Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/981 E. 2026/1248 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/981
- Karar No
- 2026/1248
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/981
KARAR NO : 2026/1248
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 9/2/2024
NUMARASI : 2023/763 (E) - 2024/97 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 16/7/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/327 (E) sayılı davasında, aracın rayiç değeri olarak belirlenen 253.105 TL üzerinden hüküm kurulduğu, davacının da ferileriyle birlikte hükmolunan tazminatı tahsil ettiği, sigortacının kasko poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası olarak açılan davada ilk derece mahkemesi kararının kesin hüküm niteliğinde olamayacağını; hiçbir kanıt toplamadan ve hiçbir inceleme yapmadan davayı ön inceleme duruşmasında esastan reddeden ilk derece mahkemesinin, müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini; mahkemenin gerekçesinin hukuken aşırı zarar davasının da gerekçesi olamayacağını, müvekkili şirketin geç ödeme dolayısıyla uğradığı zararı talep ettiğini; müvekkili davacının 24/11/2016 günü açtığı tazminat davasında verilen davanın kabulüne ilişkin İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2022 gün ve 2022/327 (E)- 2022/649 (K) sayılı ilamının, temyiz isteminden feragat edilmesi üzerine 11/9/2023 günü kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 13'üncü İcra Dairesi'nin ... (E) sayılı takibinin davalının 24/7/2023 gün araç için 253.105 TL, faiz olarak 150.650 TL ödediğini; ödenen toplam 403.755 TL ile herhangi bir sıfır aracın alınması olanağının bulunmadığını; aşkın zararı düzenleyen TBK'nin 122'nci maddesinin koşullarının gerçekleştiğini; davalı sigorta şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 1409'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11'inci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca oluşan zararı gidermek zorunda olduklarını; 7 yıl süren dava sonunda ödenen tazminatla zararın giderilmesi olanağının bulunmadığını; davacının aşkın zararının ispat edilebilir ve hesaplanabilir durumda olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 20/3/2024 gün ve 2023/763 (E) - 2024/97 (K) sayılı ek kararıyla ilk derece mahkemesinin 9/2/2024 gün ve 2023/763 (E) - 2024/97 (K) sayılı kararının kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 20/3/2024 gün ve 2023/763 (E) - 2024/97 (K) sayılı ek kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası olarak açılan davada ilk derece mahkemesi kararının kesin hüküm niteliğinde olamayacağını; hiçbir kanıt toplamadan ve hiçbir inceleme yapmadan davayı ön inceleme duruşmasında esastan reddeden ilk derece mahkemesinin, müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini; mahkemenin gerekçeli kararın davanın esasıyla da ilgili olmadığını, müvekkili şirketin geç ödeme dolayısıyla uğradığı zararı talep ettiğini, ilamda belirtilen gerekçenin, aşkın zarar davasının ret gerekçesi olamayacağını; müvekkili davacının 24/11/2016 günü açtığı tazminat davasında verilen davanın kabulüne ilişkin İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2022 gün ve 2022/327 (E)- 2022/649 (K) sayılı ilamının, temyiz isteminden feragat edilmesi üzerine 11/9/2023 günü kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 13'üncü İcra Dairesi'nin ... (E) sayılı takibinin davalının 24/7/2023 gün araç için 253.105 TL, faiz olarak 150.650 TL ödediğini; ödenen toplam 403.755 TL ile herhangi bir sıfır aracın alınması olanağının bulunmadığını; aşkın zararı düzenleyen TBK'nin 122'nci maddesinin koşullarının gerçekleştiğini; davalı sigorta şirketinin TTK'nin 1409'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11'inci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca oluşan zararı gidermek zorunda olduklarını; 7 yıl süren dava sonunda ödenen tazminatla zararın giderilmesi olanağının bulunmadığını; davacının aşkın zararının ispat edilebilir ve hesaplanabilir durumda olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Eldeki dava aşkın zarar istemine ilişkin davanın, HMK'nin 107'nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığının, böylece ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin 9/2/2024 gün ve 2023/763 (E) - 2024/97 (K) sayılı nihai kararının kesin olmadığının anlaşılması karşısında, istinaf dilekçesinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin 20/3/2024 gün ve 2023/763 (E) - 2024/97 (K) sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede:
Bilindiği gibi, TBK'nin 121'inci maddesi uyarınca alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2023/1888 (E) - 2023/6062 (K) sayılı kararında belirtildiği üzere, aşkın zarar, alacağını zamanında borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Aşkın zararın tazmini için aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun nedensellik bağının bulunması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle aşkın zarara uğranıldığı iddiası aşkın zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına aşkın zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının aşkın zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut olgulara ispatlaması gerekir.
Davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2020 gün ve 2016/1169 (E) -2019/253 (K) sayılı kararıyla davanın kabulüne, hasarlı ... plakalı aracın üzerindeki takyidatlardan arî olarak davacı tarafından davalı sigorta şirketine teslim edilmesi koşuluyla 253.105 TL'nin 9/11/2016 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8'inci Hukuk Dairesinin 11/5/2023 gün ve 2023/165 (E) - 2023/835(K) sayılı ilamıyla İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1169 (E) - 2019/253 (K) sayılı nihai kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın temyiz edilmemesi üzerine, İstanbul 16'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/10/2020 gün ve 2016/1169 (E) -2019/253 (K) sayılı ilamının 11/9/2023 gününde kesinleştiği; İstanbul Anadolu 13'üncü İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde, davalı ... AŞ tarafından 24/7/2023 günü 500.521,73 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davalı sigorta şirketinin kasko poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu kalmadığı dikkate alındığında, aşkın zarara ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ... AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 427,60 TL mahsup edilerek, bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ... AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/7/2026