Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2390 E. 2026/1242 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2390
- Karar No
- 2026/1242
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2390
KARAR NO:2026/1242
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/10/2022
NUMARASI:2020/640 Esas, 2022/693 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin olduğunu, davalının bir dönem müvekkilinin bayiliğini yaptığını, aralarında cari hesap ilişkisinin olduğunu, davalı ile 29/08/2018 tarihinde imzalanan bir yıllık bayilik sözleşmesinin devam ettiği sırada 2019 Mayıs ayından itibaren müvekkilinden mal almamaya başladığını, bir kısım malların iade edildiğini, imzalanan sözleşmede "iade döneminin Haziran ve Aralık ayları olup yılda bir defa yapılır ve iade edilecek mallarda o yıl içerisinde alınan malların adet bazında %10'udur" hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin son bulması ile müvekkilinin alınan tüm mallarının iade almasının söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinin ödenmediğini, alacağın tahsili için önce Ankara 20.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, yapılan yetki itirazı üzerine İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile gönderilen takibe davalı tarafından itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve anlaşmanın sağlanamadığını iddia ederek; davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 9.İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın takibe dayanak olarak gösterdiği cari hesap ekstresinin hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı tarafa takip konusu bir borcunun bulunmadığını, davacının belirtmiş olduğu "iade döneminin Haziran ve Aralık ayları olup yılda bir defa yapılır ve iade edilecek mallarda o yıl içerisinde alınan malların adet bazında %10'udur" hususunun doğru olmadığını, taraflar arasında 01/05/2017 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını ve sözleşmenin 01/05/2018 tarihinde bittiğini, sözleşmenin bitimi ile müvekkilinin bayiliğinin son bulmasından dolayı müvekkilinde kalan ve davacıya ait olan ürünlerin davacıya iade edildiğini, bunun bayilik sözleşmesinin sonucu olduğunu, bayiliğin son bulmasından sonra ürünlerin satışının mümkün olmadığını, ürünlerin iadesi için davacı taraftan talepte bulunulduğunu ancak davacının ürünleri iade ve teslim almadığını, 14/02/2020 tarihli 32.400,48 TL bedelli iade faturasının davacıya tebliğ edildiğini, ürünlerin kargo ile gönderildiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını, davacıdan 18.193,96 TL alacaklı olduğunu, davacının iade ürünleri almadığını ve iade faturasına karşılık 20/02/2020 tarihinde fatura düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin Üsküdar ...Noterliğinden ihtarname gönderildiğini ve ihtarname ekinde 14/02/2020 tarihli iade faturasının gönderildiğini, davacının Ankara ....Noterliğinden gönderdiği cevabi ihtarında iade faturasını kabul etmediklerini ve iade faturasına karşılık fatura kestiklerini bildirdiklerini savunarak; fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalarak davanın reddini, takip bedeli üzerinden %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına ilişkin eda davasıdır. Taraflar arasında akdedilen ve davalı tarafından imzası inkar edilmemiş 29/08/2018 tarihli sözleşmenin sözleşme süresi ve fesih başlıklı maddesinin 1 numaralı bendine göre "iş bu sözleşmenin süresi 1 (bir) yıldır." Yine iade başlıklı maddesinin a bendine göre "iade oranı bayinin ... tarihleri arası aldığı ürün adet bazında %10 kadar olup bu iade işlemi ... tarafından belirlenecek olan tarih aralığında ve yılda 1 defa yapabilir. İade dönemi: Haziran ve Aralık"Mahkememizce yapılan değerlendirmede, her ne kadar bilirkişi raporlarında tespit edilmemiş olsa da taraflar arasında yürürlükte bulunan sözleşmenin 29/08/2018 tarihli bayilik sözleşmesi olduğu, bunun süresinin de taraflarca bir yıl olarak kararlaştırıldığı, bilirkişi kök ve ek raporlarında tespit edildiği üzere davalının 20/05/2019 tarihine kadar davacıdan ürün teslim aldığı, ancak sözleşmenin devam ettiği bu tarih itibariyle ürün almayı bıraktığı, davalı tarafından davacı aleyhine düzenlenen Üsküdar ... Noterliği'nin 27/02/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin düzenlendiği tarih itibariyle taraf arasındaki sözleşmenin devam ettiği bu sebeple ürünlerin iadesine ilişkin olarak yukarıda atıf yapılan iade başlıklı sözleşme hükmünün yürürlükte bulunduğu ve iadelerin buna göre yapılması gerektiği, buna göre iade döneminin Haziran ilâ Aralık ayları arasında olması gerektiği, davalının ise iadeyi sözleşme hükümlerine aykırı olarak 27/02/2020 tarihinde yaptığı, bu sebeple davacının sözleşme hükümlerine göre teslim edilen ürünleri teslim almamakta haklı olduğu, ürünlerin davacı tarafça teslim alınmamasının davacıyı alacaklı temerrütüne düşürmeyeceği, davalı nezdinde alacak hakkı doğurmayacağı ve davalının davacı tarafça teslim edilen ürünlere ilişkin satış bedelini ödemekle borçlu bulunduğu, davalının 32.400,48 TL bedelli iade faturasının taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre hukuka uygun bir dayanağının bulunmadığı, bunun davalıya alacak hakkı kazandırmayacağı, bilirkişi kök raporunda da tespit edildiği üzere tarafların ticari defterlerindeki çelişkinin de davalının davacı adına kestiği ve mahkememizce yukarıda hukuka uygun bir dayanağının bulunmadığı tespit edilen 32.400,48 TL bedelli iade faturadan kaynaklandığı, bu sebeple tarafların birbiriyle uyumlu ve bu nedenle davacı lehine kesin delil teşkil eden ticari defterleri dikkate alındığında, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 14.206,54 TL alacaklı olduğu, takipte faiz talep edilmemiş olması nedeniyle bu hususta değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, yine dava konusu alacağın faturaya dayalı bulunması nedeniyle likit olması, alacaklı tarafından talep edilmiş olması ve davalı borçlunun itirazında haksız çıkmış olması nedeniyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın (14.206,54 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 2.841,30 TL icra ve inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının, icra takibine dayanak gösterdiği belgenin net olarak 01.03.2019-31.12.2020 tarihlerini kapsayan cari hesap sözleşmesi/ ekstresi olduğunu, mahkemede ikame etmiş olduğu itirazın iptali davasında takip dayanağı olarak gösterdiği cari hesap ekstresini yok saydığını ve takip dayanağından ayrılarak, taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğunu ileri sürdüğünü, takip dayanağı belge dışı ve harici iddia ve taleplerle, açılmış olan itirazın iptali davasının hukuki dayanaktan yoksun ve temelsiz kaldığını, davacının takibe dayanak gösterdiği 01.03.2019-31.12.2020 tarihlerini kapsayan cari hesap sözleşmesi/ekstresinin geçersiz olduğunu, TTK 89. Maddenin, 2. Fıkrası uyarınca taraflar arasında yazılı yapılmış cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasında 01.05.2017 tarihli bayilik sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin süresinin 01.05.2018 tarihinde bittiğini, sözleşmenin bitimi ile birlikte müvekkilinin bayiliği son bulduğundan; müvekkilinde kalan ve davacıya ait ürünlerin, davacıya iade edildiğini, elde kalan ürünlerin iadesi için defalarca talepte bulunduğunu ve tüm şifahi taleplerine rağmen, kalan ürünlerin davacı tarafından iade ve teslim alınmadığını, ürünlerin iadesi için; 32.400,48 TL bedelli iade faturası kesildiğini ve e-fatura ile davacıya tebliğ edildiğini, fatura ile birlikte kalan iade ürünlerin davacıya kargo ile gönderildiğini, müvekkilinin, davacıdan 18.193,96TL alacaklı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların kayıtlarından ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği belirlenmiştir. Açık hesap ilişkisi, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde, taraflar tek taraflı veya karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.Yargılama aşamasında alınmış davacının defterlerinin incelendiği mali müşavir bilirkişi raporunda; davalının 01.05.2018 tarihinde bayilik sözleşmesi iptal edildiğinde davalı tarafından iade faturası kesilmediği ayrıca 2018 yılında 20.05.2019 tarihine kadar alımlarına devam ettiği ve bu esnada ödemelerini de yaptığı, 20.05.2019 tarihi itibariyle bakiyesinin 14.206,54 TL davalının borçlu durumda gözüktüğü ve 14.02.2020 tarihli 32.400,48 TL fatura mal iadesinde bulunduğu, davacı tarafından iadenin kabul edilmeyip iade faturası düzenleyerek e-fatura düzenleyerek malın teslim alınmadığı, iade edildiği, iade faturaların kayıtlara intikalinin yapıldığı, davacının davalı ...'ye ait form BS Şubat 2020 tarihli form BS beyannamesi ile 01.04.2020 tarihinde 32.400 TL beyanın verilmiş olduğu, davacının davalı ... ait form BA Şubat 2020 tarihli form BA beyannamesinin 01.04.2020 tarihinde 32.400,00 TL beyanın verilmiş olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle 14.206,54 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalının defterlerinin incelendiği mali müşavir bilirkişi raporunda; taraflar arasında dosyaya sunulmuş bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, davacının resmi defter kayıtlarında icra takip tarihi itibariyle davacı yana 14.206,57 TL borçlu olduğu, davalının dava tarihi olan 07.12. 2020 tarihi itibariyle davacı yandan 18.193,91 TL alacaklı olduğu, davacı yanın iade e-faturayı önce kayıtlarına aldığı sonra iade ettiğinin BA-BS formlarından anlaşıldığını, bu iade fatura dışında davalının tüm fatura kayıtlarının davacı tarafın kayıtlarıyla birebir örtüştüğü taraf kayıtları arasındaki farkın davanın 14.02.2020 tarihi 32.400,48 TL kitap ve dergi ve benzeri ürünlerin iadesine karşın teslim alınmadığı ve söz konusu ürünleri tekrar e-fatura keserek geri gönderdiği iade faturası ile ürünleri davacıya kargo ile gönderdiği, davacının iade ürünleri almadığı, 20.02.2020 tarihinde 32.400,48 TL tutarında e-fatura düzenleyerek davalıya göndermiş olduğu, davalının davacıya gönderdiği iade faturayı kayıtlarına almadığı ve davalının bayilik sözleşmesinin 01.05.2018 tarihinde ihtarname ile son bulduğunu bildirdiği, iade ürünlerin davalıda olduğu, davalının düzenlediği iade faturasını vergi dairesine BS formuyla beyan ettiği, davacının düzenlediği iade faturasını kendi kayıtlarına almadığı ve BA formlarında yer vermediği, davalının 32.400,48 TL iade faturasını BS formu ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan ettiği tespit edilmiştir. Somut olayda davacı tarafça dosyaya sunulan 29/08/2018 tarihli bayilik sözleşmesinin bir yıl süreli olduğu, sürenin sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğine dair bir hüküm bulunmadığı, sonraki dönemler için de bir sözleşme sunulmadığı, 01.05.2018 tarihinde bayilik sözleşmesinin davalı tarafça sona erdirildiği, bu süreçte davalı tarafından iade faturası kesilmediği, ayrıca 2018 yılından 20.05.2019 tarihine kadar alımlarına devam ettiği ve bu esnada ödemelerini de yaptığı, sözleşmenin devam ettiği 20.05.2019 tarihinde ürün almayı bıraktığı anlaşılmaktadır. Sözleşme ihtarname tarihinde de devam etmekte olup, davalı 27.02.2020 tarihli ihtarname ile ürünlerin kargo ile gönderildiğini ve 32,400,48 TL. bedelli iade faturası düzenlendiğini davacıya bildirmiştir. Sözleşmenin iade başlıklı a maddesinde iade; "İade oranı bayinin ... tarihleri arası aldığı ürün adet bazında %10 kadar olup bu iade işlemi ... tarafından belirlenecek olan tarih aralığında ve yılda 1 defa yapabilir. İade dönemi: Haziran ve Aralık" olarak kararlaştırılmıştır. Davalı sözleşme hükmüne aykırı olarak 27.02.2020 tarihinde ürünleri iade etmiştir. Taraf kayıtları arasındaki farklılık 32,400,48 TL bedelli iade faturasından kaynaklanmaktadır. Davalı iade faturasının dayanağına ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Buna göre davacı davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmiştir. İcra takibinde alacağın dayanağının cari hesap olarak gösterilmesi sonuca etkili değildir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 727,44 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.