Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1470 E. 2026/1529 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1470
- Karar No
- 2026/1529
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1470 Esas
KARAR NO : 2026/1529
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/07/2024
NUMARASI : 2023/12 E. - 2024/190 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Söz, beste ve icra hakları tarafına ait olan “...- ...” isimli eserin mali ve manevi haklarının eser sahibi sıfatı ile kendisine ait olduğunu, eserin davalıya ait reklam filmi, albüm, dizi/film vb. rv, dijital de çoğaltıldığını ve umuma arz edilerek ticari tanıtım yapmak amacı ile yayınlandığını, ... Yönetiminin bu hususta yazılı izin almadığını, anılan eser için 2010 yılında dava dışı ... ajansı yetkilisi dava dışı ...’a iyi niyet, ticari ilişki sürdürülmesi ve yüksek medya satın alma taahhüdü için vermiş olduğum kullanım muvafakati icracı hakları için gerçi olmadığını, taahhüt edilen sözlerin tutulmadığını, ajansın izini kaybettirdiğini, Jingle yapımına dair icra haklarına istinaden 50.000,00-TL; eser haklarına istinaden 50.000,00TL, mali hakların karşılığı olarak 60.000,00-TL talep ederek tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının talep ve dava haklarının zamanaşımına uğramış olduğunu, dava dilekçesinde talep sonucu açık bir şekilde belirtilmediğini, bu durumun HMK md. 119 hükmüne aykırı olduğunu, Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, eldeki davada ne HMK madde 107/1 kapsamında belirsiz alacak davasının ne de HMK 109 kapsamında kısmi alacak davasının şartlarının yerine getirilmiş olduğunu, davacı tarafın, iddia konusu haklarını ve uğradığı zararları tam olarak bilmesine ve bilebilecek durumda olmasına rağmen; mahkemece zararın belirlenmesi halinde talebini artırma ve fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tuttuğunu belirtmiş olduğunu, Davacının huzurdaki davada fazla bir zarar hesaplanması halinde talep artırımında bulunabilmesi için belirsiz alacak davası açmış olmasının gerektiğini, Ancak belirsiz alacak davası açabilmek için bunun dava dilekçesinde açıkça yer alması gerekirken, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak tanzim edildiğine dair hiçbir hususun yer almadığını, Davacının, alacağını belirleyebilecek durumda olması dolayısıyla kısmi alacak davası açmasının da mümkün olmadığını, Eldeki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği, Her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği dava dilekçesinde açık bir şekilde yer almadığından, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, bu durumun HMK md. 119 hükmüne aykırılık teşkil ettiği, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, Davacının delillerini taraflarına tebliğ ettirmediğini, bu durumun HMK Madde 121’e aykırı olduğunu, davacının delillerine karşı delil sunma ve itiraz haklarının saklı olduğunu, Davacının eldeki davası haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğundan davacı aleyhine HMK md. 329/2 hükmü gereği, disiplin para cezası verilmesinin gerektiği, Davaya konu eserin, davacı tarafından tescil edilmemiş olduğunu, bu doğrultuda; davacının işbu esere ilişkin hak ve alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davaya konu eserin haklarının 2013 yılında davacı tarafça müvekkile devredilmiş olduğunu, devir sırasında davacıya, tüm alacaklarının ödenmiş olduğunu; davacının, huzurdaki dava ile müvekkile karşı ileri sürdüğü taleplerinde haksız olduğunu, Davacı, konu eserin müvekkil tarafından kullanımı için yazılı olarak muvafakatname vermiş olduğunu, (Delil, Ek-1: Davacı tarafından düzenlenen 06 Mart 2013 tarihli Muvafakatname) Bu muvafakatnamede “Eserin Verildiği Firma” olarak “... ....” Gösterilmiş olup; davacı, eserin müvekkil kooperatif tarafından kullanılacağını da bilmekte olduğunu, Nitekim eserin isminde dahi müvekkilin unvanı olan “...” ibaresinin yer almakta olduğunu, Davaya konu “...-...” isimli eser, müvekkil tarafından ..... ltd. şti. ile müvekkil kooperatif arasındaki sözleşme kapsamında kullanılmaktadır. eserin haklarının ve kullanımının devrine ilişkin kararlaştırılan bedelin müvekkil tarafından işbu firmaya ödenmiş olduğunu, işbu eserin hiçbir şekilde haksız kullanımının söz konusu olmadığını, (delil – banka kayıtları) Davacı tarafça her ne kadar “...-...” isimli eserin kullanımına ilişkin herhangi bir izin verilmediği iddia edilmişse de; davacının, eserin kullanıma ilişkin 06.03.2013 tarihinde verdiği muvafakatnamede “Aşağıda niteliklerini belirttiğim eserin, ..... Ltd. Şti. tarafından, Jingle Türk Yapım’a yaptırılması sonucu; Tüm versiyonlarıyla birlikte, ...- Teknik ve Teknolojik yeni ürün ve alanlarda kamuya ileti ile ilgili tüm mecralarda SÜRESİZ yer almasına; Jingletürk editörlüğünde zaman süresiz kaset/cd biçiminde, sınırsız sayıda çoğaltılmasına; elde edilen tüm nüshaların yurt içinde / yurt dışında satışa çıkarmak suretiyle ticaret mevkiinde konulmasına, muvafakatimin olduğunu beyan ve kabul ederim. Eserin yapımıyla ilgili tüm alacak ve haklarımı ...’ dan tahsil ettim, herhangi bir alacağım yoktur.” şeklinde devre muvafakat edilmiş olduğunu, İşbu muvafakatnamede, davacı tarafından eserin yapımıyla ilgili tüm hak ve alacaklarının tahsil edildiği’nin de beyan edilmiş olduğunu, Davacının eser üzerinde başkaca bir hak veya alacağı kalmadığını, Davacı tarafça mahkemenize sunulan dava dilekçesinde de; eserin kullanım haklarının müvekkile devredildiği hususunun ikrar edilmiş olduğunu, davacının, işbu muvafakatin icracı hakları için geçerli olmadığı, kendisine ulusal medya satın alma sözü verildiği ve ancak bu sözün tutulmadığı gibi iddialarının da tamamen haksız ve de dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile tarafınca gösterilen dava dışı ... Ajansı arasındaki akit ve anlaşmaların müvekkil açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, Hiçbir surette böyle bir bağlayıcı anlaşmanın üçüncü kişi firma ile davacı arasında mevcut olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; aralarında davacıyı hak sahibi konumuna getirecek bir sözleşme varsa dahi, buna ilişkin taleplerin yalnız sözleşme tarafı üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek olduğunu, davacının, üçüncü kişi ile aralarında bu şekilde bir anlaşma bulunduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil de sunamamış olmadığını, İşbu eserin piyasada dolaşımının da söz konusu olmadığını, Bu doğrultuda; eserin değerinin artması ya da davacının fazladan hak talebinde bulunabilmesinin de mümkün olmadığını, Davacının, eserinin, üyesi olduğu musiki birliklerinde kayıtlı olduğu şeklindeki beyanlarının huzurdaki davanın esasına etkisi bulunmadığını, davacının meslek birliklerine olan üyeliğinin, davacıya eser üzerinde fazladan bir hak kazandırmamakta olduğunu, davacı tarafından sunulmuş olan, iddialarına konu meslek birliklerinden alınmış yazıların orijinal belgeler olmadığının anlaşılmakta olduğunu, üzerinde davacının beyanlarının yer aldığı bu belgelerin delil olarak kabulü mümkün olmadığını, Davacının, işbu esere ilişkin tüm haklarını, tasarruf ve takip yetkilerini üyesi olduğu meslek birliğine devretmekle işbu haklarını takip yetkisine sahip olan meslek birliğinden talep etmesinin gerektiğini, Müvekkilin, huzurdaki davada husumetin muhatabı olmadığının buradan da anlaşılmakta olduğunu, Davacının müvekkil kooperatifte müdür olarak görev yapan Abdurrahim Erdoğan tarafından kendisine hakaret içerikli mail cevabı gönderildiği iddiası gerçek dışıdır. Müvekkil kooperatifte çalışan hiçbir personel ya da ortaklardan biri, davacıya herhangi bir hakarette bulunmamıştır. Davacının işbu gerçeğe aykırı iddia ve beyanları iftira niteliğindedir. Buna ilişkin tüm dava, talep ve şikayette bulunma haklarının saklı olduğunu, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesine ve davayı açan davacı aleyhine disiplin para cezası hükmedilmesini talep ettiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Davacı tarafın eser üzerindeki mali haklarının ihlali dolayısıyla 50.000,00-TL Maddi tazminat alacağının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
2-Davacı tarafın diğer talepleri yönündeki davanın REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin zamanaşımı itirazlarını dikkate almadığını ve gerekçeli kararda bu hususta herhangi bir değerlendirme yapmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, TBK madde 154 ve 157 anlamında zamanaşımını kesen veya durduran hiçbir halin gerçekleşmediğini, davacının eserin müvekkili kooperatif tarafından kullanıldığının ilk andan itibaren bildiğini, ilk derece mahkemesinin kararında eser sahiplerinin mali hakları silsile halinde devralmış olması gerektiğini belirttiğini, FSEK 54. maddesi gereğince hüsnüniyet sahibi olunsa dahi himaye görmeyeceği gerekçesiyle sorumluluklarına karar verildiğini, bu tespite katılamadıklarını, "...- ..." isimli eserin müvekkili ile ..... Ltd. Şti. arasındaki sözleşme kapsamında kullanıldığını, eserin haklarının ve kullanımının devrine ilişkin bedelin müvekkili tarafından işbu firmaya ödendiğini, eserin haksız kullanımının söz konusu olmadığını, davacının 06.03.2013 tarihli muvafakatnamesinde eserin süresiz yer almasına ve çoğaltılmasına muvafakat ettiğini beyan ettiğini, eserin yapımıyla ilgili tüm alacak ve haklarını ...'dan tahsil ettiğini ve herhangi bir alacağı kalmadığını, davacı ile dava dışı ajans arasındaki anlaşmaların müvekkil açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, davacının telif gelirlerinin düşük kaldığı ve taahhütlerin yerine getirilmediği yönündeki iddialarının soyut ve dayanaksız olduğunu, eserin değerinin aradan geçen sürede artmadığını ve müvekkilin markasıyla özdeşleştiğini, eserin umuma iletilmesine ilişkin muvafakatname bulunduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararını kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı asil tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Reklam müziği üreticisi ve icracı sanatçı olduğunu, eserinin ... ve ... meslek birliklerine kayıtlı olduğunu, 30/10/2023 ve 02/07/2024 tarihlerinde delil niteliğindeki ses dosyalarını ön büroya teslim ettiğini, gerekçeli kararda davacının ek delil sunmadığı yönünde gerçeğe aykırı tespit yapıldığını, bilirkişi heyetinin sadece kadın vokal içeren versiyonu inceleyerek icracı sanatçı haklarını göz ardı ettiğini, kök rapordaki görüşün eksik incelemeye dayandığını, mahkemenin radyo yayın listelerini ve somut ses kayıtlarını dikkate almadan davalı lehine hüküm kurduğunu, FSEK madde 68 uyarınca mali hak bedelinin üç katı oranında tazminat hakkı doğduğunu, 16.05.2024 tarihli duruşmada talep ettiği 150.000 TL mali hak bedelinin mahkemece 50.000 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın ajans ile olan şaibeli sözleşmeyi ve kullanım muvafakatnamesinin aslını sunamadığını, davalı vekillerinin süreci oyaladığını, manevi haklarının ihlal edildiğini, kendisinin icracı sanatçı olduğunun tespit edilmesini belirterek 150.000 TL mali hak tazminatı, 160.000 TL manevi tazminatın ve 50.000 TL icracı hak bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, FSEK kapsamında “...” isimli reklam müziğinin davalı tarafından izinsiz kullanıldığı iddiasına dayalı olarak maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı , söz, beste ve icra haklarının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü “...” isimli eserin davalı ...' ya ait reklam filmi ile televizyon, radyo ve dijital mecralarda çoğaltılarak umuma iletildiğini, bu kullanım için kendisinden yazılı izin alınmadığını, dava dışı ... Şti. yetkilisi ...’a 2010 yılında verdiği kullanım izninin icracı sanatçı haklarını kapsamadığını, iznin ticari ilişkinin sürdürülmesi ve yüksek tutarda ulusal medya satın alınması taahhüdüne dayanılarak verildiğini, ancak bu taahhütlerin yerine getirilmediğini belirterek icracı sanatçı hakları yönünden 50.000,00 TL, eser sahipliği hakları yönünden 50.000,00 TL ve mali haklarının karşılığı olarak 60.000,00 TL olmak üzere toplam 160.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça belirtilmediğini, belirsiz veya kısmi dava koşullarının oluşmadığını, davacının alacağını belirleyebilecek durumda olduğunu ve davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını eserin tescilli olmadığını, davacının eser üzerindeki haklarını 06/03/2013 tarihli muvafakatnameyle dava dışı ... Şti.ne devrettiğini, bu belgede eserin bütün versiyonlarıyla televizyon, radyo, internet sitesi, santral, interaktif tanıtım ... ve yeni teknolojik mecralarda süresiz kullanılmasına, sınırsız sayıda çoğaltılmasına ve ticari dolaşıma çıkarılmasına muvafakat edildiğini ve davacının eserle ilgili bütün hak ve alacaklarını tahsil ettiğini, davalı kooperatifin reklam ajansıyla yaptığı sözleşme kapsamında eseri kullandığını ve kararlaştırılan bedeli ajansa ödediğini, davacı ile ajans arasındaki medya satın alma veya başka bir taahhüdün kooperatifi bağlamayacağını, varsa bu sözleşmeden doğan taleplerin ancak ajansa yöneltilebileceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı tarafın eser üzerindeki mali haklarının ihlali dolayısıyla 50.000,00-TL Maddi tazminat alacağının davalıdan tahsiline , diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bilirkişi heyeti kök raporunda, “...” isimli sözlü bestenin FSEK’nin 3. maddesi kapsamında musiki eseri niteliğinde olduğu, davacı ile dava dışı ajans arasında düzenlenen hak devir belgesinde bedelin, devralanın ve devredilen mali hakların açıkça gösterilmediği, belgenin üçüncü kişilere devir yetkisi de içermediği ve bu nedenle FSEK’nin 52. maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı, davalının mali hakları usulüne uygun bir hak sahipliği silsilesiyle devraldığının kanıtlanamadığı, bu nedenle kullanımın davacının mali ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğu davacının maddi tazminat talebini FSEK uyarınca hangi hesaplama yöntemine dayandırdığının anlaşılamaması nedeniyle kesin hesaplama yapılamadığı, ancak eser kullanımına karşılık talep edilen 50.000,00 TL’nin piyasa rayicine uygun olduğu belirtilmiştir.
06/06/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalı tarafından kullanılan reklam müziğinin kadın sesiyle seslendirildiği, kayıtta davacının sesine veya icrasına yer verilmediği, bu nedenle davacının FSEK’nin 80. maddesinden kaynaklanan icracı sanatçı haklarının ihlal edilmediği, dosyaya kök rapordaki diğer değerlendirmeleri değiştirecek yeni bir bilgi veya belge sunulmadığı belirtilmiştir.
Dava konusu “...” isimli sözlü bestenin, eser sahibinin hususiyetini taşıyan FSEK’nin 3. maddesi kapsamında musiki eseri niteliğinde olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tescil edilmemiş ise de, eser üzerindeki haklar eserin meydana getirilmesiyle doğduğundan tescil, korumanın kurucu şartı değildir. Dava konusu eserin davacı tarafından meydana getirildiği davacının eser sahipliğinden doğan hakları ileri sürme sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır.
FSEK’nin 52. maddesi uyarınca mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Sözleşmede açıkça belirtilmeyen bir hakkın devredildiği kabul edilemez. Dosyaya sunulan 06/03/2013 tarihli muvafakatnamede eserin televizyon, radyo, internet sitesi, santral, interaktif tanıtım ... gibi mecralarda süresiz kullanılmasına ve çoğaltılmasına izin verildiği belirtilmiş, ayrıca belgede eserin davalı kooperatife verildiğinin ve davacı tarafından eserin yapımı ile ilgili tüm alacağın tahsil edildiğinin de yer aldığı, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde muvafakatnameyi kabul ettiği görülmekle davacı tarafından eserin davalı tarafından kullanılacağının bilindiği ve davalının bu belgede açıkça belirtilen mecralarda olmak üzere sınırsız kullanımına muvafakat edildiği, bu kullanımlar yönünden geçerli bir mali hak devri sözleşmesi niteliğinde olduğu görülüyorsa da tüm dijital mecralarda kullanılmasına ilişkin bir muvafakatin bulunmadığı, bilirkişi raporu ile eserin youtube platformunda 2017 yılında yayınlandığının tespit edildiği, FSEK m.25 de düzenlenen dijital iletim hakkının devredilmediği dikkate alındığında bu kullanım sebebiyle davacının mali hakkının ihlal edildiği ve tazminat talep edebileceği anlaşılmıştır.
Davacının 16.05.2024 tarihli duruşmada FSEK 68.madde uyarınca talepte bulunduğunu beyan ettiği, ancak somutlaştırma yapmadığı mahkemece talebin hukuki dayanağı konusunda değerlendirme bulunmadığı, dava dilekçesinde açıkça 3 kat tazminat istemi bulunmadığı gibi bu konuda ıslah yoluna da başvurmadığı gözetildiğinde tazminat talebinin hukuki dayanağının FSEK’nin 70/2. Maddesi olduğunun kabulü gerekmiştir. Bu itibarla davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalının zamanaşımı def’i yönünden; FSEK’nin 70/2. maddesine dayanan maddi tazminat istemi haksız fiil niteliğinde olup aynı zamanda FSEK 71. Maddesi gereğince davalının eylemi suç olarak düzenlendiğinden 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımın somut olayda uygulanması gerektiği, tespit edilen 2017 tarihli youtube kullanımı ile 2023 dava tarihi arasında geçen süre nazara alındığında zamanaşımının söz konusu olmadığı, bu nedenle davalının zamanaşımı def’inin reddi gerekmiştir.
FSEK’nin 70/2. maddesi uyarınca mali hakları ihlal edilen eser sahibi, haksız fiil hükümleri çerçevesinde uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Davalının dijital iletim bakımından geçerli bir hak devri veya kullanım ruhsatı bulunmaksızın eseri ticari tanıtım amacıyla kullanması ile mali hak ilalinin meydana geldiği, bilirkişi heyetince kullanımın niteliği, kapsamı ve piyasa koşulları gözetilerek eser kullanım bedelinin 50.000,00 TL olabileceğinin bildirildiği ,bu nedenle 50.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı asil ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediği, mahkeme kararının sonucu itibariyle isabetli olduğu ancak gerekçesi düzeltildiğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı asil ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/07/2024 tarih, 2023/12 E., 2024/190 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
3/a-Davacı tarafın eser üzerindeki mali haklarının ihlali dolayısıyla 50.000,00 TL Maddi tazminat alacağının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
3/b-Davacı tarafın diğer talepleri yönündeki davanın REDDİNE,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL karar harcından peşin alınan 2.732,40 TL'nin mahsubu ile 683,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından yatırılan 2.732,40 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.937,90 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 440,00 TL tebligat, müzekkere ve posta giderinden davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 136,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/ç-Davalı tarafından sarfedilen 947,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 653,43 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
4/d-Dosya Adli Yardım talepli olduğundan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 9.000,00 TL bilirkişi ücretinin kabul ve red oranına göre 6210,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 2.790,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendilerine iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026