Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1568 E. 2026/2429 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1568
Karar No
2026/2429
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1568 KARAR NO : 2026/2429 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2020/236 Esas, 2024/529 Karar

DAVACILAR : 1 -... -TCK NO:..., ... VEKİLİ : Av. ..., : 2 -... -... VEKİLLERİ : Av. ..., DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat

BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2022/124 ESAS, 2022/533 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVACI : VEKİLİ : Av. ... - DAVALI :... - (V.N....) VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 30/09/2026 YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/236 esas ve 2024/529 karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ...Ş. arasında 13.09.2019 tarihinde ... poliçe nolu Koru İşyerim Sigorta Poliçesi imzalandığını, sigorta poliçesinin kapsadığı 21.10.2019 gününü 22.10.2019 gününe bağlayan gecede müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği ''... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Sokak No:7/B '' riziko adresinde yangın meydana geldiğini, yangın raporunda ''yangının fabrikadaki makinelerin bulunduğu kısımda ki elektrik panosunun içinde ki kabloların şase yapması sonucu'' meydana geldiğinin tespit edildiğini belirterek her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile gerçekleşen riziko nedeni ile; bina hasarı için 20.000,00.TL, makina-demirbaş hasarı için 20.000,00.TL, elektrik tesisatı için 20.000,00.TL, hammade- emtia hasarı için 20.000,00.TL (KDV klozu dahil), iş durması zararı için 20.000,00.TL olmak üzere toplam 100.000,00.TL maddi tazminatın dava konusu yangının meydana geldiği 22.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilemesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; hammade ve emtia zararı için talep ettikleri 20.000,00.TL tazminatı 9.425.690,89.TL'ye, makine ve demirbaş zararı için talep ettikleri 20.000,00.TLtazminatı 1.450.000,00.TL'ye, bina zararı için istedikleri 20.000,00.TL tazminatı 316.191,00.TL'ye, elektrik tesisatından kaynaklanan zararlar için talep ettikleri 20.000,00.TL tazminatı 413.085,55.TL'ye, iş durması zararı için istedikleri 20.000,00.TL tazminat 25.000,00.TL'ye yükselttiklerini beyan ederek sonuç itibariyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere toplam 11.629.967,44.TL maddi tazminatın 22/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: sigorta poliçesinde sigorta ettiren ve sigortalı sıfatıyla ... Ltd. Şti.'nin kayıtlı olduğunu, ...'un aktif husumet ehliyetinin olmadığını, dava dilekçesinin HMK'nin 119.maddesine uygun düzenlenmediğini, davacının delillerinin müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, rizokonun meydana geldiğini, binanın içindeki demirbaş, makine ve tesisatla birlikte ...'a ait olduğunu, diğer davacıya kiralandığını, bu nedenle TTK'nin 1408.md gereğince sigorta menfaatinin yokluğundan dolayı poliçenin geçersiz olduğunu, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/94 D.iş sayılı dosyasında gerçekleştirilen delil tespitinin müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, müvekkiline tebliğ edilmeyen delil tespiti raporunun hükme esas alınamayacağını, ... Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nın düzenlediği rapora göre; fabrika içerisindeki makinelerin bulunduğu kısımdaki elektrik panosunun içindeki kabloların şase yapması sonucu yangın meydana geldiğini, müvekkiline yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açılarak bağımsız eksper tarafından inceleme yapılarak rapor düzenlendiğini, bu ekspertiz raporunda tespit edilen zarar kalemleri ile tespit dosyasındaki rapor arasında fahiş bir fark bulunduğunu, davacının emtia hasarı adı altında talep ettiği tutarın kabulünün hiçbir şekilde mümkün olmadığını, emtia alımına ilişkin faturalarda usulsüzlük bulunduğunu, tedarikçi firmaların ziyaret edildiğini, ancak faaliyet adreslerinde faturaya konu malın ticaretini yaptıkları konusunda hiçbir bulgu olmadığını, bu firmaların malı depolayacak tesislerinin olmadığını ve malı alış yerinden firmaya gönderdiklerini ve bu nedenle malı görmediklerini beyan ettiklerini, ancak alım yaptıkları firmanın adını vermekten kaçındıklarını, tedarikçiler hakkında yapılan araştırmalar sonucu şüpheli sonuçlara ulaşıldığını, tedarikçiler tarafından düzenlenen faturaların açık fatura olduğunu, davacı firmanın ihtiyacından çok miktarda mal satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin ihbarı üzerine Maliye tarafından inceleme başlatıldığını, ayrıca ... CBS'ye davacı şirket ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, karton ve naylon ambalaja sarılmış alüminyum ruloların dışındaki naylonun erimeden sıcaktan zarar görmeyeceğini, ruloların bulunduğu zeminin ıslanmadığını, bu sebepten dolayı zarar görmediklerini, ruloların tamamının kullanılmaz hale geldiği iddiasının gerçek olmadığını, davacının zararı abarttığını, haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, talep edilen birim fiyatlarınında doğru olmadığını, emtia miktarına ilişkin de tutarsızlıklar ve usulsüzlükler bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ...Ş. arasında 13.09.2019 tarihinde ... poliçe nolu Koru İşyerim Sigorta Poliçesi imzalandığını, sigorta poliçesinin kapsadığı 21.10.2019 tarihini 22.10.2019 tarihine bağlayan gece de müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği "... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Sokak No:7/B" riziko adresin de yangın meydana geldiğini, zararın karşılanması için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/236 esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığını, müvekkilinin zararlarının telafisi imkansız bir boyuta geldiğini, bununla birlikte bir de davalı tarafından, haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirket hakkında SİSBİS kaydı oluşturulduğunu, bu nedenle müvekkilinin fahiş primler ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirket zararının daha büyük boyutlara oluşmasını engellemek için davalı tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak oluşturulan SİSBİS kaydının kaldırılması için iş bu davanın açıldığını belirterek, her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirket aleyhine oluşturulan SİSBİS kaydının hukuka aykırı işlendiğinin tespiti ile kaydın kaldırılmasına kararı verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın ileri sürmüş olduğu iddia ve taleplerin hukuka ve somut gerçeğe aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi talep ettiklerini, öncelikle SİSBİS kaydını tutan kurumun müvekkili şirket olmadığından ve SİSBİS kaydını müvekkili şirketin kaldıramayacağını beyan ederek davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacının bina, makine, elektrik tesisatı ve emtiadan dolayı ayrı ayrı olmak üzere talep edilen 20.000,00'er.TL'nin çok üzerinde bir zararının olduğunun açıkça anlaşıldığı, diğer taraftan poliçenin iş durması klozuna göre; poliçe kapsamında meydana gelecek hasarlar sonucunda işin durması halinde muhteviyat için ödenecek tazminatın azami %10'u kadar ve her halükarda azami 25.000,00.TL'sine kadar tazminat ödenmesi gerektiği, yangın nedeniyle işin uzun süre durduğu, bu sebeple oluşan zararın dava dilekçesinde istenen 20.000,00.TL'nin çok üzerinde olduğu, fiilen gerçekleşen ve bu nedenle sigortacının sorumlu tutulması gereken tazminat tutarının %10'nun da 20.000,00.TL'nin çok üzerinde olacağı, dava dilekçesinde istenen zararların poliçenin kapsamında bulunduğu ve teminat tutarlarının altında kaldığı, ıslahla arttırılan kısım yönünden ise, davanın kısmi dava olarak açıldığı, zaman aşımının yalnızca dava dilekçesinde belirtilen miktarlar yönünden kesildiği, fazla kısımlar yönünden işlemeye devam ettiği, muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolduğu, dava tarihinden itibaren de ıslah tarihine kadar 2 yıllık sürenin geçtiği, ıslah yoluyla davanın türünün değiştirilemeyeceği, zamanaşımı durduran ya da kesen herhangi bir sebep gerçekleşmediği gerekçesi ile asıl davada; ...'un davasının aktif husumet yokluğundan reddine, ... Ltd. Şti.'nin davasının ise toplam 100.000,00.TL üzerinden (dava dilekçesinde istenen rakamlar üzerinden) kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen dava yönünden ise; davacı vekillerinin 14/05/2024 tarihli celsede birleşen davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davalı vekilinin de, aynı celsede ve aynı tarihli dilekçesinde, birleşen davadan feragat edilmesinden dolayı yargılama gideri ile vekalet ücreti istemediklerini beyan ettiği, 6100 Sayılı HMK'nin 307. maddesi gereğince; feragat, talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçilmesi olduğu, aynı Yasa'nın 309/2. maddesinde; feragatin hüküm ifade etmesi için mahkemenin ya da karşı tarafın muvafakatine ihtiyaç olmadığının belirtildiği, 311. madde gereğince, feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu gerekçesi ile birleşen davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi yargılamayı açık bir şekilde usul ve yasaya aykırı şekilde yürüttüğünü, adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olduğunu, yapılan yargılamanın hukuken sakat olduğunu, her ne kadar davalı tarafından 25.06.2020 tarihinde dava dilekçesini tebliğ aldıkları beyan edilse de dosya kapsamında tebligat parçasının olmaması, mahkeme tarafından hazırlanan tebligata ilişkin gönderi numarası sorgulamasında tebligatın mevcut olmadığı tespiti karşısında usule uygun bir tebligat yapılmadığını, davalının cevap dilekçesini süresi içinde verip vermediğinin tespitinin yapılamayacağını, davanın 16.03.2020 tarihinde açıldığını, davalının dava dilekçesini 25.06.2020 tarihinde tebliğ aldığını iddia ettiğini, mahkemece bu davanın usule aykırı yürüttüğünü, İlk Derece Mahkemesi kararında davalının temerrüte düştüğü tarihi yanlış hesapladığı gibi gerekçenin de belirtilen faiz başlangıç tarihi ile hüküm altına alınan faiz başlangıç tarihinin çelişkili ve hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin davayı kısmi dava olarak nitelendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, kısmi ıslaha karşı zaman aşımı definde bulunulamayacağını, cevap dilekçesi ile zaman aşımı definde bulunmayan davalının ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı definde bulunamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzman raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da hükme esas almaya elverişli olmadığını, davacının ıslah talebini dayandırdığı bilirkişi raporunda esaslı maddi ve hukuki hataların mevut olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Esas dosyadaki dava, maddi tazminat istemine, birleşen dosyadaki dava ise SİSBİS kaydının hukuka aykırı işlendiğinin tespiti ile kaydın kaldırılmasına ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait fabrika binasının içindeki demirbaş eşya, makine ve emtialarla birlikte davalı ... tarafından sigortalandığını, akabinde fabrikada meydana gelen yangın sonucu binanın, makinelerin ve emtiaların yanarak zarar gördüğünü, üretim faaliyetinin de durduğunu, zarar ile ilgili gerek müvekkilleri tarafından gerekse davalı ... tarafından delil tespiti yaptırıldığını, müvekkilleri tarafından zararın karşılanması amacıyla davalı ... şirketine ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını belirterek müvekkillerinin uğramış oldukları zararın sigorta poliçesi kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise davacının taleplerinin fahiş olduğunu zarar hesabı için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede mahkemece yazılı gerekçeyle esas dosya yönünden davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın ise kısmen kabul, kısmen reddine, birleşen davanın ise feragat sebebiyle reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (BK m. 140, TBK m. 161). Zamanaşımı def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş ancak bu dilekçede zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ise cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı ileri sürülebilecektir. Ancak bunun için süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş olması gerekir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyenin ıslah edebileceği bir işlem de yoktur, bu nedenle süresinde olmayan yeni cevap dilekçesi vermek suretiyle ıslah talebinde bulunulamaz. Dava dilekçesinin ıslahı ile talep sonucunun artırılması durumunda bu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasının yani zamanaşımı def'inin davalı tarafından hangi sürede ileri sürüleceğine ilişkin gerek eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) gerekse yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ne var ki yorum yoluyla dava dilekçesinde ileri sürülen alacak talebine karşı cevap süresi içinde zamanaşımı def'nin ileri sürülme esasına göre davalı tarafından ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede zamanaşımı def'inde bulunulması gerekir. Aksi düşünce zamanaşımının def'i olma özelliği ve TBK m. 161/son madde hükmüne aykırı olacaktır. Zamanaşımı kişisel bir savunma (def'i) olup ancak ileri süren davalı yönünden değerlendirilebilir. Bu savunma açıkça ve usulüne uygun şekilde ileri sürmeyen diğer davalılara sirayet de etmez. Islahın konusunu tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğundan taraflardan birinin ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerekir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez.(bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/3044 Esas, 2025/11487 Karar sayılı kararı) 6102 Sayılı TTK’nın 1420. maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Yine Yangın Sigortası Genel Şartları'nın C.10 maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden ıslahla arttırılacak miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.(bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025/10695 Esas, 2025/16907 Karar sayılı kararı) Her ne kadar davacı vekili tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen zamanaşımı definin sonradan ileri sürülemeyeceği iddia edilmiş ise de, eldeki davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, kısmi davada zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden ıslah ile arttırılacak miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerektiği, davalı tarafından dava dilekçesinde belirtilen miktara ilişkin cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmese bile, ıslah ile arttırılan kısma ilişkin ıslah dilekçesinin tebliğinden sonra süresi içerisinde zamanaşımı definin ileri sürülebileceği, eldeki dava dosyasında da davalı tarafından süresi içerisinde ıslah ile arttırılan kısma ilişkin zamanaşımı definin ileri sürüldüğü, riziko tarihi(22/10/2019), ihbar tarihi(30/10/2019), arabuluculuk ve dava tarihi ile pandemi ve 06/02/2023 depremi sebebiyle duran süreler de nazara alındığında ıslah tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bir an için davalı ... şirketinin .... Noterliği'nin 17/01/2020 tarihli ve 00732 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tazminat borcunun bir kısmını ikrar ettiği ve ödeme teklifinde bulunduğu, yine cevap dilekçesinde de benzer mahiyette ikrar beyanında bulunduğu düşünülse dahi bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 154/1 maddesi uyarınca zamanaşımının kesileceği, ancak ihtar tarihi ve cevap dilekçesi tarihi ile ıslah tarihi nazara alındığında yine iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu sebeple ıslah ile arttırılan kısım yönünden davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı ... her ne kadar bina maliki olarak dava açtığını ve TTK'nın 1478. maddesi uyarınca zarar gören olarak işbu davayı açabileceğini beyan etmiş ise de, dava konusu bina ve içindeki makinelerin davacı şirkete kiralandığı, dava konusu poliçenin iş yeri sigorta poliçesi olup, bu tür poliçelerin karma poliçe niteliğinde olduğu ve hem mal sigortası, hem de sorumluluk sigortası niteliğinde olduğu, işbu poliçe ile ilgili teminatlara ilişkin dava açma hakkının da poliçede adı geçen sigortalı şirkete ait olduğu, TTK'nın 1478. maddesinin zarar gören üçüncü kişilere ait doğrudan dava açma hakkını düzenlediği, ancak yangın olayı sebebiyle zarar görenin bizzat menfaat sahibi sigortalı şirketin kendisi olduğu, bu sebeple davacı ...'un aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve adı geçen davacı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bilindiği gibi 6102 sayılı TTK'nın 1427. maddesinde "Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir. Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez" hükmü yer almaktadır. Eldeki dava dosyasında mahkemece her ne kadar hükmedilen tazminata 17/12/2020 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmiş ise de, hükmün gerekçesinde davalının 17/12/2019 tarihinde temerrüde düştüğünün belirtildiği, bu haliyle kararın gerekçesi ile hüküm kısmının çeliştiği, bu hususun açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca eldeki dava dosyasında dava açılmadan önce noter kanalıyla davalı ... şirketine gönderilen ihtarnamenin 30/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, TTK'nın 1427. maddesi uyarınca işbu tebliğ tarihine kırkbeş gün eklendiğinde davacının 14/12/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, dolayısıyla hükmedilen tazminata işbu temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde ve temerrüt tarihi de hatalı tespit edilmek suretiyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun düşmediği, davacı vekilinin bu sebeple istinaf talebinde haklı olduğu, kararın bu sebeple kaldırılması gerektiği, sair istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına, yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve dava dilekçesinde belirtilen değerler üzerinden davanın kısmen kabulüne, ıslah ile arttırılan kısım yönünden ise davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, meydana gelen yangın olayı sonucu zarar gören bina, demirbaş, makine ve emtia ile iş durmasından kaynaklı zararların dava konusu poliçe kapsamında teminat altında olduğu, davacının zararlarının dava dilekçesinde belirtilen miktarların çok üzerinde olduğu, mahkemece bu husus nazara alınarak dava dilekçesinde belirtilen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, 2)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun KABULÜNE, 3)-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/236 esas ve 2024/529 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4)-HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, A-)ESAS DOSYA YÖNÜNDEN; 1-...'un davasının aktif husumet yokluğundan dolayı REDDİNE, 2-... 'nin davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; -100.000,00.TL'nin 14/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ÖDENMESİNE, -Fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 3-Hükmedilen alacak üzerinden alınması gereken 6.831,00.TL harcın, peşin ödenen 1.707,75.TL harç ve ıslah harcı olarak ödenen 198.610,76.TL harç olmak üzere toplam 200.318,51.TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 193.487,51.TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacının peşin ödediği 6.831,00.TL harcın davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, 5-Davacı ...'nin yapmış olduğu 8.858,00.TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmına isabet eden 76,16.TL'sinin davalıdan alınarak bu davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 45.000,00.TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı şirketin davasının reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 45.000,00.TL vekalet ücretinin davacı şirketten tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı ...'un davasının aktif husumet nedeniyle reddine karar verildiğinden AAÜT gereğince hesaplanan istinafa gelen tarafın sıfatı ve kazanılmış haklar göz önüne alınarak 17.900,00.TL vekalet ücretinin adı geçen davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 9-Arabuluculuk sürecinden dolayı T.C Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul edilen kısmına isabet eden 11,00.TL'sinin davalı ...Ş.'den, davanın reddedilen kısmına isabet eden 1.309,00.TL'sinin ise davacı ...'nden tahsil edilerek HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 10-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, B-)BİRLEŞEN DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 1-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 427,60 TL'den, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacı ...'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Taraflarların yapmış oldukları yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 3-Talep olmadığı için davalı lehine vekalet ücreti taktirine YER OLMADIĞINA, 4)-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, İstinaf incelemesi yönünden; 1-a)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı şirkete İADESİNE, b)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.831,00.TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan 1.707,75.TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25.TL nisbi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 2-a)-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafça yapılan 1.169,40.TL istinaf yoluna başvurma harcı, 580,00.TL tebligat gideri ve 268,90.TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.018,30.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı şirkete VERİLMESİNE, b)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5)-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.30/09/2026

... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1568, K. 2026/2429, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1568-e-2026-2429-k-bce347a48569