Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/532 E. 2026/1502 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/532
- Karar No
- 2026/1502
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/532
KARAR NO: 2026/1502
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/09/2022
NUMARASI: 2021/36 Esas - 2022/704 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ...A.Ş.arasında acente ... ... Anonim Şirketi vasıtasıyla 12/03/2018 başlangıç, 28/11/2018 bitiş tarihli, ... poliçe numaralı... ... Poliçesi imzalandığını, söz konusu poliçe ile müvekkilinin ... mahallesi ... parselde kayıtlı zeytin bahçesinin sigortalandığını ve standart dolu pakete ek olarak don teminatının eklendiğini, ... acentesi personelinin kendi hatası ile zeytin bahçesini ... bitiş tarihini 28/11/2018 tarihi olarak gösterdiğini, poliçede hasat tarihinin 28/11/2018 olarak gösterildiğini ancak zeytin hasadının aralık ayında yapıldığını, poliçenin hatalı doldurulduğunu ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, yine poliçe incelendiğinde prim ödeme planında 05/03/2018 tarihinde peşinat, kalan prim için ise 28/12/2018 tarihine taksit yapıldığını, hatalı yapılan poliçenin 28/11/2018 tarihinde bittiğini ancak müvekkilinin bakiye prim ödemesinin 28/12/2018 tarihinde istenildiğini, bu hususun da davalıların hatalı poliçe ile müvekkilini zarara uğrattığını gösterdiğini, 2018 yılı aralık ayında ... ilinde ve ilçelerinde don olayları gerçekleştiğini ve zeytin hasadının alınamadığını, müvekkilinin sigortalattığı diğer zeytinliklerinin bedelini ... şirketinden tahsil ettiğini ancak ... acentesinin hatası nedeniyle bitiş tarihinin yanlış gösterilen taşınmazında yaşanan don olayının neticesinde zararını sigortadan karşılayamadığını, müvekkilinin hem ... acentesi hem de ..... yaptığı başvuruların hepsinin sonuçsuz kaldığını, ... acentesi personeli ile görüşmesinde personelin hatasını kabul ettiğini, sehven böyle bir durum olduğunu belirttiğini ancak yapabilecek bir şeylerinin olmadığını belirtiğini, don olaylarının her yılın aralık ayında gerçekleştiği 12/03/2018 başlangıç-28/11/2018 bitiş tarihli poliçenin müvekkiline hiç bir yararının olmadığını ve zarara uğrattığının sabit olduğunu, müvekkilinin ... Sulh hukuk Mahkemesinin 2019/3 D.İş sayılı dosyasından hasar tespiti talebinde bulunduğunu ve dosyadan alınan 25/02/2019 tarihli bilirkişi ek raporu ile müvekkilinin uğradığı zararın yaklaşık % 70-75 ve zarar miktarının da 210.735,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalılar aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, davalıların haksız ve mesnetsiz şekilde borca itiraz ettiklerini ve icra takibini durdurduklarını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek, davalıların itirazının iptali ile ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibin devamına, davalılar aleyhine takip miktarı üzerinden mahkemece takdir edilecek (en az % 20 oranında) icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu poliçelerde dain-i mürtehin kaydı bulunduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından öncelikle dain-i mürtehin kurumun açık muvafakatinin alınması, aksi takdirde, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtiahdı uyarınca davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu ürünlerde herhangi bir hasar olmadığını, davacının talebinin poliçe teminatı dışında olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan ... şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve ... ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine ... edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani ... bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya ... bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu şartın yerine getirilmiş sayılacağı Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulmuştur.
Somut olayda; davaya konu ... poliçesinde, dava dışı ... ... A.Ş.'nin dain mürtehin sıfatı ile hak sahibi olduğu görülmekte olup, davacının ... poliçesine dayanarak tazminat talebinde bulunabilmesi için, dain mürtehinin bu konuda açık muvafakatının alınması gerektiği gözetilerek, dava dışı bankaya yazı yazılmış, gelen cevaba göre, bankanın hasar bedelinin davacıya ödenmesine muvafakatinin olmadığı anlaşıldığından, husumet yokluğundan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların, söz konusu borcunu ödemekten kaçınmak ve alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve mesnetsiz şekilde borca itiraz ettiğini ve icra takibini durdurduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinin somut olay gerçekliğine ve hukuka uygun düşmediğini, dava dosyasında mevcut T.C.... ... A.Ş.'nin ... Şubesi 13/10/2021 tarihli ...- ... sayılı yazısında bankanın dain-i mürtehin sıfatıyla davacıdan alacaklı olduğunu, tazmin bedelinin bu banka nezdinde davacıya ait olan IBAN numarasını belirttiği blokeli hesaba yatırması halinde davaya muvafakat ettiğini açıkça bildirdiğini, ... Sigortanın davalı ol olduğunu, davalı ... ... ile ... ...'nın kamuya ait grup şirketi olduğunu ve birbirleriyle organik bağı bulunduğunu, bu nedenle ... ...'nın şartsız muvafakat vermediğini, bu durumun gözetilerek davacının mağduriyetinin giderilmesi için yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, ipotek alacaklısı bankanın muvafakatinin mevcudiyetini öngören TTK'nun 1456.maddesinin muvafakatin herhangi bir koşula bağlanmamasını, bunun geçerliliği için şart koşmadığını, böylece söz konusu muvafakatin şarta bağlanmasının, geçerliliğine de etkide bulunmayacağını, T.C. ... ... A.Ş. ... Şubesi'nin de bahse konu yazısında bir şartla muvafakatte bulunduğunu ve o şartın tazmin bedelinin davacının bu bankada bulunan hesabına ödenmesi olduğunu açıkça belirttiğini, bu nedenle rehin alacaklısı bankanın muvafakatinin mevcut olması nedeniyle husumet yönünden dava şartının sağlandığının kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, devlet destekli bitkisel ürün ... poliçesi gereği tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına ... ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine ... ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan, rehin hakkı sahibi olduğundan ... şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve ... ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine ... edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, kendi menfaati de zedelendiği taktirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Yargıtay'ın süreklilik kazanmış emsal kararlarında açıklandığı üzere; TTK'nun 1456/1. maddesinde "Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı ... tazminatı üzerinde de devam eder" düzenlemesine; 1456/2. maddesinde ise "Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı ... tazminatını sigortalıya ödeyemez.
Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca, ... tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir.
Somut olayda ... poliçesi üzerinde ... ... ... şubesinin rehin hakkı bulunduğu, mahkemece bankaya muvafakat konusunda yazılan müzekkereye verilen cevapta tazmin bedelinin bankadaki hesaba ödenmesi kaydıyla muvafakat ettikleri, aksi halde muvafakatları bulunmadığı yönünde cevap verildiği görülmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere şartlı muvafakat mümkün değildir. "... Bu nedenle mahkemece dain mürtehin bankaya davacının bankaya olan borcunun ödenip ödenmediği sorularak, gerekirse banka kayıtları üzerinde araştırma yapılarak borcun kapatılmış olması halinde bankanın muvafakatinin aranmasına gerek bulunmadığı da gözetilerek ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dain mürtehin bankanın şartlı muvafakati geçerli kabul edilerek aktif dava ehliyeti yeterince araştırılmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarih 2017/11-91 E, 2018/924 K sayılı kararı).
Lehtar bankanın yazısından anlaşıldığı üzere kredi borcu tamamen kapatılmadığı, davacının rehin konusu borcun tamamen kapatıldığı yönünde bir iddiası da bulunmadığı gözetilerek banka tarafından açık muvafakat verilmediği anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026