Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/66 E. 2026/2427 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/66
Karar No
2026/2427
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/66 - 2026/2427 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/66 KARAR NO : 2026/2427 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2021/269 Esas, 2023/440 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak (Ayıplı Mal Satışından Kaynaklı)

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/269 esas ve 2023/440 karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı onarım bedeli ve değer kaybı ile araç mahrumiyet bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu aracın davalı şirketten sıfır araç olarak satın alındığını, ancak aracın garanti süresi içerisinde motor arızası verdiğini, serviste yapılan muayene sonucu kullanıcı hatası olduğundan bahisle garanti kapsamında her hangi bir onarım yapılmadığını, bununla birlikte aracın ayıplı olduğunu ve ücretsiz onarım yapılması gerektiğini belirterek aracın ücretsiz onarılmasına/onarım bedelinin davalıdan tahsiline, yine aracın motor değişimi sebebiyle uğrayacağı değer kaybının ve aracın onarımda kaldığı süre boyunca hesaplanacak araç mahrumiyet bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ise arızanın kullanıcı hatasından kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkınd istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Bilindiği gibi 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesinde tacirler arası ayıp ihbar süreleri düzenlenmiş olup, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinde alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G). Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise, tüketicinin kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126). Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre aracın gizli ayıplı olduğu, davacının aldığı araçtan beklediği faydanın önemli ölçüde azaldığı, ayıbın üretimden kaynaklandığı, garanti kapsamında olduğu, davacı-alıcının öncelikle TBK'nın 227. maddesinde öngörülen ücretsiz onarım hakkını kullandığı, davacının ücretsiz onarım bedelini davalıdan isteyebileceği, ayrıca araçta motor değişimi sebebiyle değer kaybı oluşmayacağı, yine aracın onarım süresince davacının araç mahrumiyet bedelini de davalıdan talep edebileceği, bu haliyle istinafa konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 4.604,99.TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.151,02.TL harcın mahsubu ile bakiye 3.453,97.TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 680.000,00.TL'nin altında kalması nedeniyle 30/09/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/66, K. 2026/2427, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-66-e-2026-2427-k-561a39c147cb