Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/742 E. 2026/1367 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/742
Karar No
2026/1367
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/742

KARAR NO: 2026/1367

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/03/2023

NUMARASI: 2021/155 Esas - 2023/193 Karar

DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: o ve taşımacılık sektöründe iştigal ettiğini, bu kapsamda davalı şirket ile Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü ve Cari Hesap Sözleşmesi imzalandığını, İmzalanan - sözleşmeler ile birlikte taraflar arasından iş ilişkisi düzenlendiğini ve tüm yükümlülüklerin kabul edildiğini, 2015 yılı içerisinde imzalanan sözleşme akabinde belirlenen ve mutabık kalınan sözleşme hükümleri gereğince çalışılmaya başlandığını, sürecin ilerleyen dönemlerinde davalı şirketin sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranması gerekçesiyle müvekkili yönünden bu durumun çekilme bir hal aldığını, taraflar arasında imzaladıkları sözleşmeler ile ödeme koşulları belirlendiğini ancak davalı şirketin ilk 3 aylık dönemde üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu süreçten sonra ödemesi gereken tüm hak edişleri eksik ödediğini bir kısmını da ödemediğini, davalı şirketin yükümlülüklerine aykırı davranması sebebiyle müvekkili şirketin dolaylı olarak zarara uğradığını, sözleşme gereğince personel gider ve SGK prim ödemelerinin davalı şirket tarafından karşılanması gerekirken personel gider ve sgk ödemelerinin ödenmediğini ve bu kapsamda çalışan personelin mağdur olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen Sözleşme ve protokol gereği müvekkili şirket tarafından işin işleyişi için gerekli ve zorunlu olduğu belirtilen demirbaşlar için 10.000,00 TL nakit bedel ve 12 ay boyunca aylık 450,00 Euro bedel olarak toplamda 10.000,00 TL + 5,400,00 Euro ödendiğini, ancak taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona ermesinden sonra davalı şirket ödenmiş olan bu demirbaş bedellerini de müvekkili şirkete iade etmediğini ve konu demirbaşları nezdinde tutup müvekkile iade etmediğini, açıklanan nedenlerle tüm ticari kayıtlar ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler üzerinde inceleme yapılarak uzman bilirkişiden rapor alınmasına, sonradan arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL alacağın davalı şirketten alınarak ticari temerrüt faizi ile birlikte davacı müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ;davacı ile müvekkili taraflara düşen hak ve arasında akdedilmiş olan sözleşmenin pek çok konuyu ve bu kapsamda taraflara düşen hak ve yükümlülükleri düzenleyen acentelik sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirketin bağımsız olarak şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devretmek ve işi kendi maaşlı personelleri yerine kendi işi gibi benimseyerek kar elde etme gayesi ile çalışacak acentelere bıraktığını, bu bağlamda kurulu bir düzen, tüm demirbaş ve mefruşatı ile şube kasasını şubede kullanılacak araçları gibi tüm imkanları acentenin kullanımına bıraktığını, davacı bir zarara uğradı ise, ticari başarısızlığı nedeni ile zarara uğradığını ve müvekkiline herhangi bir katma değerinin de olmadığını, davacının faturalara konu edimlerini eksik ifa etmesi sebebiyle tanzim ettiği faturalardan davalı tarafın borcunun doğduğunun kabul edilemez olduğunu, davacının faturaya konu edimleri ayıpsız ve sözleşmeye uygun ifa etmediğini, bu nedenle davacı taraf alacağa hak kazanamayacağın-dan dolayı müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının tüm hak edişleri sözleşme hükümlerine uygun olarak zamanında ödendiğini, Acentelik sözleşmesi gereği veya bağımsız tacir olması nedeniyle davacının ödemesi gerektiği ancak fesih sonrası müvekkili şirketin ödemek durumunda kaldığı bedeller nedeniyle davacının müvekkili şirkete borçlu durumda olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde demirbaş ve demirbaşlara ait tadilat masrafları ile personel kıyafetlerinin acenteden haksız tahsil edildiği iddiasının sözleşmenin 7. ve 21. Maddelerine uygun olduğunu ve davacının işbu kıyafetleri ... Kargo'dan temin etmesi ve bunun bedelini ödemesinin ticari hayatın bir gerçeği olduğunu, davacının dava dilekçesinde haksız olarak itiraz etmiş olduğu personel giderlerine ilişkin olarak, taraflar arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesinin Zeyilnamesinde yer alan 4. Maddesinde, Acentelik Sözleşmesinin 26. Maddesine fıkrası eklenerek 'e' Acentelik sözleşmesinin taraflardan herhangi bir nedenle feshedilmesi ve sona ermesi ile şubenin ... Kargoya devri halinde, acentede çalışan personel de ... Kargoya devredilmiş sayılacaktır. Acente bu durumda iş akdi devredilen personelin, acentede çalışma süresi için hesaplanacak kıdem tazminatı tutarında bedeli ve yine devredilen personelin acentede çalışma süresi için hesaplanacak yıllık izin süresine ilişkin bedeli, devir tarihinde ... Kargoya ödemekle mükelleftir.

Bu bedel ... Kargo tarafından acentenin hak ediş ve diğer alacağından mahsup edilebilecektir." hükmü getirildiğini, Taraflarca sarih olarak kabul edilen hüküm uyarınca yapılan kesinti Sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacı tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı ve aylık ücreti (maaşları), acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri, acentenin sorumluluğunda iken kaybolan ya da hasara uğrayan kargoların hasar tazmin bedelleri gibi bedeller gerek Acentelik Sözleşmesi, ekleri ve Zeyilnamelerde yer alan hükümlere uygun olarak, gerekse de Acentenin vermiş olduğu muvafakatname uyarınca acente ödemez ise müvekkili şirket tarafından ödenmekte daha sonrasında ise acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesildiğini, mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacının cari hesabında yapılan kesintilerin tarafların anlaşmamasına ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu görüleceğini, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı acentenin hak edişlerinin eksik ödenmesi sebebiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği mahkememizce kabul edilmiştir. Bu kapsamda davacının yaptığı demirbaş masraflarının da iadesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Tarafların ticari kayıtlarına göre 5.347,00 EURO (19.049,64 TL) demirbaş ödemesi yapıldığı dosya kapsamında sabittir.

Bilirkişiler tarafından yapılan hesap ve mahkememizce kabul edilen hususlar sonucu davacının 316.980,26 TL hak ediş alacağının bulunmasına rağmen 198.772,74 TL ödeme yapılması sebebiyle 118.207,52 TL eksik ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davacının acentelik sözleşmesini haklı olarak feshettiği ve ödediği 19.049,64 TL demirbaş bedelinin de iadesini talep edebileceği mahkememizce kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının ıslah talebi ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 100.530,79 TL cari hesap alacağı ve 19.049,64 TL demirbaş bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalının işbu davanın açılması ile temerrüte düşmesi sebebiyle bu bedele dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, davanın kabulüne," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin tartışılmadığını, buna göre de hangi delile neden üstünlük verildiği gibi hususların da müphem kaldığını, itiraz edilen ve itirazların giderilmediği denetime elverişli olmayan bir bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, yerel mahkemece gerek zamanaşımı, gerekse de ıslah sonrası zamanaşımı itirazların değerlendirilmediğini, zamanaşımının olmadığı hususu ile ilgili kararda herhangi bir değerlendirme de yapılmadığını, yerel mahkeme tarafından demirbaş ve hak ediş alacağına karar verilmesinin isabetli olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin gereği gibi irdelenmediğini, davalının ticari kayıtlarının kesin delil olduğu hususunun göz ardı edildiğini, davalının sözleşme kapsamında yapmış olduğu hesaplamalar ve mahsuplara davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmadığını, bilirkişi raporları hakediş hesaplamalarında, davalı tarafından sunulan ödeme mahiyetindeki belgelerin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında hak ediş hesaplamaları yapıldığını, ancak sözleşme kapsamındaki hükümler çerçevesinde gerekli hesaplamalar yapılmadığını, yerel mahkemece usuli itirazlarının dikkate alınmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ancak davacının tacir olduğunu, alacağını kendisinin belirleyememesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, davacının uğradığını iddia etmiş olduğu zararı davalıdan tahsil etmeye çalıştığını, ancak davacının iddia etmiş olduğu bu hususun davacının basiretsizliği ve ticari başarısızlığı nedeni ile oluştuğunu, davacının ödemesi gerekip de ödemeyi ihmal ettiği ve davalı şirketin ödemek durumunda kaldığı bedeller olduğu takdirde, davalı şirketin davacıya rücu etme hakkı bulunan bu bedelleri davacının hak edişinden mahsup edebileceğinin hüküm altına alındığını, davacının demirbaş bedellerine ilişkin taleplerinin haksız olduğunu, Acentelik Sözleşmesi’nin “Demirbaş, Araç Temini ve Kullanımı” başlıklı 7. Maddesi ve aynı sözleşmenin 21. Maddesi kapsamında davacının talep hakkı bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, taraflar arasında 10.11.2015 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesi, Cari Hesap Sözleşmesi ve Protokoller kapsamında yürütülen İstanbul/... acenteliği ilişkisinden kaynaklı cari hesap alacağı ve demirbaş bedeli alacağı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının acentelik sözleşmesi nedeniyle davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, davacıdan yapılan kesintilerin sözleşme hükümlerine aykırı olup olmadığı noktasındadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

Tarafların delilleri toplanmış dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Buna göre tarafların mutabık kaldıkları bedeller esas alınarak davacının toplam 316.980,26 TL hak edişinin bulunduğu, davalının ise toplam 198.772,74 TL ödeme yaptığı belirlenmiştir.

Davalı defterlerinde kayıtlı toplam 153,685,00 TL kesintinin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, tarafların defterleri arasında 144,576,45 TL farkın bulunduğu, bu farkın davalı şirketin borç tarafında kaydı bulunup davacı kayıtlarında yer almayan 155.414,91 TL, davalı şirket alacak tarafında kaydı bulunan davacı kayıtlarında yer almayan 1.891,67 TL, davacı şirket kayıtlarında yer alan ancak davalı şirket kayıtlarında yer almayan borç tarafında kayıtlı 3.946,78 TL ile fatura kayıtlarından doğan 5.000 TL lik farktan kaynaklandığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.

Davacının defterinde kayıtlı bulunan 06/07/2017 tarihli 5.000,00 TL'lik hak ediş miktarına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmaması ve taraflar arasında mutabakat bulunmaması gözetilerek 5.000,00 TL hak ediş bedelinin kabul edilmediği, davalının davacıya yaptığı 37.407,00 TL'lik ödemenin TTK md. 113/4 kapsamında tahsil komisyon ödemesi olarak yapıldığı belirlenmiştir. Yine davacıdan 32.660,88 TL kasa açığı olarak kesinti yapıldığı anlaşılmakta ise de; usulsüz bir ücret, tahsilat ya da ölçüm tartım hatası yapıldığına dair bir belge bulunmadığı, yapılan kesintinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Kesinti konusunda taraflar arasında bir mutabakatta yoktur.

Davacı tarafça yapılan 1.520,17 TL KDV, 6.647,49 TL kıdem tazminatı, 10.343,67TL maaş ödemesi, 31.729,13 TL SGK prim ödemesi, 252,82 TL muhtelif gider ödemesi ve 17.376,63 TL zarar bedellerinin mahsup edilmesine ilişkin işlemlerde de taraflarca herhangi bir mutabakat sağlanmadığı ve davalının yapığı kesintilere ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyi HMK hükümlerince delil bildirme sürecinde sunmadığı anlaşılmakla bu kesintilerinde haklı olmadığı sonucu ulaşılmıştır.

Davacı acentenin hak edişlerinin eksik ödenmesi sebebiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, davacının yaptığı demirbaş masraflarının da iadesini talep etme hakkı bulunduğu, taraf ticari defter kayıtlarına göre 5.347,00 Euro (19.049,64 TL) demirbaş ödemesini davacıya iadesinin gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.042,13 TL harcın, alınması gerekli olan 8.168,54 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.016,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/742, K. 2026/1367, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-742-e-2026-1367-k-c436633b422e