Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/814 E. 2026/1154 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/814
- Karar No
- 2026/1154
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/814
KARAR NO: 2026/1154
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 4/12/2025
NUMARASI : 2024/346 (E) - 2025/848 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 9/7/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalı sürücü ...'ın yönetimindeki, davalı ...AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesiyle sigortalı...plakalı minibüsle 16/5/2009 günü Mersin İli Erdemli İlçesinde seyir halinde iken meydana gelen kazada, yolcu olarak bulunan davacıların desteği ...'un öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise sigorta limitinin aşılmaması koşuluyla temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline; yargılamanın son aşamasında zarar ve kapsamı belli olduktan sonra açıklanacak manevi tazminat tutarlarının işleten ve sürücüden ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesini istemiş; 16/12/2024 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği manevi tazminatların miktarının davacı ... için 65.000 TL, davacı ... için 125.000 TL, davacı ... için 45.000 TL olduğu beyan etmiş; 26/10/2025 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için istenen destekten yoksun kalma tazminatının 2.677.017,39 TL, davacı ... için istenen destekten yoksun kalma tazminatının 43.877,83 TL, davacı ... için istenen destekten yoksun kalma tazminatının ise 371.115,05 TL olduğunu bildirmiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, davacı ... için 2.677.017,39 TL, davacı ... için 43.877,83 TL, davacı ... için 371.115,05 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği 16/5/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinin davacı ... için 115.950,94 TL, davacı ... için 1.900,50 TL, davacı ... için 16.074,28 TL ile sorumlu olması ve faizin davanın açıldığı 8/6/2024 gününden itibaren işlemesi koşuluyla müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara ödenmesine; davacı ... için 100 TL, davacı ... için 100 TL, davacı ... için 100 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 16/5/2009 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsil edilerek adları geçen davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...AŞ vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından maddi sorunun takdirinde hata yapılarak eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkili davalı şirketin ... poliçesini düzenlediği dikkate alınarak, zorunlu taşımacılık sigortası olup olmadığı araştırılmadan nihai karar verildiğini; müvekkili sigorta şirketinin farklı tarihlerde ödediği tutarlar araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu; ödenen tazminatlarla poliçe limitinin tüketildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin başkaca sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemesi koşuluyla tüm tazminat taleplerinin değerlendirilerek hesaplama yapılması, tazminat miktarının poliçe limitini geçmesi durumunda ise teminatın garameten paylaştırılması gerektiğini; davacının isteminin zamanaşımına uğradığını; ölen desteğin herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması, davaya konu kazanın iş kazası olup olmadığı belirlenip... tarafından davacılara rücuya tabi tazminat ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini; sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun kabul edilemeyeceğini; davayı kabul anlamına gelmemesi koşuluyla araçta yolcu olarak bulunan ölen desteğin emniyet kemerini takıp takmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca istiap haddinin aşıldığının da ortada olduğunu; davaya konu zarara ilişkin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olan müvekkili sigorta şirketinin, vekâlet ücreti ve yargılama gideri ile harçlardan müteselsilen sorumlu tutulamayacağını, gerekçeli kararda müvekkili şirketin poliçe limiti ve kusur oranında sorumlu olduğuna hükmedilerek, vekalet ücreti, yargılama gideri, harç ve diğer ferilerin bu tutara oranlanması gerektiği; hükmolunan tazminat miktarının pek aşırı olduğunu; davaya konu ölüm ile kaza arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespit edilmesi, destekten yoksun kalma tazminatı istemi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini; başvuranların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, müvekkili şirketin usuli kazanılmış hakkının gözetilmesi gerektiğini; kabul anlamına gelmemesi koşuluyla, araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı sorumluluğu olan müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğünü dava tarihinde istenebilir hale geldiğini, bu sebeple yasal faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "d" bendi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8'inci ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Aslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 25'inci baskı, sayfa 207 vd.)
Öte yandan, yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekâlet ilişkisi de kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 43'ncü maddesinin 1'inci fıkrası ile 513'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca sona erer. Vekilin davaya devam etmesi olanağı bulunmayıp yalnızca bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.
Dava dosyasının incelenmesinde, nüfus kaydı içeriğine göre davacı ...'un nihai karar verildikten sonra, dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada 15/1/2026 günü öldüğü anlaşılmıştır. Bu itibarla eldeki davada verilen nihai karar kesinleşmeden önce ölen davacı ...'un davada taraf olma ehliyeti son bulduğu gibi adı geçen davacının ölümüyle birlikte vekili Av. ... ile vekâlet ilişkilerinin sona erdiği gözetildiğinde, ölen davacı ...'un malvarlığına ilişkin tazminat hakkının mirasçılarına geçtiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece davacı ...'un mirasçılarının davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra nihai karar verilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Kararın kaldırılma nedenine göre, davalı ...AŞ vekili dilekçesinde ileri sürüdüğü diğer istinaf nedenleri bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davalı ...AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4'üncü maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine,
4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusundan ötürü davalı ...AŞ tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
7-İstinaf incelemesinin sonucuna göre icranın geri bırakılması kararı kapsamında davalı ...AŞ tarafından Ankara 8'inci Genel İcra Dairesinin ... (E) sayılı takip dosyasına sunulan ... AŞ ... Şubesi tarafından düzenlenen 23/2/2026 gün ve ... numaralı, 290.000 TL bedelli teminat mektubunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36'ncı maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca geri verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 9/7/2026