Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1118 E. 2026/1407 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1118
- Karar No
- 2026/1407
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/1118
KARAR NO : 2026/1407
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 27/07/2026 ara karar
NUMARASI : 2026/5 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ...'in 1966 yılında ABD'de kurulmuş bir şirket olduğunu, günümüzde dünya genelinde faaliyet gösterdiğini, dış giyim ve ayakkabı üretimi üzerine faaliyet gösterdiğini, sektöründe tanınmış ... markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” adlı koleksiyonunun, şirketin en üst seviye teknik ve performans odaklı ürün grubu olduğunu, özellikle yüksek irtifa dağcılığı, alpinizm, buz tırmanışı, snowsport ve ekstrem hava koşulları için geliştirildiğini, bu serinin ilk olarak 2000 yılı sonbaharında piyasaya sürüldüğünü, ülkemizde de 2009'dan bu yana satışa sunulduğunu, diğer müvekkili ve ... olduğunu, Türkiyedeki tek yetkili satıcısı ... ... markalarının pek çok ülkede tescilli marka olduğunu, davalının en eski tarihli “...” ibareli marka başvuruş tarihi olan 2015 yılından önceki marka tescillerinin, TPMK nezdinde ... sayılı, ... sayılı, ... sayılı, ... sayılı, ... sayılı markaların da sahibi olduğunu, Davalının müvekkili şirketin TPMK nezdindeki ... sayılı marka başvurusuna karşı ... sayılı markasına dayanarak itiraz ettiğini, TPMK'nın itirazı haklı bulduğunu, 25.sınıftaki malların bir kısmı yönünden başvurunun kısmen reddedildiğini, TPMK YİDK tarafından da aynı karar doğrultusunda müvekkili itirazının reddedildiğini, bu karara karşı Ankara 3.FSHHM 2024/265 Esas sayılı dosyasında iptal davası açtıklarını, davanın ilk derece aşamasında reddedildiğini, istinafa gittiklerini, istinaf incelemesinin devam etmekte olduğunu, Müvekkilinin “...” ibaresini uzun yıllardır “...” markasıyla birlikte kullandığını, öncelik hakkına sahip olduğunu, Türkiye'de “...” ibaresinin ciddi ve yoğun kullanımının mevcut olduğuna dair satış faturalarının sunulduğunu, bazı faturalarda ürün açıklamaları bölümünde çeşitli kod ve kısaltmalara yer verildiğini, bu kapsamda belirli ürün gruplarında “...” koleksiyonuna ait ürünler kısaca “...” şeklinde ifade edildiğini, bazı ürün açıklamalarında ... ibaresi yer verilmemiş olsa bile aşağıdaki örneklerde de görüleceği üzere bu ürünlerin bir kısmı ... koleksiyonuna ait olup, ... markasını taşımakta olduğunu, ... koleksiyonunun ülkemizde pek çok habere konu olduğunu, Ayırt ediciliği zayıf olan “...” ibaresi üzerinde herhangi bir markasal hak iddia edilecekse, bu hakkın önceye dayalı yoğun ticari kullanım nedeniyle müvekkili ...'e ait olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacının “...” şeklindeki kullanımlarının davalıya ait markalar aleyhine marka tecavüzü teşkil etmediğini, müvekkillerinin “...” şeklindeki kullanımlarının “...” markasıyla birlikte ilintili seklinde varılmış olması nedeniyle karıştırılma ihtimali HMK m. 389, 390 ve 391 uyarınca tensip ile birlikte, davalının anılan “...” ibareli marka tescillerinden doğan, 6769 sayılı SMK ve sair kanunlarca tanınan hakları, davacıya, davacı şirketlerin yetkililerine ve davacının mal ve hizmetlerini davacının bilgisi ve izni dâhilinde sunanlara karşı kullanmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi 27/07/2026 ara kararı ile; davacının talebinin haklılığına dair yaklaşık ispata yeterli olmadığı, mahkememiz nezdinde davacı tarafın iddiasının haklılığı, ciddi şüphe duyulmayacak ölçüde ikna edici bulunmadığı, bu aşamada kuvvetli ihtimal, ilk bakışta haklılık, ağırlıklı olasılık esaslarının noksan olduğu takdir edilerek, ihtiyati tedbir talebi tarihi itibariyle ihtiyati tedbirin şartlarından olan yaklaşık ispatın somut olayda teşkil etmediği kanaatiyle talebin bu haliyle ölçülülük ilkesi kapsamında hak ve menfaat dengelerini göz etmek sureti ile,"
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... şirketinin 1966 yılından bu yana dünya genelinde faaliyet gösteren ve ... koleksiyonu ile tanınan bir marka olduğunu, diğer müvekkili ... Limited Şirketi'nin ise Türkiye'deki yetkili satıcı olduğunu, davalı ...'un 25. sınıfta giyim ürünleri üzerinde hiçbir faaliyeti bulunmamasına rağmen müvekkillerinin marka başvurularına itiraz ederek kısmi ret kararları aldırdığını, davalının müvekkillerine ihtarname göndererek ve arabuluculuk süreçleri başlatarak muaraza yarattığını, ayrıca müvekkilleri aleyhine 2026/82605 sayılı marka hakkına tecavüz iddiasıyla ceza soruşturması başlattığını, bu durumun müvekkillerinin ticari faaliyetlerini ve iş ortaklarını ciddi zarara uğratma tehlikesi taşıdığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda müvekkillerinin davalıdan önce kullanım hakkına sahip olduğunun ve davalının 25. sınıf mallarında faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemenin 27.07.2026 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbir talebini yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçesiyle reddettiğini, oysa müvekkillerinin gerçek hak sahipliğinin kapsamlı delillerle ispatlandığını, davalının tescilli markalarından doğan haklarını müvekkillerine ve iş ortaklarına karşı kullanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin telafisi güç zararların önlenmesi adına zorunlu olduğunu, benzer bir uyuşmazlıkta Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/15 E. sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı verdiğini, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tedbirin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını, davalının ..., ... ve ... sayılı marka tescillerinden doğan haklarını müvekkillerine, yetkililerine ve ürünlerini satan kişilere karşı kullanmasının tedbiren önlenmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından dava dilekçesi ile, SMK md. 154 uyarınca, müvekkillerin “...” ve « ...' ibarelerini “..." markası ile ve onunla ilintili her türlü kullanımlarının, davalıya ait“...” ibareli ..., ... ve ... sayılı markalar aleyhine tecavüz teşkil etmediğinin tespit edilmesine, Davalının marka tescillerine dayanarak, müvekkiline ihtarname iletmesi ve müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğramasına yol açacak eylemlerde bulunması sebebiyle müvekkilleri aleyhine yarattığı MUARAZANIN MEN'İNE, bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Marka vekili ve bilişim uzmanı tarafından düzenlenen 02/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1) www...com.tr web sitesinin davacılardan ... Ltd. Şti tarafından işletildiği, www...com.tr web sitesinde “...” ibaresi aratıldığında 36 adet ürünün arama sonucu olarak geldiği, ürün kategorilerinin ayakkabı, pantolon, eldiven, mont ve run belt kategorilerinde olduğu, Aynı zamanda ürün üzerinde de “...” ibaresinin görseli şeklinde kullanıldığı,
2) https://....com.tr/ web sitesinde Futbol Topları, Futbol Fileleri, Voleybol Topları, Voleybol Fileleri, Basketbol Topları, Basketbol Fileleri, Masa Tenisi Raketleri, Çantalar ile Top Taşıma Arabaları ürünlerinin tanıtım ve satışının yapıldığı, ürün görseli olarak görselinin kullanıldığı, “... Mah. ... Sk. No: ... .../...” ile “+...” telefon numarasının iletişim bilgisi olarak kullanıldığı,
3) www...com.tr alan adının yapılan Whois sorgusunun ... adına kayıtlı olduğu, alan adının 01.09.2023 tarihinde tescil edildiği,
4) “...” kullanıcı adlı Instagram sosyal medya hesabının Mart 2023 tarihinde açıldığı, hesabın içeriğinde yalnızca “top” emtiası üzerinde “...” ibaresinin şeklinde kullanıldığı, hesap künye bilgileri bölümünde ....com.tr web sitesine yönlendirme yapıldığı,
5) Taraf markalarında farklı şekil unsurları bulunması nedeniyle görsel yönden benzerlik bulunmadığı, Kavramsal yönden yapılan araştırmada, “...” ibaresinin “tepe, zirve, dağ zirvesi, zirve toplantısı,” anlamlarına geldiği, taraf markalarında da “zirve, tepe, en iyisi, en tepedeki” anlamlarına gelecek şeklinde kullanıldığı, kavramsal yönden ayniyet bulunduğu değerlendirildiği, İşitsel olarak da taraf markaları arasında ayırt edici asli unsur yönünden aynı ibare olması nedeniyle benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bütünsel yönüyle incelendiğinde de, görsel farklılıkların taraf marka ve kullanımları arasında benzerliği ortadan kaldırmadığı değerlendirildiği, Davalının ... sayılı markası ile davacı kullanımları arasında, yukarıda da belirtildiği üzere 25.sınıf ile 28.sınıf emtiaları arasında düşük düzeyde benzerlik olduğu hususu, davalının tescilli emtiasının sadece “...” yönünden olması, davacı kullanımlarının ise dış giyim ve ayakkabı yönüyle olması nedenleriyle düşük düzeyde olabileceği değerlendirildiği, Davalının ... sayılı markası ile ... sayılı markası ise 25.sınıf kapsamında davacının kullanımlarındaki ürünler yönünden de tescilli olduğu, mal sınıfı yönünden ayniyet olduğu değerlendirildiği, 25.sınıf kapsamındaki dış giyim ve ayakkabı ürünlerinin ortalama tüketici kitlesinin toplumun geniş kesimini içerisine alan kitleden oluştuğu, bu kitlenin söz konusu emtialar yönünden satın almaya ayıracakları zamanın kısıtlı olacağı hususları da dikkate alındığında dikkat seviyesinin yüksek olmayacağı ve karıştırılma ihtimalinin daha kolay vuku bulabileceği değerlendirildiği, ayırt edici asli unsurları aynı olan taraf markalarını, ortalama tüketicinin markaları değerlendirirken akıllarında kalan marka imajına göre değerlendireceği hususu da dikkate alındığında, ... sayılı markası ile ... sayılı markası yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu değerlendirildiği, Davalının ... sayılı markasının 28.sınıf kapsamında “...” emtiası yönünden tescilli olması ve davacının kullanımlarının dış giyim ürünlerinde olduğu değerlendirildiğinde bu marka yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmayabileceği değerlendirildiği,
6) Huzurdaki davada ihtilaflı emtiaların 25.sınıftaki giyim eşyaları olduğu, bu emtialar üzerinde ise “zirve, dağ zirvesi, tepe” anlamlarına gelen kelimelerin herhangi bir tanımlayıcılığının olmadığı, zayıf marka anlamında ise kapsamındaki mallara yakın durmadığı ve dolayısıyla zayıf marka olmayabileceği değerlendirildiği,
7) Davacının önceki tarihli hak sahipliği iddiası yönünden incelemelerimizde, Davacı yanın dava dilekçesinde sunmuş olduğu fatura bilgileri ve ekinde yer alan faturalar, yukarıda görsellerine yer verilen Türkiye’de yayınlanmış olan 2011 ve 2015 tarihli haberler, davacının ayrıca yukarıda görsellerine yer verilen “...” ibareli olan ve davalının TPMK nezdindeki tescillerinden önceki tarihli uluslararası tescilleri dikkate alındığında, her ne kadar TPMK nezdinde davalıdan önceki tarihli marka tescili yok ise de, giyim sektöründe Türkiye’de kullanımın olduğunun değerlendirilebileceği, davalının ... sayılı tescilinin sadece “top” emtiası yönünden tescilli olması nedeniyle mal benzerliğinin düşük düzeyde olması ve karıştırılma ihtimalinin güçleştirmesi nedeniyle karıştırılmaya yol açacak olan asıl marka tescilinin davalının ... sayılı markasının dikkate alınması gerektiği, bu markalardan önceki tarihli davacı kullanımları nedeniyle davacının hak sahibi olabileceği, ancak esas yargılamada söz konusu delillerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
İstinafa konu karar;27/07/2026 tarihli ara karardır.
6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.
HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.
Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile,SMK md. 154 uyarınca, müvekkillerin “...” ve « ...' ibarelerini “..." markası ile ve onunla ilintili her türlü kullanımlarının, davalıya ait“...” ibareli ..., ... ve ... sayılı markalar aleyhine tecavüz teşkil etmediğinin tespit edilmesine, Davalının marka tescillerine dayanarak, müvekkiline ihtarname iletmesi ve müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğramasına yol açacak eylemlerde bulunması sebebiyle müvekkilleri aleyhine yarattığı MUARAZANIN MEN'İNE, bu konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor aldırıldığı, davacının kullanımının giysi üzerinde olduğu, davalının kullanıma sessiz kaldığı ileri sürülmüş ise de bu hususların yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği, ölçülülük ilkesi gereğince tedbir talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Davacı istinafında, Dairemizin 2026/980 esas,2026/1318 esas sayılı dosyasını emsal olarak göstermiş ise de, somut olayımızda hükümsüzlük davasının bulunmadığı, dava konularının ve somut delillerinin birbirinden farklı olduğu anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.,
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/07/2026 tarih ve 2026/5 E., sayılı ara kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026