Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1039 E. 2026/2363 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1039
Karar No
2026/2363
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

57. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1039

KARAR NO : 2026/2363

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN) BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/03/2026

NUMARASI : 2025/980 Esas, 2026/265 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

DAVA TARİHİ: 13/04/2023

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 06/10/2026

KARAR

Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının ve ortağı olduğu ... Ltd. Şti'nin çok sayıda bankaya olan borcunu ödediğini, ...Bankasına olan borçlarını ödemesi kapsamında, davalı borçlunun maliki bulunduğu, İstanbul ili ... ilçesi, ... Mahallesinde kain, 18 pafta ... ada ... parselde kayıtlı 7 numaralı bağımsız bölüm üzerinde, ... Bankası ... Şubesi'ne ait, genel kredi sözleşmesini ve bu kapsamdaki ipotek hakkını, Beyoğlu 48. Noterliği'nin 30/05/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı temliknamesi ile devir ve temlik aldığını, geride bırakılan süreçte davalı borçlu tarafından, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle, öncelikle Kadıköy 21. Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve 28/03/2022 tarihli, hesap kat ve ödeme ihtarı keşide edildiğini, davalı borçlunun ihtara Beyoğlu 3. Noterliği'nin, 12 Nisan 2022 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarı ile yaptığını ve yasal takibe geçildiğini, müvekkilinin takibe müstenit 970.730,00 TL alacağının, resmi kredi sözleşmelerine, kayıtsız, şartsız para borcu ikrarına ve ipotek akit tablosuna dayalı, likit ve muaccel bir alacak olduğunu, nitekim davalı takip borçlusunun, gerek ihtara cevabında gerekse, icra takibine itirazında herhangi bir surette, ödeme itirazında bulunmadığını ve kredi ilişkisini inkar etmediğini, takip borçlusu ... ... Ltd. Şti yönünden takibin kesinleştiğini, müvekkilinin yine takip borçlularının ... Şubesine olan borçlarını ödediğini ve yapmış olduğu ödemeden ötürü borçlular hakkında, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığını, davalı takip borçlusunun, itirazında açıkça haksız ve kötü niyetli olduğundan, tek amacının süreci uzatmak ve sürüncemede bırakmak olduğundan, davalı borçlunun İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini beyanla; davanın kabulüne, ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalının, likit ve muaccel olan alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatina mahkumiyetine, her türlü yargılama gideri ile ücreti vekaletin, davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine taraflarınca ilgili dosyaya 22.04.2022 tarihinde itiraz edildiğini ve davacının ilgili dosyada itirazdan sonra işlem yaptığından itirazdan ıttıla olması sebebiyle ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya istinaden itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede ikame edilmediğinden davacının haklarını saklı tutmasının mümkün olmadığını, ... Şirketi'ne %50 pay ile davacının kardeşi ...'nun, %50 pay ile müvekkili ...'in ortak olup münferit sorumlusu ve tek imza yetkilisinin de ... olduğunu, ... Şirketi ile merkezi Kırgızistan'da bulunan ... Şirketi'nin ticari iş ilişkisi içinde olup bu şirketin ortaklarının da davacı ile davacının kardeşi ... olduğunu, yine bu şirketin de imza yetkilisinin ... olduğunu, müvekkilinin icra takibine konu edilen üzerinde ipotek bulunan taşınmazını; 10 yıl önce satın alırken, şirketin ... Şirketi'nin kredibilitesini yükseltmek için, müvekkilinin şahsi olarak kullandığı kredi hesabına istinaden 970.730,00 TL'lik kısmına şirket için taşınmazını ipotek ettirdiğini, ... Şirketinin, ... Şirketi'nden 2016-2017 yılından alacaklı olup bu hususun ticari defterlerde de görüldüğünü, alacak miktarının 3.850.000 $ (12.650.000 TL) olduğunu, ... Şirketi'nin bu alacağına istinaden ...'nun, ...'nın ...Bankası'nda bulunan kredi borcunu ödediğini, ancak şirketin ticari defterlerine bu hususu, "borç ödeme" olarak değil, alacak olarak ... Şirketi'ne "borç verme" şeklinde geçirdiğini ve bu işlemin, hem ... Şirketi'nin hem de ... Şirketi'nin imza yetkilisinin ... olduğu dönemde yapılmış olduğunu, iki şirket arasında gerçekleştirilen ve resmi kayıtlara hukuka aykırı olarak kasten yanlış yansıtılan para akışına ilişkin Şirket bilançolarında yapılan usulsüzlük davasının da, müvekkili lehine sonuçlandığını, ...Bankası'ndaki müvekkilinin taşınmazına ait ipotek hakkını bu ödemelere istinaden hukuka ve usule aykırı bir şekilde temlik aldığını, halbuki müvekkilinin böyle bir borç talebi olmadığını, buna ilişkin bir delilinde olmadığını, ...Bankası'nın temlike ilişkin işleminin de hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin bu işleme ilişkin ne bilgisi, ne izni, ne de muvafakati bulunmadığını, müvekkilinin bilgisi dahi olmadan temlik işleminin yapılmasınin müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, söz konusu temliknamenin haksız ve kötü niyetle alındığını, ... Şirketi'nin ...Bankası'na hali hazırda kredi borcunun taksitler halinde ödendiğini, dava konusu takip dayanağı belgenin ipoteğin temliki olduğunu, ancak ipotek hakkının bozdurulamayacağını, çünkü ipotek para borcunun ödenmemesi ihtimaline binaen kurulan bir teminat olduğunu, şirketin kredi borcunun da düzenli olarak taksitler halinde ödendiğini, müvekkilinin şirket ortağı olmasından bahisle; kredi borcundan dolayı ipotek hakkı kullanılacaksa; müvekkilinin hukuken bu duruma ilişkin bilgilendirilmesi gerektiğini, aleyhe kabul ve beyanlarından feragat anlamına gelmemek kaydıyla somut durumda ipoteğin kullanılmasının, ipoteğin para borcuna çevrilerek icra takibine konulmasının hukuken mümkün olmadığını, borç olarak iddia edilen bedelin müvekkili ...'in borcu değil, ... Limited Şirketi'nin borcu olduğunu, davacının ödemeyi müvekkili adına değil, ... Şirketi adına ödediğini, dolayısıyla icra takibinde borçlu olarak müvekkilinin yer almasının hukuki olarak doğru olmadığını beyanla; davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacının, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; " 1-Üst Sınır ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ... 15. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde takip alacaklısı davacının, takip borçlusu davalıdan 970.730 TL miktarı(asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücreti dahil olmak üzere) alacaklı olduğu, bu miktarın icra dosyasında davanın açılmasından sonra davacı tarafa ödenmiş olması sebebiyle davanın konusuz kaldığını tespitine

2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla dava ve takibe konu miktar olan 970.730 TL toplam alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3-... 4 Asliye Hukuk Mahkemesince 12.6.2024 tarihinde verilen tedbir kararının istinaf ilamı ile kaldırıldığının tespitine

4-davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine " karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, itirazın iptali davası olup taraflarınca hem ödeme emrine itirazlarında hem yargılama boyunca dava konusu borcun müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davaya konu icra takip dosyasına yapılan ödemenin, müvekkilinin borçlu olduğu ve davaya konu olmayan bir başka icra takip dosyası olan ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, huzurdaki davaya konu taşınmazın satılması ve paylaştırma kararı neticesinde; ... 4. İcra Müdürlüğü'nden, davaya konu icra takip dosyasının kapak hesabı bedelinin müvekkilinin iradesi olmaksızın aktarıldığını, bu ödemenin kesinlikle müvekkili tarafından yapılmadığını ve takip konusu borcun müvekkili tarafından kabul edilmediğini, ancak bu hususların defalarca belirtilmesine rağmen; yerel mahkemece esasa girmeksizin, yargılama yapmadan 1. Celse de yalnızca müvekkilinin iradesi dışında ... 4. İcra Müdürlüğü tarafından davayaya konu icra takip dosyasına para aktarılmasına dayanarak, müvekkilinin telafisi güç ve imkansız mağduriyet yaşamasına sebebiyet verecek şekilde davanın konusuz bırakılmasına ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hukuka aykırı olarak karar verildiğini, müvekkilinin iradesi dışında icra takip dosyasına başka bir icra takip dosyasından paylaştırma kararına istinaden para aktarılması sebebiyle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla; tehir-i icra talebinin kabulüne, istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılmasına karar verilmesi halinde ise, yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Değerlendirme:

Dava, İtirazın iptali istemine ilişkindir.

Dava dosyasının ... 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2024 tarih, 2024/240 Esas ve 2024/103 Karar sayılı kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek verilen görevsizlik kararına karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine kesinleşmekle tevzi edildiği ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/61 Esasına kaydedildiği mahkemece yapılan yargılama sonunda 02/07/2025 tarih ve 2025/641 Karar sayılı kararı ile davanın konusuz kalması nedeni ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup Dairemizin 14/10/2025 tarih, 2025/1618 Esas ve 2025/1952 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esasa ilişkin istinaf istemleri bu aşamada incelenmeksizin usulen kabulü ile HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda "1-Üst Sınır ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile ... 15. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde takip alacaklısı davacının, takip borçlusu davalıdan 970.730 TL miktarı(asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücreti dahil olmak üzere) alacaklı olduğu, bu miktarın icra dosyasında davanın açılmasından sonra davacı tarafa ödenmiş olması sebebiyle davanın konusuz kaldığını tespitine,

2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla dava ve takibe konu miktar olan 970.730 TL toplam alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3-... 4. Asliye Hukuk Mahkemesince 12.6.2024 tarihinde verilen tedbir kararının istinaf ilamı ile kaldırıldığının tespitine

4-davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine" karar verilmiş olup iş bu karara karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.

İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;

Taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi ile ilgili hükümleri düzenleyen İİK'nun 147/1. maddesinde, ödeme emrine itiraz hakkında İİK'nun 62. maddesinden 72. maddesine kadar olan hükümlerin uygulanacağı yazılıdır. Anılan yasal düzenleme gereğince, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmesi halinde, duran takibin devamını sağlayabilmek için alacaklı, İİK'nun 68. maddesine göre, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi İİK'nun 67. maddesi uyarınca genel mahkemede itirazın iptali davası da açabilir.

İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir.

İtirazın iptâli davası müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibarıyla takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan taleplerin bu davada dikkate alınamayacağı hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir (Emsal HGK Esas 2011/19-617 Karar 2011/749 tarih 14.12.2011 ve Esas 2006/19-260 Karar 2006/251 tarih 03.05.2006).

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hakka “ipotek” denir. İpotekte amaç, alacağa teminat sağlamaktır. İpotek, rehni verenle alacaklı arasında yapılacak resmî senede dayanır. Rehin hakkı, aynî hak olarak bu senede dayanılarak tapu kütüğüne yapılacak tescille doğar. Doğmuş bir alacağı teminat altına almak için kurulan ipotek kesin borç ipoteğidir. İleride doğacak ve doğması muhtemel alacaklar için kurulan ipotek ise üst limit ipoteğidir.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 881/1. maddesi hükmüne göre; “Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir.” Aynı Kanun’un 851/1. maddesi gereğince, “Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.”

Kesin borç ve üst sınır ipoteği ayrımı, ipotekle alacak arasındaki ilişkinin yoğunluğu esas alınmak suretiyle yapılmıştır. İpotek tesis edilirken alacağın miktarının belirli ve borcun mevcut olması kaydıyla ipotek miktarı dışında faiz ve takip giderlerinin de rehin teminatından yararlanacağının öngörülmüş olması hâlinde, tarafların anapara ipoteği kurmak istedikleri kabul edilebilir. Rehin sözleşmesinde ipoteğin alacağa bağlı olarak limitli tesis edildiği hâllerde ise üst sınır ipoteği bulunduğu kabul edilmelidir. İpoteğin kesin borç veya üst sınır ipoteği olması yapılacak takibin türü bakımından önem taşımaktadır.

Kesin borç ipoteğinde temel borç ilişkisinden doğan bir alacak teminat altına alınmaktadır. Alacak mevcut değilse, tescil edilmiş ipotek alacaklı için güvence oluşturmaz. Bu hâlde hakkın kullanılmasında ipoteğin alacağa bağlılığı mutlaktır.

Üst sınır ipoteği ise, ileride doğacak veya doğması muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için bu belirsizliğin ileride getireceği sorunları önlemek amacıyla taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda bir limitle belirlenir. Üst sınır çerçevesinde tescil edilen ipotek, tescil edildiği tarihte mevcut ve miktarı belli olan bir alacağa dayanmadığından, bu ipotek maddî bünyeden yoksun, biçimsel bir ipotek niteliği taşımaktadır.

Yeri gelmişken konu ile ilgisi bulunması nedeni ile temlik sözleşmesinden söz edilmesi gerekmektedir.

Borcun kaynağı ne olursa olsun, alacaklının, alacağını bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik etmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkabilir (Kılıçoğlu, M.A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Ankara 2012, s. 784). Alacağın temliki, mevcut bir alacağın alacaklısının değişmesi işlemidir. Alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine alacağın temliki adı verilir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Baskı, Ankara 2018, s.1252).

Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK'nın m.183 vd. Düzenlenmiş olup rızai temliki düzenleyen 183. maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”, Akdin Şekli başlıklı 184. maddesinde ise; “ Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.” hükümleri mevcuttur.

Şu hâle göre 6098 sayılı TBK'nın 184.maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliği sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup resmî şekle bağlanmamıştır. Dolayısıyla yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, bir kimse bir başkasından olan alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir, böyle bir sözleşme alacağın temliki hükmünde olup, hukuken geçerlidir.

Aynı Kanunun 185. maddesinde; “Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.”

İyi niyetle yapılan ifa başlıklı 186. maddesinde de; “Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.” Borçluya ait savunmalar başlıklı 188. maddesi ise; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir.” hükmünü içermektedir.

Bu hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, alacağın temliki; bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikal etmektedir.

Eğer alacaklı, alacağını bir başkası vasıtasıyla tahsil ettirmek isterse, bu kimseye tahsil yetkisi verecek yerde alacağını ona temlik eder ki, bu hâlde alacağın temliki tahsil maksadıyla yapılmış olmaktadır. Alacaklı, mevcut bir borcu için teminat olmak üzere alacağını kendi alacaklısına rehnedeceği yerde ona temlik ederse, bu hâlde alacağın temliki teminat maksadıyla yapılmış olur.

Dosya kapsamında bulunan ... 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... tarafından borçlular ... ve ... Limited Şirketi aleyhine 970.730,00 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, davalı borçlu ...'in süresi içerisinde borca ve ferilerine itirazın üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, ... 4. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında ipotekli taşınmazın cebri satış yolu ile satıldığı, taşınmaz kaydında ... Bankası adına 1. Derecede davacı adına 2. Derece ve ... şirketi adına 3. Derece ipotek olduğu, ... Bankasının ipotek hakkını davacı ...'na temlik ettiğini beyan ettiği, taşınmazın satışından sonra paylaştırmadan davacıya 2. Derece ipotek hakkı için 3.423,957,67 TL bedeli belirlendiği, 06.06.2024 tarihinde 2.239.953,69 TL borç tahsilatı olarak satıştan isabet eden ödemeye ilişkin tahsilatın olduğu anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince taraf delilleri toplandıktan sonra alınan bilirkişi raporunda özetle; " alacağını temlik eden banka (... Bankası) ile dava dışı kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ... .... LTD. ŞTİ. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş oldukları, keşide edilen kat ihtarı kapsamında muaccel hale gelen alacağın ipotek limiti tahtında davacıya devir ve temlik edilmiş olduğu, davacının da işbu temlik sözleşmesine istinaden bankaya olan ödemeleri yapmış olduğu nazara alındığında, ipotek hakkı devri kapsamında davalı ipotek malikine rücu hakkını kazanmış olduğu, dolayısıyla açılan icra takibinin mevzuata uygun olduğu kanaatinin edinildiği, davacının takip tarihi itibariyle toplam alacağının 970.730,00 TL olduğu takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 970.730,00 TL'na herhangi bir ilaveten faiz ve fer'i işletilmeksizin sadece anapara (ipotek bedeli) tutarının davalıdan istenilebileceği; çünkü; tesis edilen ipotek anapara ipoteği değil, bir üst sınır-limit ipoteği olduğu, bu bakımdan kural olarak ipotek limitini aşkın hiçbir bedelin davalıdan istenilemeyeceği...." tespitlerine yer verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 331/1.maddesinde; " Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile "dava dışı banka ile dava dışı ... şirketi arasında genel kredi sözleşmesi ilişkisi olduğu, davalı tarafın bu sözleşmeden kaynaklı müteselsil kefaletinin olduğu, ayrıca taşınmazı üzerinde şirket lehine "doğmuş ve doğacak tüm borçlardan kaynaklı 970.930 TL'ye kadar 2. derecede ipotek" verildiği, yukarıdaki emsal güncel kararlarda birlikte gözetilerek bu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, davacı tarafın, dava dışı bankanın ... Şubesi'nin ... şirketi ile imzalamış olduğu ... sebebiyle açılmış krediler ve faiz dahil 970.730TL alacağın tamamının 970.730 TL bedel karşılığında temlik aldığı, temlike konu borcu ödediği, temlik tarihinde geçerli TBK'nın 183. Maddesi dikkate alınarak kanun , sözleşme ve para borcunda temlike engel devir yasağı veya bir düzenleme olmadığı, temlik için borçlunun rızasına gerek olmadığından temlikin geçerli bir işlem olduğu, alacağın temlikinden sonra davacının şirkete ve davalıya ihtar çektiği ve icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği,

Dosyada bankacı bilirkişiden rapor alındığı, bu raporda davacının ipotek limitiyle sınırlı olarak davacının davalıdan alacaklı olduğunun belirtildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, icra takibi yapılmadan önce davacı tarafından davalıya ihtar çekildiğinden davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, davadan önce banka tarafından dava dışı şirkete ihtar çekildiğinden şirketin borcu düzenli olarak ödediğine ilişkin beyanlara itibar edilmediği, icra takibinin borçlu şirket ve davalı hakkında başlatıldığından davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmediği, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi olması ve ipoteğin davalı adına kayıtlı olması nedeniyle diğer dava dışı ortağın icra takibinde gösterilmemesi yönündeki itiraza itibar edilmediği, ...'nin 49 ve 50. Sayfalarında 13.2 maddesi c bendinde banka kayıtlarının delil olduğunun kabul edildiği, ödemeye ilişkin ayrıca belge sunulmadığından dava dışı şirketin defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, iş bu davaya konu ipoteğin üstsınır ipoteği olması sebebiyle asıl alacak, faiz, masraflar ve icra vekalet ücretini kapsayacağı, bu masrafların ipotek limitini aşamayacağı, yani davacının iş bu dava ile icra inkar tazminatı haricinde davalıdan 970.930 TL'den daha fazla miktarı talep edemeyeceği, yargılama sırasında davalının adına kayıtlı taşınmazın satılarak davaya konu icra dosyasına 06.06.2024 tarihinde 2.239.953,69 TL satıştan isabet eden ödemeye ilişkin para girişi olduğu, bu miktarın 12.6.2024 tarihli ara karar ile tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verildiği, ancak tedbir teminatının davalı tarafça yatırılmadığı, 10.11.2025 tarihli ... 15. İcra Müdürlüğü'nün yazı cevabından davacı tarafa ödemenin yapıldığının anlaşıldığı,

Davacının iş bu davaya konu alacak istemini ispat ettiği, bununla birlikte üst sınır ipoteği olarak 970.930 TL temlik alınan alacak tutarını davalıdan isteyebileceği, yargılama sırasında bu miktardan daha fazla miktarın icra dosyasına taşınmaz satışından kaynaklı ödenmiş olduğu, ... 15. İcra Müdürlüğü dosyasında 970.930 TL davacıya ödendiği, davacının icra inkar tazminat miktarını, alacak likit olduğundan talep edebileceği" gerekçesi konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan tespitlere, dava dışı ... Limited Şirketi ile dava dışı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan toplam 2.335.264,11-TL kredinin süresinde ödenmemesi nedeni ile hesabın kat edilmesine, davacı tarafından dava dışı bankaya söz konusu kredi borcu nedeni ile 978.100,00-TL ödenmiş olmakla davalıya ait İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada ... parselde kain 7 bağımsız bölüm nolu taşınmaz kaydına dava dışı banka lehine tesis edilen 970.730,00-TL miktarlı ipotek hakkının davacıya temlik edilmiş olmasına, dosya kapsamı ile davalının ipotek miktarını ödediğini ispat edememesine, dava ve takip konusu taşınmazın ... 4. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında satılarak ipotek bedelinin yargılama sırasında takip dosyasına yatırılmasına, ve bu şekilde davanın konusuz kalmasına ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/11-527 Esas, 2023/31 Karar sayılı dosyası, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/1132 Esas ve 2023/4317 Karar sayılı dosyası, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/18921 Esas, 2017/6782 Karar sayılı dosyası ) 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesi kapsamında davacının eldeki davayı açmakta haklı olmasına, alacağın likit olmasına, davalının sorumluluğunun dava dışı şirketin kullandığı kredinin teminatı olarak tesis edilen ipotekten kaynaklanmasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; davalı tarafça ileri sürülen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; yukarıdaki gerekçelerle davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

3-Alınması gerekli 66.310,57 TL ilam harcından peşin alınan 16.577,64 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 49.732,93 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,

Dair, HMK m. 361 ve 7589 sayılı Kanun değişik HMK m. 362 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 06/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1039, K. 2026/2363, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1039-e-2026-2363-k-fdb24c4c7eb0