Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2118 E. 2026/1338 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2118
- Karar No
- 2026/1338
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2118
KARAR NO:2026/1338
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/03/2022
NUMARASI:2020/229 E.- 2022/231 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı taraftan 21/12/2018 tarihinde 3000 metre uzunluğunda lacivert ve bordo polyester astar ürün satın aldığını, müvekkilinin bu ürünü 15/04/2019 tarihinde dava dışı ....Şti.'ne sattığını, dava dışı .... Şti.'nin de söz konusu ürünleri kadife takım (lacivert takım, bordo ceket) imalatında kullanıp, söz konusu astarı kullanarak üretmiş olduğu takımları Almanya'daki .... adlı şirkete ihraç ettiğini, bu şirketin ürünleri kimyasal teste tabi tuttuğunu,... isimli firmanın yaptığı test neticesinde astarlarda bulunan boya oranlarının uluslararası standartların üzerinde çıktığı tespit edildiğinden ürünlerin iade edileceğinin bildirildiğini, iadeye bağlı nakliye, işçilik, astar ve diğer zararlara dava dışı .... Şti.'nin katlandığını, müvekkilinin ürünü sattığı ... şirketinin yurtdışında kendisine gelen yargılamaya konu astarların kullanıldığı ürünleri kimyasal teste tabi tuttuğunu, İntertek adlı şirket tarafından yapılan testte astarlardaki boya oranının uluslararası standartların üstünde çıktığını, söz konusu astarlarda Sağlık Bakanlığının genelgesinde belirtilen yasaklı maddelerin kullanımından dolayı TBK 223/2.maddesine göre olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğunun tespit edildiğini, zarara uğrayan ... şirketinin tazmin için müvekkiline mail yoluyla bildirim yapıp, 21.612,03 TL'lik tutarı müvekkiline yansıttığını, müvekkilinin ise Beşiktaş .... Noterliği'nin 16/09/2019 tarihli ihtarı ile kendisine yansıtılan zararı davalıya yansıtacağını bildirdiğini, ihtara cevap verilmemesi üzerine 30/10/2019 tarihli, ... sayılı fatura düzenleyip, davalıya gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyada alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 21.12.2018 tarihinde yapılan satışı sonrası davacının, malların gerekli niteliklere uygun olup olmadığını bu tarihten itibaren 8 gün içinde kontrol etme ve bildirim mükellefiyeti bulunduğunu, ancak davacının bunu yerine getirmediğini, ayıp ihbarını 16 Eylül 2019 tarihli ihtarname ile yaptığını, ayıp ihbar süresinin geçtiğini, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, satış ile zarar arasında illiyet bağının koptuğunu, satış ilişkisine birçok dava dışı firma ve dava dışı ürünün dahil olduğunu, davacının davalıdan 21/12/2018 tarihinde satın aldığı astarı, 15/04/2019 tarihinde ...'ya sattığını, davacının belki de bu süre içinde başka şirketlerden de astar alıp bunlarla birlikte ...'ya sattığını, belki de ...'nın başka şirketlerden de astar alıp imalatta kullandığını, zarara neden olduğu iddia edilen astarın müvekkiline ait olan astar olduğunu kabul etmediklerini, davacının ürünü spot olarak mağazadan alıp, hiçbir test yaptırmayıp 6 ay boyunca tuttuğunu, aynı şekilde temin ettiği başka ürünlerle birlikte sattığını, davacıdan aldığı astarı hemen satmayıp, ileride satmak üzere stokladığını, bu durumun davacının, birçok şirkettende astar satın aldığını gösterdiğini, davacının satın aldığı astarı teste tabi tutmayıp zarar oluşmasına engel olmadığı gibi hangi astarın zarara neden olduğununda anlaşılamadığını, test raporlarında yer alan giysilerde astarın çok az bir oranda yer kapladığını, testin tüm ürün tek bir parçaymış gibi yapıldığını, giysiyi oluşturan parçaların ayrıştırılmadığını, giyside esas üst kumaş, kadife kumaş, yün kumaş, tela, düğme, fermuar, iplik ve aksesuarda bulunduğunu, bu nedenle zarara neden olan ürünün astar olduğunun iddia edilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını, talep edilen zararın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı vekili, davalıdan satın aldığı astarları dava dışı ... Tekstil'e sattığını ve ... Tekstil tarafından ürünlerin kadife takım imalatında kullanılarak Almanya'daki müşterisine ihraç edildiği, Almanya'daki şirket tarafından ürünlerin kimyasal teste tabi tutulması üzerine ... Tekstil'e yansıtılan ve ödenen reklamasyon faturası nedeniyle ... Tekstil'in müvekkiline zarar yansıttığını ve cari hesaptan düştüğünü belirterek müvekkili tarafından da ürünlerin davalıdan satın alınmış olması nedeniyle belirtilen zarara istinaden 30/10/2019 tarihli reklamasyon faturası düzenlenerek faturadan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istenilmiş ise de, davalı tarafça zarara sebep olan ürünlerin müvekkili tarafından satılan astarlar olmadığı, satış ile zarar arasında illiyet bağının koptuğunu, satış ilişkisine birçok dava dışı firma ve dava dışı ürünün dahil olduğunu, davacının davalıdan 21/12/2018 tarihinde satın aldığı astarı, 15/04/2019 tarihinde ...'ya sattığını, davacının belki de bu süre içinde başka şirketlerden de astar alıp bunlarla birlikte ...'ya sattığını, belki de ...'nın başka şirketlerden de astar alıp imalatta kullandığını, zarara neden olduğu iddia edilen astarın müvekkiline ait olan astar olduğunu kabul etmediklerini yine dosyada yer alan raporlara konu astarların müvekkili tarafından satılan astarlar olduğu hususunun sabit olmadığı, bilirkişinin kendi gözetim ve denetimi dışında firmalarca yapılan testlerin kesin delil gibi temel aldığını, kimyasal testlerin hangi ürünler üzerinde yapıldığına dair somut verilerin raporda yer almadığını, bu nedenle test sonuçlarının objektif veri olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu ürünlerin davalıya ait olduğuna dair kesin bir kanıt olmadığını, ayıplı ürün olarak belirtilen astarların tamamının müvekkili firmaya ait olduğunun belli olmadığını belirterek itiraz etmiş olup, somut olay yönünden tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nun 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır TTK 23/1-c.m. uyarınca “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmünü haizdir.Davacı tarafça, davalıdan satım sözleşmesi kapsamında alınan ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin iddiası ispat edilememiş olup, her ne kadar davacı numune olarak kendi elinde bulunan astarları bilirkişi incelemesine ibraz etmiş ise de, bunların davalıdan alınan ve dava dışı şirket tarafından ayıplı olduğu için reklamasyona konu edilen astarlar olup olmadığı belli olmadığı gibi ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin dava dışı ... Tekstil tarafından üretilen kadife takımlar olduğu ve bunlar üzerinde de dava dışı şirketlerce testler uygulatılmış ise de, bu testlere konu ürünlerin davalı tarafından satılan ürünler olup olmadığının belli olmadığı, dava dışı ... Tekstil tarafından ayıba konu ürünlerin ibraz edilmemesi nedeniyle bu hususta inceleme yaptırılamamış olup, davalıdan satın alınan ürünlerin aynı miktarda ve tek seferde dava dışı şirkete satıldığıyla ilgili de bir tespit yapılamadığından ispatlanamayan davanın reddine, davacının takibinde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu hususu davalı tarafça ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, dava dışı 3.kişi firma olan ... tekstilden kusurlu ürünlerin numunesinin talep edildiğini, ... şirketinin 1 yılı aşkın süre önce zararının karşılanması sebebiyle söz konusu kansojeren ürünleri deposunda saklamadığını bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin hukuki ihtilaf nedeniyle elinde bulundurduğu numuneleri mahkemeye ibraz ettiğini, ancak mahkemece bu ürünlerin incelenmediğini, davacının ticari defterlerinin de mahkemeye ibraz edildiğini, davalı firmadan almış olduğu astarlar dışında dava dışı ...'ya satış yaptığı tarihe kadar başkaca astar alımı yapmadığının bildirildiğini, bütün bu deliller ışığında dosyaya üç bilirkişi raporu alındığını, her üçünde de ürünlerin kusurlu olduğunu tespit ettiğini, ancak mahkemece hem eksik inceleme yapıldığını, hem de ticari hayatın gerçeklerine aykırı davranıldığını, davacı ticari defterlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkilinin astarları davalı firmadan satın almış olduğu 21.02.2018 tarihinden dava dışı 3. şirket ... Tekstil'e satış yaptığı 15.04.2019 tarihine kadar başkaca bir astar alımı gerçekleştirmediğini, 16.06.2021 tarihli celsede ara kararda "... Davalıdan satın alınan ürünlerin aynı miktarda ve tek seferde mi dava dışı şirkete satıldığı yoksa davalının iddia ettiği gibi stoklanarak topluca mı satım yapıldığı, stoklanarak satım yapıldıysa bu süreçte aynı niteliğe sahip başka firmalardan ürün alımı yapılığı yapılmadığı... Hususlarında rapor düzenlenmesinin istenilmesine" şeklinde hüküm kurulduğunu, ancak bilirkişilerin 29.11.2021 tarihli 2. ek raporda da mahkemenin rapor düzenlenmesini istediği husularda inceleme yapmadıklarını, söz konusu hususlar incelendiğinde müvekkilin o tarihlerde başkaca astar alımı söz konusu olmadığının görüleceğini, zararı karşılanmış dava dışı 3. firmadan 1 yıl sonra kansorejen madde içeren kusurlu ürünleri saklamasının beklenemeyeceğini, kusurlu ürün alımını 2018 yılında gerçekleştiğini, müvekkiline kesilen reklamasyon faturasının tarihinin de 2019 yılının ortaları olduğunu, davacının da dava dışı ... Tekstil arasında bulunan cari hesap gereği zarar müvekkilin alcağından düşüldüğünü, dava dışı 3.firmanın zararını karşıladıktan sonra kusurlu ürünleri 1 yılı aşkın süre deposunda saklaması beklenemeyeceğini, müvekkili tarafından sunulan numunelerin yerel mahkeme tarafından incelemeye konu edilmemesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma konu malların ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak düzenlenen reklamasyon faturasının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalıdan 21/12/2018 tarihinde 3000 metre uzunluğunda lacivert ve bordo polyester astar ürün satın aldığını, bu ürünü 15/04/2019 tarihinde dava dışı ....Şti.'ne sattığını, dava dışı .... Şti.'nin de söz konusu ürünleri kadife takım (lacivert takım, bordo ceket) imalatında kullandığını, astarı kullanarak ürettiği takımları Almanya'daki ... adlı şirkete ihraç ettiğini, bu şirketin ürünleri kimyasal teste tabi tuttuğunu, astarlarda bulunan boya oranlarının uluslararası standartların üzerinde çıktığını, dava dışı ... şirketinin yaptırdığı testte de bu yönde sonuç çıktığını, TBK 223/2.maddesine göre olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğunu, dava dışı ... şirketinin tazmin için davacıya 21.612,03 TL'lik tutarı yansıttığını, davacının ise bu bedeli 16/09/2019 tarihli ihtarı ile davalıdan talep ettiğini, ödenmemesi üzerine 30/10/2019 tarihli, ... sayılı fatura düzenleyip, davalıya gönderdiğini, davalının itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, 21.612,03 TL asıl alacak üzerinden takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; davacının kontrol etme ve bildirim mükellefiyetini süresinde yerine getirmediğini, ayıp ihbar süresinin geçtiğini, zamanaşımının dolduğunu, illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur. Davacı ile davalı arasındaki satım ilişkisine dair yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte satım ilişkisi tarafların kabulünde ve taraf defterlerine göre de bu ilişkinin varlığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple taraflar arasında astar cinsi kumaşın satımına dair satım ilişkisi bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakta olup taraflar arasındaki bu satım sözleşmesine TBK'nın 207 ve devamı maddeleri ile TTK'nın 23.maddesinin uygulanması gerekmektedir.TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir.TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise '' Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ise ispata ilişkindir.Somut olayda, davacı taraf 21/12/2018 tarihinde 3000 metre uzunluğunda lacivert ve bordo polyester astar ürün satın aldığını, bu ürünü 15/04/2019 tarihinde dava dışı ....Şti.'ne sattığını 21.12.2018 tarihinde davalıdan satın aldığı astar cinsi kumaşı 15/04/2019 tarihinde dava dışı ....Şti.'ne satmıştır. Dava dışı ... şirketi de bu astarlarla ürettiği takımları yurt dışındaki firmaya satmış, yurt dışındaki firmanın astarlarda standartlara uygun olmadığı, kansorejen madde oranının yüksek olduğu tespiti ile ... şirketi kendisine yansıtılan zararı 24.10.2019 tarihli, ... sayılı fatura ile davacıya yansıtmış, davacı da 16.09.2019 tarihli ihtar ile davalıya ayıp ihbarında bulunarak bu bedelin tahsilini istemiş, ödeme yapılmaması üzerine de davalıya 30/10/2019 tarihli, ... sayılı, 21.612,03 TL fatura düzenlemiştir.Davacı, kontrol ve muayene yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava konusu malın ayıplı olduğunu ve süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatla yükümlüdür. Ancak davacı taraf, davalıdan 21/12/2018 tarihinde satın aldığı ve 15/04/2019 tarihinde dava dışı ....Şti.'ne sattığı astar ürününe ilişkin numune sunamamıştır. Bir diğer deyişle davacının sunduğu numunenin söz konusu tarihte davalıdan satın aldığı astar kumaşı olup olmadığı, yine ...'nın takım üretip sattığı yurt dışı firmasından iade edilen takımlardaki astar kumaşı olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davacı, 21.12.2018'de davalıdan satın aldığı bu astar ürününü ...'ya satmadan önce, teslim aldığı anda kontrol ve test yaptığını da ortaya koyamamıştır. Bu nedenlerle, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle davacının dava konusu ayıp iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.07.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.