Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/954 E. 2026/1038 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/954
- Karar No
- 2026/1038
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/954 KARAR NO : 2026/1038
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/300 ARA KARAR TARİHİ : 28.04.2026 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Haciz DAVA TARİHİ : 04.04.2024 BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/320 ESAS SAYILI DOSYASI: DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Haciz DAVA TARİHİ : 17.04.2024 KARAR TARİHİ : 09.07.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 09.07.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/300 Esas sayılı dosyasından verilen 28.04.2026 ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Asıl ve birleşen davada davacı vekili 07/04/2026 tarihli dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında imzalanan 16/02/2023 tarihli sözleşmenin 6098 sayılı TBK'nın 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen bir eser sözleşmesi olduğunu, sözleşme uyarınca müvekkili iş sahibinin, yüklenici olan davalıya 2 adet çalışır vaziyette makinenin tasarımı ve üretimi karşılığında belirli bir bedel ödemeyi; davalı yüklenici ise sözleşmede kararlaştırılan teknik şartlara uygun eseri süresinde meydana getirerek teslim etmeyi üstlendiğini, dosya kapsamındaki banka dekontları ve ödeme çizelgeleri ile sabit olduğu üzere; müvekkili tarafından davalıya değişik tarihlerde olmak üzere toplamda 135.575,00 USD ödeme yapıldığını, cevap dilekçesi ile bu ödemelerin açıkça ikrar edildiğini, davalı şirketin, kendisine yapılan ödemelerin hiçbirini ticari defter ve muhasebe kayıtlarına işlemediğini, 6102 sayılı TTK'nın 64. maddesi uyarınca her tacirin ticari defterlerini tutmak ve kayıtlarını ticari faaliyetlerinin akışına uygun şekilde düzenlemek zorunda olduğunu, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davalıya duyulan güvenin tamamen ortadan kalktığını, makinelerin montaj aşamasında başarısız olmasının ve çıkan ürünlerin standartlara uymamasının davalının teknik ve idari açıdan basiretsizliğini ispatladığını, tanık ....'ın "makinenin çalıştırıldığında çıkan ürünün açma yaptığını ve malzemenin doğasından kaynaklı olarak istenildiği gibi olmadığını" ifade ettiğini, bu durumun, makinelerin teknik şartnamede öngörülen "şekillendirici toplar yardımı ile istenilen ölçülerde üretim yapma" kabiliyetine sahip olmadığını, yani ayıplı ifanın gerçekleştiğini ispatladığını; davalı tarafın en temel savunmalarından birinin "işin bir prototip olduğu ve bu nedenle Ar-Ge süreçlerinin uzun sürmesinin doğal olduğu" yönünde olduğunu ancak bu savunmanın taraflar arasında imza altına alınan ve kesin vade içeren sözleşme hükümleri karşısında tamamen geçersiz olduğunu, sözleşmenin D-1 maddesinde işin toplam süresinin 5 ay olarak belirlendiğini ve D-6 maddesinde ise "bu sürenin hiçbir koşulda 5 ayı geçemeyeceği, aksi halde günlük 500 USD cezai şart ödeneceği" hususunun açıkça hükme bağlandığını, davalının sözleşmeyi araç olarak kullanarak zenginleşme amacı güttüğünü belirterek, davalıların mal kaçırma ihtimali ve alacak miktarının yüksekliği, mal kaçırma durumunda müvekkili aleyhine oluşacak telafisi imkansız zararların oluşacağı gözetilerek, davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte olursa teminatlı olarak ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI İLE ÖZETLE; İlk derece mahkemesinin 2024/300 Esas sayılı dosyasından verilen 28.04.2026 tarihli ara kararı ile özetle; ''...ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığını ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebilecektir. Alacağın ve haciz sebeplerinin varlığının ise yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekecektir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. İhtiyati haciz isteyenin, davada ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekecektir. Somut olayda; tarafların ticari defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişilerin raporları, davalı tarafın verdiği cevap dilekçesinin içeriği, dinlenen davalı tanığının anlatımı, taraflar arasında imzalanan ve imzası inkar edilmeyen sözleşmenin içerdiği hükümler, davacı tarafça yapılan ödeme tutarı ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında davacı yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşulunu sağlandığı, alacağın rehinle teminat altına alınmadığı, birleşen dava yönünden İİK'nın 257. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilme koşulunun sağlandığı yönünde kanaate ulaşılmış, birleşen dava yönünden 4.202.825,00 TL üzerinden ve ileride haksız çıkma ihtimali gözetilerek davalı tarafın da olası mağduriyetinin önüne geçilebilmesi adına % 15 oranında nakit teminat yatırılması veya geçerli banka teminat mektubunun verilmesi koşuluyla ihtiyati haciz isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Asıl dava yönünden ise; davacı tarafça sözleşmenin feshedilmiş olma durumuna göre TBK'nın 179/2 ve 182. madde hükümleri gözetilerek yerinde görülmeyen ihtiyati haciz/tedbir isteğinin reddine'' dair ara karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ. Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 06.05.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Yerel mahkeme nezdinde görülmekte olan asıl ve birleşen dava dosyaları kapsamında, davalıların sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi, aldıkları ödemeleri ticari defterlerine kaydetmeyerek mal kaçırma kastıyla hareket etmeleri ve müvekkili ağır zarara uğratmaları nedenleriyle ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 28.04.2026 tarihli ara kararı ile, sözleşmenin haklı nedenle feshine dayalı 135.575,00 ABD Doları iade alacakları yönünden ihtiyati haciz taleplerinin kabul edildiğini, ancak bu tutarın güncel kur yerine dava tarihindeki muhtemel kur olan 4.202.825,00 TL üzerinden ve %15 teminat şartıyla hüküm altına alındığını, öte yandan, asıl dava konusu olan 105.000,00 ABD Doları cezai şart alacağı ile 67.910,00 ABD Doları munzam zarar alacaklarına yönelik ihtiyati haciz taleplerinin ise yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, -Reddedilen cezai şart ve munzam zarar alacakları yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, müvekkili ile davalılar arasında akdedilen "Eksiz Yağmur Oluğu Tasarım ve Üretim Sözleşmesi" kapsamında davalı yüklenici, makineleri beş ay içerisinde teslim etmeyi, aksi halde gecikilen her gün için 500 ABD Doları cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, davalıların teslim borcunu aylar geçmesine rağmen yerine getirmediğini, makinelerin ayıplı olduğunu ve müvekkilinin yan giderler yaparak zarara uğradığı dosya kapsamındaki banka dekontları, bilirkişi raporları ve davalı tanığının beyanları ile sabit olduğunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci ve 258 inci maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğunu, -Müvekkilinin sunduğu sözleşme, banka dekontları ve ek harcama belgeleri alacağın varlığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, aynı kararda vurgulandığı gibi, "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" kuralı gereğince, asıl davaya konu cezai şart ve zarar kalemleri için de haciz kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, yerel mahkemenin, cezai şart ve yan gider taleplerinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddetmesinin, geçici hukuki koruma kurumunun amacıyla bağdaşmadığını, -Davalıların kusurlu temerrüdü nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, bu fesih işleminin asıl ve birleşen davadaki tüm alacak kalemlerini muaccel kıldığını, fesih iradesi ve davalıların ifa imkansızlığı karşısında alacağın vadesinin geldiğini, -Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve davalı tanığının makinenin ayıplı olduğu ve sözleşme kapsamında müvekkiline tesliminin yapılmadığına dair beyanları, davalıların edimlerini yerine getirmediğini tam olarak ispatladığını, eksik ifa bir yana davalı tarafın, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme kapsamında davacı müvekkilince kendilerine tüm ödemelerin yapılmış olmasına ve davalı tarafın da buna itiraz etmemesine karşın sözleşme konusu makinelerin tesliminin hiçbir şekilde yapılmadığını, -Yerel mahkemenin, birleşen dava yönünden 135.575,00 ABD Doları iade alacakları için ihtiyati haciz kararı vermişse de, bu bedeli güncel kur karşılığı olan 6.130.701,00 TL yerine, dava tarihindeki kur üzerinden 4.202.825,00 TL olarak sabitlediğini, taraflar arasındaki sözleşme bedeli ve cezai şartların ABD Doları cinsinden olup, ihtiyati haczin de yabancı para alacağının güncel karşılığı üzerinden veya doğrudan döviz cinsi üzerinden konulmasının gerektiğini, aksi takdirde geçici hukuki koruma kararının, müvekkilinin gerçek zararını karşılamaktan uzak kalacağını, -Ayrıca yerel mahkemece yüzde on beş oranında teminat tayin edildiğini, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davalı şirketin, müvekkilinden tahsil ettiği 135.575,00 ABD Doları tutarındaki ödemeyi ticari defterlerine ve muhasebe kayıtlarına bilerek işlemediği, kayıt dışı bıraktığının tespit edildiğini, bu durumun davalıların açıkça mal kaçırma kastıyla ve kötü niyetle hareket ettiğini ispatladığını, İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca, borçlunun mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlandığı hallerde teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğunu, somut olaydaki ağır mal kaçırma şüphesi ve muhasebe usulsüzlükleri dikkate alınarak müvekkilinin toplam 308.485,00 ABD Doları alacağı için teminatsız olarak haciz kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olacağını, Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2026 tarihli, 2024/300 Esas sayılı ara kararının aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davadaki taleplerinin birleştirilerek, müvekkilinin toplam zararı olan 308.485,00 ABD Doları üzerinden davalıların taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, aksi kanaatte ise, güncel döviz kuru dikkate alınarak daha lehe bir teminat oranı ile ihtiyati haciz kararı verilmesine, istinaf yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, eser sözleşmesinin haklı nedenle feshi iddiasına dayalı sözleşme kapsamında yapılan ödemenin ve uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesi tarafından 28.04.2026 tarihli ara kararla asıl dava yönünden reddine; birleşen dava yönünden ise kabulüne karar verildiği, verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; asıl davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında cezai şartın ödenmesi koşulunun oluşup oluşmadığının yapılacak yargılama sonucunda belirlenebileceği, davacı tarafça İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin asıl dava yönünden ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. İhtiyati haciz ile ilgili istinaf yoluna başvurulabilecek ara kararlar İİK'nın 265. ve HMK'nın 341/1-b maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin kararlar ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar bakımından istinaf yolu açıktır. Bu iki ihtimal dışında ihtiyati haciz hakkında verilen kararlar bakımından istinaf yolu kapalıdır. Birleşen dava, eser sözleşmesinin haklı nedenle feshi iddiasına dayalı sözleşme kapsamında yapılan ödemenin ve uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, Mahkemece dava değeri olan 135.575,00USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı olan 4.2022.825,00TL üzerinden %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verildiği; birleşen davada davacı vekilinin alacağın dava tarihi yerine güncel kur karşılığı üzerinden belirlenmesi ve %15 teminat oranı yerine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğine dair taleplerinin İİK'nın 265. ve HMK'nın 341/1-b, 352/1-b maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre;ilk derece mahkemesi tarafından verilen 28.04.2026 tarihli ara kararın asıl dava yönünden usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine; 28.04.2026 tarihli ara karardaki birleşen dava yönünden verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf isteminin İİK'nın 265. ve HMK'nın 341/1-b, 352/1-b maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/300 Esas sayılı dosyasından verilen 28.04.2026 tarihli ara kararının asıl dava yönünden usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/300 Esas sayılı dosyasından verilen 28.04.2026 tarihli ara karardaki birleşen dava yönünden verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf isteminin İİK'nın 265. ve HMK'nın 341/1-b, 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin karşı davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 Sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca kesin olmak üzere, 09.07.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.