Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/279 E. 2026/1194 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/279
- Karar No
- 2026/1194
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/279
KARAR NO: 2026/1194
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2022
NUMARASI: 2021/748 Esas - 2022/853 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)|
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren, davalı borçlu şirketin alt yüklenicisi olup, davalı şirketçe taraflarına iletilen nakliye işlerini yaptığını ve iş karşılığı kestiği faturalar üzerinden de KDV dahil olarak ücretini aldığını, bu kapsamda davalı şirket adına 78.098,00 TL fatura düzenlediklerini, davalının yalnızca 63.674,60 TL ödeme yaptığını, bakiye 14.423,40 TL'lik alacaklarının ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı tarafça borca ve yetkiye itiraz edilmesi üzerine dosyanın İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının işbu takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne, davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından sunulan ticari kayıtların incelmeye esas alınmadığını, kanuna ve usule aykırı olarak kötü niyetli icra takibine haklı olarak yapılan itiraz neticesinde davalı aleyhine icra inkar tazminat kararı verilmemesi gerektiğini, kısmen red göz önüne alındığında A.A.Ü.T gereğince lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, vekalet ücretine dahi hükmedilmemiş olmasının yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı olduğunu gözler önüne serdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Davalının fiziken sunmadığı ticari defterlerinden alındığı bildirilen muavin defter kayıtlarının incelenip incelenmediği, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği ve davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin gerekip gerekmediği hususlarından ibarettir.
Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul ....İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''ana para borcu'' borcun sebebi gösterilerek ve bir kısım fatura örneği eklenerek 14.42,40 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir.
Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait bir kısım taşıma işini yaptığı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
Bilirkişi kök raporunda; davacının ticari defterlerinin ibraz edip davalının ibraz etmediği, HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip ticari defterlerindeki kayıtlara göre davalıya 78.098,00 TL tutarlı fatura düzenlediği, davalıdan 55.466,00 TL tahsilat yapıldığı kaydının bulunması ile davalıdan takip tarihi itibarıyla 18.233,40 alacaklı gözüktüğü, her iki tarafın BA ve BS formlarında beyan edilecek sınırı aşan kısmın birebir uyumlu olarak 10 fatura karşılığı 62.100 TL KDV hariç olarak beyan edildiği, 2 adet faturanın bildirim limitinin altında kaldığı, toplam 6.274,80 TL tutarlı bu iki fatura yönünden davacının hizmetin ifasının ispata muhtaç bulunduğu, davacı vekilince dava dilekçesinde davalının düzenlediği 908,60 TL iade faturası ile birlikte tahsil edilen miktarın 63.674,60 TL olarak beyan edilmesi nedeniyle bilirkişi tarafından bakiye kısmın 14.423,40 TL olarak belirlendiğini 6.274,80 TL lik kısmın düşülmesi ile takip tarihi itibarıyla 8.148,60 TL alacak bulunduğu görüşü bildirilmiştir.
Mahkemece davalıya ticari defter ibrazı için gönderilen tebligatın usulsüz olduğu gerekçesiyle yeniden verilen süre içinde davalı taraf ticari defterlerini yine ibraz etmemiş, sadece defterlerin açılış tasdikine ilişkin sayfayı ve muavin defter kayıtlarını e-mail yolu ile bilirkişiye sunmuş, bilirkişi bu kayıtları da inceleyerek sunduğu ek raporunda kök raporda ispata muhtaç olduğundan hesaba dahil edilmeyen 2 faturadan 4.747,60 TL lik faturanın davalı muavin defterlerinde kayıtlı olduğu tespitini yaparak takip tarihi itibarıyla davacı alacağının 12.936,20 TL olduğu görüşünü bildirmiş mahkemece de bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olmakla davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, faturaya dayalı alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir.
6100 sayılı HMK'nun Yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326 maddesi (1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aynı yasanın 323. Maddesinin 1-ğ maddesinde ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama gideri olarak belirlenmiştir. Bu durumda reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması isabetli olmamıştır.
Bu durumda reddedilen kısım olan 1.487,20 TL üzerinden takdir olunan 1.487,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerindeki belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
2-Davacının İstanbul ....İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın 12.936,20 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına
3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa taleple bağlı kalınarak yasal faiz yürütülmesine,
4- Hüküm altına alınana alacağın %20 si oranında 2.587,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Alınması gerekli 883,67 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 174,20 TL harcın mahsubuyla bakiye 709,47 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından 174,20 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 649,10 TL, bilirkişi ücreti 1.540,90 TL olmak üzere toplam 2.249,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı ile 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi alınarak 2.017,37 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-AAÜT gereğince hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 1.487,20 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 1.183,93 TL'nin davalıdan, 136,07 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
12-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 492,00 TL, posta ve tebligat gideri 72,00 TL olmak üzere toplam 564,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, AYM'nin 26/02/2026 tarih ve 2026/49 esas 2026/48 karar sayılı kararı gereği, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026