Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/3393 E. 2026/3700 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3393
Karar No
2026/3700
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/356 E., 2025/377 K.

Bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararı ve ek karar davalılar vekili tarafından duruşma istemli, mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... .....'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; murisleri ...'in göğüs ağrısı şikayetiyle davalı şirkete bağlı hastaneye başvurduğunu, davalı doktor ... tarafından muayene edildiğini, teknisyen tarafından efor testi uygulandığını ve ciddi bir durum olmadığı bildirilerek evine gönderildiğini, 23.09.2011 tarihinde murisin ofisinde fenalaştığını ve ambulansla önce ..... Hastanesine, oradan .... Hastanesine, oradan da ..... Tıp Fakültesine gönderildiğini, 3,5 aylık yoğun bakım sonrası 07.01.2012 tarihinde vefat ettiğini, olayda davalı hekim ve hastane işletmesinin ihmali ve özensiz davranışlarının sözkonusu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş Janet için 100.000,00 TL, davacı büyük oğul Natanel için 100.000,00 TL, diğer çocuklar için 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacıların murisi ... ile ilgili tıbbi uygulamaların kanunen yetkili ve ehliyetli kişiler tarafından icra edildiğini, uygulamaların mevcut tıp ve bilim tekniği ile güncel literatüre, tıbbi standartlara ve mesleğin gereklerine uygun yürütüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2019 tarihli kararı ile; bilirkişi raporlarında davalılara kusur atfedilemeyeceği belirtildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2019 tarihli kararıyla; kusurun değerlendirilmesi açısından Adli Tıp Kurumu'ndan iki defa .... Üniversitesi'nin Kardiyoloji Bölümünden konusunda uzman hekimlerden rapor alındığı, maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairemizin 14.09.2021 tarihli ilamıyla; davalının açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte değerlendirilip, müteveffanın teşhis ve tedavisinde gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, 22.09.2011 tarihinde çekilen eforlu EKG’de testin 4. aşamada ST segment çökmesi gelişmesi nedeniyle pozitif olarak değerlendirilmesinin derhal müdahale gerektiren bir husus olup olmadığını, eforlu EKG talep, çekim ve değerlendirme sisteminin uygun olup olmadığı, müteveffa için yapılması gerekenle yapılanın uyuşup uyuşmadığı, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerektirdiği kurallara göre olayda doktor ve hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, davacı tarafın itirazlarını karşılayacak mahiyette taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor ya da gerektiğinde yeni bir bilirkişi kurulu raporu alınmak suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince verilen 15.09.2022 tarihli ilamıyla; gerek maddi gerekse manevi tazminat bakımından her iki davalının tazminattan sorumlu tutulabilmesi için az da olsa kusurlu olması gerekirken aldırılan bilirkişi raporlarında murise uygulanan tıbbi tedavide görev alan kişilere kusur atfedilemeyeceği yönünde açıklama dikkate alındığında, ispat yükü kendisine düşen davacılar tarafından ispatlanamayan davaların reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairemizin 12.07.2023 tarihli ilamıyla; eforlu EKG talep, çekim ve değerlendirme sistemi yönünden uygunluk bulunmadığı, EKG çekimi esnasında pratisyen hekimin bulunduğu, EKG sonuçlarının pratisyen hekim tarafından değerlendirilmesinin yapıldığı, tüm EKG'lerin kardiyoloji uzmanı tarafından acil olarak değerlendirilmesinin yapılması gerektiğinden idari bir kusur olduğu sabit olup, bu yönüyle davalı Hastanenin sorumlu olduğu, hastane evraklarının incelenmesinde 17.09.2011 tarihli Hastane başvurusunda düzenlenen Anamnez ve Genel İstek Formunda hastanın şikayetinin göğüs ağrısı olarak yazıldığı, buna göre Mahkemece bozmanın gereklerinin yerine getirilmediği, açıklanan hususlarda hekimin sorumluluğuna ilişkin Üniversitenin öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor aldırılaraksonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuştur.

4. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu ve Genel Kurul raporları ile bozma öncesi ve sonrası aldırılan üç kişilik uzman bilirkişi kurulu raporlarında davacıların murisine uygulanan tıbbi tedavi ve uygulamada davalı doktora herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmal izafe edilemeyeceği şeklinde görüş bildirilmekle davacıların davalı doktor ... aleyhine açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarının ispatlanamadığından reddine, davalı hastanenin bağlı olduğu şirket aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davası bakımından; davacıların yol gideri olarak talep ettikleri alacaktan vazgeçtikleri, davalı tarafından bu vazgeçmeyi kabul ettiği dikkate alınarak bu kalem alacağa yönelik davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların diğer maddi tazminat kalemleri yönünden açtıkları davanın bedel arttırım dilekçesiyle birlikte kabulü ile; davacı ... için 537.119,79 TL, davacı ... için 31.058,47 TL, davacı ... için 33.479,54 TL, davacı ... için 179.512,44 TL, davacı ... için 115.850,99 TL, davacı ... için 83.009,77 TL, davacı ... için 49.242,77 TL, davacı ... için 22.894,88 TL, davacı ... Tavit için 12.584,70 TL, davacı ... için 6.863,20 TL olmak üzere toplam 1.071,616,55 TL maddi tazminatın 07.01.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, davacıların davalı hastanenin bağlı olduğu şirket aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... Tavit için 30.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 340.000,00 TL manevi tazminatın 07.01.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara (ve ek karara) karşı, davalılar ve davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar vekili; müvekkilleri yönünden manevi tazminat vekalet ücreti hesabında maddi hata yapıldığını, ek kararın hatalı olduğunu, dosyada altı adet bilirkişi raporu olmasına rağmen son raporun hükme esas alındığını, alınan Tıbbi Mütalaada Hastanenin kusurunun olmadığının belirtildiğini, müteveffanın teşhis ve tedavisinde gerekli özenin gösterildiğini, dava konusu olayda illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili Hastanenin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Katılma yoluyla temyiz eden davacılar vekili; vekalet ücretinin hatalı hesap edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. 06.03.2026 tarihli Ek karara ilişkin (tavzih) davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun (HMK) 304. maddesinde hükmün tashihi, 305. maddesinde ise tavzihi düzenlenmiştir. Gerekçeli kararda taraflara verilen haklar ve yüklenen borçlar, ayrıca belirlenen vekalet ücretinin miktarı tashih veya tavzih yoluyla değiştirilemez, istinaf veya temyiz yoluyla düzeltilmesi mümkündür. Bu nedenle davalılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin düzeltme talebinin reddine dair verilen karar yerinde görülmekle, bu yönde ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davalı Hastane vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacılar vekili dava dilekçesinde davacı ... ve .... için 100.000,00 TL, diğer davacılar içinse 50.000,00'er TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, davacıların bu talepleri davalı ... yönünden tümden reddedilmiş olup; AAÜT'nin 10/3.maddesi gereği davalı yararına her bir davacının reddedilen manevi tazminat istemi yönünden ayrı ayrı 45.000,00'er TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, talep edilen maddi tazminatlar üzerinden hesaplanan vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. 4. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davacılar tarafından açılan dava, davalılardan ..... yönünden tümden reddedilmiş olup; davacıların temyiz isteminde belirttiği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinin olayda uygulama yeri bulmayacağı, ilgili hükmün birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nasıl belirlenmesi gerektiğine ilişkin olduğu, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir davacının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunduğundan davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazının reddine karar verilmiştir. 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin; "Manevi tazminat davalarında ücret'' başlıklı 1. maddesi: (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Aynı tarifenin 13. maddesine göre; (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.'' şeklindedir. Somut olayın incelenmesinde Mahkemece davalı ... aleyhine açılan davanın tamamen reddine karar verildiği halde; davacılardan Janet'in reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden nisbi vekalet ücretiyle sorumlu tutulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan 3. ve 5. bentler gereğince düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan 06.03.2026 tarihli Ek kararın ONANMASINA, 2. Davalı Hastane vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1/b bendinin 2. paragrafında yer alan ''...'ten 85.939 TL'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ''...'ten 45.000,00 TL'' ibaresinin yazılması, Hüküm fıkrasının 1/b bendinin 3. Paragrafının hükümden çıkartılarak yerine, "Manevi tazminat davası için davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL, davacı ... 'ten 45.000,00 TL, davacı ...'ten 45.000,00 TL vekalet ücretinin alınarak davalı ...'e verilmesine", ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/3393, K. 2026/3700, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-3393-e-2026-3700-k-86f84c939b5c