Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/306 E. 2026/1184 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/306
Karar No
2026/1184
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/306

KARAR NO: 2026/1184

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/12/2022

NUMARASI: 2022/59 Esas - 2022/843 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçekleştirilen ticari ilişki çerçevesinde 89.256,80 TL cari hesap bakiyesinin tahsil edilemediğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, borçlunun borcu bulunmadığı gerekçesiyle borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, borçlunun itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun borca itiraz ederek borç ödemekten kaçınarak süre kazanmaya çalıştığını, borçlunun borcuna ait sipariş ve malzemeleri teslim aldığı halde borcunu ödemekten kaçındığını, taraflar arasındaki ticari defter ve kayıtların incelenmesi halinde bu durumun açık bir şekilde ortaya çıkacağını, davalı-borçlu tarafından yapılan işbu haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, icra takibinin devamına, davalı-borçlunun %20'dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve cari hesaba dayalı bir ticari ilişki bulunmamasına karşın mesnedi belirsiz alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına itibar edilmediğini, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında bir alacak/borç durumu söz konusu ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını, dolayısıyla faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerektiğini, somut olayda taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı çekişmeli olduğu için davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine , kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamına göre; davanın, faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı nedeni ile yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı ve davalı tarafça sunulan ticari defterlere göre icra takibine konu edilen faturaların defter kayıtlarında yer aldığı, mal ve hizmetin toplam bedelinin davacıya ait BS formlarında ve davalıya ait BA formlarında da bildirildiği, davacının ve davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması nedeni ile kendi lehlerine delil niteliğinde olduğu, davalı tarafça düzenlenen BA formunda davacı tarafça düzenlenen faturaya dair bildirimde bulunulmasının, faturaya konu olan hizmetin yerine getirildiğine karine teşkil ettiği, bu karinenin aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 89.256,80 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,

" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hiçbir nam altında davacıya borcu bulunmadığını, faturaya sekiz günde itiraz edilmemesinin borç altına sokacağı şeklindeki bir görüşün mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davaya dayanak yapılan faturalardaki malların davalı firmaya teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığını, davada malın teslim edilmiş olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ancak davacı tarafın bu hususu ispata elverişli hiçbir delil ibraz edemediğini, davacının davasına dayanak yapmış olduğu irsaliyeli faturalarında firma yetkililerinin imza, kaşe veya herhangi bir tasdik edici işaretleri bulunmadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, itiraza konu alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, takibe vaki itirazın haklı ve hukuka uygun olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı hukuki nitelendirme ile davanın kabulüne karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın kabulüne dair kurulan hükmün yerinde olup olmadığı noktasındadır.

Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesaptan kaynaklı alacak" borcun sebebi gösterilerek 89.256,80 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.

Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.

Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.

Cari hesap: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.

Açık hesap ilişkisi: açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.

Somut olayda; tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu, aralarında açık hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıya düzenlediği tüm faturaların aynen davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, BA-BS formlarınında davacı yanın 815,00 tutarlı fatura dışında bire bir uyumlu olarak vergi dairesine verildiği, davalının yaptığı ödemelerin de davacı kayıtlarında aynen yer aldığı, 60 kuruşluk farkın 2019 yılı sonu bakiyesinden kaynaklanıp davalı yanca bu ödemenin ispat edilmediği, bu farkın dışında tarafların birbirine uyumlu ticari defter kayıtları ile takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 89.256,80 TL alacaklı olduğu, bu haliyle davacının düzenlediği fatura içeriği malların davalıya teslim edildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Eldeki davada, ticari satıma konu faturaya dayalı alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.524,28 TL harcın, alınması gerekli olan 6.097,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.572,85 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/306, K. 2026/1184, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-306-e-2026-1184-k-8a3393b5f9be