Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/976 E. 2026/1036 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/976
Karar No
2026/1036
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/976 KARAR NO : 2026/1036

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/65 DAVA TARİHİ : 03/09/2021 ARA KARAR TARİHİ : 29/04/2026 DAVA : Tapu İptali ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak (Eser Sözleşmesinden kaynaklanan) İSTEM : İhtiyati Tedbirin Kaldırılmasına İtiraz KARAR TARİHİ : 09.07.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 09.07.2026

Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/65 Esas sayılı dosyasından verilen 29.04.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; Davalı .... ile davacı şirket arasında aktedilen tamamlama işine ait sözleşme ile Muğla, Menteşe,... Mahallesi ... Mevkii ...parselde bulunan davalı kooperatife ait 13 villadan ibaret tamamlama işinin davacı şirketçe yükümlenildiğini, sözkonusu sözleşme ve teknik şartnamelerde yazılı edimlerini ifa ettiğinde davalı kooperatif mülkiyetinde bulunan Menteşe,....Mahallesi..... Mevkii ... parselde Kayıtlı taşınmazı bedelsiz olarak tapuda devralacağını,Teknik metraj miktarları, sözleşmeye dâhil olan işler ve İt/üst yapı malzeme ve makinelere ilişkin sözleşme gereği yükünilenilen imalatlar montajlar tamamlandığını, yapılan işler teslim aşamasında, işin teslim alınması için geçici kabule hazır olduğu davalı kooperatife Muğla 3. Noterliği1/12/2020 tarih 21872 yevmiyeli karşı ihtarlarımızla bildirildiğini, Sözleşme, teknik şartmameler: gereğinc halihazır durumda her bir iş kalemi için ayrı ayrı ve inşaat bütününde inşaatın toplam tamamlanma oranlarının belirlenmesinin hukuki ihtilafların çözümü için zorunlu olduğundan durumun mahkemece delil tespiti yoluyla belirlenmesi için Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/73 Diş sayılı dosyasıyla uzman bilirkişiler marifetiyle tespit yapıldığını, Mahkeme dosyasında görevlendirilen bilirkişiler tarafından verilen rapora göre sözleşme ve teknik şartnameler kapsamında yapılan işlerin tutarının 9.920.519,99 TL olduğu; sözleşme ve teknik şartnamelerde belirlenenlerden fazla yapılan imalatlara ilişkin tutarın ise *526.468.21 TL olduğu sözleşme ve teknik şartnameler kapsamında taahhüt edilen işlerin Y0105,30 oranında tamamlandığı yani 5,30 karşılığı 526.468,21 TL fazladan üretim' yapıldığı(metraj farkları veya üretim gereklilikleri nedeniyle) anlaşıldığını, Sözleşmeler, teknik şartnameler ve Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/73 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ile davacı şirketin edimlerini ifa ettiği ve davalı kooperatifin Menteşe, .... parseli devir taahhüdünün muaccel hale geldiği subuta erdiğini, davanın semeresiz kalmaması ve davalının taşınmazı üçüncü şahıslara devretme olanağının engellenmesi için dava konusu taşınmazın tapu kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davalı adına olan Menteşe, .....Mah. .... mevkii .... perselin davalı adına olan tapusunun iptali ile müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00 TL 'nin işleyecek ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesinin bozmadan önce 2021/9 Esas sayılı dosyasından verilen 07.09.2021 tarihli ara kararı ile özetle; ''...Dava konusunun, taşınmazın aynına ilişkin olduğu, dava sırasında taşınmazın devir edilmesi halinde, telafisi güç zararlar oluşabileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne'' dair karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbire itiraz dilekçesi ile özetle; Mahkeme dosyasında davacı tarafça terditli olarak açılan davada Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3654 E. ve 2025/3138 K. Sayılı ilamı ile terditli olarak alacak yönünden kararın bozulmasına karar verildiğini, ancak mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere tapu iptal ve tescil talebinin reddi kararına ilişkin Yargıtayca herhangi bir bozma kararı verilmemiş olup Tapu İptal ve Tescil talebinin reddine ilişkin kararın kesinleştiğini, mahkemece davacı tarafın ilgili tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olarak mahkemece 07.09.2021 tarihli ara karar ile Menteşe İlçesi .... Mah. .... mevkii .... parsele yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, güncel tapu kaydı Menteşe İlçesi .... Mah. .....mevkii.... Ada...Parsel olan taşınmaza 07.09.2021 tarih ve 13303 yevmiye numarasıyla işlenen tedbir kararı tapu kaydından terkin edilmediğini, tüm bu açıklanan sebeplerle mahkemence verilen tapu iptal ve tescil talebinin reddine ilişkin kararın kesinleştiği göz önüne alındığında Menteşe İlçesi .... Mah. .... mevkii ... Ada ....Parsel olan taşınmaza 07.09.2021 tarih ve 13303 yevmiye numarasıyla işlenen tedbir kararının terkini için mahkemenizce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin bozmadan sonra 2026/65 Esas sayılı dosyasından verilen 29.04.2026 tarihli ara kararı ile özetle; ''...Davalının talebi incelenmekle tapu iptali tescil ve terditli olarak alacak talepli olarak açılan davada tapu iptali ve tescili davasının reddine karar verildiği, terditli alacak davası yönünden hüküm kurulduğu, mahkememiz kararının istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliyesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2024/197 Esas 20241540 Karar sayılı ilamla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ilgili karara karşı temyiz yoluna başvuru yapılması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3654 Esas 2025/3138 Karar sayılı bozma ilamı ile; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise mahkememizce terditli talep olan alacak talebine ilişkin kurulan hükme yönelik kısımları hariç olmak üzere tüm itirazlarının yerine görülmediğinin belirtildiği, bu suretle tapu iptali ve tescil yönünden bozma ilamı içerisinde herhangi bir bozma kararının olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay ilamı kapsamında tapu iptal ve tescil davasına yönelik herhangi bir bozma kararının bulunmadığı, bu bu suretle üzerine tedbir konulan taşınmazın dava konusu olmadığı, ilgili taşınmazın dava konusu olmaması sebebiyle üzerine tedbir konulan taşınmaza yönelik tedbirin kaldırılması talebinin yerinde olduğu değerlendirilmekle; Mahkememiz 07/09/2021 tarihli ara kararı ile; Muğla ili, Menteşe ilçesi, .... Mah, .... mevkii .... parsel sayılı taşınmazın üzerine konulan ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 06.05.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Söz konusu dosyada verilen ihtiyati tedbirin ihtiyati hacze dönüştüğünü, zira işbu istinaf başvurusuna konu davanın "inşaat sözleşmesi gereğince davacı edimlerinin ifasına karşılık davalı tarafça devri taahhüt edilen .... parselin tapusunun iptali ile müvekkil adına kayıt ve tesciline, terditli olarak talebin uygun görülmemesi halinde....parselin bugünkü değerinin müvekkiline ödenmesine, yine terditli olarak talebin uygun görülmemesi halinde inşaat sözleşmesi gereğince yapılan iş bedellerinin işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesi" talepleri ile terditli olarak ikame edildiğini, her ne kadar tapu iptali ve tescil talepleri reddedilmişse de; davanın terditli oluşu ve ilam niteliğindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 28/09/2025 tarih 2024/3654E.-2025/3138K. Sayılı kararı ile alacak miktarının 500.000,00TL üzerinden değil, 9.200.000,00TL üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, dosyada mevcut ihtiyati tedbirin ihtiyati hacze dönüştüğünün açık olduğunu, -Mevcut ihtiyati tedbirin kaldırılması ile terditli olan alacak taleplerinin de konusuz kalacağı, ihtiyati tedbirin kaldırılması durumunda ileride telafisi imkansız zararlara yol açılacağı ve müvekkilinin yargılama sonucunda hükmedilecek alacağı tahsil edemeyeceğini, -Davanın terditli oluşu ve ilam niteliğindeki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin kararındaki müvekkilinin yerel mahkemece hükmedilen alacaktan daha fazla alacağının bulunduğu, alacak talebi yönünden yapılan değerlendirmenin 500.000,00TL üzerinden değil 9.200.000,00TL üzerinden yapılması gerektiği yolundaki değerlendirmenin göz ardı edilerek somut durumda ihtiyati tedbirin ihtiyati hacze dönüştüğü hususu gözetilmeksizin verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olmakla kaldırılmasının gerektiğini, Yukarıda belirtilen nedenlerle; davanın terditli oluşu ve ilam niteliğindeki Yargıtay kararı ile alacak taleplerinin 500.000,00TL üzerinden değil 9.200.000,00TL üzerinde değerlendirilmesi gerektiğindeki kararı ve dosyanın terditli oluşu gereği ihtiyati tedbirin ihtiyati hacze dönüştüğü hususu gözetilmeksizin verilen ihtiyati tedbirin kaldırımasına dair karar ileride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceğinden ve usul ve yasaya aykırı olduğundan Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.04.2026 tarih ve 2026/65E. Sayılı İhtiyati tedbirin kaldırılmasına dair kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkemece 07.09.2021 tarihli ara kararla kabulüne karar verildiği, daha sonra davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmesi üzerine Mahkemece 29.04.2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği; verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen 396.maddesinde; "Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesi bulunmakta olup, maddede kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir. HMK'nın 396. maddesinin gerekçesinde; "İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklinde açıklama yapılmış olup, gerekçede de belirtildiği gibi; hal ve şartların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan ve her değişiklikten sonra verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması halinde, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracağından, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması öngörülmüştür. Durum ve koşulların değişmesi sebebi ile yapılan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin karara karşı, kanun yoluna başvurulamaması daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânının kapalı olduğu anlamına gelmediğinden, esas hükümle birlikte bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilmesi ise mümkündür. (Bknz. Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 01.06.2012 tarihli Hukuki Mütalaa, Yargıtay 19.HD 2013/2845 E.-8286 K.sayılı, Yargıtay 11.HD 2012/7850 E.-12177 K. sayılı, Yargıtay 11.HD 2012/6529 E.-2012/9660 K.sayılı., Yargıtay 19.HD 2013/1088 E.-2013/4111K.sayılı içtihatları). Somut olayda davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkemece 07.09.2021 tarihli ara kararla kabulüne karar verildiği, daha sonra davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmesi üzerine Mahkemece 29.04.2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği; verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de; istinafa konu kararın durum ve koşulların değişmesi nedeniyle talep üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasından ibaret olup; 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrasında, 391. ve 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından mahkemenin 29.04.2026 tarihli ara kararına karşı kanun yolu kapalı olduğundan ve HMK' nın 341/1. maddesi uyarınca istinafı kabil olmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 396/2. maddesi ve 346. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 396/2. maddesi ve 346. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 09.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/976, K. 2026/1036, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-976-e-2026-1036-k-db69740b5a3a