Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1087 E. 2026/1394 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1087
- Karar No
- 2026/1394
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1087 - 2026/1394 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2022/1087 KARAR NO : 2026/1394
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 11/01/2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/155E., 2022/2K.
DAVA : Sigorta KARAR TARİHİ : 24/06/2026 YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin düğün salonu olarak işlettiği iş yeri için davalı nezdinde 09/08/2019 başlangıç tarihli süper kobim paket poliçesi düzenlendiğini, 17/08/2019 tarihinde Ankara ilindeki yoğun yağış neticesinde çatıdan ve binanın dış yüzeyinden giren su nedeni ile iş yerinin zarar gördüğünü, zararın tazmini için davalıya yapılan başvurunun haksız olarak kısmen kabul edilerek yalnız 2.500,00 TL ödeme yapıldığını, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek şimdilik 10.000,00 TL hasar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 01/11/2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile, yapılan ödemenin düşülmesi ile alacağının toplam olarak 108.832,00 TL olarak kabul edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, hasarın sel-su baskını değil izolasyon eksikliği teminatı kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, bu zararın da 2.500,00 TL teminat ile sınırlandırıldığını, bu miktarın da ödendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının talep edebileceği alacak miktarının 71.326,00 TL olduğunu, aydınlatma yükümlülüğünün e-mail gönderilmek sureti ile yerine getirildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Davacı işyerinin davalı nezdinde 09/08/2019 başlangıç tarihli süper kobim paket poliçesi bulunduğu, 17/08/2019 tarihli hasarlandırıcı olay üzerine davacının başvurusuna istinaden 2.500,00 TL ödeme yapıldığı taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalının aydınlatma yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı, davacının zararının miktarı, zararın davalı yanca tamamen karşılanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça alınan 04/10/2019 tarihli ekspertiz raporunda, zararın izolasyon eksikliğinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ise de, bilirkişi heyetinin benimsediği gibi çatıda bariz bir hasar bulunmadığı, ekspertiz raporunun kendi içinde çeliştiği ve olay yerinde, olay tarihi itibari ile kuvvetli rüzgar, önceki üç gün içinde ise fırtına gerçekleştiğine ilişkin kayıtlar gözetdiğinde çatı ve dış cephe zararının fırtına, bina içindeki zararın aşırı yağış nedenli sel, su baskını kaynaklı olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi heyetinin, olaydan hemen sonra olay yerini inceleyen ekspertiz raporu ve fotoğraflar üzerinden zararı değerlendirdiği ve hesaplamanın ekspertiz raporu ile uyumlu olduğu değerlendirilerek hesaplamalara itibar edilmiş ve davacının sel-su baskını klozu kapsamındaki zararının 103.107,40 TL bina dekorasyon, 8.224,60 TL demirbaş hasarı olmak üzere toplam 111.332,00 TL olduğu değerlendirilmiştir. Ancak fırtınanın teminat kapsamında olmadığına ve zarardan muafiyet oranlarında indirim yapılması gerektiğine ilişkin bilirkişi değerlendirmelerine itibar etmek mümkün olmamıştır. Poliçede fırtınanın teminat altında olduğu belirtilmesine rağmen, poliçede ayrı başlık altında değerlendirilmemiştir. TTK'nun 1409. maddesinde sigortanın kapsamı sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 11/4. fıkrasında "Sigorta sözleşmesinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır," düzenlemeleri karşısında fırtınanın da teminat kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Ancak davacı ıslah talep sonucunda fırtına nedeni ile oluştuğu kabul edilen çatı ve dış cephe zararına ilişkin talepte bulunmamıştır. TTK'nun 1423/2 maddesinde düzenlendiği üzere, sigortacının aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu, aydınlatma açıklaması verilmemesi ve sigorta ettirenin 14 gün içinde itiraz edilmemesi halinde sözleşmenin poliçede yazılan şartlarla yapılmış olduğunun kabulü gerekecektir. Davacı, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmiştir. Davacı gibi davalı yan da tacirdir ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini davalı ispatlamak durumundadır. Aydınlatma metni ve poliçede davacı imzası bulunmamaktadır. Olay tarihi ile poliçe tanzim tarihi arasında 14 günlük itiraz süresi de dolmamıştır. Bilirkişilerce mail yolu ile aydınlatma metninin gönderildiği kabul edilmiş ise de, davalı yanca bu yönde ispata elverişli herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu hali ile davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilmiştir. Sigortaya konu iş yerinin düğün salonu olması ve teminat altına alınmak istenenin niteliği, poliçe teminat bedelleri (4.315.000,00 TL) ve prim miktarı (5.889,59 TL) dikkate alındığında, davacının iddia ettiği gibi zararının tamamının karşılanması amacı ile dava konusu sigorta sözleşmesini düzenlediğinin açık olduğu, poliçede sel-su baskını klozu yönünden muafiyet oranı her kalem üzerinden %2 olmak üzere 86.300,00'şer TL olarak belirlenmesinin davacının iradesine uygun olduğundan söz edilemeyeceği, yukarıda açıklandığı üzere davacının itiraz süresi dolmadığı gibi aydınlatma metninin de davacıya verildiği ispatlanamadığından muafiyete ilişkin poliçe hükümlerinin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, bilirkişi heyetinin muafiyet indirimi dikkate alınmaksızın, davalının karşılaması gereken zarar miktarının 111.332,00 TL olduğu, 2.500,00 TL ödeme düşüldüğünde davacının 108.832,00 TL talep edebileceği değerlendirilmiş, davacı da talebini 01/11/2021 tarihli dilekçesi ile bu miktar üzerinden artırmakla davacının davasının sübut bulduğu ve davanın kabulüne..." karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat edilemediği yönündeki gerekçenin hatalı olduğu, bu gerekçenin dosyada mevcut bilirkişi raporlarıyla da açıkça çelişir nitelikte olduğu, zira; müvekkili tarafından aydınlatma yükümlülüğünün gerçekleştirilmiş olduğunun bilirkişilerce açıkça tespit edildiği, bununla birlikte davacıya iletilen poliçede de maufiyetlere ilişkin hükümlerin bulunduğu ve bu hükümlerin uygulanacağının bilirkişilerce belirtildiği, bu çerçevede poliçede yer alan teminat miktarı ve muafiyet oranları ile ilgili özel şartların geçerli olacağının kabulü gerekirken mahkemece ilgili muafiyetler uygulanmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamayı kabul etmemekle birlikte, mahkemece söz konusu bilirkişi raporundaki hesaplamayı da aşar nitelikte çelişkili hüküm kurulduğu, hasarın oluş nedeninin izolasyon eksikliği olduğunun, hasara sebebiyet verecek bir fırtınanın bulunmadığının ve poliçede yer alan fırtına klozunun uygulanmasının mümkün olmadığının ekspertiz raporu ve meteoroloji raporlarıyla sabit olduğu, bilirkişilerin dosya kapsamında keşif icra etmeksizin yapmış oldukları inceleme ile hasarın fırtına kaynaklı sel-su baskını olduğu yönündeki tespitlerinin kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu hasarın, sel-su baskını teminatı kapsamında değil, sigorta poliçesinde yer alan “izolasyon eksikliği” teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ilgili kloz kapsamında verilen teminat miktarının olay başı 2.500-TL limit ile sınırlı olduğu, dosyanın tevdii edilmiş olduğu bilirkişi heyetinde meteoroloji uzmanı bulunmaması sebebiyle eksik inceleme yapıldığı, mahkemece tahmine dayalı tespitlerde bulunularak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bilirkişi raporu ile dosyada mübrez ekspertiz raporu arasında çelişki bulunduğundan söz konusu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının da hatalı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, davacı yanın davalı nezdinde sigortalattığı düğün salonunda meydana gelen hasar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine iliştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı tarafça istinaf edilmiştir. Elde ki dava da davacı, hasarın şiddetli yağış nedeniyle meydana geldiğini, sigorta poliçesi hakkında davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmiştir. Davalı ise hasarın dava konusu hasarın, sel-su baskını teminatı kapsamında olmayıp sigorta poliçesinde yer alan “izolasyon eksikliği” teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ilgili kloz kapsamında verilen teminat miktarı olay başı 2.500 TL limit ile sınırlı olduğunu savunmuştur. Somut olayda uyuşmazlık meydana gelen hasarın, fırtınadan mı izolasyon eksikliğinden mi yoksa sel- su baskınından mı kaynaklandığı ve davacının poliçe hükümleri hakkında aydınlatılmadığını ileri sürüp süremeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi heyeti çatı hasar onarım masrafları ile dış cephe hasar onarım masrafları poliçede teminat verilmeyen fırtına nedeniyle meydana geldiğini, diğer hasar kalemlerinin ise poliçede mevcut sel-su baskını teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Yapılan yargılamada, poliçede sel-su baskını klozu yönünden öngörülün muafiyete ilişkin poliçe hükümlerinin geçersiz olduğu ve hasarın sel-su baskınından kaynaklandığı kabul edilerek bilirkişi heyetinin muafiyet indirimi dikkate alınmaksızın, davalının karşılaması gereken zarar miktarının 111.332,00 TL olduğu, 2.500,00 TL ödeme düşüldüğünde davacının 108.832,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK 1423/2. Maddesi “Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. ...” hükmünü içerdiği, dava tarihi itibariyle 14 günlük itiraz süresinin dolduğu ve davacının poliçeye süresi içerisinde itiraz etmediği gözetildiğinde davacının artık poliçe hükümleri hakkında aydınlatılmadığını ileri süremeyeceği, diğer yandan bilirkişi raporu doğrultusunda hasar sel su baskını teminatı kapsamında değerlendirilmiş ise de bilirkişi raporunun davalı taraf itirazını karşılamadığı, denetime elverişli olmadığı, heyette meteoroloji uzmanının bulunmadığı bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gözetildiğinde mahkemece, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile verilen kararda isabet bulunmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece, sigortacı, meteoroloji uzmanı ve inşaat mühendisinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden yukarıda yer alan hususların açıklığa kavuşturulduğu, davalı tarafın rapora itirazlarının giderildiği ve taraflarca sunulan tüm delillerin ayrıntılı şekilde değerlendirildiği, davacının poliçe hükümlerinin geçersizliğini ileri süremeyeceği gözetilerek taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli nitelikte rapor alınması sureti ile, hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği değerlendirildiğinden davalının istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/155E., 2022/2K. sayılı 11/01/2022 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/06/2026
Başkan Üye Üye Katip