Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1978 E. 2026/1295 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1978
Karar No
2026/1295
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1978

KARAR NO:2026/1295

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/06/2022

NUMARASI:2020/247 Esas - 2022/451 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun, davacı şirketin müşterisi olduğu, taraflar arasında cari hesap şeklinde yürüyen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalının, davacı tarafa 19.102,75 TL Euro tutarında borcu bulunduğu, cari hesap gereğince davacı tarafından düzenlenen faturaların borçlu şirkete gönderildiği, davacının davalı şirket ile ticari ilişkisinde edimlerini yerine getirmesine karşın davalının borçlarını ödemediği, borçlu tarafa borcunu ödemesi için gerek mail yoluyla ve gerekse sözlü olarak defalarca bildirimde bulunulduğu, davalının ödemeye yanaşmaması üzerine, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak bahse konu takibinin davalının alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla kötü niyetli, hukuka aykırı itirazları neticesinde durdurulduğunu, davacı şirketin alacağının, cari hesaba ve karşı tarafa ödenmeyen fatura borçlarına dayanmakta olduğunu, cari hesap ekstresinin de ödeme emriyle birlikte borçlu tarafa tebliğ edildiğini, davalı tarafın, likit bir alacağa, haksız bir şekilde itiraz ettiğini ve davacıyı zarara uğrattığının açık olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafından İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra dosyası ile 19.102,75 EUR tutarlı takip başlatıldığını, 08.08.2019 tarihinde davalı tarafından borca itiraz edildiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde davalı şirketin müşterisi olduğunu ve taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu ve davalının 19.102,75 EUR tutarında kendilerine borçlu olduğunu iddia ettiğini, davalı şirketin davacıya bakiye borcu bulunmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesinin de bulnmadığını, davacının iddiasını herhangi bir yazılı delille de ispat edemediğini, 6102 sayılı TTK 89.maddesinde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, buna göre taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nun cari hesaba ilişkin hükümlerinin de uygulanamayacağını, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra dosyasına karşı davalı tarafından verilen itiraz dilekçesinde belirtildiği üzere davalının böyle bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile alacağın en az %20’si oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, Davacı şirketin incelenen 2018-2019 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defterlerinde 31.07.2019 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 125.136,42 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi bakımından, talimat mahkemesince aldırılan, SMMM Bilirkişi ...tarafından sunulan 10.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin ticari defterlerin tasdiklerinin süresinde yapıldığı, delil niteliğinde olduğu, TL olarak yapılan kayıtlara göre davalının davacı tarafa borcunun bulunmadığı, bakiyenin 0,00 olduğu tespitlerinin bulunduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğu; taraflar arasındaki teslimlerin ve karşılığı ödemelerin yabancı para cinsinden yazılı bir sözleşme bulunmasa da, davacı tarafından tanzim edilen, raporumun 4.d bölümünde incelenen 38 adet faturanın tamamında birim fiyat, tutar, toplam, KDV tutarı ve toplam fatura tutarının hem TL hem de EURO cinsinden yazılmış, fatura üzerinde dikkate alının kur belirtilmiş, hatta fatura üzerinde ödeme vadesinin 120 gün ve döviz çeki ile yapılacağı kararlaştırılmış olması sebebiyle taraflar arasında 31.01.2018 – 30.11.2018 aralığındaki on aylık sürede gerçekleşen ticari ilişkide tanzim edilen kur farkı faturası bulunmasa da, takip konusu açık hesaba ilişkin bakiye alacağı oluşturan döviz karşılıığı tanzim edilen faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu hususta davalının hiçbir itirazının bulunmadığından hususları topluca değerlendirildiğinde ticari ilişkinin EURO para birimi cinsinden gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, tamamı yabancı para ile tanzim edilen faturaların üzerinde 120 günlük vadenin yazılmış bulunduğu, hemen bu ifadenin karşısında ise ödemenin döviz çeki ile yapılacağının da kararlaştırılması ile davalı tarafından borca mahsuben verilen çeklerin verildiği tarihte değil, nakdi döndüğü, yani karşılığının bankadan tahsil edildiği tarihteki kur ile davalı hesabına alacak olarak kaydedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bu hususlar çerçevesinde; davacı şirkete ticari defter kayıtlarında yer alan fatura ve karşılığı çek/banka ödeme kayıtları kök raporun 4.d ve 4.e kısmında tek tek TCMB Euro satış kuruna göre incelendiği, ödeme ve iadelerin toplamda 514.821,96 TL tutarı karşılığında 81.158,45 EURO olarak hesaplandığı, davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen ve raporun kök raporun 4.d. bölümünde incelenen 100.362,32 EURO tutarındaki ihtilafsız faturaların karşılığında davalının TL olarak gerçekleştirdiği,ödemeler/iadelerin toplamının 514.821,96 TL tutarında olduğu, (2 adet iade faturası, satış faturası üzerinde yazılı Kur ve EURO tutar dikkate alınmıştır.) 514.821,96 TL’nin ilgili tarihteki EUR karşılığı 81.158,45 EURO olarak hesaplanmış olduğu, her ne kadar taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmasa da ticari ilişkinin EUR para birimi cinsinden gerçekleştiğinin kabulü ile davacı tarafından düzenlenen satış faturaları içeriğinde de ödeme şeklinin “Döviz Çeki” yazıldığı, davalının da faturalara itiraz etmediği kanaatine varılarak davanın kabulü ile Davalının İstanbul Anadolu 21. İcra müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şartlarındaki haliyle aynen devamına,Davacının icra inkar tazminat alacak başlangıçta likit olduğundan talebinin kabulü ile, davalının 19.102,75 Euro 'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan 118.437,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 21. İcra müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şartlarındaki haliyle aynen devamına, davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile davalının 19.102,75 Euro 'nun takip tarihindeki TL karşılığı olan 118.437,00 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkeme dosyasında müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının İzmir ilinde olması nedeniyle talimat yazılarak rapor alındığını daha sonra ise davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme ile bilirkişi raporu ve ek raporu alındığını, hükme esas alınan 01.11.2021 ve 05.03.2022 tarihli kök ve ek raporlarda itirazlarının değerlendirilmediğini, tamamı yabancı para ile tanzim edilen faturaların üzerinde 120 günlük vadenin yazılmış olduğunu, bu ifadenin karşısında ise ödemenin döviz çeki ile yapılacağının kararlaştırılması ile davalının borca mahsuben verilen çeklerin verildiği tarihte değil nakde döndüğü yani karşılığının bankadan tahsil edildiği tarihteki kur ile davalı hesabına alacak olarak kaydedilmesi gerektiğinin değerlendirildiğini, davacının talep ettiği 19.102,75 EURO tutarındaki alacağı talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığını, bu kararın şekli ile kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı şirkete tüm ödemelerini 08.08.2018 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden çekleri davalı şirkete vererek yerine getirdiğini, iade edilen fatura ve ürünler yönünden dahi kur farkı talep olunamayacağının görüşünün hakim olduğunu, emsal Yargıtay kararları ile kök rapora yapmış oldukları itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmaksızın ek rapordaki görüşte direnildiğini, halbuki Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda yapılan itirazların değerlendirilerek ve yeniden hesaplama yapılarak takdirin mahkemeye bırakılması gerektiğini, yerleşik içtihatlara göre ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği görüşü dikkate alınarak taraflar arasındaki 120 günlük vadeli tüm faturalar ile müvekkili şirketçe yapılmış olan ödemeler ışığında taraflarınca hesaplama yapıldığını, ek rapora yapılan itirazda detaylı şekilde açıklandığını, yerel mahkeme tarafından hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, listede davacı tarafın faturalarının tarihi, TL ve EURO kuru üzerindeki fiyatlarının açıkça yazıldığını ve akabinde müvekkili tarafından çek ile TL olarak yapılan ödemelerin çeklerin verildiği tarihteki EURO kuru üzerinden hesaplamaları ile TL cinsinden bedellerinin açıkça yazıldığını, tarafların faturalar kesilmeden evvel 26.01.2018 tarihinde çek bedeli 57.500,00 TL olan ilk çeki verdiğini ve sonrasında 31.01.2018 tarihi itibariyle faturaların kesilmeye başlandığını, fatura kesim tarihleri ile çeklerin veriliş tarihlerinin son tarihi olan 08.08.2018 tarihine kadar devam eden tabloda müvekkilince çeklerin fatura bedellerindeki TL bedelleri üzerinden hesap edilerek verildiğini ve TL cinsinden çek ile yapılan ödemelerin davacı tarafça kabul edildiğinin ortada olduğunu, TL açısından aradaki fark olan 2.988,57 TL'lik bakiye kaldığını, son çekin verildiği 08.08.2018 tarihine kadar 470.908,57 TL'lik fatura kesildiğini ve toplamda 467.920,00 TL'lik çek ile ödeme yapıldığını, 08.08.2018 tarihine kadar çek ile TL borcu üzerinden yapılan ödemelerin davacı tarafça kabul edildiği ortada iken Yargıtay kararları ışığında davacıya yapılan toplam ödeme için davacının kur farkı talep edemeyeceğinden bakiye kalan 2.988,57 TL'nin 08.08.2018 tarihindeki EURO bakiye borç bedelinin 487,04 EURO olduğunu, söz konusu tarihten sonra davacı tarafça 13.08.2018 tarihinde ve 21.09.2018 tarihinde fatura kesildiğini, müvekkilinin 21.09.2018 tarihinde iki farklı EFT çıkışı yaptığını, müvekkilinin son ödemeleri olan 21.09.2018 tarihindeki ödemelerin EFT ile TL üzerinden gönderildiğini yani çek ile ödenmediği ortada olduğundan davacı tarafça kur farkı talep edilebilecekse yalnızca 08.08.2018 tarihinde bakiye 487,04 EURO, 13.08.2018 tarihinde kesilen 306,28 EURO'luk fatura ile 21.09.2018 tarihinde kesilen 330,06 EURO fatura bedeli olacağını, davacının 08.08.2018 tarihinden sonraki bakiye EURO hesabının 1.123,60 EURO olduğunun ortada bulunduğunu, ayrıca 120 günlük vade belirlenen fatura bedellerinin hepsinin 120 günlük vadelerden önce ödendiğini, ayrıca taraflar arasında bir sözleşme varlığı kabul edilecek dahi olsa 13 Eylül 2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan 85 Sayılı Cumhur Başkanı Kararı İle Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Sayılı Kararın 4.maddesinin (g) bendinin dikkate alınması gerektiğini, ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağının denildiğini, geçici 8.madde ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilen yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin bakanlıkça belirlenen haller dışında Türk Parası olarak taraflarca yeniden belirleneceğinin belirtildiğini, taraflar arasında bir sözleşmenin varlığı kabul edilecek dahi olsa söz konusu düzenleme kapsamında ödeme yapılamayacağının 32 sayılı kararında açıkça ortaya konulduğunu, hükme esas alınan kök ve ek raporlara itirazlarının gereğince değerlendirilmeksizin hükme esas teşkil edilemeyecek, bilirkişi raporu niteliğini taşımayacak düzeyde kesin yargılara varan raporlar olduğu dikkate alınmadan yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın eksik inceleme ile karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin faturalara dayanan açık hesap alacağının tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, yabancı para birimine dayanan alacakla ilgili olarak çekle ödemenin kabulü durumunda vade farkı talebinin yerinde olup olmayacağı, çekle ödemenin çekin alacaklı adına düzenlendiği tarih mi yoksa bankaya ibraz edildiği tarihteki döviz kurunun esas alınıp alınmayacağı, mahkemece alınan bilirkişi raporları ile bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazların yerinde olup olmadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı satıcı firma tarafından davalı şirket adına 08.05.2018 tarihinden itibaren 13.08.2018 tarihine kadar faturalar düzenlediği, yabancı para EURO cinsinden düzenlenen faturalarda ödeme tarihi ve ödeme vadesinin ayrı ayrı gösterildiği, ödeme vadesinin 120 gün olarak belirtildiği, tüm faturalarda aynı açıklamanın yer aldığı, davacı şirket tarafından faturalara dair yapılan ödemeler EURO cinsinden gösterilerek bakiye tutar olarak belirlenen 19.102,75 EURO alacağın tahsili amacı ile davalı şirket hakkında 31.07.2019 tarihinde İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından borca ve ferilerine itiraz edildiği, davacının arabuluculuk başvurusu sonrasında İİK 67.maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında gerek talimat yolu ile gerekse mahkemece bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Bilirkişi kök ve ek raporları alındıktan sonra Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmenin döviz üzerinden kurulması gerekir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/1604 Esas, 2015/10786 Karar sayılı ilamında; "...Dosyaya ibraz edilen satım konusu mallara ilişkin bazı faturaların bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bedellerinin öncelikle yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle Türk Lirası üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafın bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına rastlanılmamıştır. Bu durumda bedeli yabancı para olarak gösterilen faturalar yönünden akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz.Hal böyle olunca mahkemece yabancı para cinsinden düzenlenen faturalar yönünden davacının kur farkı talebi yönünden TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alınarak uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken akdi ilişkinin yorumunda hataya düşülerek, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...." emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/965 Esas, 2019/5447 Karar sayılı ilamında; "...Dava kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Kur farkına esas olan faturalar incelendiğinde, satılan malların döviz karşılığının gösterildiği ve bu nedenle ödeme tarihlerine göre kur farkı istenebileceği anlaşılmaktadır." gerekçelerine yer verilmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/6067 Esas, 2017/842 Karar sayılı emsal; " ...Dava yabancı para cinsinden doğan satış ilişkinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ödemelerini çek ile yapmıştır. Bu ödemelerde kur farkı istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış,hükmün bozulması gerekmiştir..." ilamında ve yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/11192 Esas, 2016/2067 Karar sayılı ilamında; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen faturaların Amerikan Doları cinsinden olduğu görülmekle kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; dava konusu uyuşmazlıkta davalının çekle ödemede bulunduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." ifadelerine yer verilmiştir. Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4949 Esas, 2021/2315 Karar sayılı ilamında; "...Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan 25.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde cari hesaba yönelik yapılan ve hesaplamaya esas alınan 342.430,00 TL davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir..." gerekçelerine yer verilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı olmamakla birlikte döviz cinsinden ticari satım ilişkisinin kurulduğu ve davacı tarafça EURO cinsinden faturaların düzenlenerek davalı tarafa keşide edildiği tartışmasızdır.Taraflara ait ticari defter ve kayıtlarda faturaların yer aldığı, davalı şirketin fatura bedellerine karşılık olarak Türk lirası karşılığı çekler de dâhil olmak üzere ödemelerde bulunduğu bilirkişi raporları ile sabittir. Davacı vekili cevap cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı şirkete 14 adet EURO cinsinden fatura kesildiğini bu faturalardan bakiye kalan 19.102,75 EURO'nun davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini belirtmiştir. Takibe ekli olan ve dosyaya ibraz edilen müşterilere göre satış faturalarına dair listenin incelenmesinden, takip konusu 14 adet faturanın davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen ve fatura üzerindeki kur esas alınarak Türk lirası karşılığı bulunan miktarın %18 oranında KDV tutarı ile ulaşılan Türk Lirası karşılığının EURO birimi üzerinden yabancı para cinsine çevrilerek düzenlenen fatura bedellerinin tahsilini talep etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece emsal Yargıtay ilamları ve davalı itirazları göz önünde bulundurularak, çek ve Türk Lirası karşılığı olarak gerçekleştirilen ödemeler haricinde davacının takibe konu etmiş olduğu alacağının olup olmadığı hususunda özellikle davacı vekilinin cevap cevap dilekçesindeki açıklaması da dikkate alınarak ve gerekirse rapor alınmak suretiyle uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceğinden davalı itirazları ve davalı ödemeleri ile ödeme şekli dikkate alınmaksızın verilen karar isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1978, K. 2026/1295, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1978-e-2026-1295-k-101700d94b6a