İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/402 E. 2026/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/402
- Karar No
- 2026/559
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/402 KARAR NO : 2026/559
BAŞKAN : Dr. ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... -... Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ...
DAVA : İtirazın İptali / Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 25/04/2022 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 21/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "itirazın iptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; bankanın.... arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden adı geçen firmaya kredi verilerek kullandırıldığı, borçlu firmanın sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin bankaya verdiği yetkiye istinaden kredi sözleşmesinin fesh edilerek, hesapların .... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek kat edildiğini, süresi içerisinde borcun ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında ....sayılı dosyasına kayden icra takibine geçildiğini, davalı borçlu tarafından borcun tamamına faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiğini ve hakkındaki icra takibinin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de anlaşma sağlanamadığından iş bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu belirterek; davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve faize bsmv işletilmesi, fazlaya dair talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla İİK'nun 67/2 md gereğince davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığından bahisle usul yönünden reddine, esasa ilişkin itirazlarına gelince ise, davacı banka ile .... arasındaki kredi sözleşmesine kendisi ile birlikte 5 kişinin kefil olduğunu, ancak bahsi geçen dosya incelendiğinden çok sayıda kredi, teminat mektubu ve kredi kartı kullandırıldığını tarafınca bunların tamamına kefil olunmadığını, kefil olduğu miktara isabet eden kısmı için ise .... sayılı dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibinde tahsilat sağlandığını, dosya kapsamında ipotekli taşınmazların satıldığını, firmanın bankaya olan borcuna karşılık davacı yan tarafından çok sayıda icra takibi başlatıldığını ve bu dosyalar kapsamında 4 adet taşınmaz ve 20 adet aracın icra yoluyla satıldığını, buna rağmen aradan 10 yıl geçmesini bekleyen bankanın 2012 yılında başlattığı icra takipleri sonrası tarafını da dahil etmek suretiyle 2022 yılında yeniden işbu dava konusu takibi başlattığını, davacı tarafından sunulmuş olması gereken ve kefil olduğunu iddia ettikleri her bir krediye, kredi kartına ve teminat mektubuna ilişkin sözleşme eklerinin tarafına da gönderilmesini talep ettiğini, zira hem banka tarafından başlatılan icra takipleri ile çok yüklü tahsilatlar yapılmış olması hem bankanın her sözleşmesine ayrı ayrı kefilliği bulunmaması hem de 10 yılı aşkın süre geçmiş olması nedeniyle zamanaşımı bulunması nedeniyle davanın reddini talep ettiğini, bu durumun TMK md 2'ye aykırı olduğunu, yine davacı tarafından hesap kat edildiği tarihte ihtarname gönderildiği ifade edilmişse de tarafına ulaşmış herhangi bir ihtarname olmadığı gibi bahsi geçen ihtarnamede yazılı 1 günlük sürenin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Tarafların dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve yargılama sırasında sunulan beyan dilekçeleri kapsamındaki iddia, savunma ve beyanları ile dosyaya kazandırılan deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan hususlar şunlardır; i. Davacı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu .... arasında 18.05.2010 tarihli ve 1.000.000,00.-TL limitli “Kredi Genel Sözleşmesi”nin akdedildiği, ii. Anılan Kredi Genel Sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirkete taksitli işletme kredisi, taksitli taşıt kredisi, spot (BCH) kredi, ticari kredi kartı ve teminat mektubu şeklinde nakdî ve gayrinakdî kredilerin kullandırıldığı, iii. Davalı ...’nın, söz konusu Kredi Genel Sözleşmesi’nin “Kefalet Şerhi” başlıklı bölümünün 64. sayfasına el yazısı ile ad ve soyadını yazmak ve imza atmak suretiyle sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; i. Takip konusu kredilerin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığı, ii. Davalının kefaletinin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde aranan şekil koşullarına (özellikle “kefilin mesul olacağı muayyen miktar” koşuluna) uygun olarak kurulup kurulmadığı, kefaletin geçerli olup olmadığı ve geçerli ise kefalet limitinin ne olduğu, iii. Davalının kefaletinin müteselsil kefalet niteliğinde olup olmadığı ve kefilin sorumluluğunun kapsamı, iv. 6098 sayılı TBK’nın 598/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı, v. Muacceliyetin ve temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise temerrüt tarihinin hangi tarih olduğu, vi. Akdî ve temerrüt faiz oranlarının sözleşmeye ve mevzuata uygun olup olmadığı, vii. Davacı banka tarafından başlatılan diğer icra takiplerinde (özellikle .... Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında) yapılan tahsilatların ve gerçekleştirilen taşınmaz satışlarının takip konusu borcu sona erdirip erdirmediği, viii. Takip tarihi ve dava tarihi itibarıyla asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV tutarlarının ne olduğu, talep edilen tutarların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. ... Esas) sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..... borçluların dava dışı... ile davalı ... olduğu; 430.218,30.-TL asıl alacak, 90.976,15.-TL işlemiş faiz, 4.548,76.-TL BSMV ve 2.529,08.-TL masraf olmak üzere toplam 528.272,29.-TL alacağın, asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren işleyecek %39 temerrüt faizi, icra harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin tahsili talebiyle 21.09.2012 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı; takibin işlemsiz kalması nedeniyle 02.02.2015 tarihinde yenilenerek ....Esas sayılı sırasına, 21.01.2022 tarihinde yeniden yenilenerek .... Esas sayılı sırasına kaydedildiği; ödeme emrinin davalı borçluya 10.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği; davalı tarafından sunulan 14.02.2022 tarihli itiraz dilekçesi ile “borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine” itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresi içerisinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı anlaşılmıştır. 6. .... yevmiye numaralı İhtarnamesi'nin incelenmesinde; davacı banka tarafından, dava dışı .... arasında imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi tesis edilerek kullandırıldığı, muhataplardan ... ve davalı ...'nın ise sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalanmasından ötürü borçtan sorumlu olduğu, kullandırılan kredilerin 26.06.2012 tarihi itibariyle 546.759,95 TL toplam borcun, ödemenin yapıldığı tarihe kadar %39,00 temerrüt faiz oranından işleyecek faiz, bsmv ve ihtarname masrafı ile birlikte tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ve nakde dönüşmeyen toplam 82.289,62 TL'lik teminat mektubunun iade edilmesi ve ya bedelinin ihtarname masrafı ile birlikte tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde depo edilmesi, aksi takdirde haklarında yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiği, söz konusu İhtarname'nin tebliğ şerhlerinin incelenmesinden muhataplarından; dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı ...'ya 29.06.2012 tarihinde teslim edilerek tebliğ edildiği tespit edilmiştir. 7. Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesi'nin incelenmesinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... arasında 18.05.2010 tarih ve 1.000.000,00 TL tutarlı " Kredi Genel Sözleşmesi"nin asaleten imzalandığı, davacı ila dava dışı asıl borçlu şirket arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, 18.05.2010 tarihinde "Kredi Genel Sözleşmesi"si ve 18.05.2011 tarihli "Limit Artırım Belgesi" imzalanarak 2.000.000,00 TL tutarlı kredi limiti tahsis edildiği, davalı ...'nın ise, söz konusu sözleşmenin "Kefalet Şerhi" başlıklı bölümünün 64.sayfasına el yazısı ile ad soyad ve imzasını atarak kefalet verdiği, Kredi Genel Sözleşmesi'nin Kefalet Şerhi başlıklı maddesi altında; kefilin, borcun Müşteri için her ne nedenle olursa olsun muaccel olması halinde kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın kefalet borcunun da muaccel olacağını, bu durumda Bankadan borçlu aleyhine takibata geçilmesini ve kefaletten kurtarılmasını talep etmeyeceğini ve bu haklardan vazgeçtiğini kabul ettiği hususlarının düzenlendiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. Maddesi'nde ise Kefalet Sözleşmesi'nin şeklinin“Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 8. Mahkememizce dosya üzerinde bankacı bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış olup; bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu, 18.05.2010 tarihinde "Kredi Genel Sözleşmesi"si ve 18.05.2011 tarihli "Limit Artırım Belgesi" imzalanarak 2.000.000,00 TL tutarlı kredi limiti tahsis edildiği, davalı ...'nın ise, söz konusu sözleşmenin "Kefalet Şerhi" başlıklı bölümünün 64.sayfasına el yazısı ile ad soyad ve imzasını atarak kefalet verdiği, yapılan tespitler doğrultusunda, 818 sayılı BK yürürlükte iken kurulan Kefalet Sözleşmesinin kanuna uygun olarak kurulup kurulmadığı ile ilgili takdirin mahkemeye ait olduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin, davacı banka nezdinde kullanmış olduğu, .... nolu taksitli işletme kredisinin, 18.02.2012, 18.03.2012, 18.04.2012, 18.05.2012 tarihli 11,12,13 ve 14.taksit tutarlarının, ....nolu taksitli işletme kredisinin, 18.03.2012, 18.04.2012, 18.05.2012 tarihli 18,19 ve 20.taksit tutarlarının,.... nolu taksitli taşıt kredisinin, 18.02.2012, 18.03.2012, 18.04.2012, 18.05.2012 tarihli 9,10,11 ve 12.taksit tutarlarının, ... nolu taksitli taşıt kredisinin, 18.04.2012 ve 18.05.2012 tarihli 12 ve 13.taksit tutarlarının, ... nolu taksitli taşıt kredisinin, 18.02.2012, 18.03.2012, 18.04.2012, 18.05.2012 tarihli 9,10,11 ve 12.taksit tutarlarının, 15.06.2012 kat tarihi itibariyle ödenmediği, ... nolu teminat mektubunun, muhatabının tazmin talebi üzerine 22.744,30 TL tutarının 07.05.2012 tarihinde banka kaynağından ödendiği, .... nolu teminat mektubunun, muhatabının tazmin talebi üzerine 29.999,94 TL tutarının 23.05.2012 tarihinde banka kaynağından ödendiği, ... nolu teminat mektubunun, muhatabının tazmin talebi üzerine 15.058,80 TL tutarının 30.05.2012 tarihinde banka kaynağından ödendiği, .... nolu teminat mektubunun, muhatabının tazmin talebi üzerine 13.000,00 TL tutarının 07.06.2012 tarihinde banka kaynağından ödendiği, ihtarnamede ödeme için verilen süre zarfında herhangi bir ödeme tespit edilemediği, kat tarihi itibariyle davacı bankanın, dava dışı asıl borçlu .... 'den ve Kredi Genel Sözleşmesi'nin Kefalet Şerhi hükmüne göre, davalı müteselsil kefil ...'dan olan alacağını talep etme hakkının doğduğunun değerlendirildiği, davacı banka tarafından, dava dışı asıl borçlu .... yevmiye numaralı İhtarnamesinin, dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı ...'ya 29.06.2012 tarihinde teslim edilerek tebliğ edildiği, ihtarda ödeme için tanınan bir günlük sürenin 02.07.2012 Pazartesi günü hitamı ile dava dışı kredi borçlusu ve davalı ...'nın 03.07.2012 Salı günü temerrüte düştüğünün hesaplandığı, davacı bankanın ....), sayılı dosyasından davalı ...'nın kefaletinin geçerli olduğu takdir edilecek olur ise talep edebileceği alacak tutarının takip tarihi itibariyle; 430.218,30 TL Asıl Alacak + 58.517,51 TL İşlemiş Faiz + 2.925,88 TL Bsmv + 2.529,08 TL Masraf olmak üzere toplam 494.190,77 TL olarak hesaplandığı, takibin devamına karar verilmesi halinde; hesaplanan Asıl Alacak tutarının 399.902,49 TL'lik kısımının %39,00 üzerinden işleyecek faizi ve faizin %5'i nispetindeki gider vergisi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği; kredi kartından kaynaklanan 30.315,81 TL'lik kısmının ise 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 26/3. Maddesi uyarınca TCMB tarafından açıklanacak kredi kartı/kredili mevduat işlemlerinde uygulanacak azami gecikme (temerrüt) faiz oranı %34,08 üzerinden (değişen oranların uygulanması kaydıyla) işleyecek faiz ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte ödenmesi gerektiği bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 9. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 10. Mahkememizin 08.06.2023 tarihli, ...., sayılı kararı ile davanın reddine dair karar verildiği, verilen karara karşı davacı yanca istinaf kanun yoluna başvurulduğu, .... sayılı kararında özetle; "...davalı kefilin on yıllık süre dolmadan 18/05/2020 tarihinden önce 21/09/2012 tarihinde alacaklı bankaca takip edildiği ve bu takibin yenilenmek suretiyle halen derdest olup ...Esas sayılı numarayı aldığı, ilk derece mahkemesince her ne kadar .... tarihinde başlatıldığı kabul edilmiş ise de, ilgili takibin takip talebine .... Esas sayılı dosyanın takip talebi taralı olduğu ve takibin yenilenmesi suretiyle iş bu esası aldığı dikkate alındığında, takibin 21/09/2012 tarihinde açıldığı ve somut olayda 6098 sayılı TBK'nun 598. maddesi hükmünün uygulama imkanı bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince somut olayda TBK'nun 598/3 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolmamış olduğu dikkate alınarak işin esasına girilip, davalının kefil sıfatıyla sorumlu olup olmadığı, kefaletinin geçerli olup olmadığı irdelenmek suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur..." gerekçeleriyle Mahkememiz kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. 12. Genel ve özel dava şartları somut uyuşmazlık bakımından değerlendirilmiş, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, takipte icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olduğu ve diğer dava şartı noksanlıklarının da bulunmadığı değerlendirilerek esasın incelenmesine geçilmiştir. 13. Davalı borçlunun borç tutarına, faiz tutarına, faiz oranına yönelik itirazları ile kefaletin geçerliliği aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir. 14. Öncelikle genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davalı borçlunun kefaletin geçerliliği yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. 15. Kefalet sözleşmesinin kurulduğu 18.05.2010 tarihinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen geçmişe etkili olmama ilkesi gereğince, kefaletin geçerliliği ve şekil koşulları bakımından mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 16. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde kefalet sözleşmesinin şekli, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes’ul olacağı muayyen bir mikdar iradesine mütevakkıftır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre 818 sayılı Kanun döneminde kurulan kefaletin geçerliliği için (i.) yazılı şekil koşuluna uyulması ve (ii.) kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirli olması yeterli olup, 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde öngörülen ve kefalet limiti, kefalet tarihi ile müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla yazılmasını arayan ağırlaştırılmış şekil koşulları, 01.07.2012 tarihinden önce kurulmuş kefaletler bakımından aranmaz. Aynı şekilde, eşin rızasını arayan TBK m. 584 hükmü de mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer almadığından, davalı tarafından 18.05.2010 tarihinde verilen kefalet bakımından eş rızasının aranmasına gerek bulunmamaktadır. 17. Somut olayda, dava konusu Kredi Genel Sözleşmesi’nin “Kefalet Şerhi” başlıklı bölümünün 64. sayfasında yer alan imza kısmında; dava dışı kefiller ....’in adı, soyadı, adresi ve “Kefil Olunan Miktar: 1.000.000,00.-TL (Bir Milyon Türk Lirası)” ibarelerini el yazısıyla yazarak imzaladıkları, davalı ...’nın ise aynı sayfaya el yazısı ile yalnızca ad ve soyadını yazarak altına imza attığı, kefil olunan miktara ilişkin matbu haneyi doldurmadığı görülmektedir. Bu durumda çözümlenmesi gereken mesele, kefil olunan miktarın kefil tarafından ayrıca yazılmamış olmasının, 818 sayılı BK m. 484’te aranan “muayyen miktar” koşulunu ihlal edip etmediği ve kefaleti geçersiz kılıp kılmayacağıdır. 18. Kefalet şerhi, bağımsız bir belge olmayıp Kredi Genel Sözleşmesi’nin ayrılmaz bir parçasıdır; nitekim kefalet şerhinin 12. maddesinde kefilin, banka ile müşteri arasındaki Kredi Genel Sözleşmesi’nin kefaletin niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının uygulanmasını ve bu maddelerde yer alan hususları aynen kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Sözleşmenin “Madde 1- Taraflar ve Kredi Limiti” başlıklı ilk maddesinde ise kredi limiti “1.000.000,00.-bir milyon Türk Lirası” olarak açık, sayı ve yazı ile ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmiştir. Yargıtay’ın Mülga 818 sayılı BK'nın kefaletin geçerliliğine ilişkin yerleşik uygulamasında, kefalet şerhinde kefil olunan miktar ayrıca gösterilmemiş olsa dahi, kefaletin verildiği kredi sözleşmesinde kredi limitinin belirli olması hâlinde bu kredi limitinin aynı zamanda kefalet limiti olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla kanunun aradığı “muayyen miktar” koşulunun gerçekleşmiş sayılacağı benimsenmekte idi. Aksi yöndeki bir kabul, kefalet şerhi ile sözleşme metnini birbirinden koparmak ve sözleşmenin bütünlüğünü göz ardı etmek anlamına gelir ki, bu da tarafların iradesine ve sözleşmenin amacına aykırı düşer. 19. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalının imzasına itiraz etmediği, kefil sıfatıyla imza attığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, kefaletin yazılı şekilde ve kredi limiti 1.000.000,00.-TL olarak açıkça belirtilen bir sözleşmenin ayrılmaz parçası olan kefalet şerhi üzerinde verildiği anlaşılmakla; davalı tarafından verilen kefaletin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde aranan şekil koşullarını taşıdığı ve geçerli olduğu, davalının kefalet limitinin ise sözleşmede yazılı kredi limiti olan 1.000.000,00.-TL ile sınırlı bulunduğu değerlendirilmiştir. Nitekim davalı, 18.05.2011 tarihli “Kredi Genel Sözleşmesi Limitinin Artırılması” başlıklı belgeyi kefil sıfatıyla imzalamamış olduğundan, kredi limitinin 2.000.000,00.-TL’ye çıkarılmasına ilişkin artırım davalının kefalet sorumluluğunu genişletmez; davalının sorumluluğu 1.000.000,00.-TL’lik ilk limitle sınırlı kalır. 20. Kefalet şerhinin 1. maddesinde “Kefalet borcu; anapara ile bu sözleşme hükümlerine göre ödenmesi gereken her türlü faiz, komisyon, vergi ve vekâlet ücretleri ile diğer her türlü masraflar eklenerek hesaplanacak ve müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefilin (kefillerin) sorumluluğu bütün bu hususları kapsayacaktır.” düzenlemesi bulunduğundan, kefilin sorumluluğu anaparanın yanı sıra faiz, vergi ve masrafları da kapsamaktadır. Kefaletin türü bakımından ise, kefalet şerhinin “Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil/Kefiller” başlığı altında verilmiş olması karşısında, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. 21. Davalının 6098 sayılı TBK’nın 598/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu yönündeki savunması bakımından; ... Karar sayılı kesin nitelikteki kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere, davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi 18.05.2010 tarihinde akdedilmiş, davalı aleyhine takip ise 21.09.2012 tarihinde başlatılmıştır. .... Esas sayılı dosyanın takip talebinin taranmış olduğu ve takibin yenilenmek suretiyle bu esası aldığı dikkate alındığında, takibin 21.09.2012 tarihinde açıldığının kabulü zorunludur. Buna göre müteselsil kefile başvuru süresi olan 18.05.2020 tarihinden çok önce kefil aleyhine takip başlatılmış olmakla, somut olayda TBK’nın 598. maddesi hükmünün uygulama imkânı bulunmamaktadır. Davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. 22. Davalının zamanaşımı def’ine gelince; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK’nın 154/2. maddesi uyarınca alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımını keser; 156/2. madde uyarınca da alacak bir icra takibi ile ileri sürülmüşse, zamanaşımı her takip işlemi ile yeniden işlemeye başlar. Somut olayda takip 21.09.2012 tarihinde başlatılmış, 02.02.2015 ve 21.01.2022 tarihlerinde yenilenmiş, ayrıca 09.10.2013 ilâ 01.08.2017 tarihleri arasında toplam 654.912,64.-TL tahsilat gerçekleştirilmiştir. Takip işlemleri arasında on yıllık sürenin geçmediği, takibin hâlen derdest olduğu ve dolayısıyla alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla, davalının zamanaşımı def’i yerinde görülmemiştir. 23. Muacceliyet ve temerrüt bakımından; Kredi Genel Sözleşmesi’nin “Bankanın Hesapları Kesme, Borçlara Muacceliyet Verme ve Sözleşmeyi Fesih Yetkisi” başlıklı 18.1. maddesinde bankanın, dilediği zaman noter aracılığıyla ihbar etmek suretiyle cari hesapları kesme, henüz vadeleri gelmemiş olsa bile vadeli kredi işlemlerinden doğan alacaklarına muacceliyet verme ve muaccel kılınan hesap bakiyelerinin işlemiş ve işleyecek faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri ile birlikte ödenmesini isteme yetkisini haiz olduğu; 18.2. maddesinde ise ödeme planına dâhil herhangi iki taksitin vadesinde ödenmemesi hâlinde, ödenmeyen son taksitin ödenmesi gereken tarihte herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın kalan borcun tamamının muaccel hâle geleceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamındaki hesap ekstrelerine göre .... nolu teminat mektuplarının muhataplarının tazmin talepleri üzerine banka kaynağından ödenerek nakde dönüştüğü ve borcun 15.06.2012 tarihi itibarıyla kat edildiği anlaşılmakla, sözleşme hükümleri uyarınca muacceliyetin gerçekleştiği kabul edilmiştir. 24. Temerrüt tarihlerinin belirlenmesine ilişkin olarak; 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu kapsamda davacı banka tarafından davalı kredi borçlusu şirket ile davalı müteselsil kefil ...’ya müteselsilen keşide edilen Beşiktaş 26. Noterliği’nin 27.06.2012 tarih ve 04961 yevmiye numaralı ihtarnamesinin, muhataplarına 29.06.2012 tarihinde teslim yoluyla tebliğ edildiği, ihtarda ödeme için verilen 1 günlük sürenin 02.07.2012 Pazartesi günü sona erdiği ve dava dışı asıl kredi borçlusu ile davalı kefilin 03.07.2012 Salı günü temerrüde düştükleri değerlendirilmiştir. 25. Uygulanacak faiz oranlarının belirlenmesine ilişkin olarak; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144. maddesinde “Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemlerinde ... uygulanacak azami faiz oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankası’na devredebilir.” denildiği, 22.11.2006 tarih ve 26354 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı’nda (md. 3) konuya ilişkin düzenlemelerin....’nca yayımlanacak tebliğlerle yapılacağı, TCMB’nın bu konudaki tebliğine göre bankaların mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit etmelerinin hükme bağlandığı; buna göre davacı bankanın talep ettiği akdî ve temerrüt faiz oranının, sözleşme maddeleri gözetilerek denetlenmesi gerekmektedir. 26. Bu kapsamda, taraflar arasında imzalanan “Kredi Genel Sözleşmesi”nin; “Temerrüt Faizi ve Oranı” başlıklı 19. maddesi “Müşteri’nin temerrüt durumunda borcunu ve bu borcuna, Bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50’sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanmasını ve bu şekilde hesaplanan faizi, bu faizin vergisini ve diğer eklentilerini ve Bankanın yapacağı her türlü masraflar ile birlikte ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” hükmünü içermekte olup; aynı sözleşmenin “Taksitli Ticari Kredi” başlıklı 36.3. maddesinde akdî faiz oranının geri ödeme planlarında belirlendiği şekilde uygulanacağı, “Teminat Mektubu, Garanti ve Kontrgaranti Kredisi” başlıklı 38.4. maddesinde ise bankanın sözleşmeyi feshetmiş olması hâlinde dahi tazmin edilen ve edilecek olan mektup bedellerinden doğan borçların, faiz, komisyon, fon kesintisi, vergi, masraf ve diğer eklentileri ile birlikte tahsil ve tasfiyesine kadar sözleşmede yazılı hükümlere göre kazanılan bütün hakların kullanılabileceği düzenlenmiştir. Temerrüt faiz oranına ilişkin taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede yukarıda yer verilen yönde hüküm bulunmakta ise de, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdî faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmektedir .... Bu durumda bankanın sözleşme hükmü uyarınca temerrüt tarihinde müşterilerine fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranına göre temerrüt faizinin belirlenmesi gerekmektedir. 27. Bu hâlde bankaca sözleşme hükmü uyarınca temerrüt tarihinde kullandırılan kredi ile aynı türdeki kredilere fiilen uyguladığı akdî faiz tutarlarını, kişisel verilerin korunmasına yönelik kanuni düzenlemelere de uygun biçimde ve yine delillerin ibrazına yönelik HMK hükümleri uyarınca süresi içerisinde ibraz etmiş olması hâlinde nazara alınarak akdî ve temerrüt faizi hesaplamasının ibraz edilen söz konusu oranlara göre yapılabilecektir. 28. Buna göre taraflar arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi tahtında kullandırılan kredilere ilişkin geri ödeme planlarında yazılı akdî faiz oranlarının.... nolu taksitli işletme kredisi için %.... nolu taksitli taşıt kredisi için %12,00 ve .... kredi için %26,00 olduğu; bunlar içerisinde en yüksek olanın %26,00 olduğu; en yüksek akdî faiz oranı olan % 26,00’nın %50 fazlası alınarak bulunan %26,00 x 1,50 = %39,00 oranından temerrüt faizi uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim takibe konu edilen kredilere ilişkin ve dava dışı asıl borçlu şirketin imzasını taşıyan geri ödeme planları üzerinde de temerrüt faiz oranının %39,00 olarak yazılı olduğu tespit edilmiştir. Aynı değerlendirme, nakde dönüşen gayrinakdî kredi niteliğindeki teminat mektubu tazmin bedelleri için de geçerlidir. Bu anlamda talep edilen temerrüt faiz oranının taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi ve mevzuata uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 29. Davacı bankanın diğer alacak talebi olan kredi kartı borcu bakımından ise, 5464 sayılı Kanun’un 26. maddesi “...., azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar” hükmü uyarınca, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ’lerde açıklanan esaslar çerçevesinde belirlenmektedir. Buna göre; bankalar, T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenen kredi kartı azami faiz oranlarının üzerinde faiz oranı uygulayamayacaktır. .... tarafından 25.05.2013 tarih ve 28657 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı:2006/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı:2013/8)” ile .... yayımladığı Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğe tabi hâle getirilmiştir. Buna göre .... nolu ticari kredi kartı alacağı yönünden takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan aylık %2,84 (yıllık %34,08) azami gecikme faiz oranının, sonraki dönemlerde TCMB tarafından açıklanan değişen oranların uygulanması kaydıyla esas alınması gerekmektedir. 30. Takip tarihi itibarıyla nakdî alacağın belirlenmesine ilişkin olarak; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 18.05.2010 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi’ne davalı ...’nın müteselsil kefil olduğu, kredi asıl borçlusu ile davalı kefile kat ihtarnamesi keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine .... Esas) sayılı icra dosyası ile 21.09.2012 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresi içerisinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı, davacı banka tarafından kat ihtarnamesinde ödeme için verilen süre zarfında herhangi bir ödeme tespit edilemediği, bu durumda davacı bankanın davalıdan olan alacağını talep etme hakkının doğduğu değerlendirilmiştir. 31. Davalının, davacı banka tarafından başlatılan diğer icra takiplerinde çok yüklü tahsilatlar yapıldığı, ipotekli taşınmazların ve araçların satıldığı, bu nedenle borcun sona erdiği yönündeki savunması bakımından; ....Esas sayılı dosyasının, aynı kredi ilişkisinin teminatını oluşturan ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen ayrı bir takip olduğu, anılan dosyada takip talebinde de kısmi ödemelerin BK m. 84 gereği öncelikle faiz ve giderlerden mahsup edileceğinin açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, takip tarihinden sonra 09.10.2013, 04.03.2014, 12.03.2014, 22.05.2014, 01.04.2015, 30.03.2016, 01.04.2016, 18.07.2017 ve 01.08.2017 tarihlerinde yapılan ve toplamı 654.912,64.-TL’ye ulaşan tahsilatların tamamı dikkate alınmış; ancak mülga 818 sayılı BK’nın 84. (6098 sayılı TBK’nın 100.) maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle işlemiş faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğinden, söz konusu tahsilatların işlemiş faiz alacağını dahi karşılamadığı, dolayısıyla asıl alacak bakiyesinde bir azalma meydana getirmediği tespit edilmiştir. Bu itibarla davalının borcun sona erdiği yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. 32. Bu açıklamalar kapsamında davalının talep edilen kredi tutarlarından sorumluluğu değerlendirildiğinde, Nakit Alacaklar Yönünden; 33. Mahkememizce davacı banka alacağının belirlenmesi kapsamında bankacı bilirkişiden rapor tanzim edilmiş olup; yapılan tespitler sonucunda, davacı bankanın davalı müteselsil kefil ...’dan olan alacağının takip tarihi (21.09.2012) itibarıyla 430.218,30.-TL asıl alacak ....nolu taksitli işletme kredisi 30.529,07.-TL +....nolu taksitli işletme kredisi 20.845,28.-TL + .... nolu taksitli taşıt kredisi 62.956,72.-TL + .... nolu taksitli taşıt kredisi 11.732,29.-TL + .... nolu taksitli taşıt kredisi 89.938,18.-TL + ... nolu BCH kredisi 96.892,81.-TL + ....nolu ticari kredi kartı 30.315,81.-TL + tazmin olan gayrinakdî krediler 22.744,30.-TL, 29.999,94.-TL, 15.058,80.-TL, 13.000,00.-TL ve 5.000,00.-TL + teminat mektubu komisyon alacakları 1.205,10.-TL), 58.517,51.-TL işlemiş faiz, 2.925,88.-TL BSMV ve 2.529,08.-TL masraf olmak üzere toplam 494.190,77.-TL olarak; takipten sonra yapılan 654.912,64.-TL tutarındaki tahsilatların BK m. 84 uyarınca öncelikle faize mahsup edilmesi suretiyle dava tarihi (25.04.2022) itibarıyla ise 430.218,30.-TL asıl alacak, 1.036.635,82.-TL işlemiş faiz ve 51.831,79.-TL BSMV olmak üzere toplam 1.518.685,91.-TL olarak hesaplanmıştır. 34. İtirazın iptali davalarında, dosyaya toplanan deliller ile tarafların iddia ve savunmalarının genel hükümlere göre incelenerek borcun varlığının ve miktarının kural olarak icra takip tarihi itibarıyla araştırılıp tespit edilmesi gerekmekte ise de, takip tarihinden sonra borca mahsuben yapılan ödemeler bulunması hâlinde alacağın dava tarihi itibarıyla hesaplanması gerekir (.... Karar). Somut olayda takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce toplam 654.912,64.-TL tahsilat yapılmış olduğundan, alacağın dava tarihi itibarıyla hesaplanması isabetli görülmüş; bu hesaplama sonucunda davacı bankanın dava tarihi itibarıyla toplam alacağının 1.518.685,91.-TL olduğu belirlenmiştir. 35. Davalının kefalet limiti 1.000.000,00.-TL olarak değerlendirilmiş olup kefalet limitinin kapsamı bakımından asıl borç ilişkisinden doğan fer’i borçlar ile kefilin kendi temerrüdünden doğan sonuçların birbirinden ayrılması gerekir. Öğretide ve Yargıtay uygulamasında, kefilin asıl borçlunun kusur ve temerrüdünün kanuni sonuçlarından kefalet limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu; buna karşılık kendisine yapılan ihtar üzerine kefalet borcu bakımından gerçekleşen kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından, özellikle bu tarihten sonra işleyen temerrüt faizinden limitle bağlı olmaksızın sorumlu bulunduğu kabul edilmektedir (.... 36. Dava tarihi itibarıyla hesaplanan 1.518.685,91.-TL’nin kefalet limitini aşan kısmı ise tamamıyla, davalı kefilin 03.07.2012 tarihinde gerçekleşen kendi temerrüdünden sonra işleyen temerrüt faizi ile bunun gider vergisinden ibaret olup, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince kefalet limiti ile sınırlı değildir. Ancak 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi gereğince hüküm, takip talebinde ve dava dilekçesinde talep edilen 528.272,29.-TL ile sınırlı olarak kurulacağından ve bu tutar her hâlükârda davalının 1.000.000,00.-TL’lik kefalet limitinin altında kaldığından, davalının hüküm altına alınan tutarın tamamından müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. 37. Davacının icra inkâr tazminatı talebine gelince; İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın likit (belirli veya belirlenebilir) olması ve borçlunun itirazında haksız bulunması gerekir. Somut olayda alacak, taraflar arasındaki Kredi Genel Sözleşmesi, geri ödeme planları, hesap ekstreleri, teminat mektubu tazmin belgeleri ve kat ihtarnamesi ekindeki hesap özeti ile ortaya konulmuş olup, borçlunun sözleşme hükümleri ve banka kayıtları üzerinden basit bir hesaplama ile borcunu belirleyebileceği açıktır. Bu itibarla alacağın likit olduğu, davalının borca ve fer’ilerine yönelik itirazlarının haksız bulunduğu anlaşılmakla, hüküm altına alınan tutar üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması karşısında, davalının İİK m. 67/2 uyarınca kötüniyet tazminatına ilişkin talebi ise yerinde görülmemiştir. 38. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesine uygun ve geçerli şekilde, 1.000.000,00.-TL kefalet limiti ile müteselsil kefil sıfatını haiz olduğu, alacağın muaccel hâle geldiği ve davalının 03.07.2012 tarihinde temerrüde düştüğü, alacağın zamanaşımına uğramadığı, TBK m. 598/3’te öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma imkânının bulunmadığı, uygulanan akdî ve temerrüt faiz oranlarının sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun olduğu, Mahkememizce ve bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun bulunduğu anlaşılmış olup; davacı bankanın davasının, HMK m. 26 taleple bağlılık ilkesi gereğince takip talebinde talep edilen 528.272,29.-TL ile sınırlı olarak kabulüne, davalının .... takip sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına ve hüküm altına alınan tutarın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın (HMK m. 26 taleple bağlılık ilkesi gereğince) KABULÜNE, 2. .... takip numarası) takip sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının İPTALİ ile, 3. Davalı yönünden takibin 430.218,30.-TL asıl alacak, 1.036.635,82.-TL işlemiş faiz, 51.831,79.-TL BSMV olmak üzere toplam 1.518.685,91.-TL tutarlarından taleple bağlı kalınarak 528.272,29.-TL üzerinden devamına, Kredi Kartı harici krediler yönünden Asıl Alacak tutarının 399.902,49.-TL kısmına dava tarihi olan 25.04.2022 tarihinden itibaren % 39,00 oranında; Kredi Kartı alacağı yönünden Asıl Alacak tutarının 30.315,81.-TL kısmına dava tarihi olan 25.04.2022 tarihinden itibaren % 34,08 oranında (değişen oranların uygulanması kaydıyla) temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine 4. Hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 528.272,29.-TL alacağın % 20 oranında hesaplanan 105.654,46.-TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Karar ve İlam Harcı 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 36.086,28.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 6. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 660,00.-TL, bilirkişi ücreti olarak 1.500,00.-TL, istinaf kanun yoluna başvurma harcı 738,00.-TL olmak üzere toplam 2.898,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8. Mahkememizin 12.09.2023 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile davacı bankadan tahsil edilen 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine, 9. HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE, Vekalet Ücreti 10. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 84.523,57.-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2026
Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"