İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1105 E. 2026/926 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1105
- Karar No
- 2026/926
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1105 Esas KARAR NO : 2026/926
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 28/08/2024 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 2039 Ada 15 Parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşa edilen projeden C Blok 5. Kat 215 numaralı bağımsız bölümü ...Tic. Ltd. Şti ’den 02.09.2011 tarihinde Satış Vaadi Sözleşme ile satın almak üzere 103.000,00 TL bedel karşılığında anlaştıklarını ve bu bedelin tamamını sözleşme tarihinde ödediğini, sözleşmeye göre davalı tarafın dava konusu taşınmazı en geç 30.06.2012 tarihinde teslim etmesi gerektiğini ancak bugüne kadar daireyi teslim etmediği gibi cezai şarta istinaden de herhangi bir ödeme yapmadığını, bu nedenlerle; dava konusu taşınmazın satılma ihtimali ve davalının mal kaçırma ihtimaline karşı dava konuş taşınmaz üzerinde ihtiyaten tedbir konulmasına, 3. Kişilere devir temlikinin önlenmesine ve icra iflas yolu ile satışların tedbiren durdurulmasına, bunların mümkün olmaması durumunda tapuya davalıdır şerhinin konulmasına, bağımsız bölüm üzerindeki haciz ve ipoteklerin kaldırılarak davalı adına kaydının iptal edilerek davacı adına tescil edilmesine, tescilin mümkün olmadığı durumda davacının ödemiş olduğu bedelin en yüksek faizle iadesine, sözleşmeye göre teslim tarihini olan 30.06.2012 tarihindeki kira rayicinin tespit edilerek faiziyle birlikte davalıdan alınarak tarafına verilesine, söz konusu bağımsız bölümün taahhüt edildiği hali ile mevcut hâli arasındaki farkların maddi değerinin tespit edilmesi ve bu bedelin güncel değerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve son olarak yargılama giderinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: İflas idaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ...Esas Sayılı davada alınan 24.03.2021 tarihli kararla .... Ltd. Şti.’nin resmi iflasının açıklandığı, 10.05.2023 tarihinde 2. alacaklar toplantısının yapıldığını, iflas idaresi adına 01.07.2024 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzalandığını, huzurdaki davanın tapu iptal ve tescil davası olması ve gayrimenkulün aynına ilişkin olması sebebi ile Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, dolayısı ile davanın görevsiz mahkemede açıldığı, 02.09.2011 tarihinde imzalandığı iddia edilen sözleşmenin resmi şekil şartlarına uymadığı için geçersiz sayılması gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmenin geçerli sayılması durumunda söz konusu sözleşmenin imzalandığı tarih itibarı ile 10 yılık zaman aşımına uğradığını, bilahare yaşanan gecikmede davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, gecikmenin ... Belediyesinin İmar Planlarının iptal edilmesi sebebi ile meydana geldiği ve bu durumun mücbir sebep sayılması gerektiği, kaldı ki dava konusu inşaatın seviyesinin % 90 mertebelerinde olduğunu, bu nedenlerle; öncelikle davanın usulen reddine aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi, talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin .... Esas ...Karar sayılı kararı sonrasında ... 13. Tüketici Mahkemesinin ... Esas ...Karar sayılı kararı üzerine görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize geldiği anlaşıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ... Esas... Karar sayılı kararında şu değerlendirmeler yapılmıştır: "Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre ticaret mahkemesidir. Bu nedenle davalı şirketin iflas tarihinden sonra açılan iş bu davaya bakmakla görevli mahkeme ticaret mahkemeleri olduğundan ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Kararın bu gerekçelerle görev yönünden resen kaldırılması gerekir." Mahkememizce davacı tarafından açılan davanın iflas tarihinden sonra olduğu ve 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gözetilerek davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı kararı doğrultusunda davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Mahkememizce davacı vekiline iflas masasına başvuruda bulunmak ve alacağını kayıt ettirmek ve belirlemek için süre verilmiş olup, davacı tarafından kayıt kabul talebi ile iflas masasına başvuru yapıldığına ilişkin dilekçe sunulmuş, iflas dairesi tarafından da müzekkere cevabına ek olarak gönderilmiştir. Davacı tarafından delil dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan; adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; taşınmazın 103.000,00-TL bedel karşılığında davalı müflis şirket tarafından davacıya davaya konu bağımsız bölümün satışının vaat edildiği ve satış bedelinin peşin olarak ödendiği ancak ilgili taşınmaz davacıya devredilmeden müflis şirketin iflas ettiği ve satış vaadi sözleşmesinin davalı müflis tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde; davacı ve davalı müflis arasında iflas tarihinden önce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde davacının davaya konu taşınmaz için satış bedelini müflis şirkete peşin olarak ödediğinin sözleşmede belirtildiği anlaşılmakla davacının taraflar arasındaki düzenleme şeklindeki yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki üzerine düşen bedel ödeme edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Davanın iflas tarihinden sonra açılması ve aynen ifanın müflis ya da iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmemesi karşısında 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının alacağının para alacağına çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından müflis şirkete karşı sözleşmede üstlenilen edimin yerine getirildiği, davacının müflis şirkete karşı borcunun olmadığı ve tüm satış bedelinin müflis şirkete ödendiği sabit olup, müflis şirket tarafından taşınmazların tamamlanarak davacıya tapusunun devredilmediği ve tapunun müflis şirket adına kayıtlı olduğu, sözleşme kapsamında davacı bedel ödeme edimini yerine getirmiş ise de müflis şirketin davaya konu taşınmazları tamamlayarak tapusunu devir borcunu yerine getirmediği anlaşılmıştır. Buna karşılık taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri kapsamında bedel ödeme borcunun davacı tarafından yerine getirildiği ve satış bedelinin müflis şirkete ödendiği, davacının borcunun olmadığı yazılı imzası inkar edilmemiş satış vaadi sözleşmesi ile sabit olup, davalı müflis şirket tarafından ise üstlenilen borcun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından tapu iptal ve tescil ile aynen ifa talep edilmiş ise de bu talebin iflas müdürlüğü tarafından kabul edilmediği ve aynen ifanın yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmenin iflas tarihinden önce fesih ya da dönme ile de sonuçlandırılmadığı gibi davalının edimi yönünden imkansızlık nedeniyle borcun sona ermesinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflis ile davacı arasındaki sözleşmede davalı müflisin edimi olan taşınmazın tapu kaydının davacıya devrine yönelik müflisin borcunun muadil kıymette paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı müflis iflas idaresi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin noterde düzenlenmediği adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Buna karşılık davalı müflis şirketin davaya konu satış vaadi sözleşmesinde yapsatçı müteahhit konumunda bulunduğu ve proje sahibi anlaşılmakta olup, davalı ile davacı arasındaki davalı tarafından inşa edilen taşınmazdaki bağımsız bölüme yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin temlik sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve 6098 sayılı Kanun'un temlike yönelik hükümleri gereğince yazılı olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul, 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir." Yargıtay 7. Hukuk Dairesi... E.,...K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Öte yandan yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde Borçlar Kanunu'nun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. Davacı, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: " Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 10/06/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ...E., ...K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı 22/05/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir." Bu bağlamda her ne kadar davalı iflas idaresi vekili taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de davalı müflisin yapsatçı müteahhit konumu ve davacıya satılan bağımsız bölüm bakımından proje sahibi olduğu gözetildiğinde davalı iflas idaresi vekilinin geçersizliğe yönelik itirazına itibar edilmemiştir. Yine davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davalı müflis tarafından taşınmazın tamamlanarak davacıya teslim edilmediği bu suretle zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazına da itibar edilmemiştir. Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davacı ve müflis arasındaki ilişkinin bu niteliği ve müflis tarafından tapu devir borcunun yerine getirilmemesi hususu akde aykırılık niteliğinde olup, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi ve 125. Maddesi gereğince müspet zarar talep edilebilecektir. Davacının müspet zararı ise iflas tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeridir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından ...Esas ... Karar sayılı kararında şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme İcra ve İflas Kanunun 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre Ticaret Mahkemeleridir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin...Esas ...Karar sayılı işbu dosyaya özgü kaldırma ilamına yönelik kararında şu değerlendirmeler yapılmıştır: "Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir." .. 14. Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında ...Esas sayılı dosyasında Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; müflis tarafından davacıya satışı vaat edilen taşınmazın inşaatı tamamlanmış bir halde piyasa rayiçlerine göre iflas tarihi itibariyle değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki 13.01.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu davacı ile müflis arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre davacıya satışı vaat edilen bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle tamamlanmış haldeki piyasa rayiç değerinin 210.000,00-TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13.01.2025 tarihli raporda davaya konu satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 210.000,00-TL olduğunun uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiği, raporun gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve teknik ve fenni tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla müflise karşı borcunu ifa eden davacı tarafından talep edilebilecek zararın müspet zarar kapsamında iflas tarihi itibariyle davacının müflisten olan alacağının taşınmazın inşaatının tamamlanmış haldeki iflas tarihindeki rayiç değerine göre paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının müflisin sıra cetveline kaydını talep edebileceği alacak miktarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazların tamamlanmış bir haldeki piyasa rayiçlerine göre iflas tarihindeki değeri olan 210.000,00-TL olacağı anlaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Bu durumda mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirilmek suretiyle davayı kayıt kabul davası olarak neticelendirmektir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından ...Esas...Karar sayılı kararı da taşınmazların iflas tarihindeki rayiç değerine göre hesaplanacak tazminat bedelinin sıra cetveline kayıt kabulüne karar verilmesi gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir: "Sıra cetveline itiraz davasında da, görevli mahkeme İcra ve İflas Kanunun 235/1 maddesine göre iflas kararını veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir. Bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK 235/1 maddesine göre Ticaret Mahkemeleridir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ...Esas ... Karar sayılı işbu dosyaya özgü kaldırma ilamına yönelik kararında şu değerlendirmeler yapılmıştır: "Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil isteme hakkı şahsi hak bahşettiğinden ve dayanak adi yazılı temlik sözleşmesi tapu siciline şerh verilmediğinden davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulüne olanak yoktur. Davalı şirketin iflasıyla, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşmüştür. İİK'nın 198. maddesi uyarınca davacının mevzuu para olmayan alacağı ona muadil bir kıymette para alacağına çevrileceğinden ve bu kıymetin taşınmazın iflas tarihi itibariyle belirlenecek kıymeti olacağı da sabittir." Sonuç olarak müflisin iflas idaresi tarafından davacının aynen ifaya yönelik tapu iptal ve tescil talebinin kabul edilmediği anlaşılmakla davacının tapu devrine yönelik alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği ve davacı tarafından ancak akdi ilişki kapsamında taşınmazın tamamlanmış haldeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerini müspet zarar kapsamında talep edebileceği anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, müflisin borcu niteliğindeki devri gereken taşınmazın iflas tarihi itibariyle inşaatı tamamlanmış haldeki piyasa değeri olarak tespit edilen toplam 210.000,00-TL davacı alacağının iflas tasfiye işlemleri ... 1. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen müflis.... LTD. ŞTİ.'nin sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde ayrıca taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalı müflis tarafından taahhüt edilen teslim tarihinden dava tarihine kadar rayiç kira bedeli doğrultusunda gecikme tazminatı ve taşınmazın projesine uygun olarak eksikliklerin tamamlanmasına yönelik bedelin hesaplanarak tazminat miktarı da talep edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafından gecikme tazminatı talep edilmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesi gereğince gecikme tazminatı ancak aynen ifa ile birlikte talep edilebilecek bir seçimlik hak niteliğinde olup, davaya konu somut olayda aynen ifanın mümkün olmadığı bu nedenle taşınmazın rayiç değeri niteliğindeki davacı müspet zararının sıra cetveline davacı alacağı olarak kayıt kabulüne karar verilebileceği bununla birlikte aynen ifanın mümkün olmaması ve rayiç değer olarak müspet zarara hükmedilmesi nedeniyle aynı anda aynen ifa talebi ile birlikte talep edilebilecek gecikme tazminatının talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının gecikme tazminatına yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi de ... E.,... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "...'ce geç teslimden kaynaklanan kira alacağı ve gecikme cezası taleplerinin reddine karar verilmiş olup, açıklanan nedenlerle sözleşmenin aynen ifa olanağı kalmayıp müspet zarara hükmedilirken aynı anda edaya ek olarak istenebilecek kira kaybı ve cezai şart alacağı şeklinde menfi zarara da hükmedilmesi mümkün değildir. Geç teslimden kaynaklanan kira alacağı asıl talebe yani tapu iptali ve tescil istemine bağlı olduğundan ve asıl talep reddedildiğinden asıl talebi bağlı geç teslimden kaynaklanan kira alacağının ve gecikme cezasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup,davacı vakilinin istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında ise aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "-Ayrıca kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu sebeple kayıt kabul davalarında maktu karar ve ilam harcı alınması, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. 4-Kabul yönünden ise tescil mümkün görülmeyip tazminata hükmedildiği halde sözleşmenin ifasına bağlı gecikme ve kira tazminatının tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır "Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zarar malvarlığındaki eksilme yani bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri olduğundan, İDM'ce taşınmazın gerekçeli denetime ve hüküm vermeye elverişli uzman bilirkişi kurulu raporu ile dava tarihi itibariyle belirlenen rayiç değeri 700.000,00 TL'den davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye 657.660,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin hüküm altına alınan bedele ilişkin istinaf başvuru sebep ve gerekçesi yerinde görülmediğinden reddi gerekir. Davacı vekili cezai şart ve kira kaybı alacağının davalıdan tahsilini talep etmiş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle sözleşmenin aynen ifa olanağı kalmayıp müspet zarara hükmedilirken aynı anda asıl ifaya ek olarak istenebilecek kira kaybı ve cezai şart alacağı şeklinde menfi zarara da hükmedilmesi mümkün değildir. Cezai şart ve kira kaybı alacağının tahsili talebi asıl talebe yani tapu iptali ve tescil istemine bağlı olduğundan ve asıl talep reddedildiğinden asıl talebi bağlı cezai şart ve kira kaybı alacağının tahsili talebinin de ...'ce reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin cezai şart ve kira kaybı alacağı talebinin reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde görülmediğinden reddi gerekir." Davacı tarafından taşınmazdaki eksikliklerin tamamlanmasına yönelik tamamlama bedeli de dava dilekçesinde talep edilmiş ise de taşınmazın tapusunun davacıya devredilmediği mülkiyet aktarımının olmaması sebebiyle taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmasına yönelik eksik ifadan kaynaklı tazminat alacağının da davacı tarafından talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının bu yöndeki fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, a-Davacının Tapu iptal ve tescil talebinin REDDİNE, b-Davacının tazminat talebine konu 210.000,00-TL taşınmaz rayiç bedel alacağının .... 1. İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflis ...LTD. ŞTİ.' nin iflas masasına davacı alacağı olarak 4. sıradan KAYIT VE KABULÜNE, davacının gecikme tazminatına ilişkin fazlaya yönelik talebinin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL peşin harç ve 732,00 TL başvuru harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA , 3-Davacı tarafından yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 906,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.906,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2026 Katip ¸e-İmzalıdır.
Hakim ¸e-İmzalıdır.