Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/38 E. 2026/1 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/38
- Karar No
- 2026/1
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/38 - 2026/1 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/38 KARAR NO : 2026/1
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2024 NUMARASI : 2021/396 - 2024/111 DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR : 1 - 2 - DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Hükümsüzlük, Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/03/2024 tarih ve 2021/396 E. - 2024/111 karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin "...”, “......", ... ...” ibareli marklarının uzun yıllara dayanan tescilli ve tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkili markaları ile başvuru markasının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, "..." isminin "..." ismine benzer olduğunu, aynı sırada dizilişleri olduğunu, bu ibarelerin hemen ardından “...” ibaresinin yer almasının benzerliği arttırdığını, seri marka izlenimi yarattığını, Müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 30. sınıfta yer alan emtialar ile işbu dava ile iptali talep edilen 32. sınıf emtiaların iltibas riski oluşturduğunu, 30’uncu sınıfa dâhil “buzlu çaylar, kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” ile 32’nci sınıfta yer alan “maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar ve sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” birbirlerinin yerine kullanılabilmeleri nedeniyle rekabet halinde olan mallar olduğunu, marketlerde içecekler bölümünde yanyana veya yakın raflarda bulunduğunu, dağıtım kanallarının aynı olduğunu, benzer nitelikte mallar olduklarını, müvekkili markasının özellikle kahve esaslı içecekler için tercih edildiğini, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, başvurunun iltibas riski yarattığını ve haksız rekabet teşkil ettiğini, başvurunun reddi gerektiğini, davalının marka başvurusuna yapılan itirazın benzerlik taşımadığı gerekçesi ile reddedildiğini ileri sürerek ...Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2021-M-7212 sayılı kararının kısmen iptali ile 2020/58598 sayı ile işlem gören “... ... ...” ibareli marka başvurusunun 30. sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, çaylar, buzlu çaylar” ile 32. sınıftaki “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, meyve ve sebze suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar, enerji içecekleri (alkolsüz), proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” için işlemden kaldırılmasına, tescil işlemleri tamamlanmış ise kısmen hükümsüzlük ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap veremediği gibi duruşmalara katılmadığından yargılama yokluğunda yürütülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı adına tescilli "..., ... ...","... ..." esas ibareli markalar ile davalının "... ... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa yol açacak nitelikte benzerlik içermediği, davalı markasında yer alan "..." isminin Türkiye’de sıklıkla kullanılan ve anlamı bilinen bir erkek ismi olup ortalama tüketici nezdinde davacının mesnet gösterdiği "..." isminden tamamen farklı algıya yol açtığı, tüketici konumundaki halk bu iki isim arasındaki farkı kolaylıkla algılayabilecek ve her iki markanın anlamını bilebilecek dikkate sahip olduğu, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin markalarda yer alan şekil ve ek ibarelerle karşılarında iki farklı marka olduğunu kolaylıkla algılanabileceğini, taraf markaları kapsamında bir kısım mallar aynı, aynı tür ve benzer olmakla birlikte marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından markalar arasında iltibas oluşmadığı gibi SMK'nin 6/5.maddesi uyarınca tanınmışlığı ispata yönelik hükme esas almaya elverişli ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesi ve yargılama sırasında ileri sürdüğü hususları yineleyerek hukuka aykırı ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
GEREKÇE: Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali, tescil işlemi yapılmışsa marka hükümsüzlüğünün tespiti ve sicilden terkini istemine ilişkin olup davanın reddi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nin 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle dava konusu "... ... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında aynılık ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ilişkisinin bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nin 6/1. maddesi anlamında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin iltibasa yol açmayacağı, davacının itiraza mesnet markaları ile başvuru markası arasında marka ve işaretler anlamında benzerlik bulunmadığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, hükümsüzlük talebi bakımından da davacı markalarının tanınmışlığı ispata yönelik hükme esas almaya elverişli ve yeterli delil sunulamadığı, SMK'nin 6/5.maddesi bakımından da tanınmışlık olgusunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının bu yöne değinen istinaf nedenleri yerinde değildir. 2- Kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken hususlar bakımından yapılan istinaf incelemesine gelince hükmün kuruluş biçimi bakımından aynı isabetin sağlandığı söylenemez. Bilindiği üzere bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanun'unda ve bu Kanun'a bağlı (1) sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar - ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. Anılan Kanun'un 27. maddesinde "(1) sayılı Tarifede yazılı maktu harçların, ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği, mükerrer 138/2.maddesinde ise, her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan maktu harçların o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılacağı hükümlerine yer verilmiştir. Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup dava açılırken başlangıçta ödenir, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1.maddesinde düzenlenen bu harç, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin olup sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı açıktır. Karar ve ilam harcı ise "nispi ve maktu" olmak üzere ikiyi ayrılmaktadır. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilirken hüküm altına alınan çekişme konusunun dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesinde karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının da kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır. Peşin olarak ödenecek dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğunun tespit edilmesi halinde de eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). Bu durumda "dava açılmakla işlem tamamlandığından" o tarihte yürürlükte bulunan Tarifede belirlenen tutarın başvuru harcı olarak peşin alınması, karar ve ilam harcında ise karar tarihinde yürürlükte bulunan maktu harç esas alınarak ve gerektiğinde eksik kalan tutarın tamamlatılarak alınması gerekir. Yukarıda açıklanan Kanun düzenlemeleri ve ilkeler doğrultusunda yapılan değerlendirmede, dava açılırken peşin ödenen maktu karar ve ilam harcının, yargılama sırasında yürürlüğe giren Tarife ile artırılması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. Maddesi ve mükerrer madde 138/2. hükümleri uyarınca eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken dava açılışında alınan "peşin maktu karar ilam harcının" yeterli olduğu, yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel harca tamamlanmasının mülkiyet hakkı ihlali olacağı gerekçesiyle yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesinin isabetsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hâl böyle olunca harca yönelik düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, anılan hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gözetilerek HMK'nin 353/1-b-2.maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda (2) No.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarih ve 2021/396 Esas - 2024/111 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı ...kendini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine olacak biçimde karar verilemeyeceğinden ilk derece Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (varsa), hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.