Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/250 E. 2026/1399 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/250
- Karar No
- 2026/1399
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/250 Esas
KARAR NO : 2026/1399 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2017/598 Esas - 2018/731 Karar
TARİH: 05/07/2018
DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan 04/04/2016 tarihinde yapılan sözleşme gereğince 1.600.000 USD bedelle helikopter satın alındığını ve helikopterin teslim alınarak resmi şeklinde devrinin yapılmasından sonra ilk ticari uçuşunun 02/06/2016 tarihinde gerçekleştiğini, helikopterin arızalı uçuşunun ilk olarak 07/07/2016 tarihinde başladığını, ... ikazının anlık yanıp sönmesiyle başlayan bu arıza üzerine ikaz ışığının yandığını ve pilot tarafından sorunsuz olarak iniş yapıldığını daha sonra tekrar kalkış yapıldığını ve 15 dakikalık uçuş sırasında her hangi bir ikaz ışığı yanmadan Sefaköy tesislerine inişi tamamlandığı ve helikopterin defterine ikaz ışığının anlık olarak yanıp söndüğüne dair kaydın girildiğini ve devamında rapor doldurularak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne gönderildiğini, bu olay nedeniyle helikoptere bakım yapma yetkisi olan ...ile yazılı olarak irtibatı geçildiğini ve bu hususun incelenmesini talep edildiğini 12/07/2016 tarihinde ...tarafından gönderilen ekipçe düzeltici işlemler yapıldığını, 15/07/2016 tarihinde yaşanan olaylar nedeniyle bir dönem uçuş yapılamadığını bu tarihten sonra 01/09/2016 tarihinde...Havalimanı'nda bulunan ...A.Ş'ye ait bakım merkezinde ilave bakımların yaptırıldığını motor yağı ve filtre değişim işlemleriyle ... sistemine yönelik bakım kontrol ve testlerin de gerçekleştirildiğini, 09/09/2016 tarihinde bakımdan çıkış yapılarak müvekkilinin tesislerine getirildiğine, bunun ardından ilk uçuş 16/09/2016 tarihinde gerçekleştirdiğini ve bu uçuş sırasında engine ikazı sabit bir şekilde yanmaya devam ettiğinden iniş yapılmak zorunda kalındığını ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ve bakım merkezine bildirildiğini, seyyar ekibin olay yerine aynı gün geldiğini, kontrol işlemlerinin yapıldığını, yeniden uçuşun gerçekleştirildiğini, ancak 15 dakikalık uçuş sonrasında ikaz ışığının tekrar yanması sebebiyle Bursa'da bulunan ... ...'e ait heliporta inişin tamamlandığını ve helikopterin burada bırakıldığını bu nedenle konaklama zorunluluğunun ortaya çıktığını, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/123 D.İş sayılı dosyasından tespit yaptırıldığını ve teknisyen tarafından yapılan inceleme sonucu rapor düzenlendiğini daha sonra helikopterde bulunan motorun üretici ... Türkiye teknik sorumlusuna mail üzerinden bilgilendirme yapıldığını ve motorun sökülerek tamiri ve bakımı için bir kısım firmalardan teklifler alındığını ve ... A.Ş. ile anlaşma yapılarak motorun helikopterden 19/10/2016 tarihinde söküldüğünü ve...'da yerleşik bir şirkete gönderildiğini motorun onarım maliyetinin 64.433,38 USD olduğunu motorun 21/12/2016 tarihinde...'dan Türkiye'ye geldiğini ve bu şekilde teslim alındığını ve montajının 30/12/2016 tarihinde yapılarak helikopterin uçuşa verildiğini, helikopterin davalı şirkettten satın alınmasından sonra hiç sağlıklı bir uçuş yapılamadığını ve helikopterin uçabilmesi için fazladan 2.403,41 Euro, 99.278,75 USD ve 5.345,06 TL masraf yapılmak zorunda kalındığını ayrıca helikopterin tamirde kaldığı sürede kiralama taleplerinin de karşılanamadığını dolayısıyla şirketin 77.989,06 Euro kiralama ücreti ve kazançtan mahrum kaldığını ayrıca hangar bedeli de ödendiğini, bu hususun Kadıköy 7. Noterliğinden düzenlenen 24/04/2017 tarihli ihtarla davalıya bildirildiğini ve yapılan tüm ödemelerin talep edildiğini ancak davalı tarafından kabul edilmediğini belirterek 04/04/2016 tarihli sözleşme uyarınca helikoptere harcanan 2.403,41 Euro, 99.278,75 USD ve 5.345,06 TL fatura alacağının ayrıca uçuş yapılamaması nedeniyle yoksun kalınan alacağıon ve hangar ücretlerine istinaden 79.989 Euro'dan şimdilik 10.000 Euro'nun dava tarihiyle işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 24/03/2010 tarihinde ikinci el olarak satın alınan ve 6 yıl boyunca sorunsuz bir şekilde kullanılan ve daha sonra davacıya satımı yapılan helikopterin arızasıyla ilgili hiç bir bildirim yapmadığını, helikopterin tüm bakım ve kayıtlarının ... ve SHGM'de kayıt altında bulunduğunu, davacının uzun süre fiziki ve teknik incelemeler yapmak suretiyle helikopteri satın ve teslim aldığını, satım sözleşmesinin birinci maddesinde 05/04/2016 teslim tarihinden sonraki mesuliyetin alıcıya ait olduğunun belirtildiğini teknik kabul tutanağının ikinci paragrafında alıcının kayıtsız şartsız, geri dönülemez olarak helikopteri teslim aldığının kabul edildiğinin belirtildiğini, ayrıca devamında helikopterin son bakım durumlarının ve diğer tüm teknik ve operasyonel gerekliliklerin SHGM'nin yayınladığı yönetmeliklere uygun olarak yapıldığının ve kaydedildiğinin alıcı tarafından kabul edildiğinin açıklandığını, anılan helikopterin müvekkilinin kullanımındayken hiç bir arızasıyla karşılaşılmadığını ve tüm bakımlarının yaptırıldığını, sorunun kullanıma bağlı olduğunu davacının üzerine düşen bakım ve teknik yükümlülüklerini yerine getirmediğinin anlaşıldığını, TTK 23. ve TBK 223. maddeleri uyarınca süresi içinde usulüne uygun olarak yapılan bir ayıp ihbarının olmadığını müvekkiline ilk bildiriminin davacı tarafından düzenlenen 24/04/2017 tarihli ihtarla yapıldığını ve bu ihtarın 25/04/2017 tarihinde tebliğ alındığını arızayla müvekkili arasında hiç bir bağlantı bulunmadığını taleplerin de afaki ve fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 05/07/2018 tarih ve 2017/598 Esas - 2018/731 Karar sayılı kararında; "Dava, satım sözleşmesine konu helikopterin ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazmine istemine ilişkindir.
Taraflar arasında helikopter satım sözleşmesi yapılmış ve bu sözleşmeye göre davacı taraf satım bedeli olarak 1.600.000 USD'yi davalı tarafa ödemiştir. Davalı ise helikopteri davacıya teslim etmiştir. Satım sözleşmesinin varlığı, içeriği, satım bedelinin ödendiği ve helikopterin alıcıya teslim edildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, satıma konu helikopterin ayıplı olup olmadığı ve bu doğrultuda alıcı olan davacının ayıba bağlı haklardan yararlanıp yararlanamayacağı ve helikopterin tamiri için yaptığı masrafları, tamirde kalan sürede geçen kazanç kaybı ve hangar ücretine ilişkin zararını davalıdan isteyip isteyemeyeceği konusundan kaynaklanmaktadır.
Davacının ikinci el olarak satın aldığı helikopter ile ilk ticari uçuşun 02/06/2016 tarihinde yapıldığı ve 07/07/2016 tarihinde yapılan uçuşta helikopterin ... ikazının arıza yaptığı yaptığı bu nedenle havaalanına iniş yapmak zorunda kalındığı bu arıza nedeniyle tamir ve bakım işlemlerin gerçekleştirildiği, bu bakımdan sonra 16/09/2016 tarihinde yapılan uçuş sırasında aynı şekilde ... cihazının yanıp söndüğü ve bu nedenle ...'e iniş yapıldığı, sonrasında 15 dakikalık uçuş sırasında ikaz ışığının tekrar yanması sebebiyle Bursa'da bulunan ... ...'e ait heliporta inişin gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Helikopterin motorunun incelenmesi için 19/10/2016 tarihininde sökülerek...'ya gönderildiği, 21/12/2016 tarihinde de...'dan Türkiye'ye geldiği ve motorun 30/12/2016 tarihinde helikoptere montajının yapıldığı anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar davacı vekilince dava dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanmış ve dilekçe ekinde buna ilişkin belgeler ibraz edilmiştir. Davacı tarafından helikopterin arızası nedeniyle tamirine ilişkin harcamalar ve tamirde kaldığı süre yönünden kazanç kaybı ve hangar kira bedelinin davalı tarafından ödenmesini teminen Kadıköy 7. Noterliğinden 24/04/2017 ihtarname keşide edilmiş ve bu ihtarname davalı şirkete 25/04/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davacı taraf helikopterin gizli ayıplı olduğunu ve beklenen faydanın elde edilemediğini ileri sürmüştür.
Taraflar tacirdir. TTK 23. maddesinde ticari satış düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasının c bendinde ''malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belliyse alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu incelere sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır.'' denilmiştir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesi uyarınca, satıma konu helikopter 04/04/2016 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı şirketin faaliyet konusu dikkate alındığında helikopter kiralama işiyle uğraştığı ve satın aldığı helikopteri teslim aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde muayene etmek suretiyle bu muayene sonucunda arızalı olduğunun tespiti durumunda satıcı olan davalıya bildirmekle yükümlüdür. Anılan şekilde yapılan muayene ile tespitin yapılamaması halinde TBK 223/2. maddesinin uygulanması gerekir.
TBK 223/2. maddesinde ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Satıma konu helikopterin ilk arızası 07/07/2016 tarihli uçuşta ortaya çıkmıştır. İkinci arızalı uçuşun 16/09/2016 tarihinde yapıldığı ve en son 19/10/2016'da motorun söküldüğü, tamir için...'ya gönderildiği, 21/12/2016'da...'dan döndükten sonra 30/12/2016 tarihinde helikoptere montajının yapıldığı anlaşılmıştır. Somut olay bakımından TTK 23. maddesi yollamasıyla TBK 223. maddesinin uygulama alanı bulduğu zira olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayan bir ayıp olarak kabulü gerektiği zira yapılan uçuşlar sırasında arızanın anlaşıldığı dolayısıyla helikopterin arıza yapması üzerine derhal satıcı olan davalıya bildirim yapılması gerekirken bu gereğin yerine getirilmediği, ayıbın sonradan ortaya çıkması ve gizli ayıp olarak kabulü halinde alıcının makul süre içinde satıcıya bildirim yapmakla yükümlü olduğu, davacı tarafından ayıp ihbarının 24/04/2017 tarihli ihtarnameyle yapıldığı, davalının bu ihtarı 25/04/2017 tarihinde tebliğ aldığı dikkate alındığında, davalının ayıptan 25/04/2017 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmaktadır. İlk arızanın gerçekleştiği 07/07/2016 tarihinden ayıp ihbarının yapıldığı 25/04/2017 tarihi arasında yaklaşık 9 aylık bir sürenin bulunduğu, en son motor tamirin yapılarak tekrar helikoptere monte edildiği 30/12/2016 ile ayıp bildirimi arasında geçen sürenin de 4 aylık bir süre olduğu görülmektedir. Kanundaki ''hemen'' ifadesiyle anlatılmak istenilenin ayıbın öğrenilmesinden itibaren imkanının bulunur bulunmaz olduğudur. Motorun tekrar montajının yapıldığı 30/12/2016 ile ayıp ihbarının yapıldığı 25/04/2017 tarihleri arasındaki 4 aylık süre makul süre olarak kabul edilemez. Her ne kadar davacı taraf, helikopterin motorundaki ayıbın nedeninin, tamiri için motorun gönderildiği...'da bulunan şirketten gelecek rapor ile anlaşılacağını ve bu raporun celbi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davanın açıldığı tarih itibarıyla bu yönde bir raporun olmadığı raporun hazırlanma aşamasında olup tamamlanmadığı anlaşıldığından mahkememizce neticesinin beklenmesine gerek görülmemiştir. Nitekim davacı taraf helikopterin ayıplı olduğu iddiasıyla açtığı bu davada, ayıp ister açık ayıp olsun ister gizli ayıp olsun süresinde yaptığı bir ayıp ihbarının varlığını kanıtlamak zorundadır. Helikopterdeki ayıbın gizli ayıp olduğu başka bir deyişle sonradan ortaya çıktığı ihtimalinde dahi davacı tarafından süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Süresinde ayıp ihbarının yapılmaması halinde satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılması gerekir ve alıcı ayıba bağlı haklardan yararlanamaz. Açıklanan nedenlerle davacı tarafın süresi içinde yaptığı bir ayıp ihbarı bulunmadığından helikopterin tamir masrafı, yoksun kalınan kar ve hangar ücretine ilişkin taleplerini davalıya karşı ileri süremeyeceği, ayıba bağlı haklardan yararlanamayacağı sonucuna varılmakla davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,
'' Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca helikopterin arıza yapmasının hemen ardından davalı şirkete mail atılarak bildirimde bulunulduğunu, bu arızanın nüksettiği andan itibaren delil tespiti için taraflarınca derhal başvuru yapıldığını; derhal yapılan bu başvurunun şirket mailine gönderildiğini; Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere böyle bir ihbarın günümüz şartlarında bir şekil şartına dayanması zorunluluğunun olmadığını; ayrıca davalı tarafın derhal tespit yaptırdıkları dosyanın varlığından daha önceden haberinin olmamasını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendisi ile mail yoluyla iletişime geçildiğini, böyle bir işlemin yapılabileceğini basiretli bir tacir olarak düşünmesi gerektiğini, ihbarın bir şekle tabi olmadığını, ticari satım sözleşmelerinde alıcının herhangi bir şekil şartına uymaksızın ayıp ihbarında bulunmasının ve bunu tanıkla dahi ispat etmesinin mümkün olduğunu,
Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/123 D.İş 2016/126 karar sayılı dosyasında 10/10/2016 tarihli kararı ile, tespit talebinin kabulüne, bilirkişi görevlendirmesi yapılmasına, bilirkişi raporu ve tespit dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa tebliğine karar verildiğini, kurulan ara kararın uygulanmamasının sorumluluğunun davacıda olmadığını,
Mahkemece; uzmanlar tarafından incelenmeye muhtaç teknik ve spesifik bir konuda rapor alınmadan eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, mahkemece, ayıbın ne tür bir ayıp olduğunun sorgulanmadığını, taraflarınca motorun üretici motor firması ...'a gönderilmesinden sonra firma tarafından oluşturulan raporun tanzim edilmediği ve taraflarına ulaşmadığı bu nedenle beklenmesi gerektiğinin birçok kez tekrar edildiğini, bu taleplerinin dikkate alınmadığını; celbedilen Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/123 D.iş talepli dosyasın yer alan raporda motorda problem olduğunun, ... arızasının vuku bulduğunun ve ikaz lambasının devamlı olarak yandığının, problem devam ettiği için problemin kaynağının motor üreticisinden alınacak raporla tespit edilebileceğinin belirtildiğini; raporda ayrıca kusurun tam olarak öğrenilmesi için elzem olanın da motor üreticisinden alınacak rapor olduğunun tekrarlandığını, mahkemeye sürekli olarak motor üreticisinden gelecek raporun beklenmesi gerektiği ve bu rapora göre ayıp ihbarının süresinin dahi önemli olmayacağı kanaatine varılacağının hatırlatıldığını; mahkemenin bu beyanları dikkate almadan teknik bir konuda bilgi ve birikimi olmamasına rağmen karar verildiğini, TBK'nun 231 maddesi açısından yapılacak değerlendirme için, raporun dosya içeriğine eklenmesinin gerektiğini, ayıbın niteliğinin ne olduğu ve zamanaşımı konusunda hangi müeyyidelerin dava dosyası kapsamında uygulanması gerektiğine ilişkin mahkeme elinde yeterli veri bulunmadığını,
Mahkemece bildirdikleri tanıkların dinlenmesine geçerli bir gerekçe sunulmadan izin verilmediğini, 28.12.2017 tarihinde mahkemeye sundukları delil dilekçesinde yer alan hiçbir hususa itibar edilmediğini, bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, tanık deliline dayanan tarafın, tanıkları dinlenmeden hüküm verilmesinin eksik inceleme olduğunu,
Satıcının ayıbı bildiği halde alıcıdan saklaması sebebiyle bu ayıptan doğan zarardan hiçbir koşul ve şarta bağlı kalmaksızın sorumlu olacağını, esas üretici ... tarafından gelen rapor ve tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporu incelendiğinde dava konusu helikopterin taşıma kapasitesinin ve limitlerinin sonuna kadar zorlandığının görüleceğini, helikopterde meydana gelen arızanın sebebine ilişkin havacılık camiasında ortak kanının; hekilopterle yapılacak taşımada helikopterin taşıma limitlerinin üzerine çıkılması ve bu yüksek dozajlı etkileşimden kaynaklı olarak helikopterde ... probleminin ortaya çıkması şeklinde olduğunu, ... Marka helikopter davalı şirketten satın alındıktan sonra hiç sağlıklı bir uçuş yapılamadığını; helikopterin ağır bakımlarının eksik ve yanlış yapıldığının tespit raporunda belirtildiğini; bu rapor ve dava dilekçeleri incelendiğinde, davaya konu helikopterde bulunan gizli ayıbın motor sökülüp gerekli incelemeler yapılmaksızın anlaşılabilmesinin mümkün olmadığının görüleceğini, motorun söküldüğünün ve gerekli incelemenin yapıldığının, motorun hala...' da incelemede olduğunun ve teknik raporun gelmesinin beklenilmesi gerektiğinin mahkemeye belirtildiğini,
Müvekkil şirket ile akdedilen ön satış sözleşmesinin 4.1. maddesi gereği; satıcının helikopterin bakım ve ağır bakımlarının tam ve eksiksiz yapıldığını ileri sürdüğünü, ancak helikopterin davacı tarafından kullanılmasının helikopterdeki gizli ayıplar sebebiyle mümkün olamadığını, davacı şirketin helikopteri satın aldıktan sonra helikopterin uçabilmesi için fazladan 2.403,41-Euro, 99.278,75-USD ve 5.345,06-TL masraf yapmak zorunda kaldığını, helikopterin tamirde kaldığı sürede 56.30 saatlik kiralama talebinin karşılanamadığını; davacının 77.989,06-euro kiralama ücreti+ kdv kazançtan da mahrum kaldığını, ayrıca helikopterin Bursa'da kalması sebebiyle hangar bedeli ödendiğini, bu bedellerin tümünün davalı şirketçe karşılanması gerektiğini,
Davalının, davacıya karşı basiretli bir tacir gibi davranmadığını; ayıplı olan ve ayıbın olabileceğinden emin olduğu bir durum tecelli ettikten sonra davacının iyi niyetli yaklaşımına karşılık olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, ilk anda gözükmesi veya satın alım esnasında yapılacak bir muayenede ortaya çıkması mümkün olmayan bir ayıba sahip helikopteri davacıya sattığını ve davacının bu satıştan çok kısa zaman sonra helikopteri neredeyse kullanmasına müsaade etmeyecek birçok sorunla karşılaşması üzerine de işbu ayıpların kaynağının kendisi olmadığını iddia ettiğini; ancak delil tespiti dosyası ve ... tarafından tanzim edilen raporlarda bu problemin kaynağının fazlaca yük taşımaktan ileri geldiğinin ve uzunca bir süredir limitleri zorlanan helikopterin sonunda belli başlı arızalar vermeye başladığının ve bu arızaların da taşıma esnasında değil zamanla ortaya çıkabilecek arızalar olduğunun belirtildiğini; davacı tarafından yaşanan işbu arızalar satıcıya bildirildiği halde davalı tarafından davacıya ait yükümlülük ihlal edilmiş gibi davranıldığını,
Mahkeme heyeti tarafından teknik ve spesifik bir konu hakkında açılan bu davada bilirkişi raporlarının dosyaya dahil olmasına izin verilmediğini; tam manasıyla uzman kişiler yardımıyla incelenmeyen dosyada usule yasaya pek çok yönden aykırı bir karar verilmesinin de kaçınılmaz olduğunu; kararın kaldırılmasını isteme zorunluluğunun doğduğunu,
İleri sürerek, tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak, usul ve esasa dayalı eksikler giderilerek davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki ikinci el helikopter satışı sözleşmesine konu helikopterin gizli ayıplı olduğundan bahisle, davacı tarafından ayıbın giderilmesi için yapıldığı iddia olunan masrafların ve helikopterin ayıp nedeniyle kiralanamadığı sürede oluşan kazan kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, bu nedenle satılanın iddia olunan ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, davacı alıcının ayıba bağlı haklardan yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya içeriği belgelerden, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 04/04/2016 tarihli olduğu, helikopterin davacıya 05/04/2016 tarihinde teslim edildiği, ilk ticari uçuşun 02/06/2016 tarihinde gerçekleştiği, bundan sonra gerçekleşen uçuşlardan 07/07/2016 uçuşta helikopterin "..." arızası verdiği, arızanın dava dışı ...A.Ş. Tarafından giderildiği, 16/09/2016 tarihli uçuşta da aynı arızanın tekrar ettiği ve Bursa'da bulunan ... ...'e ait heliporta iniş yapıldığı, arızanın nedeninin tespiti için motorun sökülerek 19/10/2016 tarihinde üretici firmanın ... yetkisine sahip...'da bulunan ... Şirketi'ne gönderildiği, ancak motorun sökülmesinden önce Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/123 değişik sayılı dosyası nezdinde 05/10/2016 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğu, mahkemece delil tespiti talebinin kabul edildiği ve 10/10/2016 tarihinde uçak üzerinde keşfen inceleme yapıldığı, delil tespiti raporunun 27/02/2017 tarihinde dosyaya sunulduğu, tespit dosyasında hem eldeki dava davalısının, hem de dava dışı ...A.Ş.'nin karşı taraf olarak gösterildiği, ancak tespit raporunun bu dosya davalısı ...Şirketi'ne tebliğ edilmediği, raporda; engine/motor chip ikazını yapan motor yağı içerisindeki metal talaş, metal kirlilik ve metal keymik vb. parçaların motor üzerinde bulunan 2 adet chip detektör üzerindeki 2 mıknatıslı alanda birikmeye başladığının, ancak bu şüreçin başlangıç zamanının tam olarak bilinemeyeceğinin, bu chiplerin bulunduğu bölgede oluşan metal talaş, metal kirlilik ve metal kıymık vb, parçaların belirli bir seviyeye/miktara ulaştıktan sonra yani chip detektörlerin mıknatıslı bölgelerinde biriken metal kıymık, metal kirlilik/aşınma yünü ve metal kıymık gibi parçaların elektrikli devreyi tamamlaması sonrasında motor chip uyarı ışığını yaktığının, söz konusu metal talaş, metal kirlilik ve metal kıymık vb. parçaların oluşumunun, motor içerisindeki yataklar yada dişli gruplarının aşınmasından kaynaklanabileceği gibi başka sebeplerden de kaynaklanabileceğinin, olabiteceği, ancak; bunların ana sebeplerinin uzun bir süreci (satış öncesi süreç de dahli) kapsayacak şekilde teknik araştırmanın motor üreticisi tarafından ya da üretici tarafından yetkilendirilen bakım merkezince yapılabileceğinin, teknik bir mevzuata aykırılığa ilişkin bir hükme; satış öncesi süreci de kapsayacak şekilde gerekli teknik araştırmanın motor üreticisi tarafından ya da üretici tarafından yetkllendirilen bakım merkezince yapılmadan, uzman olmayan heyetlerin ulaşamayacaklarının, sadece Bakım Merkezi tarafından gözlenen /takip edilen motor içinden gelen metal talaş/atıklarındaki dikkat çekici derecedeki artış miktarının, helikopterin yeni sahibi ve işleticisi olan ...A.Ş.'nin görebileceği konumda olmamasının, helikopter ile Şirket Sahibi ve Ailesinin de uçuyor olduğunun tespitinın, helikoptere ...A.Ş tarafından zarar verici bir eylemi gerçekleştirmeleri ihtimalini/şüphesini ortadan kaldırdığının, yaşanan ilk ... ikazının helikopterin satış sürecinden 19.00 uçuş saati sonrasında meydana gelmiş olmasına rağmen; dosya içerişinde helikopterin satış öncesindeki sürecine ait hiçbir bilgi ve belgenin taraflarına verilmediğinden, bu kapsamda bir değerlendirme ve kanaat oluşturulmadığının, sorumlu pilot uygulamalarının sivil havacılık mevzuatına ve helikopter üreticisi olan ... tarafından yayınlanan operatör (pilot) el kitaplarına uygun olduğunun, ... ikazlarının alınmasına müteakip ...A.Ş.'nin Bakım Merkezinden talep etmiş olduğu tüm teknik uygulamaların da, sivil havacılık mevzuatına ve helikoptere monteli olan ... motor üretici bakım kitaplarına uygun olduğunun belirtildiği, öte yandan...'ya gönderilen motorun 21/12/2016 tarihinde onarımı gerçekleştirilerek Türkiye'ye gönderildiği, 30/12/2016 tarihinde helikoptere tekrar montajının yapıldığı, davacının 24/04/2017 tarihli noter aracılığı ile davalıya gönderdiği ihtarnamede, helikopterin gizli ayıplı olduğunu, helikopterin ağır bakımlarının eksik ve yanlış yapıldığını belirterek onarım harcamaları, kazanç kaybı ve hangar kira bedelinin ödenmesini talep ettiği, akabinde 23/06/2017 tarihinde eldeki davayı ikame ettiği anlaşılmıştır.
Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; satışa konu helikopterdeki arızanın gizli ayıp mahiyetinde olduğu kabul edilse dahi TTK'nun 23/1-c bendi atfı ile TBK'nun 223/2 fıkrası uyarınca bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde emen satıcıya bildirilmesi zorunlu olup, davacı istinafının aksine ne 07/07/2016 ne de 23/09/2016 tarihlerinde ortaya çıkan ... arızası ile ilgili davalıya mail yoluyla yapılmış bir ayıp ihbarının dosyaya sunulmadığı, kaldı ki ilk derece yargılamasının herhangi bir aşamasında davalıya arızaların mail yoluyla bildiriği yönünde bir iddia ileri sürülmediği, ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen iddia ve delillerin HMK'nun 357 maddesi uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülemeyecekleri, davacının delil dilekçesinde bildirdiği tanıkları, tamir süresince kiralama taleplerinin karşılanamaması ve helikopterin alım sürecinde yapılan işlemler ile ilgili dinletmek istediğini açıkça beyan ettiği, bu tanıkların ayıp ihbarının süresinde yapıldığına ilişkin dinletileceklerinin bildirilmemiş olması karşısında, mahkemece tanık dinletme isteminin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı iddiasının aksine delil tespiti raporunda ... arızasının, helikopterin satış öncesindeki ağır bakımlarını eksik ve yanlış yapmasından kaynaklandığına yönelik hiçbir tespit bulunmadığı, davacının üretici firma tarafından yetkilendirildiğini belirttiği...'da mukim ve onarımı gerçekleştiren şirketin düzenleyeceğini ve beklenmesi gerektiğini ileri sürdüğü raporun yargılama aşmasında dosyaya sunulmadığı gibi, böyle bir raporun tanzim aşamasında bulunulduğuna dair somut delil de sunulmadığı, istinaf aşamasında sunulmuş bir rapor da mevcut olmadığı, davacının ilk ayıp ihbarını 24/04/2017 tarihli noter ihtarnamesi ile gerçekleştirmiş bulunması ve bu ihtarın delil tespiti raporunun davacıya tebliğ edildiği 06/03/2017 tarihinden dahi 46 gün sonra gönderilmiş olması karşısında, ayıbın niteliğinin gizli ayıp olduğunun kabulü halinde dahi süresinde yapılmış bir ayıp ihbarından bahsedilemeyeceği, bu saptama karşısında ayıbın türünün ne olduğunun belirlenmesi için teknik inceleme yapılmasının sonuca etkisi bulunmadığı, davalının ortaya çıkan arıza nedeniyle ağır kusurlu olduğuna ve TBK'nun 225 maddesi koşullarının oluştuğuna dair delil bulunmadığı gibi, motorun dava tarihinden önce onarılarak helikoptere montajının yapılmış olduğu, davacının üreticinin yetkilendirdiği firma tarafından düzenleneceğini iddia ettiği raporun istinaf aşamasında dahi tamamlandığının ispatlanamadığı, Malta'da gerçekleştirilen onarıma ilişkin, fatura dışında dosyaya herhangi bir teknik servis kaydı da sunulmadığı gözetildiğinde, teknik bilirkişi incelemesi ile meydana gelen arızanın satış öncesi mevcut olduğunun ve satıcı tarafından gizlendiğinin ispatının mümkün olmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.