Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/869 E. 2026/1009 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/869
Karar No
2026/1009
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/869 Esas

KARAR NO:2026/1009

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/12/2025

NUMARASI:2024/821 Esas, 2025/1126 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından destek hizmet sözleşmesi gereğince davacının çalıştırdığı işçiler için Hazine tarafından ödenmesi gereken %5 işveren katkı payının davacı hak edişinden davalı tarafça haksız olarak kesildiğini ileri sürülerek haksız olarak kesildiği iddia edilen 40.000,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik itirazı ile birlikte arabuluculuk görüşmesinin yetkili temsilci ile yapılmaması nedeniyle usulüne uygun arabuluculuk başvurusunun olmadığını ve alacağın zamanaşımına uğradığını iddia ederek talep edilen alacağın yasa ve sözleşme gereğince mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki hizmet temini (alım) sözleşmesi gereğince dava konusu alacağın zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereğince 10 yıl olduğu, davalı tarafından davacıya 23.02.2011 tarihinde sözleşmenin feshedileceğine ilişkin ihtarnamenin gönderildiği, davacı şirketin arabuluculuğa başvuru tarihinin 16.11.2021 tarihi olduğu, dava tarihinin ise 13.01.2022 tarihi olduğu, davacının açtığı İstanbul 7. ATM'nin 2016/1014 Esas sayılı dava dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedenlerle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

DAİREMİZİN 2024/919 ESAS 2024/1129 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI

Davacının, 16/11/2011 tarihli fatura düzenleyerek 12/10/2015 tarihinde davalı aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlattığı, takibe itiraz üzerine İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1014 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davasını açtığı, anılan dosyada 04/10/2018 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakla bu kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak derdestlik durumunun değerlendirilmesi gerektiği, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki takibe dayanak faturanın 16.11.2011 tarihli 13.067,41 TL bedelli fatura olduğu, itiraz üzerine açılan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1014 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasının konusunun bu fatura olduğu, ancak davaya konu alacak davasında, davacı tarafça harca esas bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 40.000,00 TL olarak gösterildiği, dolayısıyla dosya kapsamındaki bilgilerden iş bu alacak davasına konu dayanak faturaların hangi faturalar olduğu anlaşılamadığından mahkemece, davaya dayanak faturaların hangi faturalar olduğunun HMK 33. madde gereğince davacıya açıklattırılarak her bir fatura ile ilgili olarak daha öncesinden başlatılan varsa icra takip dosyaları ile dava dosyaları celp edilerek dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti için tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik araştırma ile karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.4 bendi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

KALDIRMA İLAMI SONRASINDA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23.09.2010 tarihli olduğu, davalının Üsküdar ... Noterliğinin 23.02.2011 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği, davacının arabuluculuğa başvuru tarihinin 16.11.2021, davanın ise 13.01.2022 tarihinde açıldığı, davacı tarafından açılan İstanbul 7. ATM'nin 2016/1014 esas sayılı dosyasının açılmamış sayılmasına karar verildiği, iş bu davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin feshedileceğine dair varsayımsal uyarı ihtarnamesi dikkate alınarak yapılan zamanaşımı hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu, pandemi nedeniyle sürelerin ilk önce 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar, daha sonra 01.05.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar uzatıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresi hesaplanırken pandemi sürecinde duran sürelerin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında değerlendirilmesi gerektiğini, davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, davacı şirketin açtığı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1014 E. sayılı itirazın iptali davasında alacağını icra takibine konu etmesi nedeniyle TBK m.154/2 uyarınca zamanaşımının kesildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki destek hizmetleri sözleşmesi gereğince haksız olarak kesildiği iddia edilen işveren destek katkı payı alacağının davalıdan tahsiline yöneliktir.Davalı tarafça, süresi içinde cevap dilekçesiyle birlikte derdestlik itirazında ve zamanaşımı definde bulunulmuştur.Mahkemece, kaldırma ilamı sonrasında, davada 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olup karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı tarafın 16/11/2011 tarihli fatura düzenleyerek 12/10/2015 tarihinde davalı aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlattığı, takibe itiraz üzerine İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1014 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı, anılan dosyada 04/10/2018 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu kararın 11.11.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davanın açılmamış sayılması kararı ile dava açılması ile meydana gelmiş olan sonuçlar son bulur. Bu bağlamda davanın açılması ile doğmuş bulunan derdestlik durumu davanın açılmamış sayılması ile son bulur. Dolayısıyla bu davada karar verilmeden önce, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1014 Esas sayılı dosyasında verilen davanın açılmamış sayılmasına dair kararın kesinleştiği gözetildiğinde derdestlik durumu ortadan kalktığından mahkemece yargılamaya devam edilerek karar verilmesi yerinde olduğundan işin esasının incelenmesine yani istinafa konu uyuşmazlık olan dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının incelenmesine geçilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 146. madde hükmüne göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kanunun (TBK) 149. madde hükmünde ise zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Alacağın muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olması yani istenebilir hale gelmiş olması demektir. Zamanaşımını kesen sebepler BK’nın 133. (TBK m. 154) maddesinde gösterilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde “Katı sebepleri” başlığında; “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde. 2 - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, def’î dava zımnında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklindegerçekleşmektedir. Yine TBK’nın 156. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir süre işlemeye başlar.Eldeki davada taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, zamanaşımı konusundaki genel hüküm olan TBK. 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki takibe dayanak faturanın 16.11.2011 tarihli 13.067,41 TL bedelli fatura olduğu, takip tarihinin 12.10.2015 olduğu, davaya konu bu alacak davasında da, dosya kapsamındaki bilgilerden ve kaldırma ilamı sonrasında dosyaya sunulan davacı vekili beyanlarından iş bu alacak davasına konu dayanak faturanın 16.11.2011 tarihli 13.067,41 TL bedelli fatura olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu talep, taraflar arasındaki 01.11.2010-31.10.2012 tarihleri arasında geçerli hizmet alım sözleşmesine dayalıdır. Sözleşme davalı tarafından 23.02.2011 tarihinde feshedilmiştir. Davada, talep edilen bedel ihale dönemine ilişkin yapılan kesintilerle ilgilidir. Davaya konu fatura bedeli, 12.10.2015 tarihinde icra takibine konu edilmiştir. Eldeki davaya konu fatura 12.10.2015 tarihinde icra takibine konu edilmekle bu tarihte zamanaşımı süresi kesilecektir. Davacı takip tarihinden itibaren TBK 146. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde iş bu alacak davasını açabilecektir. Bu belirlemelere göre, dava 12.01.2022 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır.Davacı, 16.11.2011 tarihli 13.067,41 TL bedelli faturadan kaynaklı alacağının davalıdan tahsili istemiyle açtığı bu davada, 13.067,41 TL fatura bedelinin dava tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte toplam 40.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. O halde, mahkemece davacının faturaya konu hak edişinden yapılan kesintinin yerinde olup olmadığı konusunda taraf delillerinin toplanarak, gerektiğinde bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/821 Esas, 2025/1126 Karar sayılı ve 25/12/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer OLMADIĞINA,

5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/869, K. 2026/1009, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-869-e-2026-1009-k-034733f625fd