Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2256 E. 2026/2165 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2256
Karar No
2026/2165
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/2256 KARAR NO : 2026/2165 KARAR TARİHİ : 09/07/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2025 NUMARASI : 2024/912ESAS, 2025/523 KARAR DAVACI : ...-... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/912 esas 2025/523 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ : Davacı vekili; .... İcra Müdürlüğü'nün dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı davalının haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine ve borca yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkiline ait olan 294.870,60.TL üzerinden ödeme yapılması gerektiğini, müvekkiline ait olan araçın davalı şirkete nakliye hizmetinde bulunduğunu, bu hizmet karşılığında ise faturaların kesildiğini ancak davalı şirketin faturalarda yer alan alacakları ödemediğini, bu yüzden adli yardım talebinin kabulü ile yapılan itirazın iptalini ve icra takibinin devamına karar verilmesini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davalı vekili, müvekkili şirketin fatura sebebi ile davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ve faturaların Navlun faturası olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine haksız şekilde husumet gütmekte olduğunu bu sebeple de bedellerin ödenmiş olduğunu bildiğini ve zamanaşımına uğramış olan faturaları icra takibine konu ettiğini, zamanaşımına uğrayan faturaların ödenmediği iddiası ile müvekkili aleyhine takibe konu edilmiş olması kötü niyetin açık göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin ticari hayatına onarılmaz zararlar veren davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Yerel mahkemece verilen karar ile; dava konusu taşıma yurt dışı taşıması olup, davacı tarafından bakiye navlun alacağının tahsili istendiğinden davanın bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı tarafça dava ve icra takip konusu olan fatura için icra takibi başlatıldığını, bu nedenle yurt dışı taşımasına konu alacağın tahsili için açılan davanın zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın CMR konvansiyonu kapsamında değerlendirilerek 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulandığı kabulüyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekkili, davalı şirket ile 3 yıl sürekli şekilde taşıma hizmeti sunduğunu belirterek hizmetler karşılığında ise 1,5 aylık dönemler halinde düzenli faturaların düzenlendiğini, müvekkili CMR Konvansiyonu'nun tarafı olmayıp uluslararası taşıma yetkisi ve kendi adına düzenlenmiş C2 Yetki Belgesi'in bulunmadığını, bu nedenle uyuşmazlığa CMR hükümlerinin ve buna bağlı 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin hatalı değerlendirildiğini, delillerin yeterince incelenmediğini, davalı tarafından müvekkiline tahsis edilen Yetki Belgesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin göz ardı edilerek eksik inceleme ve yanlış hukuki nitelendirme sonucu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, dolayısıyla bu kararın kaldırılarak davanın esası hakkına inceleme yapılıp müvekkili lehine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, taşıma faturasına dayanılarak başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı tarafından, davalı adına İstanbul-Özbekistan arası taşımaya yönelik olarak düzenlenen navlun faturasının bedelinin ödenmediği, bu hususta başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu iddia edilmiş, davalı ise, davanın zaman aşımına uğradığını, davacıya borcu bulunmadığını savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın, zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu taşıma, yapıldığı güzergaha göre CMR Konvansiyonu, yani “Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi” hükümlerine tabi bulunmaktadır. CMR Konvansiyonu Türkiye tarafından 30.10.1995 tarihinde kabul edilerek, bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmaların kanun hükmünde bulunduğunun belirtilmiş olmasına göre uluslararası taşımalarda ülkemiz tarafından onaylanmak suretiyle bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, davaya konu taşımanın niteliğine göre zamanaşımı defiinin ve uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gereklidir (Yargıtay 11.HD'nin 09.10.2017 Tarih ve 2016/5856 Esas - 2017/5143Karar sayılı ilamı da aynı mahiyettedir) CMR'nin 32/1. maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Sürenin başlangıcı ise; "a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir." şeklinde belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. CMR’nin 32/1.maddesindeki "sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davalar" şeklindeki geniş ifadenin kapsamına taşıyıcının taşıma ücreti (navlun) ve diğer alacakları için açacağı davalar da girmektedir. CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’nın 153, 154 ve 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekmektedir. Dava konusu taşıma, İstanbul-Özbekistan arası yapılan yurt dışı taşıması olup, bu taşımadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanacak CMR Konvansiyonu'nun 39/4 maddesine göre, "Taşımacılar arasındaki davalarda 32. madde hükümlerinin uygulanacağı, CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesine göre ise, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalarda, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davaların üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlere dayanılarak açılan davaların ise, bir yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, somut olayda, 07/10/2013 tarihli fatura yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresinin 07/10/2013 tarihinde başladığı ve 07/10/2014 tarihinde sona erdiği, bu faturaya dayanarak icra takibi başlattığı, icra takibinin başlatıldığı 06/10/2023 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davacının bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı, sonuç olarak, dava konusu olan navlun alacağının, CMR’nin 32. maddesi gereğince dava tarihinden önce zamanaşımına uğramış olduğu anlaşıldığından, mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.09/07/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/2256, K. 2026/2165, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2256-e-2026-2165-k-bc82f55bff06