Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1264 E. 2026/1246 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1264
- Karar No
- 2026/1246
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1264
KARAR NO : 2026/1246
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ... (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/463 Esas
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davada mahkemece ... tarihli ara kararı uyarınca talebin reddine karar verildiği, verilen bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmekle, HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki davalı ... adına kayıtlı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan çekici ile önünde seyreden davalı sürücü ... yönetimindeki davalı ...adına kayıtlı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan araca arkadan çarpması neticesinde, araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin hayati tehlike geçirecek ve hayat fonksiyonlarını ağır (6. derece) derecede etkileyecek kırıklar oluşacak mahiyette daimi surette sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...’nin güvenli takip mesafesini korumayarak arkadan çarpması sebebiyle asli kusurlu, davalı sürücü ...’nın ise zorunlu bir neden olmaksızın yavaşlayarak tali kusurlu olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin çok sayıda ameliyat geçirerek yatağa bağımlı hale geldiğini ve eşinin bakımına muhtaç kaldığını belirterek, geçici iş göremezlik, daimi maluliyet, bakıcı gideri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan tedavi ve ulaşım masraflarından oluşan maddi zararların sigorta şirketlerinin teminat limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, sigorta şirketleri dışındaki diğer davalılardan müvekkilinin çektiği elem ve ıstırap ile ailesinin uğradığı yıkım gözetilerek uygun miktarda manevi tazminatın tahsilini ve ileride hükmün infazının imkânsız hale gelmesini engellemek amacıyla davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARAR ÖZETİ :
... tarihli ara kararında özetle; "...Davacı vekili her ne kadar kazaya karışan ... ve ... plakalı araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulması ile dava değeri dikkate alınarak varsa davalılar üzerinde taşınmaz ve taşınırlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbirin, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkânsız hâle geleceği ya da gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edildiği hâllerde, "uyuşmazlık konusu" ile sınırlı olarak verilebilecek geçici nitelikte bir hukuki koruma olduğu, ancak ... ve ... plakalı araçların ve davalılar adına kayıtlı taşınmaz ve taşınırların uyuşmazlık konusu olmadığı..." gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK'nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca muaccel borcun alacaklısının borçlunun mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz talep etme hakkı bulunduğunu, davalıların kusurlu eylemleri neticesinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının vücut bütünlüğünün ağır şekilde zarara uğradığını, geçici ve daimi maluliyet, bakıcı gideri, tedavi masrafları ile manevi tazminat taleplerinden oluşan alacağın varlığı ve miktarının ....Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporu ile kusur durumunu gösteren resmi belgelerle yaklaşık olarak ispatlandığını, davacının maruz kaldığı yaralanmanın hayat fonksiyonlarına etkisinin en yüksek basamak olan 6. derece ağır nitelikte bulunduğunu, daimi maluliyet ve yatağa bağımlılık hali karşısında hükmedilecek maddi ve manevi tazminat tutarlarının yüksek meblağlara ulaşacağını, davalıların yargılama sürecinin uzamasını fırsat bilerek adlarına kayıtlı menkul, gayrimenkul mallarını, kaza yapan araçlarını, ticari işletmelerini ve banka hesaplarındaki hak ve alacaklarını üçüncü kişilere devretmek suretiyle mal kaçırma gayreti içerisine girmelerinin ve ileride kurulacak hükmün infazını imkansız hale getirmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında borcun kaza tarihinde muaccel hale geldiğini, alacağın kesin tutarının belirlenmesi yargılamayı gerektirse bile resmi raporlarla zararın ağırlığı ve fiilin varlığı sabit olduğundan hakların korunması amacıyla geçici hukuki koruma kararı verilmesinin zorunlu olduğunu
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Talep ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle 16.07.2026 tarihli ara kararı ile talebin reddine karar verilmiş, davacı vekilince ihtiyati haciz/ tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) İstinaf incelemesine tabi bir kararın incelenebilmesi için öncelikle ihtiyati haciz ya da tedbir talebi veya talep uyarınca yapılan itirazlar doğrultusunda verilecek kararların HMK’nun 391/2. maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen istinaf incelemesinin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasasının 141. maddesine göre tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz isteminin reddi, ayrı bir karar başlığı ve gerekçe oluşturulmaksızın tensip tutanağıyla reddedilmiş ve madde metni içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. (Mülga HUMK'nun 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bu bağlamda mahkemece tensip tutanağı içerisine dercedilen ret kararının HMK'nın aradığı anlamda usuli bütünlük ve gerekçeyi taşınmadığı açık olup taleple ilgili başlangıçta verilen karar ayrı bir başlıkla haciz/tedbir istemine dair gerekçelendirilmek suretiyle yasa yolu karar altında açıkça gösterilmediğinden iş bu karara yönelik olarak yasal istinaf süresinin başladığından da bahsedilmeyecektir. Bir diğeri dava dilekçesinde öncelikle ihtiyati haciz istemiyle birlikte tedbire ilişkin de terditli talepte bulunulduğu halde iş bu talep .... tarihli tensip metninde değerlendirme konusu yapılmamış talebin kabul ya da reddine dair karar tesis edilmemiştir. Hal böyleyken ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir istemi yönünden verilen ... tarihli kararın 6100 sayılı HMK 396. Maddesi kapsamında tesis edildiğinden bahsedilemeyecek olup tensip zaptıyla tesis edilen ilk karar usulüne uygun verilmediğinden istinaf dilekçesinin tensiple verilen ihtiyati haczin reddi kararını kapsadığı takdir edilmekle istinaf itirazları değerlendirmeye alınmıştır.
2-) İİK'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3.şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı Kanun'un 258/1 maddesine göre ihtiyati haczi kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir.
3-) Trafik kazalarına dayalı tazminat istemleri haksız fiile hukuksal temelinde ele alınmalıdır ve somut uyuşmazlıkta kaza tespit tutanağına göre; davacının yolcu konumunda olduğu kazada, kazaya karışan araç sürücülerinin 2918 sayılı KTK 88. maddesinin değerlendirilmesi noktasında her ikisine kusur atfedilmesi, soruşturma dosyasında alınan adli rapora göre davacının vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; kırığın hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmekle somut olayda yaklaşık ispatın mevcut olduğunun kabulü gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce yeniden ihtiyati haciz talebinin manevi tazminat istemi yönünden kısmen, maddi tazminat istemi yönünden ise (sigorta şirketi hariç) tam kabul olacak şekilde ilk derece mahkemesince adli yardım talebi kabul edilmiş olduğundan teminatsız olarak kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile dosyada verilen 20/05/2026 tarihli ara kararının HMK’nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-) Davacı vekilinin maddi tazminat talebi yönünden ihtiyati haciz talebinin KABULÜ İLE,
3.000,00 TL ile sınırlı olarak sigorta şirketi dışındaki davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarıyla banka ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine davacının adli yardım talebinin ilk derece mahkemesince kabul edilmiş olması sebebiyle teminatsız olarak İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
Davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden ihtiyati haciz talebinin kısmen KABULÜ İLE,
- Takdiren 300.000,00 TL ile sınırlı olarak sigorta şirketi dışındaki davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarıyla banka ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması sebebiyle teminatsız olarak İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,
İhtiyati haciz istemi yukarıda yazılı olduğu üzere öncelikli değerlendirilerek kısmen kabul kararı verilmekle terditli yöndeki ihtiyati tedbir istemiyle alakalı karar verilmesine yer olmadığına,
-İhtiyati haciz kararının uygulanmasına ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
2-) Davacı tarafın adli yardım talebinin ilk derece mahkemesince kabul edilmiş olması nedeniyle istinaf harçlarının yatırılmadığı anlaşılmış olmakla, harç iadesi hususunda karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde yeniden KARAR TESİSİNE,
III-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında adli yardım nedeniyle davacıdan harç alınmadığından bu aşamada iadesi gerekli harç bulunmadığına,
IV-Dosya adli yardımlı olduğundan istinaf başvurusu aşamasında yapılan yargılama giderlerinin (başvuru harcı, posta masrafı vs.) mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,
V-İstinaf başvurusunun incelenmesi sırasında duruşma yapılmadan karar verildiğinden bu aşama için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
VI-Gerekçeli kararın tebliği, harç ve avans iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 05/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.