Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/663 E. 2026/1116 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/663
- Karar No
- 2026/1116
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/663 Esas
KARAR NO:2026/1116
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/03/2026
NUMARASI:2025/751 Esas, 2026/152 Karar
DAVANIN KONUSU:Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:03/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin aslen Türkmenistan uyruklu olduğunu, davalının müvekkili ile tanıştığını, arkadaşlık kurduğunu, müvekkiline ikamet etmesi sürecinde kullanabilmesi adına borç para verme vaadinde bulunduğunu, müvekkile vereceği borç paraların karşılığında icra müdürlüğü dosyasına konu olan senedin müvekkil tarafından boş bir şekilde imzalanmak suretiyle davalıya verildiğini, müvekkilinin davalıya olan borcunun tamamını banka kanalıyla ödediğini, taraflar arasında senet bedeli olan 119.000TL'lik bir hukuki ilişki olmasının mümkün olmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, davanın kabulüne, müvekkilinin İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davaya konu takibe ilişkin borca yönelik borcun doğumu ve dahi varlığında yönelik bir itirazda bulunmadığını, borcun doğumunu ve varlığını ikrar ettiğini ve var olan bu borcun ödendiği şeklinde bir itiraz ileri sürdüğünü, bu itiraza dayalı olarak ikrar ettikleri borca ilişkin ödemeyi gerçekleştirdikleri beyanlarına dayanak olarak banka dekontlarını ibraz ettiğini, davacı tarafın aslen Türkmenistan vatandaşı olduğunu, taraflar arasında gayrimeşru bir gönül ilişkisi olduğunu, davacı tarafın Türkiye'de bir oturum izni almak istediğini, bu oturum iznine dayanak gösterilecek olan konutun müvekkilince alınıp sonrasında bu bedelin davacı tarafça müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırılarak davacı tarafın mülkiyetine geçirildiğini, böylece davacı tarafın Türkiye'de oturma izni sahibi olduğunu, ikametini devam ettirdiğini, takip dayanağı bononun 2020 yılına ait olduğunu bahse konu konutun alındığı tarihin ise 2021 yılı olduğunu, kambiyo senedinin ise dava dışı ...'dan istediği borca istinaden düzenlendiğini, bu sebeple davaya konu bononun tarafları arasındaki bağımsız bir borca binaen davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:"...Tüm dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası ve dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde borcun kambiyo senedinden kaynaklandığı, davalı alacaklının yetkili hamil olduğu, senedin dava dışı ... ile davacı arasında düzenlendiği, senet üzerinde nakden veya malen ibarelerinin bulunmadığı, ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacı tarafın borçlu olmadığını ispat edemediği anlaşılmış ispatlanamayan davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 2025/1066 E, 2025/1108 K, 25/09/2025 T.li ilamı ile; "...Davaya esas takip dosyası incelendiğinde; takibin kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile takip olduğu, takip dayanağı belgenin 119.000TL bedelli 30.06.2020 tanzim, 06.07.2020 vade tarihli, düzenlenme yeri İstanbul olan bono olduğu anlaşılmaktadır. Kambiyo senetleri, TTK'da düzenlenmiş olup, TTK 4.maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu durumda mahkemece asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin sair istinaf istemleri incelenmeksizin kararın resen dikkate alınan sebepler nedeni ile kaldırılmasına" şeklinde karar vermiştir.
DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2025/751, 2026/152 Karar sayılı, 03/03/2026 tarihli ilamında; "... Uyuşmazlık konusu anılan bono incelendiğinde bedele ilişkin herhangi bir nakden ya da malen kaydı bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemez. Ayrıca senet alacaklısı dava dışı ..., senet borçlusu ise davacı taraftır. Davalı ise yetkili hamil olduğundan icra dosyasında alacaklı huzurdaki davada ise davalıdır.Tüm dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası ve dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde borcun kambiyo senedinden kaynaklandığı, davalı alacaklının yetkili hamil olduğu, senedin dava dışı ... ile davacı arasında düzenlendiği, senet üzerinde nakden veya malen ibarelerinin bulunmadığı, ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacı tarafın borçlu olmadığını ispat edemediği, yapılan ödemeler iddiası yönünden yapılan incelemede banka dekontları yönünden gerekli belgeler değerlendirilmiş olup, alanında uzman bilirkişi tarafından yapılan incelemede söz konusu ödemelerin bonoya ilişkin olmadığı, bu yönde delilin dosyada bulunmadığı tespit edilmiş olup, tüm toplanan bu deliller neticesinde ispatlanamayan davanın reddine ve kötü niyet tazminatı yönünden şartları oluşmadığından reddine hükmedilerek;
-Davanın REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kötüniyetli ciro, temel borç ilişkisi, senet bile olsa, alacak iddiasında bulunanın, iş bu iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, Dava konusu icra takibinde, dava dışı ...’nın borçlu gösterilmeyişi, davalının, ...’dan gerçek bir alacağı olduğuna yönelik dosyaya bir delil sunmayışı, dava dışı ... ve davalı arasında aynı fikir birliği ile kötüniyetli ciro ilişkisi bulunduğu dikkate alınmaksızın karar verildiğini, Senedin tanzim sebebinin, senet metninde boş olmasının davalı lehine değerlendirilmesinin hatalı olduğunu,Davalı, 26.12.2024 tarihli isticvap ifadesinde, senedin tanzim sebebi konusunda bir kısım açıklamalar yapmışsa da açıklamalarının hem çelişki arz ettiği hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı isticvapta, dava dışı ...’nın kendisinden borç para istediğini, o borcu döviz olarak verdiğini belirtmişse de dava konusu senedin TL miktarlı olduğunu, aynı şekilde müvekkiline de evlenme hayallari sebebiyle borç verdiğini belirttiğini, savunmanın senetle çeliştiğini,Dosyaya sunulan banka kayıtları ve bilirkişi raporuyla ise müvekkilinin, davalıya olan borcunu ödediğinin sabit olduğunu, buna rağmen davalının bu sefer çelişkili davranmaya devam ederek, taraflar arasında bir de taşınmaz alım satımdan dolayı alacak borç ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, Başakşehir Polis Merkezindeki ifadesinde de müvekkiline ev alım karşılığı borç para verdiğini belirttiğini, senedin tanzim sebebi konusunda açık bir çelişki olduğunu Davalı, senedin tanzim tarihinin, evin alınmasından önce olduğunu iddia etmiş olup kabul anlamına gelmemekle birlikte, senette tarih kısmının boş bırakılarak sonradan doldurulduğu veya çeşitli sebeplerle geriye dönük senet tanzimleri gerçekleştirildiği uygulamada çok karşılaşan bir durum olup, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığı veya alacak borç ilişkisinin ne zaman başladığı konularında senetteki tarihin bir önemi bulunmadığını,Davalının alacaklı olduğunu yan delillerle ispat etmesi gerektiğini, Müvekkilinin, dava dışı ...’ya da davalının kendisine de hiçbir borcu bulunmadığını, Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; banka kayıtları ve müvekkilimizin yaptığı ödemeler incelendiğinde, müvekkilimizin davalıdan 101.435,00TL alacağının bulunduğu, Davalının whatsapp mesajları incelendiğinde müvekkilinin, davalıya 124.106,71TL borcunun bulunduğu, Müvekkilinin, davalıya yaptığı ödemelerin senet borcundan düşülmesi durumunda, müvekkilinin, davalıya 101.435,00TL tutarında borcunun bulunmadığı, -Bononun mücerret borç ilişkisini yansıttığı ve davacının ödemelerinin bonoya konu alacaktan düşülemeyeceğinin kabulü halinde ise müvekkilimizin borçtan sorumlu olacağı, asıl alacağa vade tarihinden itibaren avans faizi yürütülebileceği belirtildiğini, Davalının hiçbir ifadesini ve savunmasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı, taraflar arasında ev alımına dayalı bir alacak borç ilişkisinden bahsetmiş, taraflar arasında başka bir alacak borç ilişkisi bulunduğuna dair savunması olmadığını, O halde davalının, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, gayrimenkulün aynına yönelik sözleşmeler noter tasdikli olmadıkça MK md 706, BK md 237, Noterlik Kanunu md. 60, Tapu Kanunu md. 26 gereği geçersiz olduğunu, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili katılma yolu ile istinaf isteminde özetle; Mahkemece 10.000TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlık bedelinin 119.000TL olduğunu, maktu vekalet ücretinin de altında vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini,Kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, emsal sunulan kararlarda yer aldığı üzere tazminat talep edilmese bile mahkemenin davanın reddi ile resen kötüniyet tazminatına hükmetmesi gerektiğini, kararın bu yönlerden düzeltilmesi gerektiğini,İspat yükünün davacıda olduğunu, sunulan banka dekontlarının dava konusu bono ile ilgisi olmadığını, dekontlarda senede ilişkin açıklama olmadığını, raporda da ödemelerin senede ilişkin olmadığının kesin olarak tespit edildiğini, davacının kötüniyet iddiasını da ispatlayamadığını belirterek davacının istinaf isteminin ise reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davanın 10.000TL üzerinden harçlandırılarak açıldığı, ancak uyuşmazlık konusu bononun 119.000TL olduğu, davaya esas takip dosyasının toplam 158.196,64TL'nin tahsili talebi ile başlatıldığı görülmektedir. Harç kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen her aşamada dikkate alınır. Bu durumda mahkemece öncelikle Harçlar Kanunu 30.maddesi gereğince davacı tarafa eksik harcın ikmali için süre verilerek esas hakkında inceleme yapılması gerekirken eksik harç ile yargılamaya devam olunması yerinde değildir. (Aynı yönde Y.11HD, 2021/379 Esas, 2022/4355 Karar sayılı, 02/06/2022 Tarihli ilamı) Kabule göre de; davalının aşamalardaki beyanlarında dava konusu senedin ihdas nedeninin davacının dava dışı lehtardan aldığı borç para karşılığı olduğunu savunduğu, senedin ihdas nedenini talil etmediği sabit ise de, davacı senet bedelinin ödendiğini ileri sürmüş ve banka kayıtlarına dayanmıştır. Davalı ise yapılan ödemelerin iş bu senet karşılığı değil davalıya aldığı ev bedelinin ödemesi olduğunu, senedin vadesinin taşınmaz alımından önce olduğunu savunmuştur.Havale, kural olarak borcun ödenmesine ilişkin olup davalı ödemelerin başkaca bir hukuki ilişkiye (taşınmaz alımına) dayalı olduğunu iddia ettiğinden öncelikle bu yöndeki savunma üzerinde durularak savunmaya konu taşınmazın tapu kaydının geldileri ve resmi akit tablosu ile celp edilerek deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Davacı ile davalı arasında taşınmaz alım satımına ilişkin bir borç ilişkisinin olduğunun ispatlanamaması halinde ise; davacı tarafça davalı adına senet tarihinden sonra yapılan ve sebebi belirlenemeyen/herhangi bir açıklama yer almayan ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin olarak yapıldığı kabul edilerek buna göre davacının tüm ödemelerinin tek tek değerlendirilerek banka kayıtlarının incelenmesi gerekirken eksik inceleme ve bilirkişi raporuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 355, 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebi yapılmayan sair hususlardaki istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne,
2-istanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2026 gün ve 2025/751 Esas, 2026/152 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6, 355. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-Kaldırma sebebi yapılmayan sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İstinaf peşin harcının talebi halinde taraflara iadesine,
5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 340TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.342TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.002TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.03/07/2026