İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/607 E. 2026/519 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/607
- Karar No
- 2026/519
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/607 Esas KARAR NO : 2026/519
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2024 KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in, ... adresinde bulunan ... isimli iş yerini 21.01.2023 tarihinde davalı ... Sigorta ile akdedilen Süper Kobim Paket Poliçesi kapsamında sigortalattığını, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen ... merkezli depremde iş yerinin ağır hasar alarak acil yıkım kararı ile yıkıldığını, davalı şirkete 03/03/2023 tarihinde hasar ihbarında bulunulduğunu ve ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, davalı sigorta şirketinin eksper görevlendirme ve hasar tespit raporu düzenleme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyerek gecikmeye sebebiyet verdiğini, iş yerindeki kıymetli eşyaların ve demirbaşların büyük kısmının enkaz altında kaldığını, 15 ay boyunca somut bir geri dönüş alamadıklarını, davalı şirketin ... Bölge Sorumlusu ...'nın sürece şahit olduğunu, eksperin hasar fotoğraflarını paylaşmadığını ve raporu sunmadığını, davalı şirket tarafından 14.05.2024 tarihinde gönderilen ibraname ile poliçe limitinin çok altında bir ödeme teklif edildiğini, bu teklifin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, deprem öncesi ve sonrası altın fiyatlarındaki artışın müvekkilinin zararını katladığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, sigorta şirketinin Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. maddesi uyarınca temerrüde düştüğünü, müvekkilinin tacir olması sebebiyle ticari faiz ve avans faizi talep etme hakkı bulunduğunu, 23.05.2017 tarihli başvuru dikkate alındığında 45 günlük sürenin sonunda 10.07.2017 tarihinde temerrüdün gerçekleştiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000,00-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 20/05/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerinin 500.000 TL’den 502.800 TL’ye ıslahen artırılmasına, 502.800 TL’nin davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 17.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı vekilinin dava dilekçesi ekindeki delil listesi ve eklerinin tarafına tebliğ edilmediğini belirterek usule ilişkin itirazlarını sunduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını iddia ettiğini, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu savunduğunu, müvekkil şirketin hasar başvurusu sonrası ivedilikle ekspertiz çalışmalarını başlattığını ve sorumluluklarını yerine getirdiğini ifade ettiğini, hasar mahallinin deprem bölgesi olması sebebiyle incelemelerin zor şartlarda yapıldığını ve sigortacıya yüklenemeyen bir kusur bulunmadığından temerrüt iddiasının kabul edilemeyeceğini belirttiğini, davacının talep ettiği tazminat tutarının fahiş olduğunu ve müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti, koasürans, istisna ve muafiyetler ile sınırlı olduğunu vurguladığını, davacı ...'in ... poliçe numaralı ... Poliçesi ile 21-01-2023/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu hatırlattığını, müvekkil şirketin sadece gerçek zararlardan sorumlu olduğunu ve zarar ile illiyet bağını ispat yükünün davacıda bulunduğunu açıkladığını, yaptırılan ekspertiz raporuna göre 502.800,00-TL tazminat hesaplandığını ancak davacının bu tutarı kabul etmediğini, raporda aşkın sigorta tespit edildiğini ve arsa payı hariç maliyet bedeli üzerinden değerlendirme yapıldığını bildirdiğini, deprem nedeniyle koasürans ve muafiyet tenzili uygulandığını kaydettiğini, davacının davasını ispatla yükümlü olduğunu ileri sürdüğünü, mahkemece hesaplama yapılması halinde aşkın sigorta, eksik sigorta, koasürans ve muafiyet bedellerinin dikkate alınması gerektiğini belirttiğini, müvekkil şirketin ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini savunarak faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini ifade ettiğini ve tüm bu nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, poliçe, sigorta hasar dosyası, tapu kaydı, imar planı ve yıkıma ilişkin tutulan tutanak ve fotoğraflar dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya İnşaat Mühendisi, Mimar, Sigortacı ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 20/04/2025 tarihli raporda; Teknik / İç Mimari Yönden Yapılan İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde; (İç Mimari açıdan , Tam zayi olduğu iddia ve beyan olunan taşınabilir ve taşınamazlar / Dekorasyon hasarları) 16.04.2024 tarihli Yangın Sigortası Ekspertiz Raporunda ,davaya konu teşkil eden davacı işletmesindeki, Muhteviyat hasarına ilişkin, Hasar bedelinin 108.000 TL , Ödenebilir hasar bedelinin ise ( sigorta mevzuatından kaynaklı ) 83.200 TL olduğu görülmüş olup, Hasar Bedelinin ( 108.000 TL ) kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı, başka bir söylemle kadri maruf olduğu, Genel İnceleme ve Değerlendirme Neticesinde; somut olayda davalı sigorta şirketinin, poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğu, sigorta poliçesi kapsamında zararının tazminini isteyen davacının ise rizikonun gerçekleştiğini ve zararının miktarını ispatla mükellef olduğu, davalının poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılaması gerektiğinin mütalaa edildiği, huzurdaki uyuşmazlıkta, davalı ve davacı dilekçelerinde; davalının sigorta eksperinin belirlediği miktarı davacıya ödemeyi teklif ettiği ifade edilmiş olup, bu hususta bir ihtilaf bulunmadığı; buna göre davalı sigorta şirketinin raporun düzenlendiği tarih itibariyle hasar miktarını öğrenmiş olduğu ve raporu kabul edip davacıya ödeme teklif ettiğine göre tazminat miktarının kesinleşmiş olduğu ve tazmin borcu doğduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, taraflar arasında tanzim edilen poliçede sigortacının temerrüdü hakkında özel düzenlemeye yer verilip verilmediğinin önemli olduğu, zira, sigortacının temerrüdü hakkında özel düzenlemeye ilişkin hüküm bulunduğu takdirde; genel hükümlerden önce uygulanması gerektiği, Sigorta Yönünden Değerlendirme Neticesinde; davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince dava konusu zararlara ilişkin sorumluluğu poliçe limitleri ve poliçe teminatları ile poliçede yer alan muafiyet ve koasüranslar ile sınırlı olacaktır. Poliçe limiti üzerindeki tutarlardan ya da poliçe teminatı kapsamında olmayan teminatlardan poliçe kapsamında sigorta şirketi sorumlu olmayacağı, poliçede bina bedeli 1.000.000TL (arsa hariç olup, arsa sigorta teminatına girmemektedir),muhteviyat 200.000TL bedel ile sigortalı tarafından beyan edilerek sigorta ettirilmiş olduğu, Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Sigortası %100 sigorta bedelinin en az %20'si sigortalının üzerinde kalmak kaydıyla sigortalıyla müşterek sigorta olarak, poliçede uygulanan muafiyet oranı bina için% 2 , muhteviyat için% 2 uygulanacağı, ilgili hasarın deprem hasarı olduğu üzere poliçede yer alan koasürans ve muafiyetler üzerinden tazminat hesabı yapılacağı, sözleşmenin kurulması sırasında sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olması gerektiği, Sigorta bedeli, poliçede yazılı olan ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacının ödemeyi taahhüt ettiği teminatın azami tutarı olduğu, sigorta değeri ise, sigorta edilen kıymetin rayiç (gerçek) değeridir. Sigorta şirketi hasar ödemesi yaparken bu değeri baz alarak ödemeyi yapmakla yükümlü olduğu, inşaat yönünden değerlendirme neticesinde: davaya konu ... adresinde bulunan yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde ağır hasarlı/ acil yıkılacak bina olduğu tespit edildiği, eksper raporunda yapılan incelemede binaya ilişkin hasar bedelinin 50 m2 x 11.000 TL= 605.000 TL olmak üzere tenzilatlar yapıldıktan sonra ödenebilir bina hasarının 419.600 olarak hesaplandığının görüldüğü, (Hesaplama 55 m2 üzerinden yapılmış, sehven 50 m2 yazıldığı tespit edilmiştir.) Ekspertiz raporunda bodrum, zemin ve asma katta oluşan yapının faydalı alanının 55 m2 olduğu ve belirlenen m2 maliyetinin 11.000 TL olduğu, ÇŞB tarafından 2023 yılında yayınlanan yapı yaklaşık birim fiyatları incelendiği zaman III-B (21.50 m yüksekliğe kadar ticari binalar) için m2 birim maliyeti 6.350 TL olarak belirlendiği, ancak deprem bölgesinin özel şartları, azalan inşaat arzı ve yükselen talep dengesi gözletildiğinde tespit edilen 11.000 TL/m2 birim fiyatın yerinde olduğu, buna göre tespiti yapılan 605.000 TL hasar bedelinin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ve kadri maruf olduğu değerlendirildiği belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 10/03/2026 tarihli ek raporda; eknik ve iç mimari yönden yapılan incelemede 16.04.2024 tarihli yangın sigortası ekspertiz raporunda belirtilen muhteviyat hasarına ilişkin hasar bedelinin 108.000 TL olduğu, ödenebilir hasar bedelinin 83.200 TL olarak belirlendiği, 108.000,00 TL tutarındaki hasar bedelinin kadri maruf olduğu ve kök rapordaki görüşlerin aynen korunduğu, sigorta mevzuatı ve poliçe hükümleri yönünden yapılan değerlendirmede sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatları, limitleri, koasürans ve muafiyet hükümleriyle sınırlı olduğu, muhteviyat hasarı hesaplamasının mevzuata uygun bulunduğu, koasürans, muafiyet ve aşkın sigorta uygulamalarının hesaplamaya dahil edilmesinin zorunlu olduğu, temerrüt ve faiz değerlendirmesinin Türk Ticaret Kanunu 1427. maddesi çerçevesinde yapıldığı, kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğu, davalının hasar miktarını öğrenerek ödeme teklifinde bulunmasıyla tazminat miktarının kesinleştiği, 03.03.2023 tarihinde yapılan hasar başvurusu neticesinde Türk Ticaret Kanunu 1427. maddesi uyarınca hasar ihbarından itibaren 45 gün geçmesiyle tazminat borcunun muaccel hale geldiği, bu doğrultuda 18.04.2023 tarihinden itibaren tazminat tutarına faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Dava;"Süper Kobim Paket Sigorta Poliçesi" kapsamında hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Zamanaşımı def'i yönünden yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK'nın 1420. Maddesi ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'' 1427. Maddesi ise ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükmünü düzenlemiştir. Öte yandan Türk Borçlar Kanunun 154.maddesinde zamanaşımını kesen durumlar açıklanmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar (TBK m.156/1). Somut olayda, rizikonun 06.02.2023 tarihinde gerçekleştiği, hasarın sigorta şirketine ihbar edildiği ve hasar dosyasının 03.03.2023 tarihinde düzenlendiği, ekspertiz kesin raporun 03.06.2023 tarihinde düzenlendiği, arabuluculuk başvuru tarihi 17.07.2024 olduğu, dava tarihinin 16.10.2024 tarihi olduğu dikkate alındığında iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Dava konusu olayın sigorta hukukuna dayalı ve tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması sebebiyle 6102 sayılı TTK 'nun 4/1-(a) maddesi uyarınca görev itirazının reddine(emsal için bkz İst.BAM 45 HD ... ...) , HMK 19/2 mad uyarınca usulüne uygun olmayan yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı, sigortalı işyerinde deprem sebebiyle hasar meydana geldiğini belirterek tazminat talep etmiştir. Somut olayda davacı, rizikonun gerçekleştiğini ancak davalının teminat kapsamındaki zararını karşılamadığını ileri sürmektedir. Dosya kapsamı incelendiğinde 03.03.2023 tarihinde davacının davalıya başvuruda bulunduğu görülmektedir. 16.04.2024 tarihinde ise davalı sigorta şirketi tarafından eksper raporunun alındığı görülmektedir. Bu rapora göre 502.800,00-TL tazminat hesaplanmıştır. Davacı ise huzurdaki davada dilekçesinde poliçe kapsamı olan 1.200,00-TL tutarı talep etmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bir ilamında şu şekilde karar vermiştir: “(…) Davalı ..., poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılamakla yükümlüdür. Sigorta poliçesi kapsamında zararının tazminini isteyen sigortalı davacı da rizikonun gerçekleştiğini ve zararının miktarını ispatla mükelleftir (…)” Şu halde anılan Yargıtay kararı ile birlikte ifade edelim ki somut olayda davalı sigorta şirketi, poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılamakla yükümlüdür. Sigorta poliçesi kapsamında zararının tazminini isteyen davacı ise rizikonun gerçekleştiğini ve zararının miktarını ispatla mükelleftir. Bu kapsamda davalının poliçe limiti dahilinde gerçek zararı karşılaması gerektiği mütalaa edilmiştir. Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK m.1409/1) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK m.1409/2). Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır. Sigorta Hukuku gereğince teminat altına alınan sigorta konusu menfaatin yine teminat kapsamında bir riziko sonucu hasara uğraması halinde hasarın teminat kapsamında bir zarar olup olmadığı hususundaki sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki ihtilaf sigorta poliçesi, Genel Şartlar ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile 16.04.2024 tarihli Yangın Sigortası Ekspertiz Raporunda, davaya konu teşkil eden davacı işletmesindeki, Muhteviyat hasarına ilişkin, Hasar bedelinin 108.000 TL , Ödenebilir hasar bedelinin ise ( sigorta mevzuatından kaynaklı ) 83.200 TL olduğu görülmüş olup, Hasar Bedelinin ( 108.000 TL ) kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı, başka bir söylemle kadri maruf olduğu, davaya konu ... adresinde bulunan yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde ağır hasarlı/ acil yıkılacak bina olduğu, eksper raporunda yapılan incelemede binaya ilişkin hasar bedelinin 50 m2 x 11.000 TL= 605.000 TL olmak üzere tenzilatlar yapıldıktan sonra ödenebilir bina hasarının 419.600 olarak hesaplandığı, ekspertiz raporunda bodrum, zemin ve asma katta oluşan yapının faydalı alanının 55 m2 olduğu ve belirlenen m2 maliyetinin 11.000 TL olduğu görülmüş olduğu, ... tarafından 2023 yılında yayınlanan yapı yaklaşık birim fiyatları incelendiği zaman III-B (21.50 m yüksekliğe kadar ticari binalar) için m2 birim maliyeti 6.350 TL olarak belirlendiği, ancak deprem bölgesinin özel şartları, azalan inşaat arzı ve yükselen talep dengesi gözletildiğinde tespit edilen 11.000 TL/m2 birim fiyatın yerinde olduğu, buna göre tespiti yapılan 605.000 TL hasar bedelinin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ve kadri maruf olduğu değerlendirilmiş olup, davalı sigorta şirketinin poliçe gereğince dava konusu zararlara ilişkin sorumluluğu poliçe limitleri ve poliçe teminatları ile poliçede yer alan muafiyet ve koasüranslar ile sınırlı olacağı, poliçe limiti üzerindeki tutarlardan ya da poliçe teminatı kapsamında olmayan teminatlardan poliçe kapsamında sigorta şirketi sorumlu olmayacağı, poliçede bina bedeli 1.000.000TL (arsa hariç olup, arsa sigorta teminatına girmemektedir),muhteviyat 200.000TL bedel ile sigortalı tarafından beyan edilerek sigorta ettirilmiş olduğu, Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Sigortası %100 sigorta bedelinin en az %20'si sigortalının üzerinde kalmak kaydıyla sigortalıyla müşterek sigorta olarak, poliçede uygulanan muafiyet oranı bina için% 2 , muhteviyat için% 2 uygulanacağı, ilgili hasarın deprem hasarı olduğu üzere poliçede yer alan koasürans ve muafiyetler üzerinden tazminat hesabı yapılacağı, sözleşmenin kurulması sırasında sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olması gerektiği, sigorta bedeli, poliçede yazılı olan ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortacının ödemeyi taahhüt ettiği teminatın azami tutarı olduğu, sigorta değeri ise, sigorta edilen kıymetin rayiç (gerçek) değer olduğu, sigorta şirketi hasar ödemesi yaparken bu değeri baz alarak ödemeyi yapmakla yükümlü olduğu, poliçede yer alan koasüranslar ve muafiyetlerin üzerinden yapılan hesaplamalara göre ödenebilir bina hasarının 419.600 TL, davacı işletmesindeki bina hasar bedelinin ise 83.200 TL olacağı tespit edilmiş olup, somut olayın özelliklerine ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilerek davanın kabulü ile davacıya ait ... adresinde bulunan iş yerinde 06.02.2023 tarihli deprem olayı nedeniyle meydana gelen hasara ilişkin olarak davalı ... Sigorta A.Ş'nin 21.01.2023 tarih ... no'lu poliçesi ile "..." kapsamında sorumluluğu tespit edilen bina hasar bedelinin 419.600,00-TL ve muhteviyat hasarına ilişkin 83.200,00-TL olmak üzere toplam 502.800,00-TL'nin temerrüt tarihi 18.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı vekili ıslah yönünden zamanaşımı defi ileri sürmüş ise de ; 6102 Sayılı TTK'nın 1420. Maddesi ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'', 1427. Maddesi ise ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ...sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükmü dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 157.madde;" dava, icra takibi veya iflas başvurusu nedeniyle kesilen zamanaşımının yeniden işlemeye başlama şartlarını düzenler.Zamanaşımı süresi;Dava veya def'i yollarında, tarafların her yargılama işleminden veya hâkimin her kararından sonra,İcra takibinde, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra,İflas masasına başvurulduğunda ise alacağın yeniden istenmesi imkânının doğduğu andan itibaren yeniden işlemeye başlar."uyarınca ıslah tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış olup, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; Davacıya ait ...adresinde bulunan iş yerinde 06.02.2023 tarihli deprem olayı nedeniyle meydana gelen hasara ilişkin olarak davalı ... Sigorta A.Ş'nin 21.01.2023 tarih ... no'lu poliçesi ile "Süper Kobim Paket Poliçesi" kapsamında sorumluluğu tespit edilen bina hasar bedelinin 419.600,00-TL ve muhteviyat hasarına ilişkin 83.200,00-TL olmak üzere toplam 502.800,00-TL'nin temerrüt tarihi 18.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 34.346,27 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 8.588,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.757,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 80.448,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.538,75 TL peşin/nisbi harcı, 50,00 TL tamamlama harcı, 15.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 167,50 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 23.756,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 06/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır