İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/643 E. 2026/621 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/643
- Karar No
- 2026/621
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/643 Esas KARAR NO : 2026/621
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/10/2023 KARAR TARİHİ : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki çerçevesinde düzenlenen faturaya istinaden talep edilen işlem davalı firmanın yönetiminin ve genel müdürünün talebi üzerine zamanında mal zamanında teslim edilmiş olduğunu, söz konusu borcun ödeneceği belirtilmiş olduğunu, ödeme tarihinde fatura bedeli ödendiğini, müvekkili alacağının ödenmesi için ticari hayatın gerektirdiği iyi niyetin fazlasını gösterdiğini, davalının borcunu ödememekteki tutumunda ısrar ettiğini, ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya numarası ile toplam 75.061,73 -TL ( Dava konusu alacak, KDV dahil 2.478,00-EURO olup, takip tarihi itibariyle güncel kur dikkate alınarak TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme tarihi ile takip tarihi arasında geçen süre dikkate alınarak TL üzeriden faiz işletildiğini, harç yatırıldığını) üzerinden icra takibine girişildiğini, davalı tarafça borca ve faize itiraz edildiğini, icra takibinin durdurulduğunu, davalı tarafın kötü niyetle icra takibine itiraz ettiğini, davalının asıl gayesi kendisine yapılan icra takibine itiraz ederek zaman kazanmak ve bu kazandığı zaman içerisinde mallarını kaçırmak olduğunu, taraflarına davalının malvarlığını elinden çıkarmaya başladığına dair duyumlar geldiğini, bu halde haklı davaları kabul edilse dahi müvekkili şirketin fiilen alacağını tahsil edemeyeceklerini, anılan nedenle telafisi imkânsız zararlara neden olmamak için takdiren teminatsız, mahkememiz aksi takdirde ise belirlenecek bir teminat mukabilinde davalının borca yeter menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm iddia ve taleplerinin gerçeğe aykırı olduğu, hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu ve davanın reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... 33. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan ayrı dava sonuçlanmadan itirazın iptali davasının açılmasının usule aykırı olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından sunulan teklif formunun müvekkili şirket yetkililerince imzalanmadığını ve bağlayıcı bir hukuki ilişkinin kurulmadığını, davacı tarafından ileri sürülen WhatsApp yazışmalarının kiminle yapıldığının belirsiz olduğunu, teklif sürecinde adı geçen kişilerin şirketi temsil yetkisine sahip olmadığını, varsa bir işlem yapılmış ise bunun yetkisiz temsil kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, icra takibine konu faturanın kendilerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, faturadan ancak icra takibi ile haberdar olunduğunu ve derhal iade faturası düzenlenerek içeriğine itiraz edildiğini, yapılan işlemin teknik şartnameye uygun olmadığını, ayıplı ve fayda sağlamayan bir uygulama olduğunu, bu nedenle herhangi bir bedel talep edilemeyeceğini, talep edilen bedelin de fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 6. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... 33. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 13/04/2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, 20/06/2023 tarihli faturaya istinaden yürütülen ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 16/08/2023 tarihinde, 2.478,00-TL Euro 20/06/2023 tarihli ... fatura alacağı ve 1.631,41-TL işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 20/06/2023 tarihli ... fatura bedeli şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 26/08/2023 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 24/08/2023 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya 30/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 02/10/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki eser sözleşmesi iddiasına ve faturaya yönelik ilişki gözetilerek dava konusu alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinin sözleşmesel zamanaşımı süresi olarak beş yıl olduğu anlaşılmakla davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. ... 33.İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası içeriğine göre eldeki itirazın iptali davasının konusunun kalma ihtimali bulunduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar benzeri içtihatları gereği dosya bekletici sorun yapılmış, dosyamız davalısı ... Şirketi tarafından davacı ... aleyhine "Takibin Taliki veya İptali" istemiyle açılan davada 22/01/2025 tarihinde davanın reddine dair kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmakla davanın esası hakkında inceleme yapılmaya başlanmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen 20/06/2023 tarihli faturanın davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturanın davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğine ve davacının ücrete hak kazandığına dair kaydın bulunup bulunmadığı, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğuna dair davalı tarafın defterlerine yansıyan bir kayıt olup olmadığı, ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten faturaya dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı, davalı tarafından ayıp ihbarı yapıldığına dair taraf kayıtlarına yansıyan delil bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen bilirkişi raporu ile, davalıya ait e-defter, yevmiye defteri ve muavin kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, e-defter beratları ile oluşturulduğu ve bu yönüyle TTK m.64 ve HMK m.222 kapsamında sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı tarafça sunulan defterlerin işletme hesabı esasına göre tutulduğu, borç-alacak ilişkisini çift taraflı ve sistematik şekilde ortaya koymaya elverişli olmadığı, bu nedenle davacının alacaklı olup olmadığının ve alacak miktarının bu defterler üzerinden kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalı ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturanın kaydedildiği, ancak akabinde düzenlenen iade faturası ile söz konusu kaydın kapatıldığı ve davalı defterlerinde davacıya ilişkin bakiye borç bulunmadığı, dosyadaki diğer deliller, taraf beyanları, teklif formu ve WhatsApp yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından faturaya konu hizmetin fiilen gerçekleştirildiği, davalı tarafça ileri sürülen ayıp iddiasının somut delillerle ispat edilemediği, ayıp ihbarının usulüne uygun şekilde yapıldığının ortaya konulamadığı, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının, fatura kayıt tarihinden yaklaşık 21 gün sonra düzenlendiği ve bu haliyle tek başına faturanın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, fatura bedelinin davalı tarafından ödenmediğinin sabit olduğu, davacının alacağını 2.478,00-Euro olarak talep ettiği ve bu talebin TBK m.99 kapsamında hukuken mümkün olduğu, davacının, davalıyı takip öncesinde temerrüde düşürdüğüne ilişkin herhangi bir ihtar veya bildirim sunmadığı, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. İade fatura tarihide malın teslim tarihinden uzuncu bir süre sonraki tarih olan 21 gün sonrasına ait olduğu, bu durumda, tacir olan davalının yasal düzenlemeler kapsamında savunmasını ispatlayıcı nitelikte delilleri dosyaya ibraz etmiş olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davalı tarafından da cevap dilekçesinde zımni olarak kabul edildiği üzere, davacı tarafından takibe konu olan faturadaki edimin ifa edildiği, bu durumda, davalı şirket tarafından usulüne uygun şekilde ayıp ihbarı veya ürünlerin iade edildiğinin ispat edilememiş olması da dikkate alındığında fatura bedelinden sorumlu olacağının kabulü gerekecektir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi... Esas ... Karar). Taraf iddia ve savunmalarına, tarafların ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğu, davacı tarafından anılan sözleşme uyarınca edimlerin ifa edildiği ve fatura düzenlendiği, faturanın davalı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği ve yasal süresi içerisinde iade edilmediği gibi ayıp ihbarında da bulunulmadığı, bu haliyle davacı tarafın davalının ticari defter ve kayıtları ile alacağını ispat ettiği, ancak muacceliyet ve temerrüt farklı kavramlar olduğundan davalının takip tarihinden evvel usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiş, bilirkişi raporuna üstünlük tanınarak asıl alacak miktarının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup faturaya dayandığından asıl alacak taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, işlemiş faiz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 6.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 2.478,00-Euro asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (2.478,00-Euro'nun dava tarihi olan 5,9657-TL üzerinden karşılığı olan 14.783,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 2.956,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilmesi gereken dava değeri (2.478,00-Euro'nun dava açılış tarihinde efektif satış kuru karşılığı 72.175,22-TL) üzerinden alınması gereken 4.930,29-TL harçtan peşin yatırılan 906,56-TL harcın mahsubu ile eksik olan 4.023,73-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı taraftan tahsil edilen 906,56-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 7.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 97,50-TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 7.097,50-TL'nin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 6.940,62-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 156,88-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 1.631,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, a)Davanın kabul oranına isabet eden 3.051,04-TL'sinin davalıdan, b)Davanın red oranına isabet eden 68,96-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kullanılmayarak artan bakiye gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir. HÜKÜM: Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dosyasından verilen 17/07/2026 tarihli hüküm fıkrasının (2) nolu bendinde "İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (2.478,00-Euro'nun dava tarihi olan 5,9657-TL üzerinden karşılığı olan 14.783,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 2.956,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde yazıldığı, ancak dava tarihinde kur karşılığının 29,1264-TL olduğu anlaşılmakla, rakamın maddi hata olarak kabulünün gerektiği anlaşıldığından; mahkememiz dosyası HMK m.304 gereği resen ele alınmakla hükmün; '' "İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (2.478,00-Euro'nun takip tarihindeki kur karşılığı olan 29,6329-TL üzerinden karşılığı olan 73.430,33-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 14.686,07-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"' şeklinde TASHİHİNE, Mahkememiz kararının bu şekilde tashihine, tashih şerhinin gerekçeli ek karar arkasına yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 304.maddesine göre karar verildi.09/06/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır