Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1225 E. 2026/1407 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1225
Karar No
2026/1407
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1225 Esas

KARAR NO : 2026/1407 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2023/174 Esas - 2024/331

TARİHİ: 28/05/2024

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ile davalı arasında ticari alım-satım ilişkisi olduğunu, davacı şirketin davalıya farklı tarihlerde et satışı yapmış, bu satış bedellerine ilişkin davacı tarafından düzenlenen 15.02.2021 tarihli ... numaralı 498.941,82 tutarlı fatura ve 19.02.2021 tarihli ... numaralı 458.598,69 tutarlı faturadan kaynaklanan toplam 957.531,16 TL borcun, faturalar davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmemiş olduğunu, alacaklarının tahsili için İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile 26.03.2021 tarihinde icra takibi başlatılmış, davalının borca itiraz ederek takibi durdurmuş olduğunu, davalı şirketin, icra takibi yapıldıktan sonra 30.03.2021 Tarihinde 498.941,82 TL, 08.04.2021 Tarihinde 458.589,69 TL olmak üzere dava konusu faturaların toplamını davacının hesabına EFT yaparak ödemiş, söz konusu ödemelere rağmen 05.04.2021 tarihinde kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olduğunu, daha sonra taraflarınca İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına haricen tahsil bildirimi yapılarak, haricen tahsil harcı ödenmiş olduğunu, Davalı tarafın fatura bedellerini ödemesi açıkça borcun varlığı konusunda ikrar niteliğinde olup, davalarının kabulünün gerektiğini, davalı şirketin, İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya borcunun tamamını ödemesi gerekirken sadece fatura bedellerini ödemiş olduğunu, söz konusu icra dosyasında yapılan hesap neticesinde 93.835,00 Bakiye borç bulunmakta olduğunu, İstanbul 30. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, itiraza uğrayan tüm alacaklar yönünden takibin kaldığı yerden faizi ile birlikte devamına, alacağın likit olması nedeni ile haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirket ile davacı arasında tesis edilen ticari ilişkinin herhangi bir sözleşmeye dayanmamakta olduğunu, davalı şirket ve davacı arasında tesis edilen ticari ilişki kapsamında doğan tüm alacak ve borçların, tarafların düzenledikleri cari hareket dökümü ile birlikte kayıt altına alınmış olduğunu, davalı şirketin, davacıdan almış olduğu ürünlerin bedelini ara ödemeler ile gerçekleştirmiş olduğunu, davacının da, davalı şirket ile arasında sürdürmüş olduğu işbu ticari ilişki kapsamında yapılan ara ödemeleri kabul etmiş ve taraflar arasında örtülü bir ödeme ilişkisi kurulmuş olduğunu, ancak iyi niyete dayanan işbu ticari ilişkinin, davacının haksız ve kötü niyetli bir şekilde İstanbul 30. İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyası kapsamında davalı şirket aleyhine ilamsız takip başlatması üzerine son bulmuş olduğunu, davacının, hâlihazırda muaccel hale gelmemiş bir alacak adına kötü niyetli bir şekilde ilamsız takip başlatmış olduğunu, davacının, davalı şirketi Kanun hükümleri uyarınca temerrüde düşürmemiş olduğunu, bununla birlikte davacının ilamsız takip başlatmak zorunda kalmadan alacak hakkını yargı mercilerine başvurmak zorunda kalmadan davalı şirketten yapılan ara ödemeler ile elde edebilmekte olduğunu, davalı şirketin, davacı ile olan ticari ilişkisi kapsamında cari hesap hareketlerinden de görüleceği üzere cari hesap kayıtlarına girilen kayıtlara müteakip 25 ila 45 gün gibi kısa bir süre arasında borç ödemesi yapmış olduğunu, davacının bir kere dahi ödeme talebinde bulunmamış yahut herhangi bir ödeme talebi konulu ihtarnameyi davalı şirkete keşide etmemiş, davacının davalıyı temerrüde düşürmemiş ve dolayısıyla alacağın muaccel hale gelmemiş olduğunu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Borçlunun temerrüdüne ilişkin 117. maddesinde; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer” hükmünün havi olduğunu, muaccel olmayan alacağa dayanılarak ilamsız takip başlatılmasına karşı takibe itiraz sebebi olarak kabul edilmesiyle birlikte bu itiraza karşı açılan itirazın iptali davalarının ise dava şartı olarak hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmekte olduğunu, takip tarihi 28.03.2021 tarihi olup ödeme emri hâlihazırda davalı şirkete tebliğ olmadan 15.02.2021 tarihli ... numaralı 498.941,82-TL tutarlı faturaya konu borca ilişkin ödemenin 30.03.2021 tarihinde, 19.02.2021 tarihli ... numaralı 458.598,69-TL tutarlı faturaya ilişkin borç ödemesinin ise 08.04.2021 tarihinde ödeme emri tebliğ olduktan sonra yapılmış olduğunu, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame etmiş olduğu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 22/03/2022 tarih 2021/455 Esas - 2022/242 Karar sayılı kararında;Dava, cari hesap alacağından kaynaklı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. (...)

Bu doğrultuda BAM kaldırma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 02/05/2024 tarihli raporun kaldırma ilamında belirtilen hususları irdeler ve denetime elverişli şekilde düzenlendiği görüldüğünden Mahkememizce itibar edilebilir bulunmuş, TBK m.121 hükmüne göre faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlunun, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacağı ve davacının dava konusu takibi TBK m.100 hükmü gereğince kısmi ödemelerin öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsubu talebi ile başlattığı nazara alınarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 93.370,22 TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş, davalı tarafça mevcut borca rağmen takibe itiraz edildiği anlaşıldığından icra inkar tazminatına da hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile,

-1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 93.370,22-TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının muaccel hale gelmeyen alacağı için kötü niyetli icra takibine giriştiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, açık hesaba dayalı ticari ilişki kapsamında ara ödemelerin yapıldığını, davacının da bu ödemeleri kabul ettiğini, taraflar arasındaki açık hesaba giren faturalara karşılık 25 ila 45 gün gibi kısa bir süre arasında borç ödemesi yapıldığını, davacının davalıya herhangi bir ihtarnamede göndermediğini, borcun muaccel hale gelmesi için TBK'nn 117 maddesi uyarınca davalının temerrüde düşürülmesi gerektiğini, davacının davalıyı icra harç ve giderleri, işlemiş faiz, icra masrafları, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere asıl borcun dışında feri ödemeler üzerinden zarara uğratmaya çalıştığını, muaccel olmayan alacağa dayalı başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,

Taraflar arasındaki uyuşmazlığa ve takibe konu iki fatura bulunduğunu, bunların 15.02.2021 tarihli ... numaralı 498.941,82-TL tutarlı ve 19.02.2021 tarihli ... numaralı 458.598,69-TL tutarlı faturalar olduklarını, takip tarihi 28.03.2021 tarihi olup ödeme emri davalıya tebliğ olmadan 15.02.2021 tarihli ... numaralı 498.941,82-TL tutarlı faturaya konu borca ilişkin 30.03.2021 tarihinde, 19.02.2021 tarihli ... numaralı 458.598,69-TL tutarlı faturaya ilişkin borç ödemesinin ise 08.04.2021 tarihinde ödeme emri tebliğ olduktan sonra yapıldığını, ancak bu fatura borçları muaccel olmadığından takibin haklı olmadığını, alacağın yargılamayı gerektirir mahiyette olması ve alacağın muaccel olmaması birlikte değerlendirildiğinde mahkeme tarafından hükmedilen icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava taraflar arasındaki açık hesaba dayalı ticari satış ilişkisi kapsamında, bakiye açık hesap bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen kararın dairemizin 2022/1255 Esas, 2023/220 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma ilamı akabinde yapılan yargılama sonucu mahkemece davanın kısmen kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

Dava konusu takip dosyası incelendiğinde, davacının davalı aleyhine 26/03/2021 tarihinde toplam 957.531,16-TL asıl alacağın tahsili amacıyla, ödemelerin önce faiz ve masraflara mahsubu talebiyle icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalıya 31/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrinin tebliğinden önce 30/03/2021 tarihinde davacıya haricen 498.491,82-TL ödeme yaptığı, akabinde 05/04/2021 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durduğu, borca itiraz akabinde 08/04/2021 tarihinde davacıya 458.589,69-TL daha ödeme yaptığı, böylece davacıya dava tarihinden önce 957.531,16-TL ödeme yapılmış olduğu, davacının haricen tahsil bildirimi ile kapak hesabı talep ettiği, 21/06/2021 tarihli kapak hesabına göre masraf ve faizlerin mahsubu sonucu bakiye 93.835,83-TL bakiye alacak kaldığı, davacının bu bakiye tutar için eldeki itirazın iptali davasını açtığı, dava değerinin de 93.835,83-TL olarak gösterildiği anlaşılmıştır.

Davalı tarafça, davacının muaccel olmayan alacağı takip konusu ettiği, açık hesapta bakiye ve ödenmemiş görünen iki faturanın esasında zamanında ödendiği, zira tarafların arasındaki uygulamaya göre tüm faturaların ortalama 25 ila 45 gün arasında ödendikleri savunularak davanın reddi talep edilmiştir.

İlk derece mahkemesince kaldırma ilamı öncesinde taraf delilleri toplanmış, BA-BS formları celbedilmiş olup, yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde, taraflar defterlerinin 26/03/2021 takip tarihi itibariyle birbirleriyle uyumlu oldukları, takibe konu 957.531,16-TL alacağın dayanağını, açık hesaba konu 15/02/2021 tarihli ... numaralı 498.941,82-TL tutarlı satış faturası ile 19/02/2021 tarihli ... numaralı 458.598,69-TL tutarlı faturanın oluşturduğu, faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalardan ilkinin 31/03/2021, ikincisinin ise 08/04/2021 tarihlerinde ödendikleri, davacının bu ödemeleri doğrudan asıl alacaktan mashup ederek defterlerine kaydettiği, davalının hesap bakiyesini 08/04/2021 tarihi itibariyle sıfırladığı tespit edilmiş, ancak kapak hesabı yapılmadığı anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki ticari ilişki yazılı bir cari hesap sözleşmesine dayalı değil, açık hesaba dayalı yürütülmekte olup, açık hesap bakiyesinin konusunu oluşturan ve takip tarihi itibariyle ödenmedikleri sabit olan iki adet satış faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının fatura içeriğini oluşturan ürünlerin teslim edilmediğine ilişkin itirazının bulunmadığı, alacağın muaccel olmadığına ilişkin itirazının bulunduğu, TBK'nun 207/2 fıkrası uyarınca aksine sözleşme veya adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının borçlarının aynı anda muaccel olacağı, taraflar arasında fatura bedellerinin ne zaman ödeneceğine dair vade kararlaştırılmadığı, dava konusu iki adet fatura dışında davacının davalıya kestiği iki adet fatura daha bulunduğu, bu iki adet faturanın birinin tanzim tarihinden 41 gün sonra, diğerinin ise tanzim tarihinden 28 gün sonra ödendiği, bu iki faturaya dayalı olarak taraflar arasında bu yönde bir teamül olduğu sonucuna ulaşılamayacağı, zira tarafların 2021 yılı öncesinden bakiye bir alacak borç hesapları olmadığı gibi, önceye dayalı ticari ilişkileri bulunduğuna dair de dosyaya delil sunulmadığı, şu halde davalının takip dayanağı açık hesaba konu iki adet fatura bedeli borcunun takip tarihi itibariyle muaccel olduğu, alacağın muacceliyeti ile temerrüt farklı kurumlar olup, alacağın muaccel olmadığına dair davalı istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında önceki mali bilirkişiden ek bilirkişi raporu ve bu raporun yeterli görülmemesi nedeniyle yeni bir bilirkişiden rapor alınarak kapak hesabı yaptırıldığı ve istinafa konu kararın verildiği anlaşılmış olup, davacı her ne kadar takipten sonra yapılan defterlerinde ödemeleri açık hesaptan mahsup etmiş ise de, takibin yapılacak tahsilatların önce faiz ve masraflara mahsup edilmesini talep ederek açtığı, bu durumda takip tarihinde temerrüde düşen davalı bakımından, takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların önce faiz ve masraflara mahsubunda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hükme esas alınan, TBK'nun 100 maddesine göre yapılan hesabı içerir, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık 02/05/2024 tarihli rapora göre davacının tahsilatlar sonrası davalıdan 93.370,22-TL asıl alacağı kaldığının anlaşılmasına göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.378,12-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.600,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.778,12-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1225, K. 2026/1407, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1225-e-2026-1407-k-34019dab4dab