Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2127 E. 2026/1322 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2127
Karar No
2026/1322
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2127

KARAR NO:2026/1322

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:24/03/2022

NUMARASI:2020/720 E.- 2022/189 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan iş neticesinde iki adet fatura düzenlendiğini, ancak davalının söz konusu faturaları eksik ifa ettiğini, düzenlenen 31.12.2018 tarihli, 48.206,54 TL tutarlı ve 13.02.2019 tarihli, 1.377,06 TL tutarlı faturalarda davalı borçlunun toplam 49.583,60 TL satış bedeli ödemesi gerekirken borçlunun 31/12/2018 tarihinde avans ödemesi olarak 17.500,00 ve 21/03/2020 tarihinde ara ödeme olarak 10.000,00 TL olmak üzere toplam 27.500,00 TL ödeme yaptığını, yapılan kısmi ödemelerin Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesine uygun olarak taraflar arasında ticari iş olması neticesinde ticari temerrüt faizi hesaplanarak önce faizden düşüldüğünü, ardından İstanbul 25. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, ancak borçlunun kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve oranında %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının, davacı tarafa icra takibinde talep edilen tutarda borcu olmadığını, icra takibine yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, icra takip dosyası incelendiğinde bizzat davacı tarafından icra dosyasına sunulmuş ve davalıya ödeme emri ekinde tebliğ edilen cari hesap ekstresinde bakiye borç tutarının davacı dahi kayıtlarında 22.083,50-TL olarak kaydedildiğini, buna rağmen davacı tarafından takip talebinde anapara tutarlarının 32.937,31-TL ve 1.377,00-TL olarak gösterildiğini, bu tutarlara takip öncesi faiz işletilerek 40.847,15-TL takip çıkışı ile takibe geçildiğini, talep edilen tutarın haksız olduğunu, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini, hal böyle iken takibe yapılan itirazın hasız ve kötü niyetli olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacının cari hesap ekstresinde yer alan tutarların 21.12.2020 ve 23.12.2020 tarihli dekontlar ile ödendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile faturanın tek başına alacak iddiasını ispata yarar belge olmadığını, faturaya konu malın / hizmetin gereği gibi teslim edildiğinin / verildiğinin ispatının gerektiğini, ayıplı hizmet / mal sebebi ile ayıp oranında indirim yapılması gerektiğini, davacı ile davalı arasında davalı şirkete ait ... unvanlı otelin, otel içi yönlendirme tabelalarının yapımı konusunda anlaşma sağlandığını, taraflar arasındaki anlaşma neticesinde davacı tarafça davalı firmaya hizmet verilmiş ise de yapılan tabelaların malzemesinin düşük kaliteli olması, tabelalarda zaman içerisinde kirli bir görünüm oluşması, oksitlenme ve paslanmalar meydana gelmesi üzerine TTK m. 23. ve TBK m. 223'e uygun şekilde davalının ayıp bildiriminde bulunması ve ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebi neticesinde davacı tarafça bir takım girişimlerde bulunulduğunu, ancak ayıbın giderilmediğini ve ürünlerin değiştirilmediğini, davacı tarafça ayıplı hizmete / ürüne ilişkin davalıya fatura düzenlendiğini ve davalı tarafından bir takım ödemeler yapılmış ise de ayıplı ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmediğinden davalının davacıya icra takibinde talep edilen tutarda bir borcunun olmadığını, davalının, davacıya herhangi bir borcu bulunmasa dahi aksi kanaat oluşması halinde ayıp oranında indirim/takas mahsup taleplerinin olduğunu, icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, icra takibine itirazında haklı olan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönündeki talebin reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan dava taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle fatura alacağının ve cari hesap alacağının tahsiline ilişkindir. Tarafların tacir olduğu davacı tarafından delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 maddeleri uyarınca ticari defter ve belgeler nezdinde mali yönden bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiştir. Bilirkişi tarafından davacı şirketin kayıtlarında yaptırılan inceleme ile davacı şirketin davalı adına, 31.12.2018 tarih, ... seri nolu KDV dahil 48.206,54-TL ve 13.02.2019 tarih, ... seri nolu KDV dahil 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 49.583.54-TL fatura düzenlediği, buna karşılık davacının davalıdan 27.12.2018 tarihinde 17.500,00-TL, 19.03.2019 tarihinde 10.000,00-TL, 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL, 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 49.583,54-TL tahsilat yaptığının tespit edildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarında göre ise takip tarihi olan 26.02.2020 tarihi itibariyle davacıya 22.083,54-TL borçlu olduğu ticari kayıtlarından tespit edildiği, takip tarihinden sonra ise davalı tarafından 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL ve 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 22.083,54-TL olarak Denizbank havalesi ile davacıya ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Tarafların yasal defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı kayıtlarındaki faturaların ve alacak borç hareketlerinin davacı kayıtlarında da yer aldığı, ayrıca tarafların vergi dairesine bildirdiği Ba/Bs formlarının da birbirini doğruladığı, sonuç itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiriyle örtüştüğü, bu durumda her ikisi de tacir olan tarafların HMK 222. Maddesi uyarınca usulüne uygun tutulmuş lehine delil teşkil eden ticari defterlerinde borç alacak bakiyesinde mutabık olunduğu, taraf defter ile kayıtlarının birbirini tamamen doğruladığı, davacının alacak miktarının her iki tarafın kayıtlarında kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf cevap dilekçesinde davacı tarafça ürünlerin ayıplı olarak teslim edildiği ve borcunun bulunmadığına dair ilişkin savunmalarda bulunmuşsa da; TTK'nın 23. Maddesi gereği ayıp olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Somut olayda, davalı ürünlerin tesliminden sonra muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve ayıbın varlığını kanıtlayamadığı gibi ayıp iddialarıyla ilgili süresinde bildirimde bulunduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, açık olmayan ayıplar varsa onun yönünden de ihbar edildiğine ilişkin kanıt sunulmadığı anlaşılmıştır. Davalı teslimi yapılan ürünlerin ayıplı ve eksik teslimine ilişkin itirazlarını ispatla mükellefken dosya kapsamında hiç bir delil sunmadığı, kaldı ki davacıya faturalardan kaynaklı borcunun ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, TTK 21/2. Maddesi uyarınca faturalara 8 gün içinde itiraz edildiğine ilişkin dosyada davalı tarafından sunulmuş herhangi bir belgenin bulunmadığı, davalının kendi ticari kayıtlarında itiraza konu bedelin yer alması ve kayda geçirilerek davacıya borçlu gözüktüğü, tarafların tacir olduğu ve basiretli davranmaları gerektiği, bu nedenle kendi ticari kayıtlarında yer alan ve taraf defterlerinin birbirini doğrulamasından dolayı malın/hizmetin davalı tarafça eksiksiz teslim alındığına kanaat getirilmiş ve akabinde davalının davacıya olan borcunu yargılama sırasında ödediği de tespit edildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilememiştir.

Belirtilen bu nedenlerle davacının davalıya toplamı 49.583,54 TL fatura düzenlediği, davalının takip tarihi olan 26.02.2020 tarihinden önce 27.12.2018 tarihinde 17.500,00-TL, 19.03.2019 tarihinde 10.000,00-TL ödeme yaptığı, takip tarihinden sonra ve yine mahkememizde açılan itirazın iptali davasının tarihi olan 11.12.2020 tarihinden sonra davalı tarafça davacıya 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL, 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL ödeme yapıldığı, davacının toplamda 49.583,54-TL tahsilat yaptığı tespit edilmiştir. Tarafların kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacının ticari defterlerinde alacak miktarı ve yapılan ödemelerin kayıtlı olmasına rağmen davaya dayanak takipte 32.937,91-TL fatura, 6.242,41-TL işlemiş faiz, 1.377,00-TL fatura, 289,83-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.487,15-TL üzerinden takip başlattığı, davacının, takipten önce tahsil ettiği kısmi ödemeleri düşmeden alacağın tamamı üzerinden takip yaptığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 22.083,54 TL asıl alacağı bulunduğundan (takipten sonra yapılan ödemeler düşülmeksizin) bunu davalıdan tahsilini talep edebilecektir. Davacı taraf icra takibinde fatura alacağından kaynaklı takip talebi oluşturmuş olduğundan TTK 1530. Maddesi uyarınca işlemiş faiz de talep edebileceği, bilirkişi ek raporu ile yapılan hesaplama neticesinde 22.083,54 TL asıl alacağa usulüne uygun yapılan hesaplama neticesinde 5.051,22 TL işlemiş faiz hesaplandığı da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazlarının kısmen iptali ile takibin 22.083,54-TL asıl alacak, 5.051,22-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.134,76-TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Davanın açılmasından sonra yapılan ödemeler ise itirazın iptali davasında gözetilemeyeceği, İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda takip ve dava tarihinden sonra davalı tarafça 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL ve 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL (toplam 22.083,54-TL) ödemeler yapılmışsa da bu ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına karar vermek gerekmiştir.Ayrıca davacının icra inkar tazminatı talebi bulunduğu, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla kabul edilen alacak miktarı dikkate alınarak İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafça kötü niyet tazminat talep edilmiş olduğu; İİK 67/2. Maddesi gereğince alacaklı olduğunu iddia eden tarafın takipte kötü niyetli ve haksız olunması kötü niyet tazminatının şartlarından olduğu, davacının takip tarihinden önce davalıdan tahsil edilen kısmi ödemeye rağmen alacağın tamamı üzerinden takip başlattığı ve dava konusu yaptığı nazara alındığında reddedilen alacak bakımından takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan İİK 67/2 maddesi uyarınca reddedilen kısım yönünden %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve söz konusu olan takipten önceye ait ödeme nedeniyle dava kısmen reddedilmiş olduğundan, reddedilen kısım yönünden yargılama giderlerinden davacının da sorumlu tutulacağı kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazların kısmen iptaline, takibin 22.083,54-TL asıl alacak, 5.051,22-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.134,76-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden alacak tahsil ediline kadar yıllık %10 ve değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dava tarihinden sonra davalı tarafından yapılan 21/12/2020 tarihli 20.706,54-TL ve 23/12/2020 tarihli 1.377,00 TL (toplam 22.083,54-TL) ödemelerin İcra Müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına, İİK. 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak miktarının %20'si (4.416,70-TL) oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İİK. 67/2. maddesi uyarınca reddedilen kısım bakımından (2.742,47-TL) kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hüküm kısmında "asıl alacak tutarına takip tarihinden alacak tahsil ediline kadar yıllık %10 ve değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine" karar verilmişse de takip tarihi olan 26/02/2020 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi 26/02/2020- 01/01/2021 tarihleri arasında %15, 01/01/2021- 31/12/2021 tarihleri arasında %18.25, 01/01/2022 tarihinden itibaren ise %17.25 oranında olduğunu, icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında karışıklığa sebep olmaması amacıyla hüküm kısmındaki faiz oranının HMK 304.madde uyarınca düzeltilmesi talep edilmişse de mahkemece faiz oranının tashih yolu ile değiştirilmesi talebinin HMK'nın 304.maddesindeki yazı, hesap ve açık hatalardan olmadığı anlaşılmakla reddine karar verildiğini, hüküm kısmında yer alan faiz oranının karışıklığa sebep olmaması için düzeltilmesi gerektiğini, reddolunan kısım yönünden kötü niyet tazminatına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takibine itiraz haklı olduğu halde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ödeme emri ekinde tebliğ edilmiş olan cari hesap ekstresinde bakiye borç tutarının davacı kayıtlarında 22.083,50TL olarak kaydedildiğini, hal böyle iken müvekkili aleyhine 40.847,15TL toplam alacak üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunun kabulü gerekirken ve üstelik davanın kısmen reddine kadar verilmiş olmasına rağmen şartları oluşmadığı halde müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın haklı olduğunu, her ne kadar davacının cari hesap ekstresinde yer alan tutarlar 21.12.2020 ve 23.12.2020 tarihli dekontlar ile ödenmiş ise de yapılan ödemenin nedeninin dosyada mübrez olan mesajlar ile sabit olduğu üzere davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkiline ayıbın giderileceği sözü verilmesi ve güncel cari hesap ekstresi iletilerek ödeme yapılmasının istenmesi olduğunu, davalının, davacının sözüne güvenerek ödeme yaptığını, davacı tarafından bir kez daha iletilen cari hesap ekstresi ile davacının icra takibinde talep edilen tutarda alacaklı olmadığının bir kez daha tespit edildiğini, müvekkilin davacıya borcu bulunmadığını, dosyadaki ayıba ilişkin savunma ve beyanlarının değerlendirme dışı bırakıldığını, faturaya konu malın/hizmetin gereği gibi teslim edildiği/verildiğinin ispatı gerektiğini, ayıplı hizmet/mal sebebi ile ayıp oranında indirim yapılması gerektiğini, bu taleplerinin değerlendirilmediğini, ayıba ilişkin mail içeriklerinin bir kısmına yer verilerek alınan raporun bu hali ile hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, davalının ... ünvanlı otelin işletmecisi olduğunu, davacının otel içi yönlendirme tabelalarının yapımını üstlendiğini, davacı yanca yapılan tabelaların malzemesinin düşük kaliteli olması, tabelalarda zaman içerisinde kirli bir görünüm oluşması, oksitlenme ve paslanmalar meydana gelmesi üzerine TTK 23. Ve TBK 223 maddelerine uygun şekilde ayıp ihbarında bulunulduğunu, bu konuda davacı tarafça bir takım girişimlerde bulunulmuş, geçici çözümler üretilmeye çalışılmış ise de ayıbın giderilmediğini, ürünlerin değiştirilmediğini, her ne kadar davacı tarafça ayıplı hizmete/ürüne ilişkin müvekkiline fatura düzenlenmiş ve müvekkil tarafından bir takım ödemeler yapılmış ise de ayıplı ürünlerin ayıpsız misli ile değiştirilmediğinden müvekkilin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda bir borcu olmadığını, davacının davalıyı bir süre oyaladığını, sonrasında ise ayıbı gidermediğini, gerekirse yerinde inceleme yapılarak ayıp konusunda uzmanından teknik rapor alınması talebinin değerlendirme dışı bırakıldığını, kabul ve ret oranına göre hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu, icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesi yerinde olmadığı gibi talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile birlikte müvekkilinin temerrütünün söz konusu olmadığını, bu sebeple takipte işlemiş faize yönelik talebin haksız olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, davalı ile olan ticari ilişki kapsamında davalıdan fatura alacağı bulunduğunu ileri sürerek, İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra dosyası ile iki adet fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış olup icra dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 32.937,91 TL asıl alacak, 6.242,41 TL işlemiş faiz, 1.377,00 TL fatura ve 289.83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.847,15 TL alacak yönünden 26.02.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31.12.2018 tarihli, 48.206,54 TL ve 13.02.2019 tarihli, 1.377,00 TL tutarlı faturaların gösterildiği anlaşılmıştır. Davalı taraf ise, davacı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından yapılan ve kendisine teslim edilen tabelaların ayıplı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede:Mahkemece alınan ve taraf defterlerinin incelendiği bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere, taraf defterlerinin mevzuata uygun olduğu ve delil olabileceği, ticari defter kayıtları ile muavin kayıtlarının birbirini doğruladığı, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin olarak incelenen 2018, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin davacı ticari defter kayıtlarına göre davalının işletmeciliğini yaptığı ... Otele ilişkin otel için yönlendirme tabela yapımı konusunda davalıdan ön tahsilatlar yapıldığı, davalı adına düzenlenen 2 adet fatura ve takip sonrası davalıdan yapılan tahsilatların, davalının davacı nezdinde oluşturulan hesaptan izlendiği, davacının, davalı adına, 31.12.2018 tarihli, 48.206,54-TL bedelli ve 13.02.2019 tarihli, 1.377,00-TL bedelli toplamda 49.583.54-TL fatura düzenlediği, buna karşılık davacının davalıdan 27.12.2018 tarihinde 17.500,00-TL, 19.03.2019 tarihinde 10.000,00-TL, 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL, 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 49.583,54-TL tahsilat yaptığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 2 adet faturadan 22.083,54-TL bakiye alacağı kaldığı, işbu tutarın da takipten sonra davalı tarafından 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL ve 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 22.083,54-TL olarak banka havalesi ile ödendiği, hesabın sıfırlandığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki 2 adet faturadan kaynaklanan ticari ilişki ile ilgili olarak 26.02.2020 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 22.083,54-TL borçlu olduğu, takip sonrasında, davalı tarafından 21.12.2020 tarihinde 20.706,54-TL ve 23.12.2020 tarihinde 1.377,00-TL olmak üzere toplamda 22.083,54-TL olarak ödendiği, her iki tarafın da aynı dönemleri kapsayacak şekilde incelenen ticari defter kayıtlarının ve muavin kayıtlarının birbirini doğruladığı,tarafların BA/BS formlarının birbirini doğruladığı, her iki tarafça hesabın sıfırlandığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacı yanca yapılıp teslim edilen, takibe ve davaya konu fatura içerindeki ürünlerin ayıplı olduğu ileri sürülmüştür. Teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu ve ayıbın süresi içinde ihbar edildiğini davalı taraf ispat etmekle yükümlüdür. Bu konuda davalı yanca davalı ile yapılan mail yazışmaları sunulmuştur. Bu mail yazışmalarının içerikleri incelendiğinde somut bir ayıptan bahsedilmediği, genel bir kısım tespitlere yer verildiği anlaşılmakta olup davalı yanca ayıp iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki somut olayda, dava konusu faturaların davalı defterlerine kaydedilerek, fatura bedellerinin bir kısmının davadan ve takipten önce bir kısmının ise takipten ve davadan sonra ödendiği nazara alındığında alındığında fatura konusu ürünlerin davacı yanca eksiksiz olarak teslim edildiği kanaatine varılmıştır. Dava konusu alacak faturaya dayalı likit bir alacak olduğundan mahkemece kabul edilen kısım yönünden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Mahkemece hükmedilen ret ve kabul oranı üzerinden hesaplanan vekalet ücreti ve yargılama giderlinde bir hata bulunmamaktadır. Mahkemece, TTK'nın 1530/7 maddesi kapsamında fatura son ödeme gününden itibaren işlemiş faize hükmedilmiş, davalı vekili ise temerrütün gerçekleşmediğini ve işlemiş faiz talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530. maddesi başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları'' şeklinde düzenlenmiş olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olup, TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisi bulunmadığından somut olayda bu maddede öngörülen faiz düzenlemesinin uygulanması mümkün değildir. Yani TTK'nın 1530. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu ileri sürülmediği gibi dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmıştır. Somut olayda TTK'nın 1530. madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüş, davacı yanca davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne dair bir belgeye de rastlanmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusu kısmen yerinde görülerek işlemiş faiz bakımından hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede: Bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında da belirtildiği üzere, davacı tarafça takip tarihinden önce yapılan ödemeler mahsup edilmeden takip başlatıldığı anlaşıldığından, mahkemece reddedilen miktar üzerinde davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemi, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.Davacı tarafça 26.02.2020 tarihinde başlatılan takip dosyasında takip talebinde %15 ve değişen oranlarda TTK'nın 1530. maddesi kapsamında değişen oranlarda faiz talep edilmiş ise de, somut olayda anılan maddenin uygulanma yeri olmadığından avans faiz oranı uygulanması gerektiği, takip tarihinde bu oranın %13,75 olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak hükmün bu yönden düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazların kısmen iptaline, takibin 22.083,54 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden alacak tahsil edilene kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca yıllık %13,75 ve değişen oranlarda temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; dava tarihinden sonra davalı tarafından yapılan 21/12/2020 tarihli 20.706,54 TL ve 23/12/2020 tarihli 1.377,00 TL (toplam 22.083,54 TL) ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına,

2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanan 4.416,70 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca reddedilen kısım bakımından takdiren %20 oranında hesaplanan 2.742,47 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Harçlar tarifesi gereğince kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 1.508,53 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 493,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.015,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 553,53 TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 900,00 TL bilirkişi ücreti, 55,00 TL tebligat, posta ve müzekkere masraflarından oluşan toplam 955,00 TL yargılama masrafından, davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 516,68 TL'lik bölümünün davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden, kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca 22.083,54 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden, reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca18.763,61 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 714,16 TL'sinin davalıdan, 605,84 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

11-Kullanılmayan gider ve delil avanslarının HMK’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine,

12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının ise talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

c-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, takdiren kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2127, K. 2026/1322, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2127-e-2026-1322-k-785ec0a95426