Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1975 E. 2026/1293 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1975
Karar No
2026/1293
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1975

KARAR NO:2026/1293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:16/06/2022

NUMARASI:2020/150 Esas - 2022/493 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir ... şirketi olduğunu, deniz araçlarına yedek parça sağladığını, davalıya da 17 adet fatura düzenlenerek fatura kapsamındaki emtiaların gönderilip teslim edildiğini, ancak davalı tarafça mal bedellerinin ödenmediğini, ödemeleri sağlamak için defalarca telefon görüşmesi yaptıklarını, e-posta yazışmaları yaptıklarını fakat sonuç alamadıklarını, Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili şirketin deniz araçlarına ilişkin yedek parçaları üreticilerden satın alıp üçüncü şahıslara satan bir şirket olduğunu, davacı ile olan ilişkilerinde de davacıdan aldıkları yedek parçaların bir kısmının bizzat müşterilerin gemilerine kendilerinin teslim ettiğini, bir kısım parçaları ise müşteri gemilerine iletmek üzere taşıma şirketleriyle gönderdiklerini, ancak müşterilerinden gelen geri dönüşlerde malların ayıplı olduğunu öğrendiklerini, davacı tarafından üretilen / temin edilen mallar nedeniyle müşterilerin zarar gördüklerini, gemiler çalışamadığı için günlüğü 5.000 USD'den zarar eden müşterilerinin bulunduğunu, bu nedenle davacının mal bedellerini istemekte haksız olduğunu, davacı alacağının doğmadığını, kusurlu yedek parçalardan bir kısımının müvekkilinin ofisinde olduğunu, bunlar üzerinde yapılacak inceleme ile durumun anlaşılacağını, davacının gönderdiği ayıplı malzeme sebebiyle müvekkilinin de çok zararının doğduğunu, müşterilerini kaybettiğini, müşterilerin zarar ziyan davası tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu,istenen faizinde fahiş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Takip konusu alacak, ticari emtia niteliğindeki gemi yedek parçalarının satışından doğan bir alacaktır. Faturaya dayalıdır. Esasen taraflar arasında ticari ilişkinin kurulduğu, davacının, davalıya deniz araçlarına yedek parça temin ettiği, faturadaki malların davalıya teslim edildiği hususlarında ihtilaf yoktur. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının, davalıya teslim ettiği emtiaların ayıplı olup olmadığı ve bu çerçevede davacının takip anında bu malların bedeline yönelik bir alacağının doğup doğmadığı doğmuşsa miktarı hususunda toplanmaktadır. TBK 219 madde gereğince, satıcının ayıpta sorumluluğu söz konusu olup, satışa konu malın itirazı kayıtsız teslim alınması halinde; alıcının TTK 23/c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim anında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa hakları korumak için durumun bu süreç içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu; diğer durumlarda Türk Borçlar Kanununun 223. Maddesinin 2. Fıkrasının uygulanacağı; dosyamızda taraflar tacir olduğu için TTK 23/c maddesinin öncelikle nazara alınması gerektiği ancak davalı taraf "gizli ayıp"savunmasında bulunduğu sebebiyle TBK 223/2 madde gereğince inceleme yapılması gerektiği; söz konusu maddede " alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir.Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." denilmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında öncelikle davalının savunduğu gizli ayıbın bulunup bulunmadığı mahkememiz tarafından araştırılması gerekmiştir.Davalı, cevap dilekçesinde mallardan bir kısmının kendi ofisinde olduğunu iddia ettiğinden ofisinde malların incelenmesine karar verilmiş, keşfe hükmedilmiş; ancak davalı bizzat mahkemeye beyanda bulunarak ofislerini aradıklarını, dava konusu malları bulamadıklarını; ofislerinde olmadığını bildirmiştir. Bu nedenle keşif yapılamamış olup, davalı taraf ayrıca bu malları görebileceğimiz herhangi bir yeri de bildirmemiştir. Bu durumda, malların ayıplı olup olmadığını keşfen incelenmesinin mümkün bulunmadığı tespit edilmiş olup; davalı tarafta malların ayıplı olduğuna dair herhangi bir delil tespiti, yetkili makamlarca alınmış bir belge ya da özel bir inceleme raporu sunamamış bulunduğundan,mahkememizce malların gizli ayıplı olduğunun ispat edilemediği sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki yazışmalarda da davacı tarafın malların ayıplı olduğuna dair bir kabulünün bulunmadığı, buradan da davalı savunmasının teyit edilmediği görülmüştür. Hal böyle olunca, malların ayıplı olmadığı kabul edilmiş, bedelinin ödenmesi gerektiği belirlenmiştir. Yukarıda da izah edildiği üzere, taraflar arasında malın teslim edilip teslim alınmadığı hususunda bir ihtilafın bulunmadığı, davalı tarafın malın teslim aldığını kabul ettiği ancak ayıplı olduğunu iddia ettiği, bu hususta ispat edilememiş olduğundan; takibin fatura bedellerinin toplamı olan (bilirkişi raporunun 2. Sayfasında tablo olarak gösterilmiş olup, takip konusu 17 adet faturanın asıl alacaklarının toplamı 53.464,89 USD'dir. ) asıl alacak üzerinden devam etmesi gerektiği; faiz hesaplamasının ise, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin tebliğ tarihinin 30/09/2019 olduğu, verilen mehilin 5 iş günü olması nedeniyle faiz başlangıcının 07/10/2019 olacağı, o tarihten takip tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca yabancı para borcunun faizinde kamu bankalarınca bir yıl vadeli USD para cinsinden mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranı olan %3,10'dan 414,35 USD faiz alacağının doğduğu; sırf bu yönde hazırlanan bilirkişi raporunun yerinde bulunduğu nazara alınarak fatura bedellerinin toplamı olan 53.464,89 USD asıl alacak ve 414,35 USD üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiş; Davacının inkar tazminatı talep ettiği, satışın faturaya dayalı satış olduğu, bu nedenle likit olduğu, itirazın haksız olması nedeniyle de asıl alacağın takip tarihindeki TL bedeli üzerinden inkar tazminatı hükmetmek gerektiği, bunun da 287.639,20 TL olduğu mahkememizce belirlenmiş, davalı tarafın reddedilen kısım yönünden kötü niyetli takip tazminatının şartlarının oluşmadığı zira alacağın senaryo bir alacak olmadığı reddedilen kısmın işlemiş faizin hesaplanma şeklinden doğduğu dikkate alınarak kötü niyetli takip tazminatı şartları oluşmadığından reddine karar verilerek..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, icra takibinin 53.464,89 USD asıl alacak, 414,35 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.879,24 USD üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinden mevduatlara uyguladığı azami faiz oranı uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, 287.639,20 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının reddedilen kısım üzerinden kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalıya satışını yaptığı malzemelerin bedelini tahsil edemediği için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itiraz üzerine takibin durduğunu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ve tahsili geciktirmek için elinden geleni yaptığının ortada olduğunu, faiz yönünden verilen kısmen ret kararının davalının hukuka aykırı tutumunun ödüllendirilmesi anlamına geldiğini, davanın talepleri doğrultusunda tümden kabulünün gerektiğini, davalının yargılamayı uzatmak için bir çok kez süre istediğini, keşif esnasında malzemeleri sunmadığını, bir takım beyanlardan öteye geçmeyen iddialar öne sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, gerekçeli kararda isabetli şekilde malların ayıplı olmadığının belirlenerek bedelini ödenmesi gerektiği belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından işlemiş faiz yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini, bilirkişinin hatalı raporuna göre hüküm kurulduğunu, asıl alacak yönünden haklılığı kabul eden mahkemenin işlemiş faiz yönünden inceleme yaptırmasının hukuken ve mantıken anlaşılabilir olmadığını, zaten inceleme sonucunda da hatalı sonuca ulaşıldığını, müvekkilinin yurt dışı menşeili bir şirket olmasından dolayı kestiği fatura tarihinde e-posta üzerinden davalı tarafa ilettiğini, bu durumun taraflar arasında teamül haline geldiğini, dolayısıyla davalının fatura tarihlerinde temerrüte düşürüldüğünün kabulü ile her bir faturanın tarihi esas alınarak faiz hesaplanmasının yapılması gerekir iken bilirkişinin bu hususu göz ardı ettiğini, ilk derece mahkemesine yapılan itiraza rağmen hatalı hesaplamanın hükme esas alındığını, 27.09.2019 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi ve 5 iş günü esas alınarak hatalı hesaplama yapıldığını, ayrıca müvekkili ve davalı lehine verilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, karar tarihindeki efektif satış kuru esas alınarak vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, davalı lehine 21.750,00 TL müvekkili lehine 28.890,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak nasıl hesaplandığının kararda açıklanmadığını, takipte talep edilen faiz bedelinin 17.677,20 USD olduğunu, mahkemenin rapor doğrultusunda faiz talebini 414,35 USD olarak kabul ettiğini, 17.262,85 USD'lik kısmının reddedildiğini, toplam 53.879,24 USD üzerinden müvekkil lehine hüküm kurulduğunu, bu bedel üzerinden vekalet ücretinin hesaplanmasının yapıldığını, kabul ve reddedilen bedeller arasında üç katını aşkın fark bulunmaktayken davalı ve müvekkili lehine takdir edilen vekalet ücretlerinin bu denli yakın olmasının hesaplamanın hatalı yapıldığı şüphesini doğurduğunu, gerekçede bu hususta bir açıklamaya yer verilmediğini, karar tarihindeki efektif satış kuruna göre müvekkili lehine 63.763,30 TL, davalı lehine ise 29.403,65 TL vekalet ücretinin emsal kararlara göre hesaplandığını, icra inkar tazminatı yönünden kurulan hükmünde açık olmadığını, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu iddia ederek, kısmen ret kararı ve diğer nedenlerden dolayı kararın kaldırılmasını/düzeltilmesini, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili dosyaya ibraz etmiş olduğu 26.09.2022 tarihli ek beyan dilekçesinde; ilk derece mahkemesine tavzih talebinde bulunduklarını, taleplerinin reddedildiğini, ilk derece mahkemesinin takip tarihindeki kura göre davalı lehine olması gerekenden daha yüksek, müvekkili lehine olması gerekenden daha düşük vekalet ücretine hükmettiğini, tavzih talebinin yalnızca vekalet ücretine yönelik olmadığını, icra inkâr tazminatına yönelik düzeltme talepleri bakımından açıklama yapma ihtiyacının dahi duyulmadığını belirtmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari satım ilişkisinin olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının her bir fatura yönünden takip talebinde istemiş olduğu faiz talebinin yerinde olup olmadığı,davalı şirketin fatura tarihi itibariyle temerrütünün oluşup oluşmadığı,mahkemece işlemiş faize yönelik olarak alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olup olmadığı, yabancı para üzerinden dava konusu alacakla ilgili olarak vekalet ücreti hesabının isabetli olup olmadığı, taraflar yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden davacıya eksik, davalı tarafa fazla vekalet ücreti takdir edilip edilmediği, icra inkâr tazminatının eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ve kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına ticari satıma konu olan 17 adet fatura düzenlendiği, faturaların 2018 yılının değişik aylarına ait olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete, Beşiktaş ...Noterliğinde düzenlenen 27.09.2019 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede, vadesi muaccel olan borçların ödenmesine ilişkin ihtarname açıklamasına yer verildiği, içeriğinde süregelen ticari ilişki gereği muhtelif ürünlerin muhatap tarafından satın alındığı, verilen sipariş formları kapsamındaki ürünlerin teslim alınmasına rağmen satış bedelinin tamamen ödenmemiş olduğu, toplam 53.464,89 ABD Doları tutarında borcun bulunduğu, borcun tamamının vadesinin gelmesine rağmen halen ödenmediği belirtilerek her bir sipariş formu düzenlendikten sonra 30 gün içerisinde müvekkiline ürün bedelinin ödenmesinin gerektiği, bu nedenlerle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 iş günü içerisinde borcun tamamı 53.464,89 ABD Dolarının ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 30.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 07.01.2020 tarihinde harca esas değer 425.429,70 TL olmak üzere fatura ve faturalara işlemiş faiz olarak toplam 71.142,09 USD alacağın tahsilini talep ettiği, borcun sebebi olarak 2018 yılının 1. ayından itibaren davalı adına düzenlenen değişik tutardaki 17 adet faturanın gösterilmiş olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itirazında; borcun bulunmadığının belirtildiği, ayrıca takip konusu faizle birlikte MÖHUK 48.maddesi gereğince şirketin...'de mukim olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından arabuluculuk aşaması sonrasında iş bu itirazın iptali davasını açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 04.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafça keşide edilen ihtarnamenin tebliği tarihinin 30.09.2019, mehilin 5 iş günü olmasına göre faiz başlangıç tarihinin 07.10.2019 günü olduğu, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca yabancı para borcunun faizinde kamu bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının esas alınacağının düzenlendiğini, davacının takibe konu ettiği faturalardan kaynaklı toplam 53.464,89 USD tutarındaki asıl alacağına; 07.10.2019 - 07.01.2020 arası faizin 53.464,89 USD x 3 ay x 3,10 /1.200,00 = 414,35 USD olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin yabancı şirket olduğunu, kestiği faturaları fatura tarihinde e-posta üzerinden davalı tarafa ilettiğini, fatura tarihlerinde temerrüte düşürüldüğünün kabulü ile her bir fatura tarihi esas alınarak faiz hesaplanması talebinde bulunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu kapsamında davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, ticari satım sonucunda takip konusu faturaların düzenlendiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. TBK'nın 117/1. maddesinde, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacı şirket tarafından, davalı borçlu şirkete 27.09.2019 tarihinde düzenlenen ihtarname ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içerisinde borcun tamamı olan 53.464,89 USD'nin ödenmesi talep edilmiştir. Söz konusu ihtarname davalı borçluya 30.09.2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. TTK'nın 18.maddede tacir olmanın hükümlerine yer verilmiştir. 18/3. fıkrada ise tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı belirtilmiştir.Davacı noter ihtarnamesi ile davalı taraftan alacağın ödenmesi talep etmiştir. Davacı her ne kadar faturanın davalıya e-posta ile gönderildiği ve aralarındaki ilişkinin bu şekilde devam ederek faturanın gönderildiği tarihten itibaren temerrütün oluştuğunu ve faizin fatura tarihinden itibaren işletilmesini iddia etmiş ise de söz konusu iddiayı destekler herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Diğer taraftan, takip talebinden önce davalı tarafa Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 27.09.2019 tarihli ihtarnamede davacı alacaklı tarafça davalıya 5 günlük bir süre tanınmıştır. Sürenin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. Bu durumda bir an için taraflar arasında faturanın karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren temerrüt olgusunun gerçekleştiği kabul edilse dahi somut davada takip konusu faturaların ödenmesi yönünden davacı davalı tarafa süre tanımış olduğundan, temerrütün tebliğ tarihinden sonra belirlenen sürenin ikmali ile başlatılmasında herhangi bir isabetsizlik olmayacaktır. Bu sebeple, davacının takibe konu etmiş olduğu fatura tarihinden itibaren işletilen faize yönelik fazla talebinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı, takip konusu döviz üzerinden düzenlenen fatura bedellerinin tahsilini döviz cinsinden talep etmiştir. Dosyanın incelenmesinden, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2018 yılında düzenlenen toplam 17 adet faturadan takip talebinin ilk sırasında yer alan 17.01.2018 tarihli faturayla ilgili olarak ödemelerin mahsup edilmesi neticesinde bakiye 12.800,65 USD tutarında fatura alacağının gösterildiği, toplam takibe konu edilen fatura asıl alacağının 53.464,89 ABD Doları, bakiye 17.677,20 USD ise işlemiş faiz talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır, Mahkemece takip konusu edilen asıl alacak miktarı ile birlikte işlemiş faiz olarak 414,35 USD yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. Döviz cinsinden açılan davalar sonucunda kendisini vekille temsil eden taraflar yararına vekalet ücretinin dava tarihindeki döviz kurunun Türk lirası karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda, mahkemece kabul edilen toplam 53.879,24 USD alacağın dava tarihi 10.04.2020 tarihindeki USD'nin efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk lirası karşılığı esas alınarak davacı yararına, reddedilen 17.262,85 USD'nin dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanan Türk lirası karşılığı üzerinden vekalet ücretinin ise davalı yararına hükmedilmesi gerekir iken kararda, karar tarihindeki AAÜT gereğince davacı yararına 28.890,00 TL nispi vekalet ücretinin; reddedilen kısım yönünden 21.750,00 TL nispi vekalet ücretinin ise davalı tarafa verilmiş olması çelişkili bulunmakla birlikte hangi hesaplama türünün esas alınarak yapılmış olduğu anlaşılamamıştır. Rakamlar, kabul ve ret oranını karşılamadığı gibi davacı tarafın karar tarihinden sonraki tavzih talebine ilişkin oluşturulan 01.09.2022 tarihli kararda, inkâr tazminatına ve vekalet ücretine takip tarihindeki döviz kurunun nazara alınarak hükmedilmiş olması beyanı da çelişki oluşturmaktadır. Mahkemece kabul edilen 53.879,24 USD bedelin dava tarihi 10.04.2020 tarihindeki USD'nin efektif satış kuru olan 6.7098 TL ile çarpımı neticesinde 361.518,92 TL üzerinden hesaplanan 33.756,32 TL vekalet ücretinin davacı yararına; reddedilen 17.262,85 USD bedelin dava tarihindeki USD'nin efektif satış kuru olan 6.7098 TL ile çarpımı neticesinde 115.830,27 TL üzerinden hesaplanan 14.953,88 TL vekalet ücretinin davalı yararına hükmedilmesi gerekir iken davacı yararına 28.890,00 TL miktarında ve eksik, davalı yararına ise 21.750,00 TL miktarında fazla vekalet ücreti verilmiş olması isabetli görülmemiş, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Ancak, karar düzeltilirken iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT esas alınarak taraflara yüklenen avukatlık ücret miktarları yeniden hesaplanarak hüküm altına alınmıştır.Aynı şekilde, icra inkâr tazminatına dair hükmün ilgili bendinde; 287.639,20 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair karardaki tespit anlaşılamamaktadır. Şöyle ki, takip tarihindeki kur üzerinden takip konusu 53.464,89 USD'nin efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığı belirlendikten sonra %20 oranındaki icra inkâr tazminatının tespiti ile karar verilmesi gerekir iken söz konusu hangi hesaplama şekli ile bulunduğu anlaşılamayan rakam üzerinden belirlenen icra inkâr tazminatına karar verilmesi de yerinde görülmemiştir. Mahkeme tarafından 53.464,89 USD asıl alacağın takip tarihindeki ödeme emrine ekli 06.01.2020 tarihli TCMB'ye ait USD'nin efektif satış kuru olan 5.9855 TL ile çarpımı neticesinde toplam 320.014,09 TL üzerinden %20 oranında yani 64.002,81 TL icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekir iken 287.639,20 TL üzerinden icra inkâr tazminatına karar verilmiş olması isabetli görülmemiş, bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun da kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.HMK'nın 33 ve 355. maddeleri kapsamında resen yapılan incelemede ise; davacı tarafça davadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve 04.03.2020 tarihinde düzenlenen arabuluculuk son tutanağına göre tarafların anlaşamamış olduğu tespit edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 13. bendi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanması gereken arabuluculuk ücreti hakkında bir karar verilmemiş olması nedeniyle hükmün bu bakımdan da düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/.b.2 maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 53.464,89 USD asıl alacak, 414,35 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.879,24 USD üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıl vadeli USD cinsinden mevduatlara uyguladığı azami faiz oranı uygulanarak devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine,

2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 64.002,81 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

3-Yasal şartları oluşmadığından, davanın reddedilen kısmı bakımından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

4-Alınması gereken 20.493,00 TL karar harcından peşin olarak alınan 6.121,01 TL'nin mahsubuyla bakiye 14.371,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Tamamı davacı tarafça karşılanan başvuru harcı ve peşin harç gideri toplamı olan 6.175,50 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından harç dışında harcanan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 1,581,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.197,54 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Artan delil ve gider avanslarının, karar kesinleştikten sonra yatıran taraflara iadesine,

8-İş bu hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 57.843,03 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

7-Reddedilen kısım yönünden iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

8-Kamudan karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davanın kabul ve ret oranları dikkate alınarak, 880,00 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye 440,00 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,

9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine,

b-Davacı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı ile 93,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 313,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

10-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,

11-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1975, K. 2026/1293, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1975-e-2026-1293-k-2972a611fab4