Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/22 E. 2026/2451 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/22
- Karar No
- 2026/2451
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/22 KARAR NO : 2026/2451 KARAR TARİHİ : 30/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2023 NUMARASI : 2022/69 ESAS 2023/536 KARA DAVACILAR : 1-... VEKİLİ :Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/69 esas 2023/536 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilleri hakkında alacaklı tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/16 esas ve 2019/4555 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkillerinin ... İcra Müdürlüğü'nün esas sayılı takip dosyalarında takibe dayanak bonolardan dolayı borcunun bulunmadığını, müvekkillerinin alacaklı tarafa ve vekiline başkaca bir borcu veyahut aralarında başkaca ticari ilişkisinin bulunmadığını, alacaklı tarafça icra dosyaları kapatılmayarak dosyalarla ilgisi olmayan 3. Kişi ...'un da alacaklıya olan başka borcunun ödenmesinin sağlanması karşılığında icra takip dosyalarının kaldırılabileceği belirtilerek icra dosyalarının kapatılmasına alacaklı tarafça yanaşılmadığını, İşbu nedenlerle ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/16 Esas sayılı ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/4555 Esas sayılı takip dosyasına konu borçtan ve ferilerinden davacıların davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip alacaklısı davalının %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davalı vekili, davacı tarafın ... İcra Müdürülüğü'nün 2020/16 esas sayılı dosyasında alacağın 165.143,01.TL ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/4555 esas sayılı takip dosyasındaki alacağın 85.286,25.TL olarak belirtildiğin, ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/16 esas sayılı dosyasındaki takibin dayandığı belge olan bononun şu anda takip çıkışının 948.665,14.TL olduğunu, ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/4555 esas sayılı takip dosyasındaki alacağın takip çıkışının 245.911,01.TL olmak üzere toplam alacak tutarının 1.194,576.TL olması nedeniyle dava değerinin artırılmasını ya da davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafın kötü niyetli yanlış rakam belirttiğini, teminata tedbire itiraz ettiklerini belirterek, menfi tespit davanın reddine karar verilmesini, teminata ve tedbire ilişkin itirazlarının belirtilen hususlardan dolayı yeniden değerlendirilmesine ya da ara duruşma yapılmasını, kötü niyetli davacılardan % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Yerel mahkemece verilen karar ile;" Davacı alacaklı; borçlu olmadığına dair herhangi bir çekince koymaksızın ödemeyi yaparak icra dosyalarını infazen kapattığı, yapılan ödemeler herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmadığı, dava açılmadan yapılan senet bedeli açıklamasıyla yapılan ödemelerin farklı ticari ilişki nedeniyle yapıldığının anlaşıldığı, davalı tarafından taraflar arasında düzenlenmiş bulunan başka senetlerinde beyan dilekçesiyle mahkemeye sunulduğu, davacı vekili tarafından yemin deliline dayandığı, davacı tarafından yemin metni dosyaya sunulmuş 10/11/2022 tarihli celsede " davalı ...; ... ve ...'dan kendi avukatına ödenmek üzere 10.000,00.TL ve 13.000,00.TL almadığı ve şu an itibarıyla senetli bir alacağı kalmadığı konusunda yemin etmiş olmakla kanıtlanamayan davanın reddine, , Davacının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, Davalının tazminat talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir. DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; bonodaki vade tarihinden sonra yapılan ödemelerin mevcut borcun tasfiyesine yönelik olduğu hususunun yerel mahkemenin değerlendirmediğini, senet bedeli açıklamasıyla yapılan ödemelerin farklı bir ticari ilişki nedeniyle yapıldığını davalı tarafça ispat edilemediğini, ihtirazi kayıt konulmaksızın ödeme yapılması olmasının istirdat davasındaki hukuki yararı ortadan kaldırmayacağını, müvekkillerinin bu icra tehditi altında ödeme yapmak zorunda kaldıklarından dolayı menfi tespit davası açtıklarını davaların yargılama aşamasında istirdat davasına çevirmek zorunda kaldıklarını, ihtirazi kayıtla ödeme davanın mahiyeti gereği dava şartı olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu şekilde değerlendirilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, açılmış bir menfi tespit davasının olduğunu, borcun cebri icra tehditi altında ödendiğini, ihtirazi kayıdın dava konusunda herhangi bir yararının bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle 6102 sayılı sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nun 776. maddesinde bononun unsurları düzenlenmiş olup, takibe konu bonoda yasada aranan tüm şartların bulunduğu, davacının bononun keşidecisi olduğu ve imzaya bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından, dava konusu bono bedelinin ödendiği ileri sürülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-925 - 2021/734 sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Somut olayda, davacı tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıya verilen bonodan kaynaklanan borcun, banka dekontlarında senet bedeli olduğu açıklanmak suretiyle, kendi adlarına 3. kişiler tarafından davalıya ve vekiline ödendiği, bunun dışında haricen ödemeler de yapıldığı, tüm borcun ödenmesine rağmen, davalı tarafından icra takibine devam edildiği iddia edilip, davalıya borçlu olunmadığının tespiti ve yargılama sırasında icra dosyasına yapılan ödeme nedeniyle istirdat talebinde bulunulmuş ise de, davada ispat yükünün, bono bedelinin ödendiğini iddia eden davacı borçlulara ait olduğu, davacıların, ödemeye ilişkin iddialarını HMK.'nun 200. maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, davacılar tarafından bu hususta dosyaya banka havale belgelerinin sunulduğu, banka dekontlarının tamamında göndericinin davacılar değil, dava dışı ... ve ... Şirketi olduğu gibi, bir kısım dekontta alıcıların da davalı olmadığı, dekontların açıklama kısmında dava konusu bonoya atfen veya icra dosyası borcuna mahsuben yapıldığına dair bir ibare de bulunmadığı, ispat yükü kendisinde bulunan davacıların iddialarını yazılı delillerle ispat etmeleri gerektiği, sonuç olarak, dava konusu bononun bedelsiz kaldığının yazılı deliller ile ispatlanamadığı, haricen ödeme yapıldığı yönündeki iddia nedeniyle davalıya teklif edilen yeminin ise, davalı tarafından eda edildiği, davacılar tarafından, bono bedelinin ödendiğinin ispat edilememesi nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 539,70.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 192,30.TL maktu istinaf karar harcının davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6)-HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından YAPILMASINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 30/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır