Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2209 E. 2026/1262 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2209
- Karar No
- 2026/1262
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/2209
KARAR NO : 2026/1262
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (Kapatılan) İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 19/3/2024
NUMARASI : 2022/825 (E) - 2024/278 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/7/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, somut uyuşmazlıkta Sigorta Tahkim Komisyonu kararıyla değer kaybı bedelinin faizle ödenmesine hükmolunduğu, davalı sigorta şirketi tarafından icra kanalıyla gerekli ödemenin yapıldığı, davacının aşkın bir zararının bulunduğunun ve bu durumun davalının kusurundan ileri geldiği hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu; aşkın zararı giderilmesi koşullarının oluştuğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99'uncu maddesi uyarınca hak sahibinin ...Sigortası (...) kapsamındaki zararların giderilesi başvurusu üzerine 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu altında olan sigorta şirketinin, edimlerinin ifasını kasıtlı ve kusurlu davranarak geciktirdiğini, yüksek enflasyonun uzun yargılama süreçleriyle birleşince, ödeme tarihindeki tazminatın gerçek zararı karşılamaktan uzak kaldığını, sigorta şirketlerinin kanunda öngörülen zamanda ödeme yapmaktan çekinmesinin tek nedeninin ödemediği parayı uhdesinde tutarak kullanıp bu şekilde kendisine gelir sağlamak olduğunu; her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren meta olan paranın geç ödenmesi durumunda, zararın kesin olarak doğacağını; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1427'nci maddesi uyarınca davalı sigorta şirketinin "Aynen tazmin" ilkesi gereğince zararı aynen gidermekle yükümlü olduğunu, ödeme tarihi zamanında ilgili mal alınamadığına göre ödemenin eksik olduğunu, Yargıtayın konuya ilişkin kararlarında yoğunlukla enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunmasının, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesinin olayın normal akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşen karine olarak kabul edilmesi gerektiğini; 2023 yılı açısından bir önceki yıla göre gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksindeki değişime göre yıllık enflasyonun %64,77 olduğunun belirlendiğini, yıllara göre verilen enflasyon değerlerinin tüm iddiaları doğruladığını, 28/11/2020 günü meydana gelen kaza nedeniyle davalı sigorta şirketine 20/5/2021 günü başvurulmasına karşın, temerrüde düşen davalı sigorta şirketinden, tahkimde karar altına alacağın, ancak 2021 yılı Ekim ayında tahsil edilebildiğini; hiçbir kusuru bulunmayan davacıdan bu zarara katlanmasının ve sigorta şirketine iyilikte bulunmasının beklenmemesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin uhdesinde tuttuğu bedel ve onun her türlü getirisinden, alacaklı aleyhine zenginleştiğini, tıpkı kamu kurumları gibi sigorta şirketlerinin de KTK uyarınca poliçeden kaynaklanan tazmin borçlarını yargı yoluna başvurmadan zamanında ödemekle yükümlü olduklarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddelerinde düzenlenen Sigorta Hukukundan kaynaklanan eldeki davaya bakma görevinin, aynı Kanun'un 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "a" bendi uyarıca asliye ticaret mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Bilindiği gibi, TBK'nin 121'inci maddesi uyarınca alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2023/1888 (E) - 2023/6062 (K) sayılı kararında belirtildiği üzere, aşkın zarar, alacağını zamanında borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Aşkın zararın tazmini için aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun nedensellik bağının bulunması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle aşkın zarara uğranıldığı iddiası aşkın zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına aşkın zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının aşkın zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut olgulara ispatlaması gerekir.
Davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeminin 17/9/2021 gün ve 2021/68928 (E) - 2021/133237 (K) sayılı kararıyla, davacıya ait ... plakalı aracın uğradığı değer kaybı nedeniyle 5.135,17 TL maddi tazminatın 1/4/2021 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... AŞ'den tahsil edilerek başvurana ödenmesine karar verilmiş; anılan hakem kararına dayanılarak başlatılan İstanbul Anadolu 14'üncü İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde, davalı ... AŞ tarafından 7/5/2024 günü 4.059,66 TL, 18/10/2021 günü 10.745,28 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacının ögeleri yukarıda açıklanan aşkın zararını ispat edemediği dikkate alındığında, aşkın zarara ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ... Limited Şirketi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 427,60 TL mahsup edilerek, bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ... Limited Şirketinden tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı ... Limited Şirketinin istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/7/2026