Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/497 E. 2026/1376 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/497
Karar No
2026/1376
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/497

KARAR NO: 2026/1376

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/02/2025

NUMARASI: 2018/302 Esas - 2025/161 Karar

DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar ... Şti., ... ... ve... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılardan ... İnşaat şirketi arasında "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı ... şirketinin müvekkiline olan borçlarının teminatı olarak davalılar ... şirketine, ...'e, ...'e ve ...'e ait taşınmazların üzerine toplam 3.900.000,00-TL bedelli ipoteklerin tesis edildiğini, davalıların borçlarını ödememeleri nedeniyle hesap kat edilerek.... Noterliğinin 02.03.2018 tarih ve ... yevmiyeli hesap kat ihtarnamesinın ve eki hesap özetinin keşide edildiğini, davalılardan ... .... Şti., ... ... ve... tarafından 14.03.2018 tarihli ... yevmiyeli ihtarname ile itiraz edildiğini, davalıların borca ve ipoteklere dair itirazlarının mesnetsiz ve kötüniyetli olup başta tapu kayıtları olmak üzere ticari defter ve kayıtlar ve diğer delillerle alacak ve ipoteklerin varlığının sabit olduğunu, davalı...'in diğer davalılardan ...'in vekili olarak hareket ettiğini ve ...'e ait taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettiğini, cevabi ihtarnamede davalılardan...'in her ne kadar kendi taşınmazı üzerinde ipotek tesis edilmediğini iddia etmiş ise de...Tapu Sicil Müdürlüğünün 12/05/2016 tarihli ve ... yevmiyeli ipotek belgesi ve resmi senet ile itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, kendine ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğinin tartışmasız olduğunu, davalılardan asıl borçlu ... şirketi hakkında.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 1.410.000,00-TL bedelli kambiyo senedine müstenit icra takibi yapıldığını, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında ipotek veren olarak dava açıldığını, sözleşme, ipotek belgeleri, resmi senetler, ticari defter ve kayıtlarla alacağın sabit olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalılar ... Şti., ... ve... (asaleten) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun ipoteğin paraya çevrilmesi için verilen taşınmasın aynine ilişkin bir dava olması sebebiyle davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden davanın görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile oluşan tarafların birbirine kesmiş olduğu tüm faturaların dava dosyasına getirilmesi ve ödenen tüm alacak kalemlerinin tek tek ortaya çıkartılması gerektiğini, davalı şirketin davacı tarafa bu meblağda bir borcunun olmasının söz konusu olmadığını, ana para borcuna ticari faiz oranının üzerinde faiz uygulamasının yapıldığının açıkça görüldüğünü, davacı tarafın asıl borçlu şirketten 1.410.000,00-TL meblağında kıymetli evrak aldığını, bu hususları icra takibine konu ettiğini, kıymetli evrakın soyut borç olduğunu, bu hususta kıymetli evrakını teslim alan davacının kötü niyetle aynı meblağı davalı şirketten bir daha talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, ipotek veren davalıların davacı ile davalı şirket arasındaki alacak ilişkisinden doğan borç için taşınmazlarını rehin verdiklerini, bu taşınmazlar üzerinde kurulan üst sınır rehini olduğunu, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel ve ... nolu bağımsız bölüm maliki olan...'in taşınmazının üzerinde vekaletname ilişkisi ile ipotek tesis edildiğini, davacı tarafın öncesinden bağımsız taşınmaz değerleme firmasından bu taşınmazın değerlenmesini yaptığını, değerleme sonucunda taşınmaz üzerinde Yapı ve Kredi Bankasına verilmiş olan 1. derece ipotekte varlığının ortada olduğunu, davacı tarafın bu borcu kendi kapatıp 1. dereceye geçeceğini fakat edimini yerine getirmediğini, diğer davalı ...'in vekili olmadığını, bu hususta kişinin kendisine tebligat çıkarılmasını talep ettiklerini, bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davalı ... .... Şti., davacı ...A.Ş. ile aralarındaki "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nden kaynaklanan cari hesap ilişkisi çerçevesinde asıl borçlu konumundadır. Bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, bu davalının davacıya borcu bulunmaktadır. DTS (Doğrudan Tahsilat Sistemi) üzerinde yapılan teknik incelemeler, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları görüntüleyerek ödeme planları oluşturduğunu ve onayladığını göstermektedir. Bu durum, davalı şirketin fatura içeriklerini bildiğinin ve kabul ettiğinin kanıtıdır. Ayrıca, taraflar arasındaki "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesine göre bildirimlerin elektronik posta ile yapılacağı kararlaştırılmıştır.

Davalı şirketin, davacı şirkete 3.686.251,20 TL asıl alacak borcu bulunduğu, bilirkişi raporları ile ortaya konulmuştur. Davacı, dava dilekçesinde 3.688.040,49 TL talep etmiş olmakla, tespit edilen miktarın talep edilenden az olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Ticari işlere uygulanacak temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanunun 2/f-2. maddesi uyarınca TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olup, temerrüt tarihi olan 09.03.2018 tarihinden itibaren bu oranın uygulanması gerekir. Davalı ..., davalı ... şirketinin borcuna teminat olarak dört ayrı taşınmazı üzerinde toplam 900.000 TL bedelli ipotek vermiş olup, bu ipotekler üst sınır ipoteği niteliğindedir. İpotekler, davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak tesis edilmiştir. Medeni Kanunun 881. maddesine göre; "Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir." Aynı Kanunun 875. maddesi uyarınca, "İpotek, tapu kütüğüne tescil ile kurulur." İpotekle teminat altına alınan asıl alacağın varlığı ve miktarı tespit edilmiş olup, söz konusu ipoteklerin paraya çevrilmesi için gerekli şartlar oluşmuştur. Bu nedenle, davalı ...'e ait taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin paraya çevrilmesine karar verilmesi gerekmektedir. İpotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla takip, İcra ve İflas Kanununun 148 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, ipotek akit tablosunun, 150/ı maddesi uyarınca borçlu ve varsa kefile karşı ilamlı takip yapılmasına imkan veren belgelerden olması nedeniyle, davalı ... açısından ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılabilmesi için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı...'e ait ... Köy ... Ada ... taşınmaz üzerinde...Tapu Müdürlüğü 12.05.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Bu davalı, 05.12.2024 tarihinde 245.000 TL ödeme yaparak ipotek bedelinin çoğunu ödemiştir. Ancak halen 5.000 TL'lik kısım ödenmemiştir. Yapılan ödeme nedeniyle, davanın 245.000 TL'lik kısmı konusuz kalmıştır.

Geriye kalan 5.000 TL açısından ise davanın KABULÜNE ve ipoteğin bu miktar için paraya çevrilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Ödemeler dava açıldıktan sonra yapıldığından ve davacı esasen haklı olduğundan, konusuz kalan kısım için de davacı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmelidir. Davalı ...'e ait taşınmazlar üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Bu davalı, dava sürecinde ipotek bedelinin tamamını ödemiştir. Yapılan ödeme nedeniyle, dava bu davalı açısından konusuz kalmıştır.

Bu nedenle, ... hakkında esas yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Ancak dava açıldığında davacı haklı durumda olduğundan ve ödemeler dava açıldıktan sonra yapıldığından, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bu davalıya yükletilmesi gerekmektedir.

Davalı taraf, dava konusunun ipoteğin paraya çevrilmesi için verilen taşınmazın aynına ilişkin bir dava olması sebebiyle davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak bu itiraz yerinde değildir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, iki tacir ticari işletmesi ile ilgili (Yetkili Satıcılık Sözleşmesi) alacak ve bu alacağın teminatı olarak verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi talebine ilişkin olup, mahkememiz görevlidir.

Davalı ... şirketi vekili, 03.01.2025 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin keşide etmiş olduğu çeklerin davacı tarafından alınıp icraya konulduğunu, çeklerin halen icra dairesinde derdest durumda olduğunu, mahkememizin 1 nolu ara kararında belirttiği "ödenmeyen çek tutarlarının ödenmiş gibi kabul edilerek borçtan düştüğü" şeklinde bir raporun hazırlanmadığını ileri sürmüştür. Davacı şirket, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı asıl borçlu şirket hakkında 1.410.000,00 TL tutarında kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatmış olup, dava dilekçesinde açıkça "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresini kullanmıştır.

Mahkememizce, çeklerin icra takibine konu edilmiş olmasında, davacının asıl alacağı içerisinde yer alan 1.410.000,00 TL tutarındaki çeklerin "ödenmiş gibi kabul edilerek borçtan düşülmesi" yönündeki bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresi hükme konularak, davacının bu meblağı mükerrer tahsil etmesinin önüne geçilmiştir. Davalılar, ipoteklerin üst sınır (maksimal) ipotek olduğunu ve rehin verenlerin sadece rehin verdikleri miktar kadar sorumlu olduklarını ileri sürmüşlerdir. Üst sınır ipoteği, "Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına" alınmasıdır. Somut olayda, ipotek akit tablolarında, ipoteklerin davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak tesis edildiği belirtilmiştir.

Bu durum, ipoteklerin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğunu göstermektedir.Üst sınır ipoteğinde, ipotek miktarı, alacağın varlığını ve miktarını ispat için tescil edilmiş olan üst sınır miktarını aşamaz. Ancak, tescil edilen üst sınır dahilinde, alacaklının alacağını tahsil etme hakkı vardır. Asıl borçlu davalı şirketin borcu tespit edilmiş olup, bu borç ipotek veren davalıların tesis ettikleri ipoteklerin toplam miktarından fazladır. Bu durumda, her bir ipotek veren, kendi ipotek tutarı ile sınırlı olarak sorumludur. Mahkememizce verilen hüküm de bu yöndedir. Her bir ipotek veren davalı, kendi taşınmazı üzerinde tesis ettiği ipotek miktarı ile sınırlı olarak sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, davalıların itirazı, ipoteklerin paraya çevrilmesi talebinin reddini gerektirecek nitelikte değildir. Davalı taraf, "...@....com" adresinin kendilerine ait olmadığını belirtmiştir. Ancak 21.02.2024 tarihli bilirkişi raporundaki teknik incelemede, davalı şirketin SAP veritabanında "..." kullanıcı adı ile kaydedildiği ve bu kullanıcı adına ait e-posta adresinin "...@....com" olarak sistemde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, 31.03.2017 tarihli mutabakat mektubunda, davalı şirketin el yazısı ile "...@gmail.com" adresini bildirdiği ve bu mektuba kaşe basıp imzaladığı görülmektedir.

Davalı şirket, bu e-posta adresini kendisi bildirmiş olup, sonradan bunun kendisine ait olmadığını ileri sürmesi çelişkili bir durum yaratmaktadır. "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesinde, tüm bildirimlerin tarafların elektronik posta adreslerine yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bilgisayar mühendisi bilirkişinin teknik incelemesinde, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları görüntüleyebildiği, ödeme planlarını değiştirebildiği ve "Kapalı Bordro" statüsünde işlem gerçekleştirebildiği tespit edilmiştir. Bu durum, davalı şirketin davacının sistemine erişimi olduğunu ve faturaları bu sistem üzerinden görüntüleyebildiğini göstermektedir. Ticari hayatın gerekleri ve MK m.2'deki dürüstlük kuralı göz önüne alındığında, davalı şirketin sonradan e-posta adresinin kendisine ait olmadığı yönündeki itirazı kabul edilemez. Davalı..., taşınmazı üzerindeki ...lehine olan 1. derece ipoteğin davacı tarafından kapatılacağı, ancak davacının bu edimini yerine getirmediği iddiasında bulunmuştur. İpotek akit tablolarında böyle bir şart yer almamaktadır.

Tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği ilkesi gereğince, ipoteğe ilişkin tüm şartların ipotek akit tablosunda yer alması gerekir. Akit tablosunda olmayan bir şartın sonradan ileri sürülmesi, üçüncü kişilerin haklarını ihlal edebilir ve tapu sicilinin güvenilirliği ilkesine aykırılık teşkil eder. Ayrıca, davalı...'in bu iddiasını destekleyen yazılı bir belge dosyaya sunulmamıştır. İddia, sadece sözlü beyana dayanmakta olup, ispat edilememiştir. Davalı... vekili, 03.01.2025 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin İİK 153. madde gereğince 250.000 TL ödeme yaptığını, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 220.000 TL + 25.000 TL avukatlık ücreti şeklinde bir ödeme yapmadığını, tarafının davacıya herhangi bir avukatlık ücreti ödemesi yapmadığını, yapılan ödemenin cezaevi harcı ve damga vergisi içerdiğini belirtmiştir. İcra vekalet ücreti, icra harçları (tahsil harcı ...) limit ipoteğinde limite dahil edilmeyeceği için bu itiraz yerinde görülmemiştir." karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalılar ... Şti., ... ... ve...(asil) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar ... Şti., ....... ve...(asil) vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı... davalı vekili olarak davacı vekilleriyle 14 nolu celse öncesi yapılan görüşme sırasında kendi şahsına ait taşınmaz üzerinde özgürce tasarruf edebilmesi adına ipotek borcunun ödendiğini ve ipoteğin kaldırılmasını talep ettiğini, davacı tarafa mail üzerinden yazılı dilekçeyle başvurması gerektiğinin ifade edildiğini, davacı tarafın davalı...'den ipotek bedelinin çok üzerinde bir bedel talep etmeleri ve ipoteğin gerçek bedeli üzerinden ipoteği fek etmediklerinden ötürü İİK 153 maddesi gereğince ipotek bedelini icra dairesine yatırarak mahkeme yoluyla ipoteğin fek ettirildiğini, davacı şirket vekillerinin ek raporlara itirazları sırasında 5.000 TL'nin eksik yatırıldığının dile getirildiğini belirterek davanın kabulü yönünde itirazlarda bulunduklarını, bu itirazı haklı gören yerel mahkemenin büyük bir yanılgıya düştüğünü, 16.12.2024 tarihli dilekçede; ipotek bedeli olan 250.000 TL 'nin davalı... tarafından icra dairesine yatırıldığının belirtildiğini, dosyanın bu bedelle infaz olduğunu, dosyanın infaz sürecince cezaevi harcı ve damga vergisi olan bedellerin alacaklı vekili hesabından düşülmesinin zaruri bir durum olduğunu, davalı asil olarak 250.000 TL bedel yatırıldığına dair dekontun ... İcra dosyası ... İnfaz evrakının dosyaya sunulduğunu, yerel mahkemenin kararın kaldırılmasıyla davanın konusuz kalması hususunda karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin davalı ... yönünden verdiği kararı kabul etmediklerini, davacı tarafın 19/11/2021 tarihinde sunmuş olduğu faturaları, mutabakat belgesini hiçbir şekilde dava dosyasına sunmadığını, davacı tarafın bu aşamada sunmuş olduğu belgelerin hukuk dünyasında sonuç doğurmayacağını, Kanun'un açık hükmüne göre kanuni süre geçtikten sonra yeni bir delil göstermenin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının kapsamına girdiğini, davalı şirket tarafından ''...@....com'' isimli mail adresinin hiçbir zaman kullanılmadığını, buna rağmen bayilik ilişkisi bitmesine rağmen gönderilen maillere dayanılarak karar verilmesinin fahiş bir hata olduğunu, davacının sonradan sunduuğu eski tarihli mutabakata formunda yer alan kaşe üzerindeki imzanın davalı şirket tarafından atılmış bir imza olmadığını, imzanın kim tarafından atıldığı meçhul olduğundan davacı tarafın iddiasını ispatlamış olarak kabul edilemeyeceğini, Davacının davalı taraftan tahsili amacıyla alınan kambiyo senetleri(çekleri) yönünden icra takibi başlattığını, davacı tarafın bu çekleri davalıya iade etmeden veyahut takip hakkından vazgeçmeden tüm hak ve alacakları yönünden davayı açtığını, dava dosyası karara çıkmasına karşın davacı tarafın icra takibine devam ettiğini, icra dosyasının derdest olduğunu, mükerrer olarak davalıdan tahsil etmeye devam ettiğini, çeklerin halen de davalı şirkete iade edilmediğini, bu sebeple öncelikle 1.410.000,00 TL alacak kısmının cari hesaptan düşürülmesi gerektiğini, bu tenzilatla beraber 909.008,56 TL davacının davalıdan alacağı kaldığını, Bayilik ilişkisi sona eren davacı ile davalı arasında son bir iki ay içerinde 1 milyona yakın borçlanmanın nasıl olabileceğini, bu durumun hayatın olağan akışında aykırı olduğunu, bilirkişilerin davacının davalıdan 3.686.521,20 TL alacaklı olabilir şeklinde ihtimal içeren rapor hazırladığını, takdiri mahkemeye bırakan rapor ile davacının şimdilik davayı kazandığını, yerel mahkeme heyetinin davranış ve tutumları gereğince adaletli bir yargılama yapmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; davacı şirket ile davalı ... .... Şti. arasındaki Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili ve bu alacağın teminatı olarak tesis edilen ipoteklerin paraya çevrilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece davalı ... ....limited Şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı... hakkında 245.000 TL yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5.000,00 TL yönünden davanın kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... ....limited Şirketi, ... ve ... istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... şirketi arasında "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı şirketin borçlarının teminatı olarak diğer davalılara ait taşınmazlar üzerinde ipotekler tesis edildiğini, borçların ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilip ihtarname keşide edildiğini, davalıların borca ve ipoteğe ilişkin itirazlarının mesnetsiz olduğunu, asıl borçlu şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibi yapıldığını, bu davada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 3.688.040,49 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte asıl borçlu şirketten tahsilini ve ipotek limitiyle sınırlı olmak üzere ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar; davacı ile davalı şirket arasında akdedilen satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan borç miktarının davacının iddia ettiği kadar olmadığını, davacının aynı alacak için icra takibi başlattığını, ipotek veren diğer davalıların üst sınır rehin verdiğini, davacının...'in taşınmazında 2. derece ipotek tesis ettiğini ancak ...lehine olan 1. derece ipoteği kapatma edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporları ile; davacı ile davalı şirket arasında yetkili satıcılık sözleşmesi bulunduğu, taraflar arasında DTS (Doğrudan Tahsilat Sistemi) olarak adlandırılan bir sistemin yürüdüğü, sözleşmenin 17. maddesinde, taraflar arasındaki tüm bildirimlerin elektronik posta adreslerine yapılacağının kararlaştırıldığı, ayrıca, 31.03.2017 tarihli mutabakat mektubunda "şirketimiz E-arşiv kapsamında olduğundan.. 2016 tarihi itibari ile E-arşiv faturası gönderilecektir. Güncel mail adresinizi aşağıdaki alanda bildirmenizi rica ederiz" açıklamasının yer aldığı ve davalı şirketin "...@gmail.com" adresini el yazısı ile yazıp kaşe ve imza koyduğu, bu durumun, davalı şirketin e-posta yoluyla bildirimleri kabul ettiğini gösterdiği, .... Noterliğinin 02.03.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek davalılardan 3.688.040,49 TL'nin %60 akdi faizi ile birlikte ödenmesi talep edildiği, İhtarnamenin davalılara 07.03.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 1 günlük sürenin geçmesiyle davalılar 09.03.2018 tarihinde temerrüde düştükleri görülmektedir.

Bilirkişi raporu alınması aşamasında ekstrelerdeki tüm hareketlerinin bilirkişi aracılığıyla incelenerek tespit edilmesinin kayıtların karşılıklı olarak topluca işlenmiş olması nedeniyle mümkün olmaması üzerine, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının her iki tarafa ait muavin hesap eksreleri bazında ve de hangi çeklerin ne kadarlık kısımlarının karşılıksız çıktığı bilgileri de verilerek somutlaştırmaları için davacıya verilen süre sonucu ibraz edilen belgelere göre ek rapor alınış, tarafların ticari defterleri arasındaki uyumsuzluğun davacıya verilen çeklerden ve davalının bir kısım faturayı kayıtlara alınmamasından kaynaklandığı, Faturaların davacı tarafından e-posta yoluyla gönderildiği, Bilgisayar Mühendisi bilirkişinin teknik incelemesi sonucunda davacı şirketin SAP sistemi, SQL veritabanı ve Bayi Bilgi Yönetim Sisteminde eş zamanlı incelemeler yapılarak DTS sisteminde ödenmemiş 3.625.347,63 TL tutarında fatura olduğu, davalı şirketin "Kapalı Bordro" statüsünde bordroları görüp işlemi gerçekleştirerek bankaya ilettiği, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları ve ürünleri kabul ederek ödeme planları hazırladığı, davacı şirketin de bu ödeme planlarını bankaya ilettiği belirlenmiştir.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.

Davacı şirket, davalı asıl borçlu şirket hakkında.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 1.410.000,00 TL tutarında kambiyo senedine dayalı icra takibi başlattığı, bu tutarın belirlenen toplam alacak içerisinde yer aldığı, davacının dava dilekçesinde "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresini kullanarak talepte bulunduğu görülmektedir.

Taraflar arasında sözleşme tarihinden itibaren uygulanan DTS sisteminin hukuki niteliği ve delil değeri, dava kapsamında detaylı olarak incelenmiştir. Bahsi geçen DTS sisteminde kayıtların sadece davacı tarafından değil, davalı şirketin aktif katılımıyla oluşturulduğu, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları görüntüleyebilmekte, ödeme planlarını değiştirebilmekte ve "Kapalı Bordro" statüsünde işlem yapabilmekte olduğu, davalı şirketin SAP veritabanında "..." kullanıcı adı ile kaydedildiği ve "...@....com" e-posta adresi ile sistemde yer aldığı, davalı şirketin, sistem üzerinde bordroları görüntülediği, ödeme planlarını değiştirebildiği ve "Bordronun Ödeme Planının Yukarıdaki Şekilde Değiştirilmesini Onaylıyorum" seçeneğini işaretleyerek fatura ödeme planlarını onayladığı teknik olarak belirlenmiştir.

Dosyada toplanan deliller, bilirkişi raporları ve taraflar arasındaki ilişkinin yürütülme biçimi, DTS sistemi ile davalıya e- posta yolu ile iletilen faturalara itiraz edilmemiş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı şirketin asıl alacağının 3.686.251,20 TL olduğu belirlenmiştir.

Davalı ... şirketinin davacı şirkete olan borçlarının teminatı olarak diğer davalılara ait taşınmazlar üzerinde çeşitli üst sınır ipotekler tesis edildiği, ipotek akit tablolarında doğmuş ve doğacak borçların teminatı olduğu, dava sürecinde bir kısım ipotek bedellerinin taşınmaz maliklerince ödendiği anlaşılmaktadır.

Davalı...'e ait ... Köy ... Ada ... taşınmaz üzerinde...Tapu Müdürlüğü 12.05.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edildiği, davacı tarafça dava öncesi gönderilen ihtarname, eldeki dava dilekçesi ile borcun ödenmesi istendiği sabittir. İpotek borçlusunca ödeme yapılmadığı, alacaklı temerrüdü oluştuğuna dair hiçbir delil sunulmadığı, ipotek alacaklısının gaip olmadığı gibi adresinin de belirli olduğu, alacağı alıp ipoteği fek etmekten kaçındığına dair bir delil bulunmamasına rağmen, davalı... tarafından yargılama devam ederken 2024 yılında ... İcra dairesinin ... E dosyası ile İİK 153. Maddesi gereği ipotek bedeli ödenerek ipoteğin fekkinin talep edildiği, ipotek bedeli olan 250.000 TL nin ödendiği, bu bedelden cezaevi harcı kesilerek 245.000 TL nin davacı alacaklıya ödendiği, ... 1.icra hukuk mahkemesinin 2024/393 e.2025/22 K. Sayılı ilamı ile tüm giderler ipotek borçlusuna ait olmak üzere talebin kabulü ile ipoteğin fekkine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda ipoteğin fekkini isteyen davalının bu talebine ilişkin icra takibinden doğan tüm masraflara katlanması gerektiği, ipotek bedelinin ödenmeyen 5.000 TL'lik kısmından sorumlu olduğu ve mahkemece bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı da anlaşılmaktadır.

Dosyaya toplanan deliller, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi kök ve ek raporu ile davacının alacağı tespit edilmiş olup davalıların istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalıların yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalılar ... ...Limited Şirketi, ... ve...'in istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar.... Şti, ... ve ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 62.952,00 TL harcın, alınması gerekli olan 251.807,82 TL harçtan mahsubu ile bakiye 188.855,82-TL ilam harcının davalılar.... Şti, ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen (davalı ... yönünden 61.479,00-TL ile davalı... yönünden 17.077,50-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/497, K. 2026/1376, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-497-e-2026-1376-k-112dfc8e061f