Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/448 E. 2026/1497 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/448
- Karar No
- 2026/1497
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/448
KARAR NO: 2026/1497
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/10/2025
NUMARASI: 2024/423 (E) - 2025/652 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya kasko sigortalı, müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın 19/11/2021 tarihinde trafik kazasına karıştığını, kazaya istinaden davalı taraf nezdinde oluşturulan dosya kapsamında pert işlemi yapılmasına karşın ödeme yapılmaması nedeniyle 15/03/2023 tarihinde 2023.E.107707 sayılı başvuru ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu ve 20/11/2023 tarih ve ... Karar sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile müvekkilinin talebinin kısmen kabulü ile davalı tarafa zarar talebinin tebliğ edildiği 03/02/2022 tarihine temerrüt süresi olan 45 gün eklenerek 21/03/2022 tarihinden itibaren zarara konu 77.000 TL'ye avans faizi işletilmesine karar verildiğini, kararın 19/01/2024 tarih ve 2024/İHK-3010 sayılı kararı ile kesinleştiğini, borcun ödenmesi için .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi üzerine davalı tarafından 03/05/2024 tarihinde icra dosyasına ödeme yapıldığını, davalı tarafından ödeme yapma yükümlülüğünün iki yılı aşkın bir süre sonra yerine getirilmesi karşısında müvekkilinin munzam zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL belirsiz alacağın ödeme tarihi olan 03/05/2024 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; munzam zararın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlıkta talep edilen munzam zararın, davalı sigorta şirketinin 03/05/2024 tarihinde icra dosyasına yaptığı ödeme ile tahkim kararlarında temerrüt tarihi olarak kesin şekilde belirlenen 21/03/2022 tarihi arasındaki süreye ilişkin olduğunu, bu zararın, borcun geç ödenmesinden kaynaklanan ekonomik kaybın tazmini niteliğinde olduğunu, munzam zarar değerlendirmesinde karineye aykırı şekilde katı ispat koşulu aranmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince munzam zararın ancak somut delillerle ispatlanabileceğine ilişkin yaklaşımının güncel içtihat değişimlerine aykırı olduğnu, Anayasa Mahkemesinin 2014/2267 başvuru numaralı dosyada 21/12/2017 tarihinde verdiği karar ile enflasyon nedeniyle alacağın değer kaybetmesini mülkiyet hakkının ihlali olarak gördüğünü ve munzam zarar için katı ispat koşulu aranmasının orantısız külfet oluşturduğunu belirttiğini, davanın araç tamir bedeli olan 77.000 TL'ye yönelik olduğunu, mahkemece pert bedeli olarak değerlendirilmeye alınmış olmasının davanın aydınlatılması yükümlülüğüne ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, müvekkilinin alacağının yüksek enflasyon döneminde yaklaşık iki yıl gecikmeli ödenerek bu süreçte alacağın önemli ölçüde değer kaybettiğini, kesin hüküm niteliğindeki tahkim kararında yer alan temerrüt tespitinin ilk derece mahkemesince dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, hesaplama içermeyen ve hukuki yoruma dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi uyarınca munzam zarar tazmini istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/1888 Esas, 2023/6062 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davacı vekili davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi nedeniyle davacının munzam zararı olduğunu ileri sürmüş ise de zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle davacının munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilemediği gibi yukarıda belirtilen Yargıtay kararı uyarınca salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.01/10/2026