Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1288 E. 2026/1389 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1288
- Karar No
- 2026/1389
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ ( D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2022/1288 KARAR NO : 2026/1389
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14/04/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/240E., 2021/293K.
DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 24/06/2026 YAZIM TARİHİ : 24/06/2026 Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı ile davalı arasında akdedilen 26.08.2014 tarihli hizmet sözleşmesine binaen davalı nezdinde çalıştırılan işçinin, işçilik alacaklarının tahsili için açtığı davada hükmedilen alacağın müvekkilince ödendiğini ileri sürerek müvekkilince ödenen 26.588,73 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacının hak ve alacağının bulunmadığını, dava dışı işçinin davalının çalışanı olduğunu, İş Kanunu 112/1-a maddesine göre aynı kuruma ait işyerinde çalışmış olanların bu sürelere ilişkin kıdem tazminatından kamu kurumunun sorumlu olduğunu, rücu edilemeyeceğini, rücu talebinin iç ilişkide hüküm doğurabilmesi için taraflar arasında rücu ilişkisine yönelik sözleşmenin varlığının gerektiğini, rücuya dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Davacı vekili, ihale ile taraflar arasında26.8.2014 tarihli hizmet alım sözleşmesi yapıldığını,dava dışı işçi ...'ın işten çıkartılması nedeniyle Ankara 22. İş Mahkemesi 2017/763 sayılı doyasında açılan dava ve kesinleşen karar ile Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/944 sayılı dosyasında takibe konması sonucu ödemek durumunda kaldıkları 26.588,73 TL için sorumluluğun davalıda olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili; davacı ile aralarında rücuya ilişkin bir kararlaştırmanın olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. İhale evrakları, sözleşme ve şartnameler sunulmuş, Ankara 22. İş Mahkemesi 2017/763 sayılı kesinleşmiş karar sureti, Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2019/944 sayılı dosyası celp edilmiş, Bilirkişi incelemesi yaptırılmış; sözleşme ve şartnamelerde sormluluğa ilişkin açık hükmün olmadığı, Hizmet İşleri genel şartnamesine atıf yapıldığı görülmüş; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sözleşmede açık hüküm bulunmayan hallerde sorumluluğun yarı oranında olacağının kabulü..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, sözleşme ve şartnamede yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olmadığı Yargıtay içtihatları doğrultusunda bu durumda yarı oranında sorumluluk bulunduğu kabul edilerek 13.294,36 TL'nin 06.02.2019 tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hizmet alım sözleşmelerinin yapısı gereğince işçilik ücretlerinin tamamından yüklenicinin sorumlu olduğu, zaten asıl işverenin ödediği sözleşme bedelinin içinde tüm işçilik alacaklarının bulunduğu, ayrıca asıl işverene sözleşme bedelini ödemesine rağmen işçilik alacaklarından sorumlu tutmanın hukuka uygun olmadığı, asıl işverene sözleşme bedelinde işçiye ödenecek tüm ödemeleri yapmışken bir de işçiye ödenecek kıdem tazminatı ve diğer alacaklardan sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığı, İdareleri ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin dikkate alınması gerektiği, sözleşmenin 22. maddesinde yüklenicinin personel alacakları ile ilgili sorumluluklarının düzenlendiği, sözleşmenin 22. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." denildiği, Genel Hizmet İşleri Şartnamesinin 6. Bölümünde Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel, Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları Çalışanların özlük hakları kısmı madde 38'e göre; yüklenicinin personelinin ücret yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlamak zorunda olduğu, yüklenicinin personeline ait ücret ve yan ödemelerinden dolayı sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığı nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İş Kanunu madde 112/1-a bendine göre aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu sürelere ilişkin kıdem ve ihbar tazminatını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan talep etmesi gerektiği, bu nedenle dava dışı işçinin kıdem tazminatı alacağından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, ilk derece mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye dayalı olup hukuki hiçbir dayanağının bulunmadığı, davacının somut olay kapsamında müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından dava dışı işçiye yapılan ilgili ödemelerin müvekkilinden yarı oranda da olsa rücuen tahsilinin kabul edilemeyeceği, davacının rücu talebinin iç ilişkide hüküm doğurabilmesi için taraflar arasında rücu ilişkisine yönelik sözleşmenin varlığının gerektiği, müvekkili ile davacı arasında rücuya dair herhangi bir sözleşme bulunmadığından davacının rücu talebinin reddinin gerektiği, davacının talepleri hukuka aykırı olmakla birlikte bu taleplerin zamanaşımına uğradığı nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerine dayalı olarak rücuen tahsili taleplidir. 1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2-İlk derece Mahkemesince, davalıların sorumluluğu ile ilgili olarak sözleşmede hüküm bulunmaması nedeniyle birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlulukları belirlenerek davalı Şirketlerin sorumluluğunun tam olarak kabul edilemeyeceği kanaatine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur. "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E., 2021/175 K., Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/697 E., 2021/355 K.,11.11.2021 tarih ve 2021/1623 E., 2021/1446 K., 20.12.2022 tarih ve 2021/5300 E., 2022/5935 K., 02.11.2023 tarih ve 2022/5380 E., 2023/3645 K. sayılı kararları) Somut olayda, Yargıtay 23. Hukuk ve 6. Hukuk Dairelerinin yukarıda belirtilen kararları doğrultusunda, dava dışı işçinin davalı yüklenicilerin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, davacı üst işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmelerde bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin, işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedelin ve fer'ilerinin dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden kısmını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenlerle İlk derece Mahkemesince davalının dava dışı işçinin kendileri yanında çalıştığı dönem için belirlenen işçilik alacaklarının yarısından sorumlu olduğunun kabulü doğru olmamıştır. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, 11.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalının dava dışı işçinin kendilerinde çalıştığı dönemle sorumlu olarak ödenen işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Eskişehir Tüketici Mahkemesi'nin 2018/901E., 2021/901K. sayılı, 09/12/2021 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, Buna göre: "DAVANIN KABULÜNE, 26.588,73 TL'nin 06.02.2019 tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsiline, Alınması gereken 1.816,27 TL harçtan peşin alınan 454,07 TL harcın düşümü ile eksik kalan 1.362,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 498,47 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 26.588,73 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 954,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan masrafın üzerinde bırakılmasına, Karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca dosyada kalan gider avansının taraflara iadesine," 2-) a)Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine. b)Alınması gereken 1.816,27 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 1.735,57 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/06/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...