Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/814 E. 2026/1289 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/814
Karar No
2026/1289
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/814 Esas 2026/1289 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/814 KARAR NO : 2026/1289

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2026 NUMARASI : 2025/248 Esas 2026/109 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların Ankara Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2024/147092 sayılı icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davacı yan arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan GKS'nin asıl borçlusunun ... A.Ş olduğunu, müvekkile ...'ın şirket ile hiçbir bağının bulunmadığını, müvekkili ...'ın, eşinin vefatının ardından şirketteki tüm hisselerinden diğer davalı olan oğlu ... lehine feragat ettiğini, davaya konu borcun ...'ın vefatından sonra ortaya çıktığını, bu tarihten sonraki borçlarda ise kefilin müvekkili ... olduğunu, murisin vefatından sonra doğan borç yönünden müvekkili ...'ın sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; takibe konu alacağın teminat mektupları bedellerinin depo talebine dayandığı, hakkında tefrik kararı verilen davalı ... Ltd. Şti. ile davalı ...’ın murisi ... ve ...'ın kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutulduğu, takibe konu edilen teminat mektuplarının takip tarihi itibariyle ve halihazırda nakde dönüşmediği, kefilin gayrinakdi kredinin depo talebinden sözleşme kefilinin sorumlu tutulabilmesi için sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davalıların teminat mektubu bedelinden sorumluluğunu doğuran hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefilin gayri nakdi kredinin depo talebinden sorumlu olduğunu gösterir gks’de açık hükümler bulunduğunu, taraflarınca bilirkişi raporuna karşı sunulan 24.11.2025 tarihli itiraz dilekçesinde genel kredi sözleşmesinin özellikle 33, 42 ve 45. maddelerine açıkça dayanıldığını, bankanın vereceği teminat mektuplarının vade bitiminde iadesi veya depo edilmesi yükümlülüğünün müşteri ve kefiller bakımından sözleşmesel sorumluluk doğurduğunun ayrıntılı biçimde açıklandığını, ilk derece mahkemesinin bu açık sözleşme hükümlerini tartışmaksızın açık hüküm yok sonucuna varmasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 33. maddesinde, bankanın vereceği teminat mektuplarının vade bitiminde bankaya geri verileceği müşteri tarafından açıkça beyan ve taahhüt edildiğini, 42. maddede ise kefillerin, müşteri lehine açılan ve açılacak her türlü krediden ve bu kredilere ilişkin doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerden, komisyon, masraf, vergi, kanuni takip giderleri ve diğer ferilerle birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının düzenlendiğini, 45. maddede, müşteri veya kefiller yönünden sözleşmede sayılan temerrüt hallerinden birinin gerçekleşmesi halinde bankanın hesap veya kredilerin bir kısmını yahut tamamını keserek, gayrinakdi kredilerin depo edilmesini talep etmek suretiyle müşterinin borçlarını muaccel hale getirebileceğinin açıkça hüküm altına alındığını, bu düzenlemenin, depo talebinin sözleşme dışı veya yeni bir borç olmadığını, bilakis mevcut gayrinakdi kredi ilişkisinin sözleşmesel bir sonucu olduğunu ortaya koyduğunu, sözleşme hükümlerinin lafzı ve sistematiği birlikte değerlendirildiğinde, müşteri ile kefillerin gayrinakdi kredi riskinin nakde dönüşme ihtimalinden ve bu sebeple doğacak depo yükümlülüğünden sorumlu olduklarını, depo talebinin, murisin ölümünden sonra doğduğunu ve bu sebeple mirasçılara sirayet etmeyeceği biçimindeki yaklaşımın isabetli olmadığını, davalılar mirası reddetmemiş olup mirasçı sıfatıyla sorumlu olduklarını, mahkemenin bilirkişi raporunun davalılar lehine yorumlanan kısmını esas aldığını, ancak rapora yönelttikleri somut ve madde bazlı itirazları gerekçeli biçimde tartışmadığını, özellikle gks’nin 33, 42 ve 45. maddelerinin hükme esas alınmamasının, kararın denetlenebilirliğini ortadan kaldırdığını, davaya konu takibe dayanağın henüz nakde dönmediğini, nakde dönecek olursa alacağın miktarının belli olmadığını, mahkemenin karşı tarafın vekalet ücretini nispi olarak hesaplama yoluna giderek hatalı karar verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında mahkemece 12/02/2026 tarihli ara karar ile dava dilekçesinde husumet yöneltilen davalılar ... ... Ltd. Şti ile ... ... A.Ş. hakkındaki davaların işbu dava dosyasından tefrikine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla hakkında tefrik kararı verilen davalı ... ... A.Ş. arasında imzalanan 26/10/2021 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalılar murisinin müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davacıyla hakkında tefrik kararı verilen davalı ... ... A.Ş arasında imzalanan 21/06/2023 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, bu sözleşmede davalılar murisinin kefaletinin bulunmadığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, davalı kefillerin gayri nakdi kredinin depo edilmesinden sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kefil ...'ın kefalet imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesi ile davalılar murisinin kefalet imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesinde kefilin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü bulunmadığı, anılan davalıların gayri nakdi alacaktan sorumlu olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. İşbu dava konusu Ankara Banka Alacaklı İcra Müdürlüğünün 2024/147092 sayılı icra takip dosyasında 6.157,00 TL masrafın tahsili, 16.050.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiştir. Anılan icra takibinde depo edilmesi talep edilen 3 adet teminat mektuplarından iki tanesinin davalılar murisi ...'ın 14/07/2022 tarihinde vefat etmeden önce ve murisin kefaletinin bulunduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında, bir adet teminat mektubunun ise murisin kefaletinin bulunmadığı, davalı ...'ın kefaletinin bulunduğu 21/06/2023 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında verildiği yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesi kefiller yönünden nakit alacağın dışında bir sorumluluk doğurduğundan bu hususta genel kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekir. Bir başka anlatımla, genel kredi sözleşmesinde müşterinin çekten ve/veya teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm, müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefiller hakkında da uygulanacağına yönelik bir atıf hükmü ile kefillerin de gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacaktır. Davalılar murisinin kefaletinin bulunduğu 26/10/2021 tarihli genel kredi sözleşmesi ile davalı ...'ın kefaletinin bulunduğu 21/06/2023 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefilin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi krediden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, kefilin temerrütü başlıklı 45. maddede de, kefilin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunduğuna ilişkin hüküm niteliğinde değildir. Anılan hüküm kefilin temerrütünü düzenleyen hüküm niteliğindedir. Bu durumda, mahkemece davalı kefil ...'ın imzasının bulunduğu 21/06/2023 tarihli genel kredi sözleşmesi ile davalılar murisinin kefaletin imzasının bulunduğu 26/10/2021 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefillerin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi kredi borcunun deposundan sorumlu olduğuna yönelik açık hüküm bulunmadığı, davalıların sözleşmelerde hüküm bulunmaması nedeniyle teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunmadığı, davalıların takibe itirazının haklı olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, dava konusu icra takibinde tahsili talep edilen masraf kalemi ise davalılardan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebini içerir hesap kat ihtarnamesi nedeniyle yapılan masraf niteliğinde bulunduğundan, davalılar gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunmadıklarından bu hususta yapılan masraf yönünden de sorumlu tutulamayacaklardır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/814, K. 2026/1289, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-814-e-2026-1289-k-c207bf05e3cb