Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/860 E. 2026/1126 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/860
Karar No
2026/1126
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2024/860

KARAR NO : 2026/1126

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 14/3/2024

NUMARASI : 2023/491(E) - 2024/211 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat

KARAR TARİHİ: 9/7/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122'nci maddesi uyarınca aşkın (munzam) zarar tazmini istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; kararları tüm yargı organları bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı karar verilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin 21/12/2017 gün ve 2014/2267 sayılı kararıyla zarara uğranıldığını somut kanıtlarla ispat edilmesi anlayışın hukuka aykırı olduğuna ilişkin karar verdiğini; ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, döviz artışı ve artan fiyatlar vs. gibi olgular nedeniyle alacaklının zararının her zaman temerrüt faiziyle karşılanması olanağının bulunmadığını; öncelikle aşkın zarar istenen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihene kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösteren Tüketici Fiyat Endeksi, Üretici Fiyat Endeksi oranları ile banka vadeli mevduat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgi getiri bilgilerin resmi kurumlardan sorulup saptandıktan sonra, aşkın zarar konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen alacağın temmerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşturulacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi durumunda, tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirinin ulaşacağı miktar ile tahsiline hükmolunan asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacının tahsil edebileceği ve tahsil ettiği faiz miktarı ve toplam miktar bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:

Bilindiği gibi, TBK'nin 121'inci maddesi uyarınca alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.

Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2023/1888 (E) - 2023/6062 (K) sayılı kararında belirtildiği üzere, aşkın zarar, alacağını zamanında borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Aşkın zararın tazmini için aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun nedensellik bağının bulunması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle aşkın zarara uğranıldığı iddiası aşkın zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına aşkın zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının aşkın zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut olgulara ispatlaması gerekir.

Davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 21/11/2018 gün ve 2018/56361 (E) - 2018/76878 (K) sayılı kararıyla, davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı kazada yolcu olarak bulunan davacı ...'nin, bedensel yaralanmasından kaynaklanan 78.236 TL maddi tazminat isteminin usulden reddine karar verildiği; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 18/3/2019 gün ve 2018/İ.12351 (E) - 2019/İHK-2200 (K) sayılı kararıyla davacının itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak, başvuranın isteminin kabulüne, 74.993 TL sürekli, 4.212 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 78.236 TL sakatlık tazminatının 9/4/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacı başvurana verilmesine karar verilmiş; anılan hakem kararına dayanılarak başlatılan İstanbul Anadolu 20'nci İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde, davalı ... AŞ tarafından 23/5/2023 günü 138.235,34 ve 7.865,66 TL ödendiği anlaşılmıştır.

Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacının ögeleri yukarıda açıklanan aşkın zararını ispat edemediği dikkate alındığında, aşkın zarara ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen 427,60 TL mahsup edilerek, bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/7/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/860, K. 2026/1126, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-860-e-2026-1126-k-fd0cc85d88de