Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2158 E. 2026/1685 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2158
- Karar No
- 2026/1685
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2158 - 2026/1685 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/2158 KARAR NO : 2026/1685 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2026 NUMARASI : 2025/368 E. - 2026/295 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/05/2026 tarih ve 2025/368 E. - 2026/295 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında davalı şirketin Özbekistan'da yürüttüğü proje kapsamındaki taşımalarına ilişkin bir ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda gerçekleştirilen taşımaların uluslararası kara taşımalarına ilişkin CMR hükümlerine tabi olarak yerine getirildiğini, taşıma işinin sözleşme ve talimatlara uygun şekilde tamamlandığını, buna rağmen toplam 62.100 USD tutarındaki taşıma bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, davalının farklı tarihlerde ödeme taahhütlerinde bulunduğunu, ancak bu taahhütlerin yerine getirilmediğini, davalı tarafından sevkiyatlara ilişkin çeşitli hasar iddiaları ileri sürülerek bedelden indirim talep edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülmesi ve uyuşmazlığın sulhen çözümü amacıyla müvekkili tarafından iyi niyetli şekilde 13.845 USD tutarında indirim yapıldığını, bu indirim sonrasında bakiye alacağın 48.255 USD olarak kesinleştiğini, tüm bu süreçlere rağmen davalının bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 48.255 USD asıl alacak ve 2.102,06 USD işlemiş faiz üzerinden devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taşıma ücreti alacağının, CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, ürünlerin teslim ve fatura tarihinin davacının da kabulünde olduğu üzere Temmuz 2023 tarihi bulunduğunu, 3 aylık ve 1 yıllık sürelerin nazara alındığında Ekim 2024 ayında zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının takip tarihinin ise 23.01.2025 olduğunu savunarak, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu taşıma güzergahı itibariyle olaya uygulanması gereken CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine göre, işbu davanın 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, CMR 32/1-a bendi kapsamında, hasar veya gecikmelerde teslim tarihinden itibaren 1 yıllık zaman aşımı süresinin başlayacağının kabulü halinde, malların teslim tarihinin 12/07/2023 olduğu, 1 yıllık zaman aşımı süresinin 12/07/2024 tarihi itibariyle dolduğu, iş bu davanın konusu icra takibinin tarihinin ise 14/01/2025 olduğu ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra takibin başlatıldığı, CMR 32/1-c bendi kapsamında değerlendirilmesi halinde de, taşıma anlaşmasının akdedildiği tarihten 3 ay sonra zamanaşımı süresinin başlayacağı, buna göre sözleşme görüşmelerinin teslim ve fatura tarihlerinden daha önce olduğu açık olmakla birlikte, sözleşme tarihi olarak malın varış tarihinin (12/07/2023) kabulü halinde dahi 3 ay ve 1 yıllık süreler eklendiğinde, takip tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşıldığı, zamanaşımını kesen ya da durduran herhangi bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalarının hasar veya zayi ya da gecikme kaynaklı zararın tazmini değil, navlun-taşıma bedeli alacağı hususunda olup; sürekli davalının ödeme yönünde irade beyan etmesi, sonrasında sessiz kalması ve böylece CMR 32/2 hükmüne göre zamanaşımı hesabının yapılmamasını gerektiren bir sürecin söz konusu olduğunu, CMR 32. maddesinde öngörülen sürenin esas itibarıyla tazminat hakları için düzenlenmiş olup, navlun alacağına doğrudan uygulanmayacağını, bununla birlikte CMR 32/1-c maddesi manasında navlun alacağı için uygulanacak olsa dahi somut ihtilaf bakımından zamanaşımının dolmadığını, aksinin tespiti halinde de, somut olayda zamanaşımı savunmasının açıkça TMK m.2 hükmünde yerini bulan "dürüstlük kurallarına" aykırı olduğunu, zira CMR 32/2. maddesi uyarınca, alacaklının talebinin yazılı olarak reddedilmedikçe zamanaşımının duracağını, davalının 2024 Haziran dönemine kadar süren yazışmalar boyunca ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, hatta aylarca "biz de ödeme alamadık, Özbekistan'a geldik sizin ödemenizi tahsil etmek için, onlar 10 gün içerisinde ödeyecek biz de size ödeyeceğiz, Bakan değişti vb." iddia ve gerekçelerle deyim yerindeyse müvekkilini oyaladıklarını, müvekkili şirketin ödeme talebini hiçbir zaman yazılı olarak reddetmediğini, bu durumda Haziran-2024 dönemine kadar süre gelen bu tavır boyunca zamanaşımının durduğunu, mahkemece sunulan mail yazışmaları ve sair deliller dikkate alınmaksızın verilen kararın, gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu, CMR m.32 uygulama alanı bulsa dahi, davalının borcunu, taşımayı, taşımanın tamamlandığını kabul etmesine ve müvekkili şirketin ödeme konusunda indirimi dahi kabul etmesine rağmen ödeme yapılmamış olması, sürekli ödemenin ertelenmesi, ödenecek gibi bir izlenim bırakarak müvekkil şirketin hukuki hakları kullanmasının önüne geçilmesi hususlarının açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, hukuken korunmamasının gerektiğini, CMR Konvansiyonu 32. maddesi hükmü uyarınca ''bilerek kötü hareket ve kötü hareket sayılan kusurların varlığı halinde'' zamanaşımı süresinin 3 yıl uygulanmasının gerektiğini, 3 yıllık zamanaşımı süresinin ise somut olayımızda dolmadığını, borçlunun bir alacağı bile bile ödememesi veya haksız olduğunu bildiği halde itiraz etmesi durumunda, kısa zaman aşımı süresinden yararlanması için haklı bir nedenin olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, CMR Konvansiyonu hükümlerine dayalı taşıma ücreti alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine göre, işbu davanın 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ve zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Oysa davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama boyunca sunduğu diğer dilekçelerde, davalının sürekli ödeme yönünde irade beyan etmesi, sonrasında sessiz kalması nedeniyle somut olayda zamanaşımı savunmasının açıkça TMK m.2 hükmünde yerini bulan "dürüstlük kurallarına" aykırı olduğunu, davalının 2024 Haziran dönemine kadar süren yazışmalar boyunca ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, hatta aylarca "biz de ödeme alamadık, Özbekistan'a geldik sizin ödemenizi tahsil etmek için, onlar 10 gün içerisinde ödeyecek biz de size ödeyeceğiz, Bakan değişti vb." iddia ve gerekçelerle deyim yerindeyse müvekkilini oyaladığını, taşımanın tamamlandığını kabul etmesine ve müvekkili şirketin ödeme konusunda indirimi dahi kabul etmesine rağmen, ödemenin sürekli olarak ertelenmesinin ve ödenecek gibi bir izlenim yaratılmasının, müvekkili şirketin hukuki haklarını kullanmasının önüne geçilmesi amacıyla yapılan ve açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunan bir davranış olup, hukuken korunmamasının gerektiğini, ayrıca CMR 32/2. maddesi uyarınca, alacaklının talebinin yazılı olarak reddedilmedikçe zamanaşımının duracağını, müvekkili şirketin ödeme talebini hiçbir zaman yazılı olarak reddetmediğini, bu durumda Haziran-2024 dönemine kadar süre gelen bu tavır boyunca zamanaşımının durduğunu, mahkemece bu konularda sunulan mail yazışmaların ve sair delillerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş, mahkemece davacı vekilinin anılan iddiaları konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Oysa CMR Konvansiyonunun 32/3. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin uzatılması, davaya bakan mahkemenin kararına göre belirlenir. Bu karar aynı zamanda yeniden dava açma haklarını da düzenler. Bu durumda öncelikle borçlunun borcunu ödeyeceği konusunda alacaklısında haklı bir güven yaratmış ve onu, alacağını talep etmesi için hukuki çarelere başvurmaktan alıkoymuşsa, borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürmesinin, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak değerlendirileceğinin ve hakkın kötüye kullanılması sayılacağının nazara alınması gereklidir. Zira bu hal çelişkili davranış yasağının tipik bir örneğidir. O halde mahkemece, öncelikle davacının bu konuda sunduğu mail yazışmaları, taraflar arasındaki ödeme görüşmeleri ve varsa borcun varlığına ilişkin beyanlar incelenerek, davalının zamanaşımı def'inde bulunmasının, kötüniyetli bir davranış olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirmenin yapılmaması doğru görülmemiştir. Yine CMR Konvansiyonunun 32/2. maddesi uyarınca, taşıyıcıya yazılı bir beyan iletilirse, bu talep cevaplanana kadar zamanaşımı durur. Talebin bir kısmı kabul edilmişse zamanaşımı süresi, anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Davacı vekilince de anılan hüküm uyarınca somut uyuşmazlıkta zamanaşımı süresinin durduğu ileri sürüldüğüne göre davacının bu iddiasının da incelenmesi gerekirken, mahkemece davacı vekilinin bu iddiası hakkında da herhangi bir inceleme yapılmaması doğru görülmemiştir. Ayrıca TBK'nın 154/2. maddesi uyarınca borç ikrar edilmişse, zamanaşımı süresi durur. Yine TBK'nın 156/2. maddesi uyarınca da borç bir senetle ikrar edilmiş ise yeni süre, her zaman 10 yıldır. O halde mahkemece, somut uyuşmazlıkta da bu maddeler uyarınca zamanaşımı süresinin durup durmadığının veya 10 yıllık yeni bir zamanaşımı süresinin söz konusu olup olmadığının incelenip değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 11/05/2026 gün ve 2025/368 E. - 2026/295 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.