Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2376 E. 2026/1239 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2376
- Karar No
- 2026/1239
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2376
KARAR NO:2026/1239
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/10/2022
NUMARASI:2020/399 Esas, 2022/690 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete satılarak teslim olunan 30.09.2019 tarihli 19.112,22.-TL bedelli, 13.06.2019 tarihli 31.895,40.-TL bedelli, 27.05.2019 tarihli 189.621,28.-TL bedelli faturalar muhteviyatı emtia bedellerinden kaynaklanan 193.368,43.-TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatılarak borçlu şirkete 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, bu ödeme emrine karşı süresinde takibe, borca, faize ve tüm ferilere itiraz edilerek takip durmuşsa da ileri sürülen itirazların yerinde olmadığını beyan ile alacaklarının halen tahsil edemediklerinden davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile duran takibin devamına, haksız ve kötüniyetli davalı yanın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkili arasında süregelen bir alışveriş ilişkisi olduğundan taraflar arasında tutalan bir cari hesap ekstresi olduğunu, bu ekstreye bakıldığı zaman davacının ileri sürdüğü bir alacağın söz konusu olmadığının görüleceğini, şu an müvekkili kayıtlarında 160.393,04 TL kayıt bulunduğunu, bu tutarın da bahsi geçen faturalara konu malların ayıplı olması, ayıplı mallar hakkında TBK' dan doğan seçimlik haklarının davacı tarafça kullandırılmaması nedeniyle ödenmediğini, tespit edilen ayıpların davacıya, Kartal ... Noterliğinin 18/09/2019 tarihli ... yevmiye numarası ile ihtar olunduğunu, buna rağmen mağduriyetleri giderilmeksizin davacının icra takibine geçtiğini beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuş ve kötü niyetli davacı aleyhine %20‘den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacının davalıya sattığı mal karşılığı faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Dava konusu icra takip dosyası incelenmiş, davacının davalı aleyhinde 193.368,43 TL nın tahsili bakımından takibe geçtiği, itirazın 03.03.2020 tarihli olduğu, takibin durduğu görülmüştür.Mahkememizce dosyanın Mali Müşavir Bilirkişi ..., Bilgisayar ve Yazılım Mühendisi Bilirkişi ...ile celse arasında tayin edilecek bir Elektrik Elektrik Mühendisi Bilirkişiye verilere; dosya, taraf defter ve kayıtları ile taraflar kayıtlarında bulunan servis ve tamir kayıtları da incelenerek, taraflar arasındaki satışa konu ekranlarda ayıp olup olmadığı, bu ayıbın açık veya gizli ayıp olup olmadığı, davalının ürünlerin teslimden itibaren süresinde ayıp ihbarının olup olmadığı, ürünlere ilişkin faturaların taraf defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, ürün teslimlerinin yapılıp yapılmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, var ise miktarının ne kadar olduğuna dair rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından "Davacı ... kayıtlarına göre, davacı ... Davalı ...'e 2019 takvim yılında 1.012.377,23.-TL fatura düzenlendiği, Davalı ...'in Ba form bildiriminde Davacı ...'den 2019 takvim yılında bildirdiği alım tutarının ise 1.012.714,00.-TL olduğu, aradaki farkın önemli bir fark olmadığı, davacı ... kayıtlarında, Davacı ...'in Davalı ...'den 193.368,43.-TL alacaklı olduğu, davalı ... kayıtlarında, Davacı ...'in 161.473,02.-TL alacaklı olduğu, davacı ...'in Davalı ...'den alacak bakiyesi arasındaki farkın; Davalı ...'in 13.06.2019 tarihli 31.895,40.-TL'lik Davacı ... faturasına karşılık 18.11.2019 tarihli 31.895,40.-TL'lik iade faturası düzenlediği, bu faturanın davacı ... kayıtlarında yer almadığı, Davalı ... tarafından Düzenlenen İade Faturasının, Davacı ...'e teslim edildiğine dair somut bir delilin söz konusu olmadığı,Teknik bakımdan; Davalı firma tarafından ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin, davaya konu olan faturalardaki ürünler olup olmadığı konusunda, dava dosyası içerisinde yeteri bilgi ve belge olmadığı, bu nedenle faturaya konu olan ürünlerin ayıp oranları konusunda kesin bir yargıya varılamayacağı, bu konuda davalının, davacı taraftan aldığı veya almak istediği teknik destek ve teknik destek talep ettiği ürünler hakkında daha ayrıntılı bilgiler verilmesi gerektiği, faturalara konu olan ürünlerin nerelerde kullanıldığının ve ürün garantisinin hangi durumları kapsadığının belirtilmesi gerektiği, ayrıca, ... Yazılımı ve bulut kullanımı konusunda taraflar arasında yapılan satış ve satış sonrası teknik destek koşullarının belirlendiği sözleşmenin dosya içerisinde olmadığı, ancak davacı tarafın davalının bulut sistemine kayıtlı olan cihazları ile ilgili bildirimde bulunduğu, kanaat ve sonuçlarına varıldığı, sonuç olarak; teknik bakımdan faturaya konu olan ürünlerin ayıplı olup, olmadığı veya ayıp oranları konusunda dava dosyası içerisinde yeterince somut bilgi ve belgelerin olmadığı, bu konuyu açıklığı kavuşturacak belgeleri davalı taraf sunması gerektiği" 22/06/2021 tarihinde rapor edilmiştir.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, bilirkişilerin ayıp ve teknik bilgi bildirdikleri eksikliklere ilişkin davalı vekilince beyanda bulunulmuş, dosyanın önceki bilirkişilere verilerek; davalı defterlerinde inceleme yaparak, önceki görevlendirme doğrultusunda ve rapora karşı yapılan beyan ve itirazlar da incelenerek ek rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişiler tarafından"tarafların defterlerinin usul ve mevzuata uygun olduğu, davacı ... kayıtlarına göre, Davacı ... Davalı ...'e 2019 takvim yılında 1.012.377,23.-TL fatura düzenlendiği, davalı ...'in Ba form bildiriminde davacı ...'den 2019 takvim yılında bildirdiği alım tutarının ise 1.012.714,00.-TL olduğu, aradaki farkın önemli bir fark olmadığı, davacı ... kayıtlarında, Davacı ...'in Davalı ...'den 193.368,43.-TL alacaklı olduğu, davalı ... kayıtlarında, Davacı ...'in 161.473,02.-TL alacaklı olduğu, aynen geçerli olduğu; teknik bakımdan, davalı firma tarafından ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin, davaya konu olan faturalardaki ürünler olmadığı; davalının aldığı ekranlara ilişkin dava dosyasında bulunan fotoğraflarda teknik sorunların görüldüğü; teknik sorunlar yaşanan ürünlerin kullanım koşullarını, garanti kapsamlarını, ürünleri davalının kendisinin kurmasının ve kendi yazılımını kullanmasının ürünleri garanti kapsamından çıkarıp, çıkarmadığını içeren bir bilgi veya belgenin dosya içerisinde olmadığı; yine daha önce alınan ürünlerle ilgili bir satış ve/veya teknik destek sözleşmesinin dosya içerisinde olmadığı; daha önce kök raporda da belirtildiği gibi bu ayrıntılı bilgi ve belgeler olmadan, ürünlerde yaşanan sıkıntıların ürünlerin, ayıplı ürün olarak değerlendirilmesine yeterli olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı, sonuç olarak; teknik bakımdan faturaya konu olmayan ürünlerin ayıplı olup, olmadığı veya ayıp oranları konusunda dava dosyası içerisinde yeterince somut bilgi ve belge hala olmadığı, fotoğraflanan ürünlerde bir teknik sorun olduğu açık olduğu, ancak bunun ürünün kurulumundan mı, yazılımsal mı, yoksa üretimden mi kaynaklandığını saptamak bu bilgilerle olanaklı olmadığı, ürünleri davalının kendisinin kurmasının, aldığı ürünleri kurulumunun tedarikçi tarafından yapılmasını istememesinin, tedarikçinin önerdiği yazılımı kullanmamasının, teknik destek ve garanti koşullarını nasıl değiştirdiğini dosya içerisindeki belgelerden anlamanın imkansız olduğu, bu bakımdan; dava dosyası bu içeriği ile değerlendirildiğinde; bilirkişi heyetinde itirazın iptal edilmesi görüşünün ağırlık kazandığı"05/07/2022 tarihinde rapor edilmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olduğu, davacının davalıya fatura karşılığı mal teslim ettiğinden bahisle bakiye 193.368,43 TL alacağının tahsili bakımından davalı aleyhinde icra takibine geçtiği, davalının davacıya 160.393,04 TL borcunun mevcut olduğunu, bunu aşan taleplerin ayıplı mallara ilişkin haksız talep olduğunu savunduğu görülmüştür.İcra takibine dayanak faturaların 30/09/2019 tarih 19.112,22 TL, 13/06/2019 tarih 31.895,40 TL ve 27/05/2019 tarih 189.621,28 TL bedelli faturalar olduğu, davalının ödeme emrine itirazında borçlu olduğu iddia edilen nitelikte ve miktarda borcu bulunmadığından bahisle takibe, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu görülmüştür.Taraf defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi vasıtası ile yaptırılan inceleme neticesinde, davacının ticari kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 193.368,43 TL alacaklı olduğu, davalının ticari kayıtlarına göre 13/06/2019 tarihli 31.895,40 TL bedelli faturaya karşılık kesilen iade faturası haricinde taraf defterlerinin örtüştüğü ve davalı kayıtlarına göre davacıya 161.473,02 TL borçlu olduğu, anılan iade faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.Davacı tarafça davalıdan 193.368,43 TL alacaklı olunduğu iddia olunmuş ve davalı tarafça 160.393,04 TL borç kabul edilmiş, bu miktarı aşan fatura konusu malların ayıplı olması, ayıplı mallar hakkında TBK' dan doğan seçimlik haklarının davacı tarafça kullandırılmaması nedeniyle borcun ödenmediğinin savunulduğu görülmüş olmakla; mahkememizce teknik yönden inceleme yaptırılmış, dava konusu olan 13.06.2019 tarihli 31.895, 40 TL lik faturanın 1 adet “...” konulu olduğu, bu ürünün büyük dijital led ekran panolarında kullanılan verilen bir bulutta saklanmasını ve yönetilmesini sağlayan bilgisayar yazılımı olduğu, dava konusu olan 27.05.2019 tarihli 189.621,28 .- TL lik faturanın 2 adet “...” açıklamalı olduğunun, bu ürünlerin dış ortamlarda kullanılan modüllerden oluşan led ekran panosu olduğunun, dava konusu olan 30.09.2019 tarihli 19.112,22 TL lik faturanın Kod bölümünde 2 adet 55"....(...) açıklamalı olduğu bu ürünün duvarlara konulan dijital video ekranı olduğunun ve ürünün LED panellerden oluştuğu, kapalı alanlarda kullanıldığının anlaşıldığı, davalının 18.09.2019 tarihli ihbarı davacıya keşide ettiği ve 13.06.2019 tarihli faturaya itiraz ettiği, davacının buna karşılık, faturadaki açıklamanın yanlış yazıldığını, faturanın ... olarak kesilebileceğini, davalı firmanın yazılım konusunda destek almaya devam edebilmesi için, bu bedelin ödenmesi gerektiği belirttiği, davalı vekililin dilekçesinin ekinde bulunan fotoğraflardan, bazı ekranlarda hata veren yeşil çizgiler olduğu, ekranlarda bulunan bazı panellerin yerine oturmadığı, bazı ekranlarda bütün görüntüyü bozacak biçimde ekran donmalarının ve panel arızalarının olduğu, arızalı panellerin olduğu müzeler bu genel listede incelendiğinde, ilgili müzelerde oturumun açılamadığının saptandığı, davacı ile davalı firma yetkileri arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde, davalı firmanın davacı firmadan aldığı ürünler ile ilgili teknik sorunlar yaşadığı ve gerekli ihbarları zamanında yaptığının anlaşıldığı, davalının ilgili dilekçelerde ve yazışmalarda arızalı ve/veya ayıplı olduğunu belirttiği ürünlerin, dava konusu olan faturalarda bulunan ürünler olmadığının anlaşıldığı, davalı firmanın daha önce aldığı ürünlerde teknik sorunlar yaşadığı ve davacı firma ile bu teknik sorunların çözümü için anlaşamadığı için dava konusu olan faturaları ödemediğinin anlaşıldığı, davalının davacıdan almış olduğu ve teknik sorunlar yaşadığı ürünlerin sevkiyatını ve kurulumunu kendisinin yaptığı, ayrıca bu ürünlerde kendi yazılımını kullanmak istediğini belirterek davacının önerdiği yazılımı almadığı, yazılım ile ilgili davacıya karşı fatura kestiği, teknik sorunlar yaşanan ürünlerin kullanım koşulları, garanti kapsamları, ürünleri davalının kendisinin kurmasının ve kendi yazılımını kullanmasının ürünleri garanti kapsamından çıkarıp, çıkarmadığını içeren bir bilgi veya belgenin dosya içerisinde olmadığı; daha önce alınan ürünlerle ilgili bir satış ve/veya teknik destek sözleşmesinin dosya içerisinde olmadığı, bu bilgi ve belgeler olmadan, ürünlerde yaşanan sıkıntıların ürünlerin, ayıplı ürün olarak değerlendirilmesine yeterli olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.Bilirkişi raporunun tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli olduğu kanaatine varılmış, davalının ödememe savunmasına konu ayıplı ürünlerine davacının takip ve dava konusu dayanağı faturaların içeriği ürünler olmadığının anlaşılması, davacıdan aldığı ürünü kendi yazılımı ile çalıştırmasının, garanti kapsamını etkileyip etkilemeyeceğinin, sistemin çalışmamasının davacının yazılımından farklı bir yazılım ile çalıştırılmasından mı yoksa davacının sistemi kusurlu üretmesinden mi kaynaklandığının dosya kapsamından anlaşılamaması karşısında, davalının iade faturasına ve ayıp ile seçimlik hakların kullandırılmasına ilişkin savunmasına itibar edilmemiş, tarafı lehine delil vasfı taşıyan tarafların ticari kayıtları üzerinden tespit edildiği şekilde davacının davalıdan 193.368,43 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmış ve davacının davasının kabulüne karar verilerek, davalının İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 193.368,43 TL alacak üzerinden devamına..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 193.368,43 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, alacak miktarı üzerinden % 20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 13.06.2019 tarihli 31.895,40 TL. tutarındaki faturaya konu hizmet bakımından arada anlaşma bulunmadığını, bu faturanın, müvekkili tarafından iade faturası oluşturularak kabul edilmediğini, müvekkilinin, bu hizmeti satın almak gibi bir talebinin bulunmadığını, tek taraflı bir şekilde bu hizmetin müvekkiline satılmış olmasının kabulünün mümkün olmadığını, satılmak istenen bu hizmetlerin kabul edilmediğine dair mail yazışmaları bulunduğunu,18.05.2019 tarihinde, ... adresinden, ... adresine gönderilen mail de "Ürünlerin kurulumunu biz yaptık, bölgelere sevkiyatını biz yaptık, ... yazılımını kullanmıyoruz kendi yazılımımızı kullanıyoruz, yani mevcut teknik servis bedeli ya da hosting yazılım bedeli ifadesiyle kesmiş olduğunuz 27.030,00+ KDV olan faturayı kabul edemeyiz iade ediyoruz" açıklamalarıyla hizmetin ve faturanın kabul edilmediğinin bildirildiğini, sunulan maillerde,... tarafından iletilen mailde "Merhaba ..., Dün konu ile ... departmanımız ile konuştuk, firmanın bizden talep ettiği yazılım geliştirmeler mevcut faturaya ide olarak alıcaz herhangi bir ek yazılım desteği sunulmayacaktır. Sadece ürün kurulum ve servis desteği olarak devam ediyoruz." şeklinde bilgilendirme yapıldığını, iade faturanın kabul edildiğini, farklı yazılım kullanılması hususunda garanti sorunundan bahsedilmediğini ve müvekkil ...'in kendi yazılımının kullanması talebinin kabul edildiğini, 30.09.2019 tarihli 19.112,22 TL bedelli, 27.05.2019 tarihli 189.621,28 TL bedelli faturalar bakımından müvekkilinin, ödemezlik defi (TBK 97) hakkını kullandığını, ilk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken incelemenin, faturada belirtilen ve faturada belirtilmeyen fakat müvekkili tarafından ayıplı olduğu bildirilen ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi olduğunu, ek raporda, fotoğraflanan ürünlerde teknik sorun bulunduğunun açık olduğunun ancak bunun nedenine ilişkin bir tespitin yapılmadığının belirtildiğini, dosyada sunulan e-posta yazışmalarında da davacı ... tarafından satılan ürünlerle ilgili olarak müvekkili ...'in birden fazla defa sorunlar yaşadığının açıkça ortaya konduğunu, ayıplı ürünlerle dava konusu faturada yer verilen ürünlerin aynı veya farklı olmasının ödemezlik definin ileri sürülmesi bakımından önemsiz olduğunu, ürünler farklı olsa dahi taraflar arasında devam edegelmiş ilişkinin, tek bir sözleşmesel ilişki kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, aynı bilirkişi heyeti veya gerekirse yeni bilirkişi heyetinden, belirtilen ürünler için yerinde inceleme yapılarak ürünlerin ayıplı veya arızalı olup olmadığı, bu arızaların neden kaynaklandığı hakkında rapor edinilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satımdan kaynaklanan faturaya alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine dayanağı üç adet fatura olan 193.368,43 TL asıl alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, davalının itiraz üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davalı, davacının ileri sürdüğü bir alacağın söz konusu olmadığını, müvekkili kayıtlarında 160.393,04 TL kayıt bulunduğunu, bu tutarın da bahsi geçen faturalara konu malların ayıplı olması, ayıplı mallar hakkında TBK' dan doğan seçimlik haklarının davacı tarafça kullandırılmaması nedeniyle ödenmediğini, tespit edilen ayıpların davacıya, noterlik aracılığıyla ihtar olunduğunu, savunmaktadır.TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ise ispata ilişkindir.Satıcı, satış sözleşmesini yaparken, alıcının göz önünde tuttuğu tahsis ve kullanma amacı bakımından onun değerini ve elverişliliğini ortadan kaldıran ya da azaltan bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. TTK'nın 18/3 maddesinde; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüte düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı düzenlenmiş olup, kanunda öngörülen tacirler arasındaki bildirim usulleri, geçerlilik şartı olmayıp ispat şartı niteliğindedir. İçeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü gerekir.Taraflar arasındaki yazışmalardan davalı tarafça davalıdan satın alınan bazı ürünlerin ayıplı olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede; davacı tarafından davalıya 2019 takvim yılında 1.012.377,23 TL fatura düzenlediği, davalının BA form bildiriminde davacıdan 2019 takvim yılında bildirdiği alım tutarının 1.012.714,00 TL olduğu, aradaki farkın çok küçük olması nedeniyle mutabıktır denilebileceği, davalı defterlerinde davalı tarafından 13.06.2019 tarihli 31.895,40 TL. iade faturası düzenlendiği, iade faturasının davacı defterlerinde yer almadığı, bu fatura dışında taraf defterlerinin uyuştuğu, davacı ... kayıtlarında davacının davalıdan 193.368,43 TL alacaklı olduğu, davalı ... kayıtlarında davacı ... davalıdan 161.473,02 TL. alacaklı olduğu, teknik bakımdan yapılan incelemede; davalı şirket tarafından ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin davaya konu olan faturalardaki ürünler olmadığı tespit edilmiştir.TBK'nın 97. maddesinde karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin de her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması nedeniyle bahsi geçen düzenleme uyarınca davalı şirket tarafından ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin davaya konu olan faturalardaki ürünler olmadığının tespiti karşısında, davacı alacağını talep edebilecektir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 9.906,75 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.