplarda mutabık olmadıkları ve 44.018,00 fark olduğu anlaşıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinden davacının davalıdan 20.891,03 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır, bu hususta ticari defterlerde bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, 44.018,00-TL'lik farka ilişkindir. Bu fark davacının dava dilekçesinde belirttiği, işin gereği olarak sözleşmelere konu olan araçlara lift takılması, tavan branda, branda dijital baskısı yapılması, davalı taraf söz konusu araçlarını çalıştırmaması dolayısıyla, araçlara yapılan lift bedelleri, tavan branda bedeli, araçların kasko bedelleri, akaryakıt yansıtma bedellerine ilişkin olduğu, farka ilişkin kalemlerin bilirkişi raporunda belirtildiği görülmektedir. Araçlara lift takılması, tavan branda, branda dijital baskısı, araçların kasko bedelleri, akaryakıt yansıtma bedelleri gibi masraflardan davalının sorumlu olacağına ilişkin bir anlaşma, bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının kendi araçlarına yapmış olduğu araçlara lift takılması, tavan branda, branda dijital baskısı, araçların kasko bedelleri, akaryakıt yansıtma bedelleri gibi masraflardan kendisi sorumludur. Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Alacak miktarı yargılama sonucunda ortaya çıktığı, likit olmadığı, dolayısıyla icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği görülmüştür. Davacının reddedilen kısım yönünden kötü niyetli olduğuna dair bilgi ve belge bulunmaması ve bu yönde kanaat oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine, " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 05.06.2022 tarihli bilirkişi raporuyla açıkca alacağın varlığı tespit edilmiş olmasına rağmen Yerel Mahkemece 20.891,03 TL alacaklı olunduğuna ve ihtilaf olan 44.018,00 TL tutarındaki faturalardan davacı şirketin sorumlu olduğu hususunda görüş bildirildiğini, kararın hatalı kanaat içerdiğini, 34 GV 8729 plakalı aracın lift satışına ilişkin davacı şirket tarafından düzenlenen ... numaralı faturanın davalı yanca kabul edildiğinin bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, davalı yana ait diğer ... plakalı aracın lift satışına ilişkin davacı şirket tarafından düzenlenen A-122963 numaralı faturanın kayıtlara işlenmemesinin işin olağan akışına da aykırı olduğunu, davacı şirkette sözleşmeli olarak çalışan araçların davalı yana ait olduğunu, davacı şirket tarafından davalının araçlarına yapılan masraflara ilişkin olarak davalının kendi tarafından yatırıldığına dair de herhangi bir evrak sunulmadığını, Yerel Mahkemece bu masrafların davacı şirketin sorumluluğunda olduğu kanaati dikkate alındığında o zaman araçlara takılan liftin geri iade edilmesi gerektiğini, olağan iş akışına aykırı bir durum söz konusu olduğunu, hatalı kanaat içeren kararın ortadan kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, bu hususun yerel mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşmelerde yer almayan tüm bedellerin davalıdan talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle yapılmış olan icra takibine davalının haklı nedenler ile itiraz ettiğini, sözleşmelerin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davalıya tebliğ edilmiş usulüne uygun herhangi bir fatura bulunmadığını, kararın; davacının icra inkar tazminatına hak kazanamayacağı yönündeki kısmının hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davacı şirkete ihtarname keşide edildiğini, sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait olan araçların çalıştırılmadığını davalıya ait kamyonların şirkette çalıştırılmaya devam ettirilmesini ve davalının uğramış olduğu şimdilik 100.000 TL tazminatın ödenmesinin talep edildiğini, davalının sözleşmede yer almayan taraflarca anlaşmaya varılmayan bedellerden sorumlu tutulamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamının reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Taraflar arasında düzenlenen taşıt kira sözleşmesi ilişkisi süresince davacının davalı araçlarına işin gereği olarak yaptığını iddia ettiği lift satışı, tavan branda - branda dijital bakı, sigorta prim ödemelerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul ....İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''faturalar nedeniyle cari hesap" borcun sebebi gösterilerek ve faturalar takibe eklenerek 64.909,03 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait 2 adet aracın noterde düzenlenen araç kiralama sözleşmesi ile davacı tarafça taşıma işlerinde kullanılmak üzere kiralandığı, davacının bu aşamada araçlara yaptığını iddia ettiği bir kısım ilave aparat ve ödediği sigorta primleri nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiği görülmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmelerde uyuşmazlık konusu alacak kalemleri konusunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davalı taraf kendisine tebliğ edilen bir fatura bulunmadığını, davacının sözleşmeyi haksız feshettiğini, borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
İşletme defteri, işletme hesabı esasına göre tutulur (VUK m. 193). İşletme hesabının sol tarafını gider, sağ tarafını gelir kısmı oluşturur. Gider kısmına satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili bütün giderler kaydedilir. Gelir kısmına ise, satılan mal bedeli veya yapılan hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla, tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer tüm gelirler kaydedilir (VUK m. 194/1-2). Gider ve gelir kayıtlarının en az sıra numarası, kayıt tarihi, işlemin niteliği ve meblağı içermesi gerekmektedir (VUK m.194/2). Bu defterin niteliği gereği bu kayıtlar dışında alım satıma ilişkin ödeme, tahsilat, banka vb. Kayıtlar tutulmamaktadır. Bu sebeple bu hususlar bu defterde yer almamaktadır.
Davacı ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu takip tarihi itibarıyla davalıdan 64,909,03 TL alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı bilanço esasına göre, davalı ise işletme hesabı esasına göre "işletme defteri" tutmaktadır. işletme defterinin gelir ve gider esasına göre tutulması nedeniyle sadece davalı tarafça düzenlenen faturanın gelir olarak kaydedildiği, davacının davalıya düzenlediği faturaların ise gider olarak kaydedildiği, alınan ve yapılan ödemelerin kaydedilmediği, bu sebeple bu defterde davalının borç/alacak bakiyesinin görülme imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir olmadığı anlaşılmakla ticari defterlerinin delil niteliği bulunmamaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.
Özel ispat kuralının uygulanmasının şartları 1-geçerli bir sözleme ilişkisi mevcut olmalıdır. 2-faturayı gönderen (düzenleyen) kişi tacir olmalıdır. 3 faturayı alan kişi tacir olup olmadığı hususu ise tartışmalıdır. Bir kısım yazarlar bu hüküm TTK' nun tacir olmanın hükümlerini düzenleyen maddeler arasında yer aldığından ve tacir sayılmayan kişilerin faturaya 8 gün içinde itiraz etmek gibi ağır bir yükümlülüğe tabu tutulması hakkaniyete aykırı olduğundan bu hüküm faturayı alan kişinin tacir olması halinde uygulanabileceği görüşündedirler (Prf.Dr. Füusun Nomer Ertan, Prf, Dr. Hüseyin Ülgen, Prf.Dr. Mehmet Helvacı, Prf.Dr.Arslan Kaya- Ticari işletme hukuku vedat kitapçılık 6. Baskı sayfa 277) Bir kısım yazarlar ise faturayı alan kişinin tacir olmasının şart olmadığı görüşündedirler (Prf.Dr. İsmail Kayar Ticaret Hukuku sayfa 137) Yargıtay Hukuk Genel kurulu 2011/15-472 e. 2011/608 k sayılı kararında "Her ne kadar TTK’nun 23. maddesi hükmü, tacir sıfatının sonuçlarını düzenleyen kısımda yer almış ise de, faturayı alan kişi tacir sıfatını taşımasa da itiraz mecburiyeti onun için de geçerlidir." şeklinde içtihat etmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi gereğince gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması hâlinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak da; esnafın gönderdiği faturaya itiraz olunmaması fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmaz.
Görüldüğü üzere bu düzenleme ile faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu süresinde itiraz edilmemekle içeriğinden sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Ne var ki fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği hâlde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. (HGK 2023/11-793 2024/149K)
Davalının işletme hesabına göre defter tutan esnaf olması nedeniyle ticari defterler delil olarak kabul edilmemekle birlikte davacının alacağına dayanak gösterdiği faturalardan ... numaralı 24.780,00 TL tutarlı faturanın defter kayıtlarına alındığı, diğer faturaların ise kayıt olmadığı görülmektedir. Bu durumda bu faturanın davalıya tebliğ edildiği sabittir. Ancak davalı defterlerinde davacıya olan borç alacağın görünme ihtimali olmamasına rağmen bilirkişi tarafından bakiye 20.891,03TL borç göründüğü şeklindeki rapor üzerine mahkemece bu miktara hükmedilmiştir.
Davacının uzun süreli kiracı olduğu anlaşılmakla davalının işleten sıfatının bulunup bulunmadığı hususu ilk derece mahkemesince tartışılması gerekmektedir. Ayrıca davacıya ait olduğu anlaşılan baskılı branda için de davalının sözleşmede bir üstlenmesi olmadığı müddetçe bedel isteme imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf davalı araçlarına lift taktığını ve bedelini istemekte olup dosyada araçlara lift takıldığı ve bedeli konusunda herhangi bir belge bulunmamakla birlikte lift için davacının düzenlediği faturalardan ... numaralı faturanın davalıya tebliğ edildiği ve kayıtlarına alındığı anlaşılmakla mahkemece davalı araçları üzerinde makine mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yapılacak keşif ile davacı fatura içeriğine uygun liftin yapılıp yapılmadığı, düzenlenen faturaların emsaline göre kadri maruf olup olmadığı belirlenmeli yeni bir mali müşavir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026