İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/411 E. 2026/635 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/411
- Karar No
- 2026/635
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/411 Esas KARAR NO : 2026/635
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/06/2025 KARAR TARİHİ : 10/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ithal ettiği kumaşların, yurt içinde satış ve pazarlamasını yapmakta olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasında uzun yıllardır devam eden bir ticari ilişkinin olduğunu, Davalı borçluya satılan ürünlere ilişkin faturaların, irsaliyeler ve diğer belgelerin, müvekkili şirket kayıtlarında bulunduğunu, davalı tarafın adına düzenlenen faturaların son beş yıla ait olanları dilekçe ekinde sunulduğunu, ticari ilişkinin uzun yıllara dayalı olması sebebiyle faturaların tamamının bilirkişi incelemesi esnasında ibraz edileceğini, Davalı borçlunun uzun zamandır ödemelerini aksattığını ve müteaddit uyarılara rağmen borcunu ödemediğini, Ödemelerin aksaması üzerine, davalıya yapılan sözlü uyarılardan da bir sonuç alınamadığından, davalı hakkında ... 4.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 899.068,42 TL tutarındaki borç bakiyesinin, takip tarihinden itibaren hesaplanacak faiz ve icra giderleri ile ödemesinin talep edildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlunun, yetkiye, takip konusu borca, faizine ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, ... Mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir, zira... adresinin davalının ... Ticaret Siciline tescilli iş adresi olduğunu, Alacağın tahsili amacıyla zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, süreç sonunda anlaşmaya varılamadığını, davalının itirazının tümüyle haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirketin alacağı fatura ve irsaliyelerle, mutabakat formları ile, ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, davalının kendi imzasını taşıyan BaBs formlarının dilekçe ekinde sunulduğunu, Tüm bu nedenlerle, davalının ... 4.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan ayrıca takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, dava ve icra masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan 08/09/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, borca dayanak olarak gösterilen faturalar ve mutabakat mektubunun davacı tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış olduğundan borcun varlığını ispatlamaya elverişli olmadığını, fatura içeriğindeki mutabakat mektubu olarak sunulan belgelerdeki imzaların birbirinden farklı olduğunu, müvekkiline ait olmadığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacının %2'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, Davacının ... 4.icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespitine ilişkin olduğu görülmüştür. Mahkememizce celp edilen ... 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı şirket tarafından 08.07.2024 tarihinde davalı şirket hakkında; 899.068,42 TL asıl alacak üzerinden icra takibinde bulunulduğu, takip dayanağı olarak; “Açık Hesap Borç Bakiyesi" gösterildiği, davalının takibe itirazı sonucu işbu davanın açıldığı görülmüştür. Davalı vekilinin icra müdürlüğünün yetkisine, mahkememiz yetkisine itiraz ettiği görülmekle, TBK.m.89 uyarınca davacının adresinin Şişli olması nedeniyle icra müdürlüğü ve mahkememizin yetkisizliğine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin hak düşürücü süre yönünden itirazının değerlendirilmesinde (ödeme emrine itiraz TK'nun düzenlendiği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haber olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlayamayacağı kabul edilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/10/2015 Tarih, ... Esas- ... Karar sayılı ilamı )) uyarınca davacı vekiline icra dosyası kapsamında davalının borca itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğinden hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir. Takibe konu alacağın 2019,2020 ve 2021 yıllarına ait alacak kapsamında olması nedeniyle zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Ödeme emrine itirazın iptali davası, (konusu borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan) bir eda davasıdır. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından, ödeme emrine (süresi içinde) itiraz etmiş (m.62) olan takip borçlusuna karşı açılır. Alacaklı davayı kazanırsa (yani, mahkeme borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa), mahkeme, borçlunun itirazının iptaline karar verir; işte bundan dolayı, bu davaya itirazın iptali davası denir. İİK m. 68-68/a'daki yazılı belgelerden birine sahip bulunmayan alacaklı, itirazın hükümden düşürülmesini sağlayabilmek (yani, itiraz ile duran icra takibine devam edilmesini isteyebilmek) için, yalnız itirazın iptali davası yoluna başvurabilir; icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez. Buna karşılık, alacağı m.68-68/a'daki yazılı belgelerden birine bağlı olan alacaklı, itirazın iptali için mahkemede dava açmak (m.67) veya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmak (m.68-68/a) hususunda, bir seçim hakkına sahiptir. İtirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu yapılmış olan alacaktır; bu nedenle, itirazın iptali davası açılmadan önce, borçlu itiraz ettiği borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı (HMK 114/1-h) yoktur ( Kuru, B: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Eylül 2017,s.107 ). İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davalı vekili tarafından taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı bu nedenle davacının salt faturalara dayalı alacak iddiasının yerinde olmadığına yönelik savunmada bulunulmuş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 Tarih, ... Esas,... Karar sayılı ilamında ".... takibe sıkı sıkıya bağlı olan davada taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceği ve Özel Daire kararında belirtildiği gibi yalnızca takibe konu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, faturaların tümünün teslim alan kısımlarında imza olduğu hususunun gözetilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı hususları açık olduğundan, mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru değildir. "denilmekle eğer taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi ( TTK md. 89) yoksa, Yargıtay işbu kararı ve emsal nitelikteki pek çok kararı ile bu ilişkiyi "Açık Hesap" ilişkisi olarak adlandırmakta ve artık bu davanın temel dayanağının taraflar arasındaki ticari ilişki olduğu, cari hesabın doğası gereği faturayı, ödemeyi ve teslimatı kapsayan bir hesap özeti olduğundan bu durumda mahkemece, faturaların ve ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığının, alacağın varlığının ispatı için genel hükümler dairesinde inceleneme yapılması gerekeceğinden davalının itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkememizin 11/11/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek mali müşavir bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 07/01/2026 tarihli raporda özetle; " Davacı şirkete ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunun tespit edildiği, Davacı şirket tarafından tanzim edilen “...” açıklamalı faturalar borçlusunun davalı şirket olduğu, faturaların üzerinde ... kaşe ve imza bulunduğu, (İst. Tic. Odası kayıtlarında; Davalı Firma Unvanı: ... ) Davacı şirket tarafından tanzim edilen “...” açıklamalı e- Arşiv faturalar borçlusunun davalı şirket olduğu, faturaların davalı şirkete elektronik ortamda iletilmiş olduğu, söz konusu faturalara karşı yasal itiraz süresi içerisinde davalı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığı, 01.03.2024 tarihli Mutabakat Mektubunda; davalı ... cari hesabının 31.12.2023 tarihi itibarıyla 899.068,42 TL Borç bakiyesi bulunduğu ve bakiyede mutabık olunduğuna ilişkin davalı ... kaşe ve imzası bulunduğu, Davacı şirketin kendi ticari defterlerinde; icra takip tarihi itibarıyla davalı şirket cari hesabının 899.068,42 TL borçlu durumda olduğu, Davacı şirketin ... 4. İcra Müdürlüğü...E. sayılı dosyasında, dava konusu icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 899.068,42 TL alacak tutarının talep edilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde, "mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir" hükmü bulunmaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delil niteliğindedir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda her iki tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Ancak karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defteri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden, verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde mahkeme karşı taraf defterindeki kayıtların doğru olduğunu kabul edebilir. Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı, defterlerini sunmayarak, davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığını tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtları mevcut olduğu halde sunulmadığını ve bunun sonucunda davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine değil oluşturduğunun kabulü gerekir.( Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E... K. sayılı ilamı; "...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ... E. ...K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki mal alım satımına ilişkin ticari ilişki kapsamında açık hesap ilişkisinin mevcut olduğu, taraflara ticari defterlerini dosyaya ibraz etmek üzere kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarını usulüne uygun ihtar edildiği, davacı taraf ticari defterlerini dosyaya ibraz etmiş ise de, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya ibraz eilmediği, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu, bu haliyle sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı şirket tarafından tanzim edilen “Polyester Kumaş” açıklamalı e- Arşiv faturalar borçlusunun davalı şirket olduğu, faturaların davalı şirkete elektronik ortamda iletilmiş olduğu, söz konusu faturalara karşı yasal itiraz süresi içerisinde davalı tarafından yapılan herhangi bir itiraza dosya kapsamında rastlanılmadığı, yukarıda belirtilen emsal içtihatlar dikkate alındığında faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı tarafça davacının mal veya hizmet vermediği savunulduğuna göre, iddiasını ispatla yükümlü olduğu ancak bu hususta dosyaya yazılı bir delil sunulmadığı, dava konusu icra takibine dayanak cari hesap ilişkisine konu faturaların ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 14/01/2026 tarihli yazı cevabından görüldüğü üzere davacı tarafından 2019 ve 2021 yıllarında BA BS formları ile beyan edildiği, davacı şirket tarafından ibraz edilen ticari defter ve kayıtlara göre icra takip tarihi itibarıyla davalı şirket cari hesabının 899.068,42 TL borçlu durumda olduğu, davacı şirketin ... 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında, dava konusu icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 899.068,42 TL alacak tutarının talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Faturaların ticari defterlere ihtirazi kayıtsız olarak işlenmiş, süresinde itiraz edilmemiş, iade faturası düzenlenmemiş ve BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirilmiş olması fatura içeriği mal ve hizmet ediminin teslim edildiğine karine teşkil etmekte olup aksinin faturayı defterlerine kaydeden davalı tarafından yazılı delillerle ispatı gerekir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile bir kısım delil ile birlikte kesin delillerden olan yemin deliline de dayanmıştır. İstanbul BAM 43. HD ... Esas...Karar sayılı ilamı "Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191)" dikkate alındığında, Mali Bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre davacı tarafından, faturaların davalıya tebliğ edildiği ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığı bu halde fatura içeriklerinin taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı tarafça davacının mal veya hizmet vermediği savunulduğuna göre iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davacı şirket temsilcisinin 'Ben ...'i bizzat tanımıyorum. Bunun haricinde yemin metninde yer alan " ... 4. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen 899.068,42 TL tutarındaki borcun dayanağı olan faturalardaki tüm kumaş ve ürünlerin, bizzat davalıya veya yetkili temsilcisine eksiksiz olarak teslim edildiğine, dava dilekçesi ekinde sunduğumuz mutabakat formları ve belgeler üzerindeki imzaların, davalının eli ürünü olduğunu bildiğime veya bu belgelerin sahte olmadığını teyit ettiğime, namusum, şerefim ve kutsal saydığınım bütün inanç ve değerler üzerine yemin ederim, yeminimde sebat ediyorum" şeklindeki yeminli beyanı da dikkate alındığında, Mahkememizce tüm dosya kapsamı, alınan rapor birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü ile, davacı tarafından ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, Alacak likit olduğndan İİK md. 67/2 uyarınca asıl alacağın %20'si oranındaki 179.813,68-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile, davacı tarafından ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, 2-)Alacak likit olduğndan İİK md. 67/2 uyarınca asıl alacağın %20'si oranındaki 179.813,68-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 61.415,36-TL harçtan peşin yatırılan 10.858,51-TL harcın mahsubu ile bakiye 50.556,85-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 140.860,26-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-)Davacı tarafından yatırılan 9.492,50-TL yargılama gideri ile 10.858,51-TL peşin harç, 615,40-TL başvurma harcı toplamı 20.966,41-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 7-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır